| Komisyon Adı | : | ADALET KOMİSYONU |
| Konu | : | İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut ve Antalya Milletvekili Mustafa Köse ile 98 Milletvekilinin Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3771) |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 21 .07.2026 |
BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Yani şimdi bir espri yapmak istiyorum ama bir tek Mardinliler anlayacak.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Ben anlarım.
Buyurun.
BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Şimdi, bizim orada böyle nasıl söyleyeyim, tam olarak ne olduğu belli olmayan şeyler için bir kelime söylerler Arapça, "..."(*) derler Araplar.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Anladım.
BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Yani gerçekten ne diyeceğimizi bilmiyoruz bu kanun teklifiyle ilgili. Bence Mardinli Araplar çok güzel ifade etmiş, orada bırakayım.
Bir soru sorayım: Şimdi bir proje yürüyor Adalet Bakanlığında, ismi de Yargısal Süreçlerde Çocuklar İçin Koruyucu ve Onarıcı Yaklaşımlar Projesi, kısaltılmış hâli YÖN. Şimdi, burada bildiğim kadarıyla uzmanlar, farklı sivil toplum kuruluşlarından kişiler bir arada yargı sürecindeki -bu suça sürüklenen- çocuklara ilişkin neler yapılıp yapılmaması üzerine etki analizlerinin yapıldığı, dünya örneklerinin incelendiği, kapsamlı bir proje gerçekleştiriyorlar. Bu proje henüz bitmiş değil. Şimdi, bu proje henüz bitmemişken, bir etki analizi yapılmamışken, Bakanlık bünyesinde bu mesele yürüyorken yani bizim ne acelemiz var? Bekleyelim, bir oradan sonuçlar çıksın, o proje bir sonuçlansın, bir selamete varsın, bir uygulansın, etki analizi yapılsın. Şu anda karşımıza gelmiş olan maddelerin bütünü gerçekten çok belirsiz yani. Tedbirlerin uygulanacağı çocuk grubu açık değil, tedbirlerin destekleyici müdahaleden çok yaptırım nitelikleri var. Aynı zamanda, kapsamı, temel usul ve güvenceler, hepsi yönetmeliğe bırakılmış. Mevcut uygulama ve denetim sistemi bu tedbirler için ne yazık ki yeterli değil. Hele bir de dijital risklerden korunma tedbiri gibi ağır ve belirsiz bir yapı var dolayısıyla yani bu belirsizlik içerisinde bizim bahsettiğimiz çocuklar bir de 15 yaşından küçük çocuklar yani 15 yaşından küçük çocuklara biz nasıl olur da bu kadar belirsiz bir yönergeyle içerisinde ceza istinadı taşıyabilecek yaptırımlar uygularız? Gerçekten benim aklım almıyor yani.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Ama ben çok şaşırdım bunları söylediğinize yani bu belki bu paketin en önemli, en orijinal maddelerinden bir tanesi.
BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - İşte öyle görünüyor ama öyle değil Sayın Başkan. Bakın, etki analizleri yok, üzerine çalışılmamış, çok belirsiz. Ben tek tek açmaya çalışayım.
Şimdi, biz de isterdik bu maddeyle ilgili, gerçekten konuşalım, tartışalım, üretelim, uygulamaya geçirelim ama gerçekten ortak bir akıldan uzak hazırlanmış. Bir de çok belirsiz yani. Ben mesela okuyayım: Tedbirlerin uygulanacağı çocuk grubu açık değil. Maddede kullanılan "ceza sorumluluğu olmayan adli süreçteki çocuklar" ifadesi herhangi bir alt yaş sınırı içermemektedir. Bu nedenle hüküm yalnızca 12-15 yaş grubunda olup ceza sorumluluğu bulunmadığı belirlenen çocukları değil, 12 yaşından küçük bütün çocukları kapsayabilecek biçimde düzenlenmiştir. Lafzı itibarıyla 4 yaşındaki bir çocuk hakkında dahi üç yüz saate kadar sosyal veya toplumsal hizmet, çevre temizliği, kitap okuma ve dijital izleme tedbirine karar verilmesini engelleyen bir hüküm bulunmamaktadır. Çok belirsiz yani siz 6 yaşındaki bir çocuğa da tedbir verebilirsiniz, 5 yaşındaki bir çocuğa da verebilirsiniz, herhangi bir alt sınırı yok dolayısıyla bu böyle çok açık, böyle çok keyfî düzenlenmiş bir mesele yani. Kaldı ki hangi yaş grubuna hangi tedbirlerin uygulanacağı da net değil yani şu yaş grubu için şu yapılır, bu yaş grubu için bu yapılır, bu yaş grubu için psikososyal açıdan bu daha iyidir gibi bir araştırma da yok. Yönetmelikle her şeyi çözemeyiz, yönetmelikle her şey çözülmez. Bu mesele yönetmeliğe bırakılamayacak bir mesele yani.
