| Komisyon Adı | : | ADALET KOMİSYONU |
| Konu | : | İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut ve Antalya Milletvekili Mustafa Köse ile 98 Milletvekilinin Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3771) |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 21 .07.2026 |
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Sınırlama bu teklifte nerede var, hani sadece iki suç tipi için diyorsunuz ya, nerede var?
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Orada var Sayın Karaca, var o.
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Ben duymak için soruyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Ne için?
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Kendisinden duymak için soruyorum.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Var ama o.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Mustafa Bey'den duymak istiyor.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Buyurun Mustafa Bey.
MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Yani kanun metni çok açık bir şekilde bunu ifade ediyor zaten. 233'üncü madde (1)'inci ve (3)'üncü fıkralarda tanımlanan fiiller nedeniyle çocuğun kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu işlemesi hâlinde şikâyet aranmaksızın faile bu madde uyarınca verilecek ceza yarısından 2 katına kadar artırılır diyoruz.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Evet.
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Bunu özellikle sordum Sayın Başkan, biraz önce Maraş'taki okul saldırısını gerçekleştiren çocuğun babası ve annesi hakkındaki iddianamenin düzenlendiğinin haberi düştü. Babaya olası kastla öldürme ve 6136 sayılı Yasa'ya muhalefet suçlarından, anneye bilinçli taksirle öldürme, yaralanmaya neden olma suçlarından cezalandırılma istendi yani aslında hâlihazırda var olan -değil mi- birtakım düzenlemelerin bu iddianamede yer aldığını görüyoruz. Şimdi, burada amaç öngörülemez bir düzenleme yapmak mı yoksa hâlihazırda dikkat çekelim, bu konuda kamuoyunun gündemine otursun, işte belki bu konulardaki özen yükümlülüğü daha fazla dikkat edilir gibi yani Sayın Durgut'un bize çok söylediği gibi bir şey mi var burada -nasıl denir- öyle sadece bir fikirle mi hareket ediyoruz yani?
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - "Sayın Durgut..." Anlamadım ne dediğinizi ama devam edin.
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Ben sizin kullandığınız kelimeyi kullanmaktan imtina ettiğim için dilimin ucuna geldi, söylemedim.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Evet, Sayın Köse, buyurun.
MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Ya, hocamız aslında çok güzel ifade etti.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Hocamız mı cevaplasın?
MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Yok, yok, çok güzel açıklamıştı aslında bu hususu, olası kasıt, taksir...
ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Orada kasıttan bir iddianame düzenlenmiş, burada ihmalin önüne geçilmeye çalışılıyor; ikisi çok farklı bir iddianame.
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Peki, o zaman devam edeyim bununla ilgili şeyime.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Evet, soru mu?
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Hayır, bu maddeyle ilgili görüşlerimizi paylaşmak istiyorum.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Tamam, buyurun.
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Sayın Başkan, bu maddede ben bir popülizm görüyorum açıkçası. Elbette ki ailelerin sorumlulukları, yükümlülükleri önemli ve kıymetli ama bu yasanın bütününde bu madde özel olarak böyle düzenlenip devletin devlet olma yükümlülüklerini yerine getirmemesine ilişkin herhangi bir kamusal değerlendirme yapılmaması hakiki bir popülizmi gösteriyor. Şimdi, bakın, izleme yok, önleme yok, denetim mekanizması yok yani biz ailelerin çocukları üzerindeki yükümlülüklerini, sorumluluklarını yerine getirmesini bekliyoruz, bu önemli ama ailelerin bu yükümlülüklerini ve sorumluluklarını yerine getirirken yapmaları gereken devletin rol ve ödevlerine ilişkin toplam içerisinde herhangi bir şey görmüyoruz. Biraz önce teklif sahibi Fransa örneğini verdi, Fransa'da da aynı ruha sahip bir yasanın olduğunu, yine benzer cezalandırmaların aile içerisinde...
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - "Tartışılıyor." denildi yani öyle bir yasa olup olmadığını bilmiyoruz.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Evet, tartışıldığını söyledim, anayasal durumu tartışılıyor dedim.
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Bu kabul edildi zaten 2021 yılında yani bu...
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - 2025'te geçti yasa.
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - 2021 yılında aynı şey tekrar tartışıldı Fransa'da ve bu tartışmada tıpkı bizim şu anki tartıştığımız yasaya, yasanın ruhuna çok denk düşen bir biçimde aslında çocuğu koruyan devletten çocuğa karşı kendini koruyan devlete geçiştir bu, bunu yapmamalıyız diye bizzat Fransa'da yargıçlar sendikasının bu konuyla ilgili, bu verilen örnekle ilgili değerlendirmeleri var. İtirazlar yükseldi...
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Tamam, tartışılıyor dedim ben de zaten.
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Siz "Tartışılıyor." dediniz, olumlu bir şeymiş gibi söylediniz, ben de "Hayır, olumlu karşılanmıyor." diyerek karşı cevap veriyorum.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Hayır, tam tersine anayasal olarak suçun şahsiliği ilkesi durumundan tartışılıyor dedim.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Tamam.
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Sayın Başkan, aramızda, katılımcılar arasında Sosyal Hizmet Uzmanları Derneğinden Sayın Zeynep Mutlu var. Benim biraz sonra aktaracaklarıma ilişkin eğer spekülatif bulunursa, eğer hani böyle kafamızdan uyduruyormuşuz gibi bulunursa kendisinin dinlenilmesini de rica ediyorum çünkü kendisi bizzat Adalet Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı bünyesinde çalışan uzmanların üye olduğu ve saha çalışmalarını yakından takip eden bir derneğin temsilcisi. Bizim açıkça bu maddeyle ilgili itirazımızın kaynağı şu: Aileye sorumluluklarını hatırlatan, eğer sorumluluklarını yerine getirmiyorsa cezalandırılacağını söyleyen bir devleti, kendisinin aileleri izleme, eğer suç unsuruna müsait bir ortam varsa o aile düzeni içerisinde onu önleme noktasında gereğini yerine getirmemesi konusunda nasıl denetleyeceğiz; bu yasada neden bununla ilgili bir şey yok? Bakın, açıkça bu ülkedeki sosyal inceleme raporlarında "aile-çevre araştırması"nın yeterli yapılmadığını sosyal hizmet uzmanları dernekleri açıklıkla ortaya koyuyorlar. Araç, kaynak yetersizliği, iş yükü gerekçesiyle çoğunlukla adliyelerde sadece çocuğun beyanları üzerinden rapor hazırlanıyor bu ülkede. Bu ülkede aileyle ilgili riskleri, alınması gereken önlemleri eksik bırakan, bütünlüklü olmayan bir sosyal politika var. Adalet Bakanlığı ayrı, Sağlık Bakanlığı ayrı, Aile ve Sosyal Hizmetler ayrı değerlendirmelerle asla bütünlüğü olmayan, birbirini beslemeyen ve birbirini denetlemeyen bir bölünmüş mekanizmaya sahipler. Dolayısıyla ailenin gerçekten yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği ve bu yükümlülükleri yerine getirmemesinde devletin rolünün, eksik bıraktıklarının ne olduğunu denetleyebilecek bir kurumsal mekanizmamız var mı bizim? Cevap veriyorum, yok. Bu cevaptan eğer tatmin olmuyorsa teklif sahipleri, burada bu sahada çalışan uzmanlar var, dinlenmesini talep ediyorum ben "Neden yok?"a cevap vermek açısından. Bakın, Çocuk Koruma Kanunu koruyucu destek ve tedbirlere ilişkin yönetmeliklerde ailelerle ilgili danışmanlık tedbirlerinin uygulanmadığını görüyoruz yani suçun yapısal nedenlerine yönelik değil, sadece çocuğa nasıl davranması gerektiğiyle ilgili, suçun yapısal, sistematik nedenlerini çözmek üzere ailelere yönelik alınmış önlemler, bunun takibi yok. Ailelere yönelik danışmanlık tedbirini Aile Bakanlığının -üç yıl önce- kendi görev alanı içinde olmadığını söyleyerek hiç uygulamadığını bu çatı altında itiraf etmişti. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından bahsediyoruz sevgili arkadaşlar, değilse burada uzmanlarımız var, çıkıp lütfen bu konuyla ilgili "Hayır, bizim bütünlüklü bir sistemimiz var, eş güdümümüz var, personel sayımız yeterli, bunun denetimleri gayet olması gerektiği gibi ve olması gerekenin üstünde yapıyoruz." diye lütfen cevap versinler bize ama olmadığını maalesef gayet iyi biliyoruz.
Ben bir şey daha söyleyeceğim. Şimdi, burada hani spekülatif örnekler üzerinden konuşalım dedi arkadaşlar çünkü aslına bakarsanız hukuk felsefesi üzerinden bu örneklerin önümüzdeki dönem nasıl sonuçlar yaratacağına ilişkin bir tartışma yapmaya çalışıyorlar. Ben size çok somut örnekler vereyim kendi şehrimden Sayın Başkan. Gaziantep'te Düztepe Mahallesi'nde -ben bunu soru önergesiyle ve çeşitli başvurularla da gündem ettim- kadınlar, o mahallede yaşayan Alevi kadınlar, uyuşturucu bağımlısı 8-17 yaş arasındaki çocuklarını tedavi ettirebilecek bir hastane, bir merkez, uzun soluklu takiplerini yaptırabileceği bir sosyal hizmet kurumu bulamadıkları için defalarca kez...
ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Neden sadece kadınlar demediniz Sayın Vekilim?
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Efendim?
ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Neden sadece kadınlar demediniz de mezhepsel bir ayrımı tutanaklara geçirmeye çalışıyorsunuz?
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Şimdi bağlayacağım, sebebini söylüyorum Şengül Hanım.
Çocukların sürekli olarak suça karışmasının tartışmasını yapıyorlar, bundan çok muzdaripler ve bir türlü devlet mekanizmaları içerisinde belediyeler olsun, sosyal hizmet kurumları olsun, uyuşturucu bağımlılığıyla mücadelede istikrarlı ve sistematik bir hizmet alamadıkları için, çocukların sürekli suça karışmasını engelleyebilmek için çocuklarını Adıyaman'daki Menzil tarikatının binasına götürüp teslim ettiklerini anlattılar bize.
BÜLENT TÜFENKCİ (Malatya) - Ne alakası var Alevilikle?
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Bakın, yani gerçeklik bu, çok alakası var. Herhangi bir belediyeden, sosyal hizmet kurumundan, herhangi bir... Ama bakın "Güzel yapmış." diyor yani durum bu.
BÜLENT TÜFENKCİ (Malatya) - Hayır, Alevilikle ne alakası var?
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Ben size başka bir örnek daha veriyorum, yine somut bir örnek, bunun raporlarını biz Aile ve Sosyal Hizmet...
BÜLENT TÜFENKCİ (Malatya) - Sayın Vekilim, Sünniler götürmüyor mu çocuklarını? Yani hepsi yanlış, götürmeleri ama Sünni-Alevi diye...
NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Ama örnek veriyor.
BÜLENT TÜFENKCİ (Malatya) - Sünni de götürüyor.
NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Tamam, örnek veriyor, Alevi olacak, Sünni olacak.
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Alevi olabilir, Sünni olabilir ama Alevi kadınlar bunu bize anlatırlarken "Kendi inanç ve itikadımıza ters olmasına rağmen biz çocuklarımızı nasıl koruyabiliriz derdine düştüğümüz için bunu yaptık." diye anlattıkları için o vurguyu özel olarak yaptım ve bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Bu devlet çocukları, uyuşturucu bağımlısı çocukları, bizim konuştuğumuz gibi suça, suça sürüklenme ihtimali olan çocukları herhangi bir tarikat ve cemaatin kolları altında bırakamaz sevgili arkadaşlar.
HALİL ÖZTÜRK (Kırıkkale) - Ya, bağırmadan konuşun!
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Bırakıyorsa yükümlülüklerini, sorumluluklarını yerine getirmiyor demektir ve aynı zamanda aileleri de bu konuda herhangi bir suçlamaya maruz bırakamaz anlamına gelir. Ne yapacağız şimdi bu konuyla ilgili? Bu memlekette uyuşturucu bağımlısı çocukların gerçekten tedavi edilebileceği, sistematik bir biçimde tedavilerinin, rehabilitasyonlarının yapılabileceği, eğitimlerinin sağlanabileceği, geleceklerinin hazırlanabileceği kaç kamu kuruluşu olduğunun bile hesabı yapılmadan, verisi tutulmadan bu maddenin kendisini bu biçimiyle geçirmek ve kamusal sorumluluğa hiç işaret etmeden bu yasanın tamamını geçirmek gerçekten büyük bir sorumsuzluk örneği.
Bir örnek daha veriyorum. Esenyalı Kadın Dayanışma Derneğinin yıllık raporlarını biz Adalet Bakanlığına, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına, Sağlık Bakanlığına her sene iletiyoruz arkadaşlar, her bir meseleyle ilgili ayrı ayrı soru önergeleri veriyoruz; tek bir adım bile atılmadı. Esenyalı'da özellikle şiddet mağduru kadınlar Esenyalı Kadın Dayanışma Derneğine başvuruyorlar, çocuk bakım yükleriyle ilgili bir sıkıntıları var. Boşanmış bu kadınlar, organize sanayi bölgesinde çok uzun saatlerde hafta sonu dâhil olmak üzere çalışabildikleri işler buluyorlar Sayın Başkan ve çocuklarını kendi çocuklarına emanet edip kapıyı kilitleyerek işe gitmek zorunda kalıyorlar ve çocukların ev içerisinde yaşadıkları hepimizin malumu olabilecek olaylar gerçekten de; yangınlar, istismar olayları, aynı zamanda çocukların bakımlarının yine kendisi çocuk olan çocuklar tarafından yapılıyor olmasının sıkıntıları. Ben burada soruyorum: Ailelerin bakım yükümlülüğünü bu oranda tartışan bu yasanın kendisi, örneğin Esenyalı'daki kadınlar çocuklarının üzerine kapı kilitleyip çıkmak durumunda kalırlarken niye her mahallede kreş açılması tartışmasını yapmıyor, niye okullarının sonrasında çocukların bakım yükünü bu noktada böyle mağduriyetler yaşayan ailelerin üstünden alma noktasında bütçe ayrılması gerektiği tartışmasını yapmıyor, niye organize sanayi bölgesinde kreş yükümlülüğünü yerine getirmeyen patronlar için bir çift laf etmeden bu kadınların kendisini bu çocukların işleyeceği suçlar yüzünden şimdi daha sorumlu kılıyor? Bunların cevabının verilmesi lazım.
ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Yani bu düzenleme doğru ama eksik diyorsunuz.
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Kamunun sorumluluğunu artıran, buna uygun adımlar atılmasını garanti altına alan hiçbir şey yapmadan böylesi bir yasayı, böyle bir maddeyi geçirmenin kendisi açık bir biçimde devletin bütün sorumluluklarını tek tek anne-babalara yıkmak; bunun adı popülizm, böyle yasa yapılmaz sevgili arkadaşlar.
Başkanım, tekrar rica ediyorum, biraz önce anlattığım bütünlüklü politika olmaması, izleme süreçlerinin aslında gayet kötü bir biçimde yapılıyor gerçeği, dolayısıyla ailelerin hangi noktada sorumluluklarını yerine getirip getirilmediğinin bizzat bu devletin bakanlıkları arasında eş güdümlü bir biçimde gerçekleştirilemediğinin bütün bu somut örneklerini dinlemek üzere Sosyal Hizmet Uzmanları Derneğinden Sayın Zeynep Hanımı lütfen dinleyelim.