KOMİSYON KONUŞMASI

MEVLÜT KURT (Kahramanmaraş) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; 7'nci madde doğrudan doğruya canımızı, merhametimizi emanet ettiğimiz isimsiz kahramanlara duyduğumuz bir vefa borcunun yasalaşmasıdır. Düşünün ki, bizler şu an bu güvenli salonlarda kanun maddelerini tartışırken şu saniye dünyanın en tekinsiz sınır boylarında, ölümün kol gezdiği çatışma bölgelerinde ya da bir depremin tozlu karanlık, sıfır noktasında üzerinde kırmızı hilalli yeleğiyle koşturan kardeşlerimiz var. Olağanüstü şartlarda kendi hayatlarını hiçe sayarak başkalarına nefes olmaya, bir yaramıza merhem olmaya çalışıyorlar fakat onların da geride bıraktıkları evleri, yollarını gözleyen eşleri ve çocukları var. Ateşin ortasına atlarken insanın aklı ister istemez geride kalır. İşte, bu maddenin ilk kısmı kahramanlarımıza devletimizin verdiği çok net, çok şefkatli bir güvencedir. Kanunla onlara diyoruz ki: Afet, savaş ve çatışma zamanlarında sahada bilfiil görev yaparken yaralanır, engelli kalır ya da şehit düşersen aklın asla geride kalmasın. Seni doğrudan 2330 sayılı Kanun kapsamına alıyoruz. Sen başkalarının canını kurtarırken devletin de senin ailene, senin ocağına kol kanat gerecektir. Bu düzenleme sahada yüksek risk altında çalışan insan kaynağımızı koruma altına alma ve motivasyonlarını en üst seviyede tutma adına atılmış muazzam bir vicdan adımıdır.

Meselenin bir de sahadaki aklı, işin mutfağını düzenleyen yüzü var. Çoğumuz afet ve kriz anlarında sahaya inmişizdir. O anlardaki iyi niyetli ama yorucu karmaşayı gözlerimizle görmüşüzdür. Sahadaki en büyük yaramız nedir? Bir mahallede yardımların üst üste yığılması, israf edilmesi; diğer tarafta arka sokakta ise sesini çıkaramayan gerçek ihtiyaç sahibinin unutulmasıdır. İşte bu maddenin 2'nci kısmı yardımlardaki bu mükerrerliği ve kaynak israfını bitirmek için yazıldı. 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu'nda yaptığımız çok stratejik bir dokunuşla il ve ilçedeki Kızılay şube başkanlarını Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı mütevelli heyetlerinin daimî birer üyesi yapıyoruz. Kısacası bu entegrasyondur, bu Kızılayın sokağı, mahalleyi, kimin tenceresinin kaynayıp kimin tenceresinin kaynamadığını bilen saha tecrübesini doğrudan devletin karar masasına taşıması demektir. Düşünün, masanın bir tarafında mülki idaremiz, diğer tarafında sokağın nabzını tutan Kızılay Başkanımız. Böylece devlet ve Kızılay sahada birbirinden habersiz kovuşturan iki ayrı yapı olmak yerine tek bir yürek, tek bir akıl olarak hareket edecek, yardımlarımız, kamu kaynaklarımız ziyan olmadan nokta atışıyla doğru adresi, en muhtaç kalbî bulacak. Özetle, bu madde ateş hattındaki canlarımıza vefa yardım masalarımıza ise tam bir akıl ve düzen demektir.

Saygılar sunuyorum.