Hangi yaş grubuna hangi tedbirin uygulanabileceğinin gösterilmemesi çocuklar ve uygulayıcılar bakımından düzenlemenin sonuçlarının öngörülemez hâle getirilmesine sebep olmaktadır. Hukuki belirlilik ilkesini zedelemektedir. Aynı tedbir ve sürelerin çok farklı yaş ve gelişim özelliklerindeki çocuklara uygulanabilmesi ise müdahalenin çocuğun durumuyla orantılı olmasını güvence altına almamakta ve ölçülülük ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Çocuğun yaşı ve gelişim düzeyi yalnızca uygulanacak tedbirin belirlenmesinde dikkate alınacak ölçütlerden biri de değildir, bazı müdahalelerin uygulanabilirliğini bütünüyle ortadan kaldıran temel bir sınırdır. Çok küçük yaştaki bir çocuğun gerçekleştirdiği davranış zorunlu görevler ve güvenlik tedbirleriyle değil, çocuğun ailesinin koruma ve destekleme ihtiyaçları üzerinden ele alınmalıdır. Bu nedenle, yönlendirme tedbirlerinin uygulanabileceği yaş grubu kanunda açıkça belirlenmeli, ceza sorumluluğu yaşının altındaki çocuklar bakımından zorunlu çalışma ve gözetim niteliğindeki tedbirlere yer verilmemelidir.
Bazı tedbirler destekleyici müdahaleden çok yaptırım niteliğindedir. Sosyal ve toplumsal hizmetler tedbiriyle çevreye saygı ve çevre temizliği tedbiri kapsamında çocuğun yirmi saatten üç yüz saate kadar çeşitli görevlerde çalıştırılması öngörülmektedir. Çocuğun spor, kültür ve sosyal gelişim programlarına katılması kamu kurumlarında zorunlu olarak görevlendirilmesiyle aynı şey değildir. Özellikle çevre temizliği yaptırılması, çocuğun gelişimsel ihtiyacına karşılık gelen bir hizmet olmaktan çok gerçekleştirdiği iddia edilen fiile karşılık uygulanan bir yaptırım olarak algılanmaya elverişlidir. Ceza sorumluluğu bulunmayan ve hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmayan bir çocuğa üç yüz saate ulaşan zorunlu çalışma yükümlülüğünün getirilmesi Anayasa’nın 18'inci maddesindeki zorla çalıştırma ve angarya yasağı bakımından ciddi tereddüt yaratmaktadır. Anayasa'da hükümlülük ve tutukluluk dönemindeki çalışmalar belirli koşullarda bu yasağın dışında tutulmuşsa da burada hakkında mahkûmiyet kararı bulunmayan çocuklar söz konusudur. Bu nedenle, söz konusu istisnanın bu çocuklar yönünden uygulanabileceği açık değildir. Ayrıca, çocuğun yapacağı faaliyetlerin niteliği, yaşına ve gelişim düzeyine uygunluğu, günlük ve haftalık süreleri, eğitim ve dinlenme hakkıyla nasıl bağdaştırılacağı, iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri, gözetim koşulları ve meydana gelebilecek zararlardan sorumluluk kanunda düzenlenmemiştir. Yirmi saat ile üç yüz saat arasında geniş bir aralık belirlenmesi de tedbirin süresinin hangi ölçütlere göre tayin edileceğini belirsiz kılmaktadır.
