| Komisyon Adı | : | ADALET KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 07 .08.2026 |
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Evet, çok teşekkür ediyorum Sayın Olgun.
Bütün söylediğiniz hususları not aldım. Şimdi, toplantı yeriyle ilgili, tekrar ediyorum, Komisyon toplantısının nerede yapılacağını Komisyon Başkanlığı belirlemektedir. İç Tüzük'ün 26'ncı maddesine göre komisyonlar kendi başkanlarınca toplantıya çağrılır. Çağrıda toplantının günü, saati ve yeri belirtilir. Bu çağrı komisyon üyelerimize, siyasi parti gruplarına ve ilgililere gönderilir. Ayrıca Meclisimizin kurumsal internet sayfasında ve elektronik ilan panosunda da yayımlanır. 27'nci maddede de komisyonların başkanlarının yönetiminde çalışacağını hükme bağlamıştır. Nitekim bu toplantımızın yeri de çağrımızda usulüne uygun olarak duyurulmuştur. Bu yetkinin İç Tüzük'te tek bir sınırı var, o da 35'inci madde. O da şunu söylüyor: "Komisyonlar Türkiye Büyük Millet Meclisi binasında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca kendilerine ayrılan salonlarda toplanırlar." Yani aranan şart toplantının Meclis binası içinde ve komisyonlara ayrılmış bir salonda yapılmasıdır ki şu anda bulunduğumuz salon bu nitelikte. Dolayısıyla tören salonundan bahsettiniz. Tören salonu bizim Komisyonumuza tahsis edilmiş bir salon değil. Dolayısıyla Başkanlıkça o yönde bir tahsis de yapılmış olması gerekiyor. Şunu da belirtmek istiyorum: İç Tüzük'ümüzde komisyon görüşmelerinin belirli bir salonda yapılmasını talep etme hakkı tanıyan bir hüküm yok. Bunu daha önce de söyledim, tekrar ediyorum; toplantının yapıldığı yer görüşmelerin usulüne uygunluğuna etkili bir şart olarak da düzenlenmemiştir. Bu sebeplerle görüşmelerimize çağrımızda belirtilen bu salonda devam edeceğiz.
Diğer bir konu...
HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar) - Başkanım, son bir cümle...
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Bir dakika, Sayın Olgun, ben sizi dinledim, hiç kesmedim ama buyurun tamam. Buyurun.
HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar) - İç Tüzük'te bu hüküm yok da ama aksi bir hüküm de yok. Başkanım, sizin yetkinizde diyoruz, biz de onu diyoruz zaten yani.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Tamam, ben de o yetkiyi kullandım. Daha önce de bu defalarca gündeme geldi. Bu salonda çok önemli kanun teklifleri görüştük ve hep birlikte bunun müzakeresini yaptık, kabul ettik, sabahlara kadar çalıştık. Dolayısıyla toplantı salonuyla ilgili talebinizi yerine getirmeyeceğim.
Şimdi, kamuoyundan saklanmasından bahsettiniz, televizyonlarda yayınlanmasından bahsettiniz. Bir defa Türkiye Büyük Millet Meclisinde Basın ve Yayın Mensuplarının Çalışmaları Hakkında Yönetmelik'in 12'nci maddesinin birinci fıkrasında "Meclis yerleşkesinde her türlü canlı yayın, film ve fotoğraf çekimleri izne tabidir." hükmü yer alıyor. Yine aynı maddenin üçüncü fıkrasında "Komisyon ve siyasi parti grup toplantılarında film ve fotoğraf çekimleri komisyon başkanı ve siyasi parti grup başkan vekilinin iznine bağlıdır." denilmekte ve "Basın mensupları toplantıları kendilerine ayrılan bölümlerden izleyebilirler." hükmü yer almaktadır. Şimdi bu söz konusu hükümler uyarınca da komisyonda yayın yapılmasıyla ilgili yetkinin yine komisyon başkanında olduğu çok açık ve net. Dolayısıyla Komisyonumuzun genel uygulaması olan toplantı başlangıcında görüntülü basının görüntü almasına izin verilmesi ve toplantının devamında yazılı basının toplantıyı takip etmesi uygulamasına devam edeceğiz. Dolayısıyla zaten yazılı basınımız sonuna kadar toplantıları takip ediyor, kamuoyundan bir şeyin saklanması söz konusu bile değil. Komisyon toplantılarının tamamını yazılı basın takip ediyor. Ayrıca Komisyondaki tüm görüşmeler tam tutanak olarak kısa süre içinde yine Meclisimizin internet sitesinden de yayınlanmaktadır. Yani gerçekten bu toplantıların kamuoyundan saklanması diye bir şey söz konusu değildir.
