KOMİSYON KONUŞMASI

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Çok kısa birkaç cümle söyleyeceğim yani aslında ilk toplantıda genel bakış açımdan ifade ettim, üzerine söyleyecek bir şeyim yok ama dinlediğim iki toplantıdır sıklıkla böyle sanki aklımıza hakaret ediliyormuş gibi hissettiğim çok nokta var. Öncelikle birçok itiraz burada iki toplantıdır hep uluslararası anlaşmalar gerekçe gösterilerek aslında onun üzerine inşa ediliyor; işte Birleşmiş Milletler Çocuk Sözleşmesi, Beijing Kuralları, Riyad İlkeleri, Havana Kuralları, Pekin Sözleşmesi, Lahey Sözleşmesi, Avrupa çocuk hakları yani bütün bu sözleşmeler, anlaşmalar -bilmiyorum, ben okuduğumu anlamakta yetersiz bir insan olduğumu düşünmüyorum- bütün bu uluslararası anlaşmalar ve sözleşmeler "Suç, suç olarak tanımlanmasın." demiyor yani "Sokaklarınızda kan gövdeyi götürüyorsa eğer bu vahşetin faillerine yaptıklarının çok ağır bir suç olduğu idrakine varabilecekleri yaptırımı uygulamayın." da demiyor. Bütün bu uluslararası anlaşmalar "çocuğun üstün yararı" diyor. Kapatma söylendiği gibi "son seçenek" diyor "Asla kapatamazsınız, asla ceza veremezsiniz, asla infaz kurumuna koyamazsınız." demiyor "Son seçenek olarak değerlendirin." diyor.

Şimdi, ben çok objektif olarak bu düzenlemeye de baktığım zaman aslında yani okuyorum teklifi, mealen "Bütün önleyici tedbirleri alalım." diyor, aldık ama bu önleyici tedbirler sonuç vermedi, bir suç oluştu. O suçun sonucunda bir rehabilitasyona başvurduk, başvuralım ama o rehabilitasyon da sonuç vermedi ve suç tekrar etmeye devam ediyor, tekrar ediyor, tekrar etmekle de kalmıyor, suçun niteliği de ağırlaşıyor; bu aşamada da "Caydırıcı yaptırıma başvurabilelim." diyor yani burada önleyici tedbir almayalım, alınmasın... Zaten "Şunu da konuşalım, bunu da konuşalım." dediğimiz, denilen her şey Çocuk Koruma Kanunu'nda var zaten. Yani Suça Sürüklenen Çocuklar Komisyonuna gelen bütün uzmanlar görüşleri de fark etmeksizin, mahalleri de fark etmeksizin o Komisyonda bizim Çocuk Koruma Kanunumuzun bu yönüyle birçok ülkenin önünde olduğunu da söylediler zaten. Yani dolayısıyla kimse "Bunları konuşmayalım, bunları uygulamayalım." vesaire demiyor ama bir fecaat karşısındayız. O fecaat karşısında da o son seçenek noktasına geldiğimiz anda o son seçeneğe başvurmaktan da kaçınmamamız gerekiyor, kaçınmayalım yani denen bu, benim anladığım denen bu. Bilmiyorum yani Türkçemin de anlayacak kapasitede olduğunu, yeterince de iyi olduğunu düşünüyorum.

Hiç girmek istemediğim konulardı ama yani günün sonunda genel politikalara, işte "Okullarda İHA, SİHA'yı, silahı niye görüyor çocuk?" oralara da geliniyorsa eğer yani gerçekten dilimin ucuna kadar geliyor iki toplantıdır, bu Komisyonun konusu da olmadığı için söylemek istemiyorum ama o zaman tutanağa geçmesi için de söylemek zorunda hissediyorum kendimi. Yani "çocuk hakları" dediğimizde yaşamak, daha önce dediğimiz gibi, en temel hakkı değil mi çocukların? Yani mesela, PKK'nın 8-12 yaş taburlarında çocukların eline çiçek mi veriliyor silah verilmiyor da? Yani İHA, SİHA maketine, ona baktığında travma yaşayan çocuk 8 yaşında eline silah verilip katliam eğitimi aldığında ya da intihar bombacısı olma eğitimi aldığında, buna zorlandığında, bu dayatıldığında, birtakım maddeler de verilerek buna yönlendirildiğinde bu çocuk travma yaşamıyor mu ya da günün sonunda ölmüş olmuyor mu? Yani şimdi, bütün bunlara ses çıkarmayan ya da bütün bunları makul gören, meşrulaştırabilen kişilerin gelip burada çocuk haklarından söz etmesini ben gerçekten aklıma hakaret kabul ediyorum. Ya da yani işte 18 yaş altı bireylerin rehabilite de edilmek koşuluyla cezaevine atılmasından bu kadar derin yaralanan insanların çocukları katledenlere özgürlük istenmesinden mesela hiç yaralanmıyor olmasını da ayrıca, gerçekten şaşkınlıkla karşılıyorum. Dolayısıyla, bu Komisyonun konusu değil...

DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Buradan size prim çıkmayacak.

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Çarpıttığınız için söylemek zorunda kaldım.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Siz çarpıtıyorsunuz.

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - İHA'lar, SİHA'lar, militarist tavırlar... Ne alakası var ya, ne alakası var?

Yani burada kaç maddelik bir kanun teklifi var, tekraren söylediğiniz şeyler de aynı.

DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Buradan size prim çıkmayacak.

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Tekraren söylediğiniz şeyler de aynı.

HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar) - Dinleyelim arkadaşlar, müsaade edin.

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - O sizin tarzınız da hiç öyle bir şeye ihtiyacım yok.

DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Buradan size ekmek çıkmayacak.

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Bir de yani bu söz kesme şey mi, bazı kişilere hak, bazı kişilere değil mi?

HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar) - Konuşmacıya müdahale de ayıp oluyor!

DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Hiç zorlamayın, prim çıkmayacak, ekmek yiyemezsiniz.

HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar) - Başkanım, konuşmacıya müdahale ediliyor.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Tamam, devam edin Sayın Taşcı.

Buyurun.

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Yani dolayısıyla, dediğim gibi, zaten ilk toplantıda söyledim, tekrar etmeyeceğim. Bu kadar çarpıtmaya, bu kadar bambaşka yerlere taşımaya gerek yok; her şey çok açık, önleyici tedbirler boyutuna hepimiz katılıyoruz, bunu da aylarca Komisyonda konuştuk, Çocuk Koruma Kanunu'nda da hâlihazırda zaten var. Tekrar söylemek istediğim tek bir şey var: Özellikle bu organize suç yapılarının çocukları suç işlemekte kullanmaması için bizim hem özellikle mükerrer suçlarla ilgili teklifin bu maddesini desteklediğimizi de Komisyon üyesi değilim ama parti olarak desteklediğimizi ifade ediyorum