| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | Profesör Doktor Pınar Uyan Semerci'nin ve Doçent Doktor Alperen Bıkmazer'in yaptıkları sunumlara ilişkin görüşme |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 13 .05.2026 |
ELİF ESEN (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Başkanım.
Ben de hayırlı olmasını diliyorum Komisyonunuzun.
Çocuk benim zaten doğalında çalıştığım bir konu olduğu için hem Suça Sürüklenen Çocuklar Komisyonunun üyesiydim hem de bu konuyla ilgili Mecliste "Çocuk Hareketi" adında bir sivil inisiyatifin de kurucu fikir annesiyim.
Şimdi, çok şey konuşuldu, çok hoca dinledik, çok bürokrat dinledik aslında bu konuyla ilgili ama bunun canımızı yakan bir konu olması sebebiyle de Meclis yeniden bir Komisyon kurdu, bunu da olumlu buluyorum. Bu kök sebeplerin daha doğru tespit edilip belki komisyonların ortak kesişen çözüm önerilerini, strateji ve politika önerilerini de barındırma potansiyeli bulundurduğu için bu Komisyonu da olumlu buluyorum. İnşallah, ümit ediyorum ki bu Komisyonun raporu, rapor haricinde bazı teknik konulara da hem yasa anlamında hem bakanlıkların uygulamaları anlamında fayda sağlayabilsin.
Şimdi, sizin sunumunuzu dinleyemedim Hocam ama çok merak ediyorum, ayrıca okuyacağım.
Değerli hocamın sunumunu dinledim, "erken uyarı işaretleri" diye ifade ettiniz ve işte "Ölüm, sosyal medya tehditleri, ani davranış değişikliği, yoğun izolasyon, takıntılı siyah ilgisi, kendine zarar verme, şiddeti yücelten içerik tüketimi, okuldan kopma." dediniz. Şimdi, nasıl ki bir ön sinyalizasyon sistemi vardır, alarm verir ya sesle ya ışıkla, aslında burada çocuk alarm veriyor ve bizim aslında bu alarm veren çocuğu o sistemlerde görebilmemiz lazım fakat anlaşılıyor ki bugün bunu görmekte Türkiye'deki sistem olarak bizler zorlanıyoruz. Ben hiç kimseyi suçlamıyorum çünkü kök sebeplere inildiğinde, evet, sistemsel eksiklikler, hatalar, yanlışlıklar var fakat teknoloji ve dijitalleşme de dev adımlarla hayatımızı değiştiriyor ve bizim buna yönelik yeni yasal çalışmalar yapmamız da gerekiyor; tam da bu sebeple buradayız.
Şimdi, sizin de belirttiğiniz gibi, kök sebepler sadece çocuğa, sadece okula, sadece öğretmene ya da sadece aileye ve sosyal çevreye de bağlanamaz; çok sistematik bir biçimde belki de hepsinin birleşiminden ortaya çıkan bir etki var ve fakat şu net, artık toplumda âdeta bir cerahat gibi şişti, şişti, şişti ve patlama noktasına geldi. Maraş ve Urfa'da yaşanan olaylar da bunun, artık bu iltihabın, bu çıbanın başının patladığını gösteriyor. Eğer bir çocuk çocuğu öldürüyorsa bu gerçekten bir alarm sinyalidir. Ben size şunu soracağım, bunlar farklı illerde de olabilirdi, o yüzden il telaffuz etmeden soruyorum: Bu vaka analizlerine baktığımızda, bu vakaların ardından da Millî Eğitim Bakanlığının ve İçişleri Bakanlığının ortak bir basın açıklaması oldu, bazı tedbir kararları açıklandı. Şimdi, bunları da göze alarak, biz bu vakaları neden yaşadık, bu uyarılar olmasına rağmen -bu çocuklarda bu uyarılar vardı- neden göremedik, kısmen görüldüyse neden önleyemedik, "Ne olması gerekiyor?"u sizden ben duymak istiyorum vaka analizi olarak. Maddelendirerek bunu nasıl açıklarsınız? "Şu tedbirler olsaydı bizim bunları yaşamama ihtimalimiz düşük olurdu." Her zaman yüzde 100 diye bir ihtimal yok, yüzde 10'luk bir yaşama potansiyelimiz olurdu. Aslında hani kısmen cevabını biliyorum ama sizinle örtüşecek mi diye merak ediyorum. Birincisi bu, vaka analiziyle.
