| Komisyon Adı | : | MİLLİ SAVUNMA KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 11 .06.2026 |
UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Şimdi, öncelikle, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Daha önceden de uzun yıllardır Parlamentodayım, on beş yıl yarın doluyor on altıncı yıla giriyorum, uzun yıllar Anayasa Komisyonunda da görev yaptım. O nedenle, özellikle bazı maddelere ilişkin çekincelerimin, Anayasa'ya ilişkin tereddütlerimin zabıtlara geçmesi açısından, tutanaklara geçmesi açısından sizinle paylaşmak istiyorum. Bizim tespitlerimize göre bu maddelere yönelik olarak mutlaka Anayasa Komisyonundan alınıp alınmadığını da bilmiyorum, muhtemelen Sayın Başkan bu konuda bir değerlendirme yapacaktır, ilgili maddelere ilişkin olarak Anayasa'ya aykırılık yönünden bir inceleme yapılması anlamında görüş alınmasının doğru olduğu kanaatindeyim. Bizim, mevcut teklifteki 17 madde içerisinde 1-2-7 ve 8'inci maddeler konusunda tereddütlerimiz var. Böyle, çok fazla zamanınızı almadan somut birkaç şey söyleyeceğim.
Özellikle diyorum ki 1-2-7-8 ama 1 ve 2'nci maddeler zaten birbirleriyle bağlantılı olduğu için, onlar üzerinde de çok ayrıntılı konuşulacağı için en sona onları bıraktım, tersten başlayayım dedim, Karadeniz milletvekili olduğum için 8'inci maddeden geriye doğru gideyim dedim.
Değerli Başkan, 8'inci maddede getirilen teklifle beraber, Kamulaştırma Kanunu'nda 2942'de bir düzenleme yapılıyor. Ben meslek hayatımda da uzun yıllar Kamulaştırma Kanunu'yla uğraşan ve kamulaştırma davalarında görev almış bir avukattım, uzun yıllar bu işlerle ilişkin de düzenlemeler yaptım. Burada 2 tane yönü vardır kamulaştırmanın: Bunlardan bir tanesi; kamu yararı kararı olup olmadığına ilişkin tereddüt vardır, idari yargı yoludur. 2942'de 2001 yılında bir düzenleme yaptık. Orada şöyle bir düzenleme yaptık: Derviş yasalarından biridir, belki hukukçu arkadaşlarım bunları bilirler. Daha önceden yapılan düzenlemelerde belli bir süre verirdi idare, kamulaştırma kararı alırdı, o süre içerisinde, örneğin otuz gün içerisinde, kalkardı o kamulaştırmada bedele yönelik olarak kişiler dava açardı, hoşuna giderdi veya gitmezdi. 2001 yılında bir değişiklik yapıldı; şimdi, bütün yetki idareye geçti. Şimdi, tam tersi, vatandaş dava açmıyor, idare buna ilişkin bir kamulaştırma bedel artırımına ilişkin bir dava açıyor. Şimdi, siz burada getirilen düzenlemede şöyle yapıyorsunuz, diyorsunuz ki: Biz o tarihteki fiilen tahsis edilmiş, maksatlara tahsis edilmiş kamulaştırma işlemine dayanmaksızın Kamulaştırma Kanunu'nun göz önünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkullerle ilgili amme hükmü şahsı ve müessese adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılmasını öngörüyorsunuz. Yani, şunu yapıyorsunuz: O tarihte tahsis varsa, tahsis işlemini de kamulaştırma işlemini de geriye çekiyorsunuz; belki on yıl önce olabilir, sekiz yıl önce olabilir. Burada bir sıkıntı var, bu nedir? Eğer bunu yaparsanız vatandaşın, özellikle bu Anayasa'dan kaynaklanan 46'ncı maddesindeki kamulaştırma davalarına yönelik olarak dava açma süresine ilişkin bir bariyer koyarsınız. Burada teknik bir olay var. Burada ben anlatacağım ama belki bu kayda alınmayacaktır. Bakanlığın hukukçu kadrolarının bunu değerlendirmesi gerekir. Kamu yararı kararı önceki tarihte alınmışsa, eğer tarih geriye çekilirse kamu yararına karşı açılacak idari dava yöntemi bir anlamda kadük kalır, dava açamazsınız. İki yönü var: Biri o tarihteki bedeli