KOMİSYON KONUŞMASI

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Konuşmamın en başında da belirttim. Şimdi, dediğim gibi bu muhtemelen hukukçular tarafından hazırlanmış bir olay. Anayasa’nın 2'nci maddesi hukuk devleti, 36'ncı maddesi hak arama hürriyeti aynen şöyle diyor: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." Geliyoruz 125'inci maddeye, 125'i şeye girmedim, ihtisasında konuşacağım.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bir vatandaşın devleti karşısındaki en büyük silahı yürütmeyi durdurmadır; hukukta ihtiyati tedbir, idari yargıda yürütmeyi durdurma. Şimdi, kanunu getirenler diyor ki: "Efendim, asıl hüküm kesinleştikten sonra yürütmeyi durdurma da dolsun." Bu yürütmeyi durdurma değil ki. Yürütmeyi durdurma ara karardır, nihai kararla beraber yaptığınız zaman yürütmeyi durdurma diye bir şey yoktur, komple çıkarın şeyden. Yürütmeyi durdurmayı eğer siz sonundaki karara buluşturup nihai kararla beraber verirseniz bu yürütmeyi durdurma olmaz ki o asıl karar olur zaten. Yürütmeyi durdurmayı baştan verdiğiniz zaman anlamı yoksa o kararın yani sonuca etkili değilse -ben Artvin terimiyle burada demek istemiyorum gülersiniz diye ama söyleyeyim burada- mala davara zararı yoksa bu kararın ki yoktur yani hiçbir işlevi yoksa o zaman bu karar ne demektir biliyor musunuz; hâkimin iki yıl sonra, üç yıl sonra vereceği kararla ihsasıreydir. Yürütmeyi durdurma kararı veriyorsa hâkim olumlu karar verecektir Sayın Başkan, bakın, çok ilginç bir hukuk tekniğini anlatıyorum. Eğer bu kararı verecekse yürütmeyi durdurma kararını baştan verecek ve işlenmiyorsa, ben size söyleyeyim, hâkim muhtemelen kabul kararı verecektir ihsasıreyde. Eğer yürütmeyi durdurma kararı ret verecekse dört sene sonraki vereceği karar da ret kararıdır. Yani hiçbir işlevi olmayan kararın yürütmeyi durdurmayla alakalı işlem olmaz. Bakın, 125'inci maddesinin birinci fıkra diyor ki: "İdarenin her türlü işlem ve eylemleri yargı denetimine tabidir." Şimdi, beşinci fıkraya geliyoruz: "İdari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç ve imkânsız zararların doğması hâlinde idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilir." diyor; yürütmeyi durdurma bu işte. Yani yürütmeyi durdurma ne? İdari işlemin doğuracağı sonuçların vatandaşta yaratacağı olumsuz sonuçlarla alakalı askıya alma işlemidir. Siz anayasal bir hükmü bir istisnayla askıya alamazsınız. Şimdi, bunu getiren kanun koyucu şöyle demiş... Ben buraya gelene kadar uygulamada şöyle zannederdim: Kanun koyucu böyle takdir etmiş. Geldim, kanun koyucunun ne olduğunu gördüm. Yani uygulama kanun koyucuyu başka bir şey zannederdim, geldim, gördüm. Bakın, altıncı fıkra şöyle diyor: Kanun olağanüstü hâllerde, şimdi olağanüstü hâl yok, seferberlik hâlinde, bu da yok eğer kişi dava yoluna başvuruyorsa, savaş hâlinde, Allah'a şükür öyle bir derdimiz de yok, genel sağlık nedenleri de yok ancak neye uyabilir? Kamu düzeni, millî güvenlik, şimdi muhtemelen bundan dolayıdır yani Anayasa’nın altıncı fıkrasındaki şey.