İkincisi de burada yine sunumunuzda belirtmişsiniz, mesela "Şiddetin normalleşmesi." demişsiniz. Bu, biraz eksik kalmıyor mu sizce? Artık şiddet, normalleşmenin ötesinde, çocuklar ve gençler arasında itibar kazanma "..."(*)ına geçti diye düşünüyorum yani normal boyutu geçip itibar kazanma. Ve burada da "Aksiyon ve şiddet odaklı oyunlar, anti kahramanlar." demişsiniz fakat ilerleyen verilerde dizilerin bunda çok etkili olduğunu söylüyorsunuz. Burada aslında belki de hani bu zamana kadar göz ardı edilen ama şimdi artık çok konuştuğumuz RTÜK'ün dahi sorumluluğu var. Ben Sayın Vekile, Beritan Hanım'a katılıyorum, okul sosyal hizmet modelinin yurt dışında çok iyi modelleri var, özellikle Sayın Başkanım, biz Suça Sürüklenen Çocuklar Komisyonunda İspanya ve Kanada örneğinin bu konuda çok önleyici ve iyi çalışmalar ürettiğini görüyoruz, politika ve uygulama çalışmaları ürettiğini fakat okul sosyal hizmet modeliyle birlikte entegre işleyen, aileyi de işin içine katan bir sosyal hizmet modeline geçmenin gerekli olduğunu düşünüyor musunuz yine? Eğer o olsaydı biz bu çocuklarımızı daha çok koruyabilir miydik?
Çok fazla şey var ama ben artık hani bununla sınırlı kalayım, daha fazla bir şey sorup vakit almayayım diyorum.
Son bir şey: Biz SSÇ'de MESEM'leri ziyaret ettik. MESEM'lerde sayıca çok çocuğun olduğu okullar var. Şimdi, ben MESEM'lerin kalması ancak bir reformla, bir seferberlik ve iyileştirme hâliyle gerçekten çocukları, okuldan kopan çocukları kapsayacak ve iş hayatına dâhil edebilecek nitelikli bir sistem olarak devam etmesini öngören vekillerden birisiyim. MESEM'lerde şunu çok net gördük yalnız: Evet, bu çocukları alıyorlar, okuldan kopma verileri noktasında çok vahim, çok dramatik veriler var bu anlamda, bu çocukları biz okul sisteminde tutabilirsek ve öğretmenle de o duygu bağını kurabilirsek belki -sizin de tabirinizle, ben de kullanırım bu tabiri- tutunacak bir dalı olabilir o çocuğun. Fakat, burada gördüğümüz en önemli eksikliklerden biri, yine okul sosyal hizmet sisteminin olmamasına bağlı PDR danışmanlarının sayıya göre çok az olması ve "Biz hangi çocukla ilgilenelim, nasıl risk tespiti yapalım?" diye veryansın etmeleri. Yaklaşık bin kişilik okulda 2 PDR öğretmeni vardı. Kaç öğretmen olsa çocuklar doğru teşhis edilir ve etkin bir PDR sistemi işletilebilir diyerek bitirmiş olayım.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Elif Hanım, öncelikle teşekkür ediyorum.
ELİF ESEN (İstanbul) - Ben teşekkür ediyorum.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Tabii, siz Komisyonumuzun üyesi olmadığınız için, belki geçen toplantıda burada almış olduğumuz bazı kararlardan haberiniz olmadığı için detaya girdiniz. Şimdi biz Komisyon çalışması olarak, bizim Komisyonumuzun görevi sadece sizin daha önceki çalıştığınız Komisyonun görev alanlarının da ötesinde, daha geniş, daha kapsamlı bir bölümü tercih ediyor ve dolayısıyla biz önce akademisyenlerimizi salt, somut olaylara girmeden dinlemek istiyoruz, onların sunumlarını dinleyeceğiz, değerlendireceğiz. Yani kamu kurumlarını bile çağırmadık ki burada nasıl olaylar oldu, nasıl değerlendirmeler oldu, ona girmeden hocalarımızı genel olarak dinleyip, değerlendirip ondan sonra da oradaki hadiseleri değerlendireceğiz.
ELİF ESEN (İstanbul) - Ama Sayın Başkanım, şöyle bir katkım olsun...
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Hocam, müsaade buyurun.
Yani sonuçta hocalarımız kendi sundukları alanlarla ilgili somut, oradaki olayları sadece şu anda görsel basında, yazılı basında veya sosyal medyada bildikleri kadar biliyorlar; bizim gibi, biz de o kadar biliyoruz zaten. Onun için, olayları iyice bir araştıralım, bir değerlendirelim, ondan sonra, daha sonraki toplantılarda siz de şeref verirseniz o tür cevapları bulma noktasında oluruz.
ELİF ESEN (İstanbul) - Değerli Başkanım, o zaman şu eklemeyi yapmak istiyorum: Saygı duyuyorum görüşünüze fakat gelen hocalarımızın her biri alanında çok değerli hocalar, onlardan çözüm önerisi almazsak bence bu Komisyonun çalışması kısıtlı kalır. Lütfen, çözüm önerilerini almamız noktasında da "Verebilirim." ya da "Veremem." diyebilir hoca ama çözüm önerisi önemli.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Şu an 2 hocamız sunum yapacaklar, o yüzden arada kısa bir soru-cevap yapalım dedik. İstanbul'a gidecek hocalarımızın kendi programlarıyla ilgili sıkışık bir zaman aralığı var. Onların o noktadan taleplerine şey kaldık.
ELİF ESEN (İstanbul) - Peki, teşekkür ediyorum.