esas alıyorsunuz. Yani hem mülkiyet hakkına ilişkin parayla alakalı bir sorun var hem de tarihi geriye çektiğiniz zaman kamu yararı kararıyla ilişkin olarak idari dava yoluna başvurmanız mümkün değildir. Kamulaştırma iki ayağından bir tanesi idari dava yoludur, kamu yararının iptalidir, kamulaştırma hoşumuza gitmeyebilir, dersiniz ki: Kamu yararı kararı uygun değildir; bu yola gidersiniz. Bir de bedel hoşunuza gitmeyebilir, size idare dava açar, buna karşı da adli yargıda dava açabilirsiniz. Her ikisinde de sıkıntı var çünkü bedelin hükmedildiği tarih o tarihi alıyorsunuz. kamu yararı tarihini o tarihe alıyorsunuz ve muhtemelen kamu yararından dolayı da herhangi bir şekilde dava yoluna gitmek çok zor Değerli Başkanım. Bu konuda çok iyi niyetli bir tespit yaptım, idarenin şeyleri bunu yaparlar mı diye. Şöyle düşündüm, dün akşam gerçekten düşündüm "Bu ne olabilir, kamulaştırmayla alakalı böyle bir aceleyi neden yapıyor olabiliriz?" diye düşündüm. "Acele kamulaştırma" diye, kanunumuzda, 2947'de böyle bir yöntem var "Acele kamulaştırma yapılabilir." diye. Bütün bunlara rağmen, gerçekten, dün akşam düşündün, düşündüm, dedim ki: "Bu ne olabilir, nasıl böyle bir tahsis kararı olabilir?" Yahu, size çok absürt girebilir, bu konuda Sayın Başkan bir açıklama yapın veya Millî Savunma Bakanlığı bürokratları da bir açıklama yapsınlar. Sonra düşündüm ki idare bu konuda eğer acele ediyorsa, yahu, şimdi, mesela, muhtemelen önümüzdeki ay bir NATO Zirvesi var, ilk olarak da burada konuşuyorum. NATO Zirvesi'ne ilişkin bu belki de çok ütopik bir şey de olabilir. Acaba NATO Zirvesi'nin, yapılacağı veya Trump'ın ineceği yerdeki havaalanıyla alakalı bir mülkiyet sorunu mu var, otopark sorunu mu var, yerle alakalı bir problem mi var, acaba bundan dolayı mı acele ediyoruz? Eğer böyle bir acele varsa gidelim, acele kamulaştırmayla bunları yapalım diye diyorum. Bu doğru da olmayabilir yani aklıma o geldi. Yani bunu niye bu şekilde zorluyoruz? Çünkü 46'ncı maddedeki kamulaştırmaya ilişkin hükümler bunlar. Ben, özellikle bu maddenin, Anayasa'da tarif edilen 46'ncı madde aykırılığını buradan şerh düşüyorum Değerli Başkanım.
İkincisi, 7'nci madde. Bakın, en önemli şeylerden bir tanesi Anayasa’nın 125'inci maddesi. 125'inci madde gayet açık: "İdarenin yargı ve işlemleri, eylem ve sorunlarından dolayı yargı denetimine tabidir." diye 125'in başı var. "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerinde yargı yoluna başvurulur." diye amir hüküm vardır, 125'inci madde. Bu, vatandaşın idareye karşı en önemli savunma mekanizmalarından bir tanesidir. Yani idari yargı, Şûra-yı Devlet, Danıştay, İdari Dava Daireleri Genel Kurulu gerçekten önemli kurumlarımızdır ama bir sorun var, 125'inci maddenin beşinci fıkrasında aynen şöyle diyor: "İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir." Bakın, yürütmenin durdurulması kararı 2577'de yani İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda düzenlenmiş bir hüküm değildir, Anayasa'yla güvence altına alınmış, vatandaşın devlet karşısındaki en önemli bariyerlerinden bir tanesidir. 2577'de buna ilişkin düzenlemeler de vardır Anayasa'yı doğrulayan. Anayasa’nın beşinci fıkrasının amir hükmüne rağmen, bakın, bu maddenin içerisinde hiçbir istisnai hüküm, yürütmeyi durdurmayı engelleyebilecek, yürütmeyi durdurmaya istisna koyabilecek yasal bir düzenlemeyle Anayasa’nın ruhuna aykırı işlem yapmamızı gerektirmez. Anayasa’nın lafzi, ruhu açıktır ve bütün maddeleriyle beraber uygulanabilir.
