KOMİSYON KONUŞMASI

AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Evet, biz, bu teklifin 4'üncü maddesi Anayasa’nın 73'üncü maddesine ve 10'uncu maddesine aykırılık barındırdığı için teklif metninden çıkarılmasını talep ediyoruz.

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

ERHAN USTA (Samsun) - Biz de destekliyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Kabul etmeyenler... Sayınız yetmedi, kabul edilmemiştir.

ERHAN USTA (Samsun) - Olsun, biz destekleyelim.

BAŞKAN MEHMET MUŞ - 4'üncü maddeye ilişkin redaksiyon ihtiyacı bulunmaktadır.

Maddeyle 193 sayılı Kanun'a eklenen 20/D maddesinin ifade bütünlüğünün sağlanması ve uygulamada ortaya çıkabilecek sorunların önüne geçilmesi amacıyla üçüncü fıkradaki "Bu kazanç" ibaresinin "Birinci fıkra kapsamındaki kazanç" şeklinde değiştirilmesi, dördüncü fıkrasındaki "İstisna" ibaresinden sonra gelmek üzere "kapsamındaki" ibaresinin eklenmesi suretiyle redaksiyona tabi tutulması gerekmektedir.

Maddeyi redaksiyon doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 4'üncü madde kabul edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, 3'üncü ve 11'inci maddeyi birlikte müzakereye açıyorum.

Sayın Gülsoy, buyurun.

SEYDİ GÜLSOY (Osmaniye) - Başkanım, teşekkür ederim.

Bu maddeler, teknoloji girişimciliğini ve yenilikçi şirketlerin büyüme süreçlerini desteklemeye yöneliktir. Teknogirişim şirketlerinde çalışanlara verilen pay senetlerinde vergi istisnası sınırının artırılması ve elde tutma sürelerinin kısaltılması, nitelikli çalışanların girişimlere ortak olmasını kolaylaştırmak, ayrıca teknogirişim rozetine sahip şirketlere dijital şirket statüsü, oda aidatı muafiyeti ve paya dönüştürülebilir borçlanma imkânı gibi düzenlemelerle genç girişimcilerin finansmana erişimi kolaylaştırılmakta, kuruluş ve büyüme maliyetini azaltmak amaçlamaktadır.

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Evet, 3'üncü ve 11'inci maddeyle alakalı söz talebi var mı?

Sayın Bakırlıoğlu...

AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Ben maddeyle alakalı değil de önemli bir konudan bahsetmek istiyorum Sayın Başkanım hazır burada SGK yetkililerini bulmuşken.

"Tekin Tuturga" adlı bir vatandaşımız 21/4/2020 tarihinde kalp krizi geçiriyor, kendisi şehit olarak defnediliyor, beş yıl boyunca da ailesi şehit maaşı alıyor. Daha sonra SGK bu işi mahkemeye götürüyor, beş yıl sonunda da mahkeme "Tekin Tuturga adlı şehidimizin kalp rahatsızlığı vardı, bu sebeple şehit sayılamaz." diyor ve aileden o güne kadar almış olduğu şehit maaşını, yaklaşık 1,5 milyon liralık bir rakamı geri istiyorlar. Ben bunu daha önce Plan ve Bütçe Komisyonunda yine SGK yetkilileri varken dile getirmiştim, sağ olsunlar, adımlar atıldı, o sorun giderildi ancak bu ve buna benzer çok sorun var, çok sıkıntı var.

Ahmet Yasin Demirkıran, polis memurumuz 6 Kasım 2022'de görev dönüşü, ek görev dönüşü kalp krizi geçiriyor, şehit olarak defnediliyor ve daha sonra "şehit" unvanı verilmiyor. Üç yıl boyunca bir hukuki mücadele yapılıyor, üç yıl sonra "Tamam, şehidimizdir." deniliyor ve on bir aydan beri de ailesine şehit maaşı bağlanıyor. Eşi atanamayan öğretmen ve ona bir memuriyet hakkı tanınıyor, uzun zamandan beri de akademide eğitim görüyor, evini Sivas'a taşıyor. En sonunda istinafa gidiliyor, istinaf bir karar veriyor, şehitliğini iptal ediyor ve şöyle bir şey var: Bu şehidimizde bir rapor var, 2017'de "C" dilimi rapor yani diyor ki: "Ahmet Yasin Demirkıran adlı polisimizde kalp rahatsızlığı var, yürüyüş, eylem ve maç gibi ek görevlere götürülmemesi lazım." İki yıl boyunca 33 kez ek göreve gidiyor ve ek görevden, maç görevinden dönerken de kalp krizi geçiriyor. Şimdi, bu ve buna benzer çok şikâyet var, çok sıkıntı var. Burada iktidar milletvekillerine sesleniyorum, buradaki, Plan ve Bütçe Komisyonundaki arkadaşlara sesleniyorum: Artık bunları sorun olmaktan çıkarmamız lazım. SGK yetkililerine sesleniyoruz: Bu ve buna benzer sorunları artık tamamıyla ortadan kaldırmak için yasal düzenleme yapılması gerekiyorsa oturalım, burada yasal düzenleme yapalım, çok ciddi sıkıntılar çıkıyor. İnsanlar bir düzen kurmuşlar kendilerine, maaş bağlanıyor, memuriyet hakkı veriliyor fakat daha sonra SGK bunu istinafa götürüyor. İstinaf mahkemesi doğru düzgün incelemeden -bana kalırsa- bir karar veriyor, önceki kararı bozuyor ve ciddi mağduriyetler ortaya çıkıyor. Yani burada bizim Meclis olarak yapmamız gereken ne varsa ben Meclisteki arkadaşlarımızın duyarlılık göstereceğine inanıyorum. SGK illa bu işi, adli süreci sonuna kadar götürmek mecburiyetinde mi? Yani ilk mahkeme bir karar vermiş "Tamam, şehittir." demiş, ondan sonra bu işi istinafa götürmenin, üst mahkemelere götürmenin ne manası var? İşte, istinaf bir karar vermiş, insanların hayatları birdenbire değişiyor. Bu paralar geri isteniyor, memuriyet hakkı olanlar memuriyetten menediliyor. Bu ve buna benzer çok problemli aile var. Bu insanlar zaten yakınlarını kaybetmişler, babalarını kaybetmişler, eşlerini kaybetmişler, şehit olarak defnedilmişler törenle, bu insanları bu konuda daha fazla üzmememiz gerektiğini düşünüyorum. Buradaki hem SGK yetkililerine hem de buradaki milletvekili arkadaşlarımıza sesleniyorum.