| Komisyon Adı | : | MİLLİ SAVUNMA KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 11 .06.2026 |
AŞKIN GENÇ (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli üyeler; bu maddede ilk bakışta teknik bir uyum düzenlemesi yapıldığı söyleniyor. Gerekçede astsubaylar bakımından benzer bir hüküm bulunduğu, subaylar yönünden de kanundaki boşluğun giderildiği ifade ediliyor Ancak kanun tekliflerini yalnızca gerekçedeki ifadelerle değil sahada doğuracağı sonuçlarla da değerlendirmek durumundayız. Bu maddedeki en sorunlu ifade "her ne sebeple olursa olsun" ifadesidir. Böyle geniş, mutlak ve ayrım yapmayan ifadeler personel rejimi gibi hassas alanlarda ciddi hak kayıplarına da yol açabilir. Bir subayın Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılmasının çok farklı sebepleri olabilir. Kendi isteğiyle ayrılmış olabilir, sağlık nedeniyle ayrılmış olabilir, ailevi veya zorunlu sebeplerle ayrılmış olabilir, idarenin bir işlemiyle ayrılış olabilir, hakkındaki işlem daha sonra mahkeme kararıyla hukuka aykırı bulunmuş olabilir. Olağanüstü koşullarda veya kurumsal süreçlerde ortaya çıkan nedenlerle de ayrılmış olabilir. Şimdi, bütün bu ihtimalleri tek bir cümleyle aynı sonuca bağlamak adil değildir. "Her ne sebeple olursa olsun" dediğimizde hukuken farklı durumda olan kişiler aynı sepete konulmuş olur. Bizim burada yanıtını aradığımız sorular var: Bu düzenleme hangi somut ihtiyaçtan doğdu? Bugüne kadar TSK'den ayrılıp yeniden muvazzaf hizmete alınan subaylarla ilgili hangi sorun yaşandı? Kaç kişiyi ilgilendiriyor? Mahkeme kararıyla haklılığı ortaya çıkanlar bu kapsamın dışında mı kalacak? İdarenin hatalı işlemiyle ayrılmak zorunda kalmış bir subay da bu yasağa tabi olacak mı? Bu soruların cevabı net değil. Bu nedenle maddeyi şeffaf bulmuyoruz. Elbette, Türk Silahlı Kuvvetlerine yeniden dönüş otomatik bir hak gibi ele alınamaz. Buna ilişkin sağlık, sicil, disiplin, güvenlik, liyakat ve ihtiyaç değerlendirilmesi yapılabilir. Bizim itirazımız buna değil. Bizim itirazımız, hiçbir ayrım yapmadan kapının bu kadar geniş ve belirsiz bir ifadeyle kapatılmasına yöneliktir. Ayrıca, devletin ihtiyaç duyduğu dönemlerde, daha önce TSK'den ayrılmış bazı personelin, özellikle pilot subayların, kanuni düzenlemelerle yeniden sisteme alınabildiğini biliyoruz. Demek ki, yetişmiş insan kaynağına ihtiyaç duyulduğunda mutlak yasaklar her zaman doğru sonuç vermiyor. Bazen kurumun ihtiyacı yeniden değerlendirme mekanizması kurmayı gerektirebiliyor. O hâlde, bugün bu kapıyı tamamen kapatmak yerine daha özenli bir düzenleme yapabiliriz. Ayrılma sebepleri ayrıştırılmalı, mahkeme kararıyla hukuka aykırılığı tespit edilen işlemler kapsam dışında bırakılmalı, sağlık veya zorunlu nedenlerle ayrılanlar için ayrı bir değerlendirme yapılmalı, idarenin takdir alanı da kanunda açıkça sınırlandırılmalıdır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücü belirsiz yasaklardan değil, adil, öngörülebilir ve liyakate dayalı personel rejiminden gelir. Bu madde bu hâliyle ihtiyacı karşılamıyor. Bu nedenle, düzenlemenin yeniden ele alınması gerektiğini düşünüyoruz.
Teşekkür ederim.