| Komisyon Adı | : | SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 29 .07.2026 |
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) - Teşekkür ederim Sayın Bakanım. Hassasiyetiniz için de ayrıca teşekkür ederim.
Komisyonu Doktor Hüsam Ebu Safiye için toplantıya davet etmiştim ve Sayın Bakanımız duyarlılık gösterdi. Hepimiz için çok önemli bir konu, iktidarıyla muhalefetiyle de son derece vahim bir durum var. Tüm dünya ayakta. Biz Türkiye Büyük Millet Meclisi Sağlık Komisyonu olarak da mutlaka bir şeyler yapmalıyız diye düşündüm çünkü tüm uluslararası kuruluşlar ayakta, korkunç bir tutukluluk hâli yaşanıyor. Doktor Hüsam Ebu Safiye on sekiz aydır İsrail Rakefet zindanında; yer üstünde bile değil, yerin altında bir hücrede, korkunç bir muamele yapıyorlar. Şu anda 173 bini geçti soykırım sırasında hayatını kaybeden Filistinli sayısı. Her geçen gün artıyor; 7, 8, 10, her gün insanlar hayatını kaybediyor. 10 binden fazla kişi mağdur ve şu anda 1.200'ü aşmış durumda barış anlaşması imzalandıktan sonraki ölüm sayısı. İsrail cezaevlerinde 94 Filistinli hayatını kaybetti ve şu anda, barış anlaşmasından sonra İsrail durmuyor; işgal ettiği Gazze'deki alan yüzde 53'ten yüzde 70'e çıktı. Vahşi bir şekilde saldırıyor ve bu arada, savaş suçu olan bir iş yapıyor dediğiniz gibi, savaşlarda bile hastanelere dokunulmaz, doktora dokunulmaz ama çocuk hastanesine saldırdılar. Çocuk hastalıkları uzmanı Doktor Hüsam Ebu Safiye'nin çocuğunu öldürdüler, oğlunu yaraladılar ve kendisini de ağır bir şekilde yaraladılar.
Bakın, ben burada bir olayı anlatmak isterim. Doktor Hüsam Ebu Safiye- birçok arkadaşımız burada doktordur- bir meslektaşımız, işte görüyorsunuz, stetoskopuyla. Hastanede insanların hayatını kurtarmaktan başka bir şey yapmıyor. Soykırım altında ülkesini, şehrini, vatanını terk etmedi ve çok tehlikeli bir yerde görevini yapmaya çalıştı. 27 Aralık 2024'te hastanesine yönelik bir saldırı sonrasında tutuklandı ve bir buçuk yıldır cezaevinde. Bakın, şimdi şu fotoğrafları size göstermek isterim. Çocuğunun cenaze namazını kılıyor Doktor Hüsam Ebu Safiye. Tutuklanmadan önceki saldırıda çocuğu öldürülmüştü. Acı içinde namazını kıldırdı ve ardından şu fotoğraf tüm dünyada konuşuldu. Hastanesi yıkılmıştı ve o hastanesini savunuyordu. Yürüdüğü yerin önünde iki tane zırhlı araç var ve efsane bir fotoğraf oldu bu fotoğraf, tüm dünya bunu konuştu. İsrail buna çok bozuldu ve intikamını almaya çalıştı. Şu fotoğraf son derece önemli, bakın. Daha sonra, Doktor Hüsam Ebu Safiye tutuklandı. Hapishanedeydi, altı ay geçti, haziran ayında hücreye kondu ve tutukluluğa itirazları kabul edilmedi. Çocuğunu katlettikleri andaki acısını görüyorsunuz. Çok kilo kaybetti ve çok zor durumda. Onunla ilgili Birleşmiş Milletler Keyfi Gözaltı Çalışma Grubu, İşkenceye Karşı Grup ve birçok komite açıklama yaptı tutukluluğunun bitmesi gerektiğine dair. Uluslararası Af Örgütü sert bir açıklama yaptı ve bir an evvel tutukluluğun bitmesi gerektiğini söyledi. Çok zor durumda ve ağır işkence altında şu anda cezaevinde, korkunç bir muameleye uğruyor. Türk Tabipleri Birliği bir açıklama yaptı "Doktor Hüsam ve 13 hekim bir an evvel serbest bırakılmalı." dedi ve İsrail dinlemiyor. Tüm uluslararası kuruluşlar ayakta ve İsrail dinlememeye devam ediyor.
Şu anda İstanbul Kadıköy'de Artvin Çoruh Üniversitesinde bir akademisyen Kemal Sağlam Hoca -kendisi bir performans sanatçısı- bir kafes içinde Doktor Hüsam'ın durumunu canlandırıyor, bir performans sergiliyor ve insanlıkta bir duyarlılık oluşturmaya çalışıyor.
Şimdi, biz ne desek boş. Fiziksel durumu şu anda oldukça kritik, işkence ve kötü muamele görüyor, kalp rahatsızlığı var, tek kişilik hücrede ve ciddi kilo kaybetmiş durumda ve dünya ayakta fakat İsrail dinlemiyor. Benim söyleyecek çok şeyim var fakat en önemli şeyi oğlu söyler değil mi? Ben oğluyla temastayım. Türkiye Büyük Millet Meclisi Sağlık Komisyonunda böyle bir toplantı düzenleneceğini haber alınca kendisine haber verdik ve kendisi bizlere, Türkiye Büyük Millet Meclisi Sağlık Komisyonuna, Türkiye Büyük Millet Meclisine bir mektup gönderdi. Müsaadenizle Sayın Bakanım, o mektubu okumak isterim.