Değerli arkadaşlarım, 12 Eylül 2010'da bir halk oylaması yaptık, kıyameti koparttık, kıyameti koparttık "Yargıyı teslim ediyoruz." diye. 15 Temmuzdan sonra bir gecede 4.500 hâkimi, savcıyı meslekten attık, seyrettik böyle türbinlerden. Ya, bir, üç, beş adam bu şekilde bir sızma olacak diye bütün bir özgürlükleri ortadan kaldırabilir miyiz ya, mümkün böyle bir şey? Devletin alt mahkemesindeki mahkemeye güvenemiyoruz biz, diyoruz ki "Birinci mahkeme yani kürsüdeki hâkim sen hata yapabilirsin. İdari dava daireleri genel kurulundan geçsin, Danıştaydan geçsin, Şûra-yı Devlet incelemesinden geçsin." Hiç idari davalar için mahkemeye işiniz düşen olan mı? Ben size söyleyeyim: Danıştayda altı yıl, yedi yıl sonra, milletvekili olduktan on yıl sonra gelen karar var; ben unutmuştum avukatlığı. Alt mahkemelerde üç-dört yıl sürüyor idari davalar. Buna ne diyorsunuz, biliyor musunuz? "Şey aramayın." diyorsunuz yani mağdur olan... Bakın, ben suçlulara bir şey demiyorum, gerçekten bu mahkemelere gelip de hakkını arayacak olan, hak ihlaliyle karşılaşmış olan bir askerî personele, MİT personeline biz diyoruz ki: "Sana yürütmeyi durdurma kararı vermeyiz kardeşim. Sana duvarı kapattık, hiçbir işlem yapamazsın. Ancak sen davanın sonunda..." Ortalama bu davalar yedi-sekiz yıl sürüyor, Allah sizi mahkemelere düşürmesin; biliyorum ben idari yargının nasıl olduğunu, idari yargıyla ne olduğunu. Bakın, siz hukukçular lütfen... Şimdi biraz sonra reddedeceksiniz. Ya, Genel Kurula gelmeden evvel bakın, size açık açık anlatıyorum uygulamadan gelen biri olarak; bu, açık hak ihlalidir, Anayasa Mahkemesinden döner, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden döner.

Siz şöyle bir sınırlama koyamazsınız: "Efendim, millî güvenlik gerekçesiyle yürütmeyi durdurma veremezsiniz." Niye veremezsiniz ya? Nasıl böyle bir hak... Bu, hakkın kötüye kullanılmasıdır; gasbediyoruz. Birisi yanlış yapmış, olabilir; o geçmeyecek o zaman, iyi yapacak onu birinci derece mahkeme. Diyecek ki bana "Bunun terörle iltisakı vardır." MİT'ten gerekirse bilgi alacak, aşağıda durduracağız. Bunu gerekçe göstererek "Yürütmeyi durdurma kararları şeyle kesinleşir." dediğiniz zaman yürütmeyi durdurma kararı yoktur arkadaşlar. Değerli milletvekili arkadaşlarım, yürütmeyi durdurma bambaşka bir şey; bakın, inceleyin 2577 sayılı Kanun'da. O zaman "Biz 'yürütmeyi durdurma' diye bir terimi bu yasanın içine koyup da böyle, şeyde kesinleştikten sonra uygulanır." demeyip "Bu davalarda yürütmeyi durdurma kararı alınamaz." diyelim, hepimiz rahatlayalım. "Bu davalar önemli davalardır, bu davalarda..." Niye kibarlaşıyoruz ki? Niye topu çeviriyoruz arka taraftan? "Karar şeyde kesinleşir." dediğiniz zaman bu, yürütmeyi durdurma olmaz; bana hukuk fakültelerinde böyle öğretmediler. Ankara Hukuk orada bakın, gidin deyin ki: "Böyle bir yürütmeyi durdurma kararı var mı?" 2'nci sınıfta bu soruyu çocuklara sorun, Metin Günday'ın kulakları çınlasın, sınıfta bırakır. Lütfen...

Teşekkür ediyorum.