| Komisyon Adı | : | ADALET KOMİSYONU |
| Konu | : | İstanbul Milletvekili Numan Kurtulmuş, Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli, Adana Milletvekili Tulay Hatımoğulları Oruç, Siirt Milletvekili Tuncer Bakırhan, Sivas Milletvekili Abdullah Güler, Ankara Milletvekili Leyla Şahin Usta, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, Gaziantep Milletvekili Abdulhamit Gül, İstanbul Milletvekili Özlem Zengin, Manisa Milletvekili Bahadır Nahit Yenişehirlioğlu, Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Nevşehir Milletvekili Filiz Kılıç, Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Muş Milletvekili Sezai Temelli, Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç ve 350 Milletvekilinin Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi (2/3793) |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 07 .08.2026 |
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, teşekkür ederim.
İki hususu daha Komisyonumuzun dikkatine sunacağım hızlıca.
Şimdi, bakın, 7'nci maddedeki hak yoksunluğu meselesine gelelim. "Soruşturma ve kovuşturma aşamasında bu nedenle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, sulh ceza hâkimliğinden veya mahkemesinden istenir." deniyor. Oysa burada da bir fahiş hata var. Soruşturma ve kovuşturma nedeniyle hak yoksunluğu sonucu doğmaz, hak yoksunluğu ancak hükümle ortaya çıkabilecek bir durumdur. Burada da fahiş bir hata yapılmıştır, dikkatinize sunarım.
Çok daha önemlisi, çok daha önemlisi... Bir kurul kuruluyor. Bu kurul Cumhurbaşkanına bağlı, Cumhurbaşkanı Yardımcısının Başkanlığında 8 bakan, ilgili bürokratlardan oluşuyor. Son derece bürokratik bir kurul ve bu sürecin yani 86 milyonun kaderini emanet ettiğimiz, gelecekte yavrularımızı şehit verip vermeyeceğimizi belirleyecek, toplumsal barışımızı inşa edecek kurulun böylesine bürokratik vesayete bağlı ve bu kadar tek adam rejimine göbeğinden bağlı olmasını, hiçbir nesnel, somut, ölçülebilir bir kriter olmaksızın bağlanmasını asla doğru bulmuyoruz. Bu kurul kimin mahkemeye gidebileceğini, kimin cezasının ertelenebileceğini, kimin hak mahrumiyeti kararının kaldırılabileceğini, kimin siyasete gelip başlayabileceğini bire bir belirleyecektir ve her bir kişi içinde özel karar verebilecektir. Bu ne hukuk devletinde kabul edilebilir ne anayasal eşitlik açısından kabul edilebilir ne mahkemelerin bağımsızlığı, tarafsızlığı açısından ve hak arama özgürlüğü açısından kabul edilebilir. Bu aslında gerçekte şu durumu doğuracaktır: Bir barış söylemi vardır, samimi katkılar olduğunu biliyorum, biz de bu samimi katkıları destekliyoruz tabii ki ama aynı zamanda bu meselenin bütün vanası Cumhurbaşkanının eline bırakılmıştır. Cumhurbaşkanı da siyasetçidir; bir kişi, o kişi, o tek adam rejiminin tepesinde oturan kişi Türkiye'de nasıl bir darbe süreci yaşatıyorsa, Türkiye'deki bütün kurumları nasıl çökerttiyse, yargı bağımsızlığı, Anayasa, AİHM kararları, devlet kurumları, her şeyi nasıl bağladıysa bunu da böylesine çürütebilir.
FAHRETTİN TUĞRUL (Uşak) - Siyasete bağlıyorsunuz da siz yaşattınız bunları.
MURAT EMİR (Ankara) - İzninizle...
FAHRETTİN TUĞRUL (Uşak) - Siyaset...
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Sayın Tuğrul, hatibe müdahale etmeyelim.