BAŞKAN VEDAT BİLGİN - Buyurun.
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) - Doktor Hüsam Ebu Safiyye'nin oğlu İlyas Hüsam Ebu Safiyye adına. "Sayın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve değerli milletvekilleri, bugün bu mektubu bir sözcü ya da aktivist sıfatıyla değil, babasını her an kaybetmekten korkan bir evlat olarak gönderiyorum. Ben İlyas, hayatını Gazze'deki çocukları ve hastaları kurtarmaya adamış olan Doktor Hüsam Ebu Safiyye'nin oğluyum. Babam bugün hiçbir suçlama yöneltilmeden beş yüz yetmiş beş gündür esaret altında tutulmaktadır. Sağlık durumu her geçen gün kötüleşirken kendisini koruyacak veya içinde bulunduğu koşulları denetleyecek gerçek ve bağımsız hiçbir mekanizma bulunmamaktadır. Babamın maruz kaldığı muamelenin bütün gerçeklerini bilmiyoruz çünkü onunla iletişim kurmamız ve sağlık durumundan emin olmamız engellenmektedir. Elimizde yalnızca avukatının çok seyrek gerçekleşen ziyaretlerinin ardından bize aktardığı bilgiler bulunmaktadır. Son aldığımız bilgiler ise son derece sarsıcı ve yıkıcıdır. Avukatımız babamın Rakefet Cezaevinde, yer altında bulunan bir hücrede ve tek başına tecrit altında tutulduğunu bildirmiştir. Babamın demir bir çekiçle dövüldüğünü, işkence izlerinin vücudunda açıkça görüldüğünü ve maruz kaldığı şiddetin ağırlığı nedeniyle bedeninin tanınmayacak derecede zarar gördüğünü, morarmalar gördüğünü aktarmıştır. Ayrıca, sağlık durumunun son derece kritik olduğunu ve şiddetli ağrılar çektiğini doğrulamıştır. Kemal Advan Hastanesinin kuşatılması sırasında uğradığı son saldırıda yaralanmasının ardından uyluğunda hâlâ 6 şarapnel parçası bulunmaktadır. Acil bir ameliyata ve tıbbi tedaviye ihtiyacı olmasına rağmen gerekli sağlık hizmetlerinden ve tedaviden mahrum bırakılmaktadır. Geçen her dakika onun hayatı açısından belirleyici olabilir.
İsrail'in Gazze'deki Filistinli sağlık çalışanlarına yönelik insanlık dışı muamelesi, keyfî gözaltı ve işkence de dâhil olmak üzere, devletlerin hem İsrail'in Gazze'nin sağlık sistemini yok etmesi hem de Filistinli sağlık çalışanlarına yönelik saldırısı karşısında anlamlı bir eylemde bulunmamasının kasıtlı bir sonucu olarak mümkün olmuştur. Bu davranış İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilere karşı devam eden soykırımının temel kalıplarından birini oluşturmaktadır. Yalnızca endişe ifadeleri İsrail'in Filistinlilerin insan haklarını ezmesi karşısında devletlerin eylemsizliğinin alaycı bir örtüsünden başka bir şey değildir. Uluslararası Af Örgütü, diğer insan hakları örgütleriyle birlikte Doktor Hüsam Ebu Safiyye'nin derhâl serbest bırakılmasını talep etmiyor, onun serbest bırakılması gerektiğini söylüyor.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; babam için herhangi bir ayrıcalık talep etmiyorum. Yalnızca onun en temel insani haklarını talep ediyorum, yaşama hakkını, tedavi görme hakkını ve işkenceye maruz bırakılmama hakkını. Hayatımız bir cehenneme dönüştü. İsrail yalnızca babamı tutuklamak ve ona işkence etmekle yetinmedi, kardeşim İbrahim'i öldürdü, kardeşim İdris'i göğsünden bir keskin nişancı kurşunuyla yaraladı, babamı da yaraladı ve ardından hiçbir suçlama yöneltmeden acımasızca işkence edilmek üzere esir aldı. Hayatımız elimizden alındı, güven duygumuz çalındı, artık tek bir gün bile korku içinde yaşamadan geçmiyor. Her an taşıyamayacağımız kadar ağır bir haber getirebilecek bir telefon bekliyoruz. Bugün sizler, bölgemizde adaletin ve vicdanının sesini temsil ediyorsunuz. İnsanlık adına ve Türkiye Cumhuriyetinin her zaman savunduğu değerler adına sizlere sesleniyorum: Lütfen çok geç olmadan babamın hayatını kurtarmak için elinizdeki tüm siyasi, diplomatik ve insani imkânları kullanarak harekete geçin. Babamın bağımsız uluslararası kuruluşlar tarafından ziyaret edilmesine izin verilmesi, acil tıbbi tedaviye erişiminin sağlanması, maruz kaldığı işkence ve ihlallerin durdurulması ve serbest bırakılması için baskı kurmanızı talep ediyorum. Sessizliğin, bu trajedinin ortağı hâline gelmesine izin vermeyin sayın milletvekilleri. Babamı kaybedersem yalnızca bir babayı değil ailemden ve umudumdan geriye kalan son şeyi de kaybedeceğim. Lütfen, çok geç olmadan babamın hayatını kurtarın.
Teşekkür ederim." İlyas Hüsam Ebu Safiyye. (Alkışlar)