Temel usul ve güvenceler yönetmeliğe bırakılmıştır. Teklif, yönlendirme tedbirlerinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenmesini öngörmektedir ancak yönetmeliğe bırakılan hususlar yalnızca uygulamaya ilişkin teknik ayrıntılardan ibaret değildir. Çocuğun hangi kuruma ve hangi ölçütlerle yönlendirileceği, hangi faaliyetlerde görevlendirileceği, uygulamadan hangi kurumun sorumlu olacağı, tedbirin kim tarafından düzenleneceği, uyumsuzluk veya devamsızlık hâlinde nasıl hareket edileceği, tedbirin hangi koşullarda değiştirileceği veya sona erdirileceği kanunda gösterilmemiştir. Bu unsurlar çocuğun temel haklarına yapılan müdahalenin kapsamını belirlemektedir dolayısıyla bunların ikincil düzenlemeye bırakılması Anayasa’nın 13'üncü maddesindeki kanunla sınırlama şartı ile hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri bakımından sorunludur. Mevcut uygulama ve denetim sistemi bu tedbirler için de ayrıca yeterli değildir.
Teklifte yönlendirme tedbirlerinin yerine getirilmesi bakımından Çocuk Koruma Kanunu'nun 45'inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarına atıf yapılmaktadır ancak kurumlar arası koordinasyona ve gerektiğinde kolluktan yardım alınmasına ilişkin bu genel atıf yeni tedbirlerin uygulanma, denetleme usulüne göre belirlenmemektedir.
Koruyucu ve destekleyici tedbirler çocuğun korunma ihtiyacına karşılık hizmetlerdir. Teklifteki yönlendirme tedbirleri ise zorunlu çalışma, belirli eserleri okuma, dijital cihazları denetime açma ve program tamamlama gibi farklı yükümlülükler içermektedir. Bu nedenle, mevcut koruyucu tedbir sistemine yapılan genel bir atıf yeterli değildir. Tedbir sürecinde çocuğun gelişiminin kim tarafından ve hangi aralıklarla değerlendirileceği, uygulamanın amacına ulaşıp ulaşmayacağının nasıl belirleneceği, sonuçlarının çocuk hâkimine nasıl bildirileceği açıkça düzenlenmelidir. Sosyal çalışma görevlisinin koordinasyonunu düzenli raporlama, tedbirin belirli aralıklarla yargısal olarak gözden geçirilmesi ve gerektiğinde değiştirilmesi veya kaldırılması kanuni güvenceye bağlanmalıdır. Kolluktan yardım alınmasına ilişkin hüküm de sınırlandırılmalıdır. Çocuğun sosyal, kültürel ve rehabilitasyon amaçlı bir programa katılımının kolluk aracılığıyla sağlanması destekleyici müdahaleyi zorlayıcı bir uygulamaya dönüştürebilir. Kolluğun rolü yalnızca çocuğun ve başkalarının güvenliğine yönelik yakın ve ciddi bir tehlike bulunduğunda istisnai durumlarda sınırlı olmalıdır. Dijital risklerden korunma tedbiri ağır ve belirsiz bir müdahaledir. Teklif çocuğun kullandığı telefon, bilgisayar, tablet ve benzeri cihazların üç aydan iki yıla kadar takip yazılımlarıyla kurul denetimine açılmasına imkân tanımaktadır ancak izlenebilecek hareketlerin kapsamı açıklanmamıştır. Mesaj içeriklerinin, konum bilgilerinin, internet geçmişinin, sosyal medya kullanımının veya cihazda bulunan diğer kişisel verilerin izlenip izlenmeyeceği anlaşılmamaktadır. Takip sırasında elde edilecek verilerin hangi amaçla işleneceği, kimler tarafından görüleceği, ne kadar süre saklanacağı ve ne zaman silineceği düzenlenmemiştir. Çocuğun iletişim kurduğu üçüncü kişilere ait verilerin nasıl korunacağı ise belirsizdir. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile Siber Güvenlik Başkanlığının adının belirtilmesi bu ölçekteki bir temel hak müdahalesi için yeterli yasal güvence oluşturmamaktadır. Dijital ortamlardaki risklerden korunma amacı, dijital okuryazarlık, danışmanlık, aile desteği ve güvenli kullanım programlarıyla ancak gerçekleştirilebilir. Çocuğun bütün dijital faaliyetlerinin uzun süreli olarak gözetlenmesi ise ancak zorunluluğu somut biçimde ortaya konulmuş, kapsamı daraltılmış, süresi ölçülü ve etkili yargısal denetime tabi bir tedbir olarak tartışılabilir. Mevcut hâliyle düzenleme, özel hayatın gizliliği, haberleşme özgürlüğü ve kişisel verilerin korunması bakımından yeterli güvence içermemektedir. Bağımlılığa ilişkin tedbirin ise mevcut sağlık tedbirleriyle ilişkisi belirsizdir. Çocuk Koruma Kanunu'nun 5'inci maddesinde sağlık tedbiri zaten düzenlenmiştir. Teklifte yer alan tütün, nikotin, alkol, kumar, uyuşturucu veya uyarıcı madde davranışsal bağımlılık tedbirlerinin mevcut sağlık tedbirlerinden hangi yönlerden ayrıldığı açıklanmamıştır. Bağımlılığın kim tarafından ve hangi bilimsel ölçeklerle tespit edileceği, uygulanacak programın sağlık hizmeti mi yoksa psikososyal destek hizmeti mi olduğu, tedavide çocuğun görüşü ve rızasının nasıl değerlendirileceği; Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Yeşilay arasındaki görev ve sorumluluk dağılımı kanunda gösterilmelidir. Sağlık ve rehabilitasyon hizmetleri çocuğun gerçekleştirdiği iddia edilen fiile karşılık uygulanan bir yaptırım biçimine dönüştürülmelidir. Bireyselleştirme ve çocuğun katılımına ilişkin güvenceler bulunmamaktadır.
