| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 21 .07.2026 |
MEHMET EMİN ÖZ (Erzurum) - Başkanım, size ve Genel Müdürlerimize çok teşekkür ediyorum. Başkanım, ayrıca Gençlik Hizmetleri Genel Müdürümüze teşekkür ederken Gençlik ve Spor Bakanlığımıza teşekkür ediyorum. Yani biraz da sahada yaptıkları işten dolayı Sayın Genel Müdürümüz olayı çok iyi özetledi.
Sayın Başkanım, ben Erzurum'dan bir örnek vermek istiyorum. 2011 yılında Erzurum'da olimpiyatlara 1 milyar dolara yakın yatırım yapıldı ve uzun süre biraz bocalama yaşadık bu tesislerin kullanımıyla alakalı. Fakat son üç yıldır yaz aylarında neredeyse çarşıda, sokakta çocuk kalmadı, hepsini Gençlik ve Spor Bakanlığı o tesislere bir şekilde yönlendirdi ve müthiş bir iş yapıyorlar. Yani Erzurum hakikaten belki Türkiye'ye de örnek olacak bir seviyede. Onun için ben teşekkür ediyorum hem Bakanımıza hem o kıymetli bürokratlarına.
Başkanım, Diyanet İşleri Başkanlığına çok yüklendik ama yine ben de Diyanetle ilgili konuşmak istiyorum.
İSA MESİH ŞAHİN (İstanbul) - Yüklenmedik ya.
MEHMET EMİN ÖZ (Erzurum) - Yani belki hocalarımız yüklenildi diye anlayacak.
Değerli hocalarım, şimdi, Diyanetin farklı bir özelliği var; çok büyük imkânları var. Mesela, sunumunuzda ben camilerle ilgili düşüncelerinizden bahsettiğinizi görmedim ya da kaçırdım bilmiyorum çünkü yaklaşık 80-90 bin cami var, işte, buna yakın orada imam hatip var; onların yapacağı çok güzel işler var. İsa Vekilim önemli konulara değindi. Bizim camilerde, anlattığınız, özellikle cuma namazlarında ve hutbelerde, klasik tarih metoduyla insanlara bir şeyler anlatıyoruz ama karşımızda genç bir nesil var, onlar sizin anlattıklarınızı anlamakta zorlanıyorlar. Oysa yine, işte, Vekilim söyledi, Peygamber Efendimiz'in bir çocuğun üzüntüsüne nasıl ortak olduğunu. Mesela, biz bir şeyi biliyoruz, gençlere nasıl değer verdiğini biliyoruz. Hazreti Ali'nin Müslüman olmasını istiyor, "Babama sorayım." deyince "Yok, sen kendin karar ver." diyor. Yani 13 yaşında, 12 yaşında bir adama ne kadar değer verdiğini görüyoruz, özgürlüğe ne kadar değer verdiğini görüyoruz. Ama şöyle bir problem var bence: Diyanetin şu tarihselci anlatım tarzına biraz daha sıcak bakması lazım yani o bakış açısından kaynaklanıyor aslında. O günkü tarihi olduğu gibi anlatınca bugünkü gençlik ve nesil çok fazla bir şey anlamıyor. Mesela -değerli hocam, Diyanet İşleri Başkan Yardımcımız burada- şimdi 1348 ve 1350'de büyük bir veba oluyor. Toplumun ağır sorumluluk taşıdığı ve travma geçirdiği dönemlerde tek tutunacağız dal din kalıyor çünkü tıp başarılı olamıyor. Mesela, insanlar o kadar çok fazla ölüyor ki Papa, Ren Nehri'ni mezarlık ilan etmek ve kutsamak zorunda kalıyor. Biz de mesela bir veba geçirdik, çok ağır travmaları atlattık. Bilmiyorum, bu camileri, Diyanet İşlerini yeterince kullanabildik mi? Toplumun bu travmalarına nasıl destek oldu? Bunlarla ilgili ben sahada çok böyle yani bizi tatmin edecek çalışmalar olduğunu görmedim desem yalan olmaz.
Son olarak kıymetli hocam, camilerimiz sabahtan akşama kadar neredeyse boş bir şekilde şehrin de en güzel noktalarında sadece vakit namazlarında emekliler ve yaşlılara amade şekilde çalışmakta. Oysa bizim geleneğimizde... Mesela, yine Erzurum'dan örnek vereceğim ben, Erzurum'da Lala Paşa diye bir cami var; Mimar Sinan'ın Erzurum'da yaptığı İstanbul tarzı bir cami. Caminin içinde balkon var, yatsı namazından sonra, namaz bittikten sonra insanlara tarih anlatıyor birisi oraya çıkıp. Yani camileri biraz işlevselleştirebilir miyiz, nasıl becerebiliriz? İnsanları, özellikle gençleri buraya nasıl çekebiliriz? Caminin o çok resmî havasını nasıl kırabiliriz? Bu konuda sorularım var.
Ben bütün bürokratlarımıza teşekkür ediyorum. Başkanım, size de ayrıca teşekkür ediyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum