| Komisyon Adı | : | MİLLİ SAVUNMA KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 11 .06.2026 |
AŞKIN GENÇ (Kayseri) - Sayın Başkanım, değerli Komisyon üyeleri; teklifin en önemli ve en sorun maddelerinden biri bize göre. Bu madde ilk bakışta teknik bir idari yargılama usulü düzenlemesi gibi görünüyor ancak gerçekte hukuk devletinin en temel ilkelerinden birine dokunmaktadır. Mahkeme kararları idare tarafından gecikmeksizin uygulanacak mı, uygulanmayacak mı? Hukuk devletinde bunun cevabı nettir, mahkeme kararı uygulanır. İdare, mahkeme kararını beğense de beğenmese de yerine getirmek zorundadır çünkü idarenin işlem ve eylemleri yargı denetimine tabidir. Yurttaşın, kamu görevlisinin, askerî öğrencinin, personel adayının dava açmasının anlamı da budur. Mevcut İdari Yargılama Usulü Kanunu da bunu açıkça düzenler. İdare, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının gereğini gecikmeksizin yerine getirmek zorundadır, bu süre 30 günü geçemez. Bu hüküm yalnızca teknik bir süre hükmü değildir; hukuk güvenliğinin, hak arama özgürlüğünün ve yargı kararının bağlayıcılığının da teminatıdır.
Şimdi bu maddeyle bu temel kurala çok geniş bir istisna tanınıyor: Güvenlik soruşturması, arşiv araştırması, terör iltisakı, 375 sayılı KHK'nin geçici 35'inci maddesi gibi başlıklarda verilen ve göreve iade sonucu doğuran mahkeme kararlarının uygulanması kararın kesinleşmesine bırakılıyor. Bunun pratik karşılığı şudur: Kişi dava açacak, mahkemeyi kazanacak, idarenin işlemi hukuka aykırı bulunacak ama kişi görevine dönemeyecek. Mahkeme kararı var ama sonuç doğurmayacak. İdare haksız bulunmuş olacak ama haksız işlemin sonucu devam edecek. Bu hâliyle bu maddeyi kabul edemeyeceğimizi belirtmek istiyorum.
Teşekkür ederim.