Teklifin gerekçesinde tedbirin, çocuğun kişisel özellikleri, ihtiyaçları, risk durumu dikkate alınarak belirleneceği ifade edilmesine rağmen bu ilkeler madde metnine yansıtılmamıştır. Tedbire karar verilmeden önce sosyal inceleme yapılması; çocuğun gelişimsel özelliklerinin, aile ve sosyal çevresinin, eğitim durumunun, korunma ihtiyacının ve yeniden suça sürüklenmesine neden olan koşulların değerlendirilmesi zorunlu tutulmamıştır. Çocuğun kendisi hakkında uygulanacak tedbir konusunda bilgilendirilmesi, görüşünün alınması da düzenlenmemiştir. Çocuğun katılımı bulunmaksızın belirlenen programlarının etkili olması güçtür. Tedbirin türü ve süresi sosyal inceleme sonucuna çocuğun bireysel ihtiyaçlarına ve ifade ettiği görüşe dayanmalıdır. Uygulama, sosyal çalışma görevlisinin koordinasyonunda yürütülen bir vaka yönetimi sistemine dayanmalı, gerektiğinde aile danışmanlığı, eğitim desteği, ruh sağlığı hizmetleri ve toplum temelli programlar birlikte planlanmalıdır. Restoratif adalet uygulamaları ise çocuk ile varsa mağdurun özgür ve bilgilendirilmiş katılımı koşuluyla bir seçenek olarak değerlendirilmelidir. Güvenlik tedbirine karar verilmesine ilişkin yargılama usulü düzenlenmemiştir. Teklif, yönlendirme tedbirini, ceza sorumluluğu bulunmayan çocuklar bakımından çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak kabul etmektedir. Buna karşılık, bu tedbirlere hangi yargılama sonucunda ve hangi güvencelerle karar verileceği düzenlenmemiştir. Ceza sorumluluğunun bulunmaması istinat edilen fiilin çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin incelenmesine gerek olmadığı anlamına gelmez. Çocuğun fiili işleyip işlemediği, uygulanacak tedbirin gerekli ve ölçülü olup olmadığı ve tedbir ile çocuğun bireysel ihtiyaçları arasında ilişki yargısal olarak değerlendirilmelidir. Çocuğun müdafi yardımından yararlanması, bilgilendirilmesi ve dinlenmesi, delillerin tartışılması, kararın somut gerekçelere dayanması ve karara karşı etkili bir kanun yolunun bulunması güvence altına alınmalıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen çocuklar bakımından yönlendirme programlarının denetimli serbestlik kapsamında uygulanması ayrıca değerlendirilebilir ancak ceza sorumluluğu bulunmayan özellikle 12 yaşından küçük çocukların denetimli serbestlik sistemine alınması uygun değildir. Bu çocuklar yönünden öncelik ceza infaz sistemine dâhil edilmeleri değil ihtiyaç duydukları koruyucu ve destekleyici hizmetlere erişmelerinin sağlanmasıdır.
Sonuç olarak, çocukların eğitim, spor, kültür, sosyal gelişim ve rehabilitasyon programlarına yönlendirilmesi olumlu ve gerekli bir amaçtır ancak teklif bu programların bir bölümünü ceza sorumluluğu bulunmayan çocuklara yüklenen zorunlu görevler ve uzun süreli gözetim tedbirleri biçiminde düzenlenmektedir.