Muhtemelen, Değerli Başkanım, 125'e ilişkin bir anayasal, yargısal denetime geçtiği zaman, bu amir hüküm karşısında böyle bir hatayı yaparsak yürütmeyi durdurmaya ilişkin bir istisnai madde koyarsak bunu engelleyebiliriz. Burada gerekçeye de baktım, haklısınız yani devletin... Şunu diyebiliriz, yani idari yargıda gözden kaçabilir, denetimden kaçabilir çünkü hassas bir konu. FETÖ'yle alakalı şeylerinizi de gördüm. Bunu da burada arkadaşlarım bilirler, o gece ilk gelen milletvekillerindenim, 3 kişiden biriyim. O Parlamentoya, Fetullah Gülen'in darbe yaptığı, darbe girişiminde bulunduğu Mustafa Kemal'in Parlamentosuna gelen ilk 3 kişiden biriyim. Sabaha kadar bomba yedim. Buradaydık, arkadaşlarım, bilenler bilirler. Yani o konuda tereddüt yok, o konudaki hassasiyetimiz en üst düzeydedir ama onu gerekçe göstererek, ona ilişkin bir paranoya yaratarak hukukun genel kurallarını kenara koymayı, buna ilişkin bir zafiyeti kabul etmeyi benim bir hukuk adamı olarak kabul etmem mümkün değil. Bunu tarihe not düşmesi açısından sizlerin takdirlerine arz ediyorum.
BAŞKAN HULUSİ AKAR - Tamam...
UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Fazla uzatmayacağım, sözlerimi bitireceğim.
Burada da özellikle hem 2'nci madde açısından hem 36'ncı madde açısından hem de 125'inci madde açısından da çekincelerimizi bir anlamda ortaya koyuyoruz.
1'inci ve 2'nci maddelere çok ayrıntılı girmeyeceğim, o konuda da ayrıntılı şeylerimiz var, hem 13 hem 48 hem 49 hem 70'inci maddeler açısından tereddütlerimiz var, onu muhtemelen Başkan ayrıntılı bir şekilde anlatacak ama bu maddelere ilişkin, çok geniş bir madde olduğu için onları ayrıntılı anlatacağız. Sadece şerh düşmesi açısından 13, 48, 49 ve 70'i şerh düşmesi açısından -bağlıyorum Değerli Başkanım- bunları iletiyorum. Ama bunu yapıyorken de şöyle bir çekincede de olmayalım yani sözleşmeli personelle alakalı hani iyileştirmeler yapalım diyorken Anayasa'yı bariyer koyup "Aman, bunlarla alakalı bir erteleme talebine gelelim veya bunlarla alakalı bu iyileştirme taleplerini şimdilik bir buz dolabına koyalım." gibi onların bizden umutla beklediği haberlere ilişkin de burada olumsuz bir intiba yaratmayı istemem, Onlara da gerekli müjdeleri verelim derim.
Anayasa'yla ilgili maddeler konusundaki çekincelerimizi, bu konuda Anayasa Komisyonundan da gerekirse görüş alınarak, ilgili komisyonlardan da bu konuda iradelerine başvurarak bu aykırılıkların giderilmesi konusunda kanunun lafzı ve ruhu açısından yeniden uygulanması ve yürürlüğe girmesi açısından bu eksiklerin dikkate alınmasını saygıyla diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.