MURAT EMİR (Ankara) - Bunu da böylesine çürütebilir, bunu da asla doğru bulmadığımızı...
FAHRETTİN TUĞRUL (Uşak) - Lütfen ya, tutanaklarda da var.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Sayın Tuğrul, hatibe müdahale etmeyelim ya!
TURAN TAŞKIN ÖZER (İstanbul) - Niye müdahale ediliyor şimdi ya!
ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Hayır, yanlışı, yalanı kabul etmiyorum; seyirci mi kalacağız!
TURAN TAŞKIN ÖZER (İstanbul) - Sen niye müdahale ediyorsun ya!
ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Kabul etmiyorum!
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Hatibe müdahale etmeyelim lütfen, bırakın, sözünü tamamlasın.
MURAT EMİR (Ankara) - Toparlıyorum Başkanım.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Toparlayalım Sayın Emir.
ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Kabul etmiyorum ben...
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Tamam, müdahale etmeyelim, toparlayacak...
ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - İstediği zaman istediği şeyi söyleyecek; öyle bir şey yok!
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Müdahale etmeyelim lütfen ya.
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Yirmi dört yıldan beri biz mi iktidardayız! Tabii eleştireceğiz sizi!
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Sayın Emir, toparlayalım lütfen, buyurun.
ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Böyle bir meseleyi de siyasi malzeme olarak kullanıyorsunuz ya!
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Sayın Karslı...
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Hangi siyasi malzeme! Siz kullanıyorsunuz siyasi malzeme. Hadi oradan!
ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - İki saattir siyaset yapıyorsunuz!
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Hadi oradan! Burada ne konuşuyoruz!
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Sayın Emir, buyurun toparlayın.
MURAT EMİR (Ankara) - Susarlarsa...
Böyle bir meseleyi, böyle bir millî meseleyi 86 milyonun geleceğini bire bir ilgilendiren meseleyi böylesine bir kişinin iradesine bırakmayı eleştiriyorum; benim eleştirim bunadır.
ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Yok öyle bir şey!
MURAT EMİR (Ankara) - Ayrıca da...
MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - İmzanız var Sayın Vekilim, imzanız var, sizin imzanız var.
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - İmzayı dahi bilmiyorsun ya! Neyin imzasından bahsediyorsun! Bilmiyorsun ya!
MURAT EMİR (Ankara) - Sizin sıranız gelince konuşursunuz.
MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Şu raporda...
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Muhatap sen değilsin ki! Sayın Başkan...
MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Bir dakika...
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Sayın Başkan, böyle bir müzakere olamaz ya!
MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Şu raporda...
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Ya, Sayın Şahin, tamam, anlıyorum...
MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - İmzaya bak...
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Ya, Sayın Şahin, bir saniye... Tamam!
MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Yürütme içinde bir kurulun oluşturulması...
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Sayın Şahin, ya, söz talebinde bulunursunuz söylersiniz bunu. Müdahale etmeyin, bitiriyor.
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Hayret ya!
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Şahin, size iki söz söylerim.
MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - İmza...
MURAT EMİR (Ankara) - Size iki söz söylerim.
MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - İmzanız var.
MURAT EMİR (Ankara) - Madem açtınız, size iki sözüm olur.
MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Buyurun.
MURAT EMİR (Ankara) - Bir; ben konuşmamın başından beri buradan alıntılar yapıyorum, "Bunlar nerede?" diye soruyorum, "İmzanız var." diyorum, hiç cevap vermiyorsunuz.
MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Evet çünkü dinliyorum.
MURAT EMİR (Ankara) - Ama orada "kurul" lafına "İmzanız var." diye bize söylüyorsunuz. "Kurul" dedik de bütün kurulu götür Cumhurbaşkanına bağla mı dedik?
MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - İmza...
TURAN TAŞKIN ÖZER (İstanbul) - Anayasa Mahkemesi kararının uygulanmasına da...