Ne yazık ki bütün bunları hesaba kattığımızda, kanunu, bu yasayı, bu teklifi, bu maddeyi yeniden yazmamız gerektiğinden biz 10'uncu maddenin çocukların yararına olacak şekilde tamamen teklif metninden kaldırılmasını çünkü toparlanmasının mümkün olmayacak bir düzeyde ciddi riskler barındırdığını, herhangi bir etki analizinin olmadığını, çocuklar için iyi mi kötü mü olduğunu en azından tespit etmek için YÖN Projesi'nin beklenilmesi gerektiğini ve bu meselenin gerçekten çok ciddi bir mesele olduğunu, hayati olduğunu, söz konusu çocukların 12 yaşından küçük herhangi bir yaşta olabileceğini ve bunun gerçekten çocuk korumayla doğrudan çeliştiğini ifade etmek isterim.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Evet, çok teşekkür ediyorum Sayın Güneş Altın.
Barolar Birliğinin söz talebi vardı. Bu maddeyle ilgili değil mi?
Buyurun.
TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ ÇOCUK HAKLARI KOMİSYONU ÜYESİ AV. MERİH MELTEM ANAYAROĞLU - Teşekkürler Başkanım.
Madde 10'la Çocuk Koruma Kanunu'na eklenmesi öngörülen 5/A maddesi ceza sorumluluğu bulunmayan çocuklar için yönlendirme tedbirleri adı altında yeni güvenlik tedbirleri öngörüyor. Bugüne kadar çocuk koruma sistemi koruyucu ve destekleyici tedbirlerin üzerine kuruluyken, ilk kez, ceza sorumluluğu bulunmayan çocuklar için çocuklara özgü güvenlik tedbiri öngörülmekte. Oysa uluslararası çocuk hakları standartları bu çocuklara yönelik müdahalelerin güvenlik değil koruma, destekleme ve rehabilitasyon amacı taşıması gerektiğini kabul eder.
İkinci olarak, dijital risklerden korunma tedbiri kapsamında çocukların dijital cihazlarının izlenebilmesi ve bazı uygulamalara erişimin sınırlandırılması öngörülmekte ancak hangi verilerin izleneceği, bunların kim tarafından, ne kadar süreyle işleneceği gibi temel hususlar kanunla düzenlenmemiş. Bu durum, özel hayatın gizliliği, kişisel verilerin korunması ve hukuki belirlilik ilkeleri bakımından değerlendirilmesi gereken bir husus. Tedbirlerin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar büyük ölçüde yönetmeliğe bırakılmış olmakla beraber, temel hak ve özgürlüklere müdahale oluşturan bu düzenlemelerin kapsamı ve sınırlarının kanunla açık ve öngörülebilir bir şekilde belirlenmesi hukuk devleti ilkesinin gereğidir.
Bir diğer önemli husus ise teklifle öngörülen yönlendirme tedbirleri çocuk hakkında önemli hak ve özgürlük sınırlamaları doğurabilecek nitelikte olmasına rağmen tedbirlerin uygulanması sürecinde çocuğun hukuki yardım veya müdafi yardımından yararlanacağına ilişkin herhangi bir usul güvencesine de yer verilmemektedir. Oysa Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 40'ıncı maddesi, yine Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesinin 24 Numaralı Genel Yorumu, Pekin Kuralları, Avrupa Konseyi Çocuk Dostu Adalet Rehberi çocukların çocuk adalet sistemi kapsamındaki bütün işlemlerde etkili hukuki yardıma erişimini temel bir adil yargılanma güvencesi olarak kabul etmektedir. Özellikle teklif kapsamında öngörülen dijital cihazların izlenmesi, dijital platformlara erişimin sınırlandırılması ve uzun süreli yönlendirme tedbirleri gibi çocuğun temel haklarına müdahale niteliği taşıyan kararlar bakımından çocuğun hukuki yardım alma hakkının açık kanuni güvenceye bağlanması, ekonomik durumu elverişli olmayan veya müdafi bulunmayan çocuklar bakımından ise baro tarafından görevlendirilecek bir müdafi aracılığıyla hukuki yardımın sağlanmasına ilişkin düzenlemeye kanunda yer verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Teşekkürler.