KOMİSYON KONUŞMASI

SEMA SİLKİN ÜN (Denizli) - Sağ olun.

Ben de öncelikle hem Sayın Başkanımıza hem de bu toplantıya öncülük eden milletvekillerimize teşekkür ediyorum, burada fikirlerini de aynı şekilde serdeden vekillerimize de, onların da hepsine teşekkür ediyorum.

Evet, Gazze'deki durumu hepimiz biliyoruz yani orada yaşananları, insanlık dramını; bu yüzyılda asla yaşanmaması gereken, yaşanması tahayyül bile edilemeyecek sorunlar, büyük dramlar yaşanıyor, soykırım yaşanıyor. Şimdi, bildiğimiz kadarıyla bize bölgeden ulaşan veriler Gazze'de 200 bin yaralının olduğunu söylüyor ve bunların 25 bininin aslında çok acil şekilde, yani müdahale edilmezse durumlarının ölümle sonuçlanacağı noktasında veriler var. Türkiye ilk beş ayda 450 kadar kişiyi, yaralıyı Türkiye'ye tedavi için getirmişti, daha sonrasında tedavi için Gazze'den çıkışlar maalesef mümkün olmadı. Bugün de zannediyorum hem Sağlık Bakanlığının hem de Dışişleri Bakanlığının talepleri geri çevriliyor bölgeden. Hastanelerin yarıdan fazlası şu an hizmet veremiyor, yarısı da çok kısmi şekilde hizmet verebiliyor, malzemeler konusunda vesaire ya da küçük çaplı sağlık ocakları benzeri müesseselerin zaten hiçbir şekilde işlevi söz konusu değil. Burada toplantının organizasyonuna da öncülük eden vekilimizin de ifade ettiği gibi aslında Doktor Hussam'ın hapishanedeki durumu bizlerin canını çok yakıyor ve İsrail bunu soykırımın bir parçası olarak uyguluyor. Daha önce de aynı kaderi paylaşan doktorlarımız oldu Filistin'de ve hepsi aslında birtakım işkencelerden sonra zaten salıverilse bile ölüme terk edilmiş oluyor. İşte Doktor Adnan el-Burş vardı ve işkenceler sonrasında hapishaneden çıkarıldıktan sonra zaten dayanamayıp öldü. İsrail, bunu dediğim gibi soykırımının bir parçası olarak uyguluyor.

Şimdi, tabii mesele bizim burada ne yapmamız, nasıl bir eylemsellik ortaya koyacağımızda kitleniyor yoksa sorunu hepimiz biliyoruz. Şarm El Şeyh'te bir barış deklarasyonu imzalandı, burada Türkiye-Mısır-Katar ve ABD garantör ülke olarak ilan edildi. Ben Mecliste Sayın Dışişleri Bakanımıza sorduğumda "Bizim pozisyonumuz teknik olarak garantörlük değil." dedi ama bugün Gazze'deki otoriteler dahi Türkiye'yi bir garantör ülke olarak ifade ediyorlar. Bugün bile kendileriyle konuştuğumda "Bu anlaşma bize garantörlük olduğunu söylüyor." diye ifade ettiler. Burada belki kavramlarda teknik olarak bir karışıklık söz konusu olabilir ama hem Türkiye'deki kamuoyunun hem dünya kamuoyunun Türkiye'ye yüklediği misyon garantörlük. Dolayısıyla anlaşmanın şartlarının yerine gelmediğini, 3 binin üzerinde ihlalin söz konusu olduğunu hepimiz biliyoruz.

Şimdi, burada Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir ferdi olarak biz ne yapacağız? Tabii, bir sürü mekanizma var ama yardım girişlerinin sağlanamadığını biliyoruz; yine, anlaşmayı ihlal ediyor İsrail. Hastaneler hiçbir şekilde onarılamıyor, ambulans girişine müsaade edilmiyor. Türkiye, bir sahra hastanesi kuracağını bir önceki Sağlık Bakanı döneminde ifade etmişti ama bu da Refah'ta mümkün olmadı, yapılamadı bu hastane de. Bizim bir deklarasyon yayınlamamız elbette değerli ama Türkiye'ye yüklenen misyonda, Filistin'in de en son bağlı olduğu ülkenin mirasçıları olduğumuz için bize yüklenen misyonda şunu ifade etmek gerekir: Bunu tek başına bizim yapmamızın çok bir karşılığı olmayabilir ama öncülük etmemiz gerekir, bizden beklenen öncülük etmemizdir. Bence parlamentolar arasında bir hat açılmalı yani bizim yayınlayacağımız ilk deklarasyon, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yayınlayacağı ilk deklarasyonla parlamentolar arasında bir hat oluşturulmalı. Meclisimizde yine Meclis Başkanımız ve sizlerin girişimiyle Gazze sağlık zirvesi gibi bir şey yapılmalı ve buradan bir açıklama yapılmalı ve buna dünya parlamentolarından katılımlar sağlanmalı; bunun nihai amacı, Gazze'ye sağlık koridoru açma olmalı. Bu Sağlık Komisyonunda çok problem var ama Komisyonumuzun işlevi gereği, Gazze sağlık koridorunu açma işlevini yerine getiren bir parlamentolar arası iş birliğine öncülük etmek bizim ülkemize yakışır kanaatindeyim; bunun daha fazla geciktirilmemesi gerekir.

Ben daha önce gemiye binen biri olarak bu meselenin bir taraftan eylemselliği konusunda Parlamento dışında da birtakım çalışmaların yapılması gerektiğini ve sonuç alınabilirliğini görmüş birisiyim. Anadolu Gemisi var, şu an AFAD'ın onu bir sivil toplum kuruluşundan alarak yardımlar için kullandığını biliyorum en azından. Bu Anadolu Gemisi birkaç hastanenin malzemesini taşıyacak, birkaç hastanenin fonksiyonunu yerine getirecek ölçekte bir gemi. Bence gemilerle yüzen hastaneler oluşturulup doktor olan parlamenterler, bu konuya gönül vermiş insanlar bu gemilere binerek kesinlikle bölgeye ulaşmaya çalışmalı. Bu şekilde bir zorlama oluşmazsa, böyle bir hat oluşmazsa "O bize bir imkân sağlasın da Refah'tan girişimize izin versin." ya da "Uluslararası gözlemcilerin gelmesine keşke izin verse de gidebilseler." diye hep İsrail üzerinden bir plan kurmaya çalışırsak bu maalesef mümkün olmayacak. Dolayısıyla hem gemi yolunun denenmesi, hastane gemilerinin yola çıkarılmasının sağlanması, bir taraftan da Meclisimizin Gazze sağlık zirvesine öncülük etmesi, parlamentoları Türkiye'de buluşturması; bence şu an için denenebilecekler arasında diyorum.

Ben tekrar böyle bir toplantı organize ettiğiniz için teşekkür ediyorum.