Şimdi, bir diğer konu, Anayasa'ya aykırılık, Anayasa Komisyonuna gönderilmesi noktasında. Sayın Olgun, kanun teklifleri hakkında tali komisyonlarca esas komisyona görüş bildirilebilmesi için İç Tüzük'ün 23'üncü maddesi uyarınca teklifin Meclis Başkanlığınca ilgili komisyona tali olarak havale edilmiş olması veya İç Tüzük'ümüzün 34'üncü maddesindeki usulün işletilmesi gerekmektedir. İç Tüzük'ün 34'üncü maddesine bakıyorum, burada iki yol öngörülmüş. İlk olarak esas komisyon kendisine havale edilen teklif için başka bir komisyonun düşüncesini öğrenmeyi gerekli görürse teklifin o komisyonda görüşüldükten sonra iadesini isteyebilir. Yani bir komisyondan tali olarak görüşünü isteyebilir. İkinci olarak bir komisyon başka bir komisyona havale edilmiş bir teklif hakkında düşüncesini belirtmekte yarar görürse teklifin kendisine havale edilmesini isteyebilir. Yani kendisine havale edilmemiş bir teklifi tali olarak isteyebilir. Şimdi, bu çerçevede baktığımda, Komisyon üyelerimizce tali komisyonlardan görüş istenmesine ilişkin verilen önergeler tarafımızca işleme alınıyor ve Komisyonumuzca oylanarak karara bağlanıyor. Bu yönde gelecek önergeler de aynı şekilde işleme alınacak. Şimdi, mevcut durumda teklifin görüş bildirmek üzere kendisine havale edilmesine ilişkin olarak Anayasa Komisyonundan Başkanlığa veya Komisyonumuza ulaşmış bir talep bulunmamaktadır ki böyle bir havale yapılmış olsaydı dahi İç Tüzük'ümüzün 23'üncü maddesinin son fıkrasında şöyle diyor: "Tali komisyonlarca süresi içinde görüş bildirilmemesi; esas komisyonun raporunu hazırlamasına engel değildir." İç Tüzük, tali komisyon aşamasının esas komisyonun çalışmasını askıya almasına imkân tanımamıştır. Yani tekliflerin Anayasa'ya uygunluğunun incelenmesi Anayasa Komisyonunun uhdesinde de zaten değildir. İç Tüzük'ümüzün yine 38'inci maddesinde "Komisyonlar, kendilerine havale edilen tekliflerin ilk önce Anayasa'nın metin ve ruhuna aykırı olup olmadığını tetkik etmekle yükümlüdürler." der, ki bu inceleme esas komisyon sıfatıyla Komisyonumuzun kendi yükümlülüğü oluyor ve bu görüşmeler sırasında da yerine getirilecektir. Bu itibarla, teklifin görüşmelerine devam edeceğim.
Diğer bir husus, etki analizi noktasında... Ben defalarca yine bu Komisyonda buna ilişkin görüşlerimi belirttim ki Başkanlığımız ulaşan aslında 2 dilekçe var, görüşülmekte olan teklife ilişkin etki analizi ile İç Tüzük'ün 38'inci maddesi gereğince Kanunlar ve Kararlar Başkanlığı tarafından ön norm denetimi yapılıp yapılmadığı soruluyor. Eğer yapılmışsa bir nüshasının verilmesi talep ediliyor. Şimdi, değerli milletvekilleri, burada görüştüğümüz kanun teklifine ilişkin olarak Komisyonumuza iletilmiş bir etki analizi raporu bulunmamaktadır. Ayrıca, Kanunlar ve Kararlar Başkanlığı tarafından hazırlanmış Anayasa uygunluğuna ilişkin bir norm denetimi raporu da bulunmamaktadır. Dolayısıyla, bu talebi de karşılayamayacağımı belirtmem gerekiyor?
Diğer bir konu Komisyonumuza, toplantılarımıza davet edileceklerle ilgili. Burada da biliyorsunuz hangi kurumların Komisyona davet edildiği hususuyla ilgili, az önce, davet edilen kurum yöneticileri veya yetkilileri kendilerini tanıttı, bizler de davet ettiğimiz... Hatta kimleri davet ettiğimizi söyleyeyim size: Cumhurbaşkanı Yardımcılığı, Adalet Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği ve Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı Komisyon toplantımıza davet edildiler. Ayrıca, alanında uzman 3 akademisyen toplantımıza katılım sağlıyor, onlar da davet edildi. Dolayısıyla, burada İç Tüzük'ümüzün yine 30'uncu...
HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar) - Şehit ailelerinden hiç davet edilen var mı Başkanım, şehit ailelerinden?
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Efendim?
HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar) - Şehit ve gazi ailelerinden davet edilen var mı burada hiç?
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Yani ayrı ayrı dernekler, vakıflar vesaireler davet edilmedi.
HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar) - Bir tane de olsa var mı?
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - İç Tüzük'ümüzün 30'uncu maddesinin ikinci fıkrasında "Komisyonlar fikirlerini almak üzere uzmanlar çağırma yetkisine sahiptirler." der, bu kapsamda, gündemimizdeki kanun teklifinin düzenlediği alanda... Ki bütün bu saymış olduğum kurumlar kanun teklifimizde, örneğin 7'nci maddedeki Kurulda belirtilen kurum ve kuruluşlar. Dolayısıyla, onların görüşlerine başvurulmak üzere... Yine, akademisyenler toplantımıza davet edilmişlerdir. Dolayısıyla, Komisyon toplantısına katılacakların belirlenmesi Komisyon Başkanının yine uhdesindedir.
RIDVAN UZ (Çanakkale) - Kendimiz çalar, kendimiz oynarız diyorsunuz yani!
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Buna ilişkin de davette bulunduğum kişileri, kurumları zaten izah ettim.
Şimdi, hem Sayın Şahin hem siz defalarca bu konunun, yani af düzenlemesiyle ilgili... Gerçi Anayasa'ya aykırılık noktasında yine bunu tartışabiliriz ama şunu söylemek istiyorum, değerli vekilim, genel af kamu davasını ve kesinleşmiş mahkûmiyeti bütün cezai sonuçlarıyla ortadan kaldıran bir şey. Özel af -yani hem genel af açısından hem özel af açısından- ise kesinleşmiş cezanın infazından tamamen veya kısmen vazgeçilmesi yahut cezanın daha hafif bir cezaya çevrilmesi sonucunu doğurur. Anayasa Mahkemesi de aslında 2020 kararlarında cezanın miktarını veya türünü değiştirmeyen, yalnızca infazın şekil ve rejimini düzenleyen hükümlerin özel af sayılamayacağını kabul etmiştir. Burada baktığımda teklif suçun veya mahkûmiyet hükmünün hukuki varlığını yürürlüğe girdiği anda ortadan kaldırmamakta cezadan doğrudan ve kesin bir miktar indirmemekte ve cezayı daha hafif bir türe çevirmemektedir Düzenleme resen uygulanmıyor, biliyorsunuz, altı ay içinde yazılı başvuruya bağlanmakta, soruşturma, kovuşturma ve infaz suçun veya cezanın ağırlığına göre beş ya da on yıl süreyle ertelenmektedir. Bu sürede zaman aşımı işlememekte, müsadere hükümleri uygulanmaya devam etmekte ve mahkûmiyete bağlı hak yoksunlukları kendiliğinden kalkmamaktadır, dolayısıyla erteleme süresinde yeni bir terör suçu işlenmesi hâlinde işlemlere veya infaza kaldığı yerden devam edilmesi bu mekanizmanın şartlı ve geri alınabilir niteliğini gösteriyor açıkça. Sürenin şartlara uygun geçirilmesi üzerine soruşturma veya kovuşturmanın sona ermesi ya da cezanın infaz edilmiş sayılması ise başlangıçta sağlanan doğrudan bir ceza indirimi değil, denetimli erteleme döneminin kanuni bir sonucu. Şimdi, bu yapıya baktığımızda 4616 ve 4758 sayılı Kanunlarda öngörülen doğrudan ve kesin on yıllık indirimden ayrıldığını da görüyoruz. Dolayısıyla teklifin genel veya özel af olmadığı, örgütün tasfiyesine bağlı geçici, sınırlı ve kendine özgü bir erteleme rejimi olduğunu da ifade etmek istiyorum.
Bu hususları açıklığa kavuşturduktan sonra, şimdi, izin verirseniz İç Tüzük'ün 38'inci maddesi uyarınca verilmiş olan Anayasa'ya aykırılığa ilişkin 3 adet önerge vardır, önergeleri okutup birlikte işleme alacağım.