MURAT EMİR (Ankara) - Bütün kurulu buna mı bağla dedik?
MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Yürütme içinde...
TURAN TAŞKIN ÖZER (İstanbul) - Yürütmeyi bırak, Anayasa Mahkemesini niye söylemiyorsun? Sen işine geleni söylüyorsun, olmaz öyle!
MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Cevap verebilir.
TURAN TAŞKIN ÖZER (İstanbul) - Olmaz öyle!
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Arkadaşlar, lütfen karşılıklı konuşmayın, böyle müzakere etmeyelim lütfen.
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, benim buna cevap... Yani susmadan devam edemem.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Tamam, toparlayalım Sayın Emir.
Buyurun.
MURAT EMİR (Ankara) - Susmadan devam edemem.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Toparlayalım lütfen.
TURAN TAŞKIN ÖZER (İstanbul) - İşine geleni söylüyorsun!
MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Cevap verebilir.
TURAN TAŞKIN ÖZER (İstanbul) - Sen işine geleni söylüyorsun!
MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Ya, cevap verebilir, sen niye karışıyorsun?
TURAN TAŞKIN ÖZER (İstanbul) - Tamam, "İşine geleni söylüyorsun." diyor zaten.
ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Sen de az önce işine geleni söyledin.
MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Cevap verebilir, avukat...
TURAN TAŞKIN ÖZER (İstanbul) - Onu dedi zaten.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Tamam.
Sayın Emir, buyurun.
MURAT EMİR (Ankara) - Ama susmazsanız... Yani cevabımı merak ediyorsanız benim cevabım hazır.
Burada demokratikleşmeyle ilgili onlarca başlık var, bir tanesinde adım atmamışsınız, bir tanesinde. Fiilen atılacakları bile atmamışsınız... Ve burada elbette ki yürütme organı bazı işleri yürütecek ama bakın, söyledim, bir daha söyleyeyim: Kimin affedileceğine, kimin haklarını geri alacağına, kimin döneceğine, kimin siyaset yapacağına bir kişi veya o kişinin atadığı, bire bir atadığı bir kurul karar verecek ve bunu yaparken de en ufak nesnel bir ölçütü, kriteri olmayacak; bizim buna itirazımız var. "Yok, bu böyle olsun." diyorsanız şaşırmayız çünkü sizin zaten her şeyi o kişiye emanet etmekten dolayı bir rahatsızlığınız yok.
İkincisi, bakın, bir önceki Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun sahte videolarla Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında nasıl önünün kesildiğini gördük. Ben Mehmet Şahin'le yıllarca canlı yayınlarda program yaptım. Biz "hak ve özgürlükler" dedikçe, biz "demokrasi" dedikçe, biz "adalet" dedikçe, biz "barış" dedikçe bizi PKK severlikle suçluyorlardı, aynen böyle sözümüzü kesip bize bağırıyorlardı; bunlardı, iki yıl öncesine kadar. Şimdi de sözümüzü kesiyorsunuz, diyorsunuz ki: "Merak etmeyin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ayarlasın kim gelecek, kim gidecek, kim siyaset yapacak." Bu, Türkiye siyasetini önümüzdeki dönemde dizayn etme çabasının bir devamıdır. Bunun teşhisini doğru koymamız gerekiyor.
Sayın Başkan, sabrınızı zorlamayacağım, kısaca tutumumuzu da ifade ederek sözlerime son vereceğim. Biz bulunduğumuz yerdeyiz. Biz eksiğiyle gediğiyle, yanlışıyla ama barış için atılacak her türlü pozitif adımın elbette yanında oluruz. Şu kaygıyı anlamak gerekir: Şehitler vermişiz, acılar çekmişiz, bedeller ödemişiz, duygularımız tazedir, acılarımız tazedir, yaralar daha kanamaktadır ama bu ülkeyi yönetenler, bu milletin vekilleri daha sağduyulu ve daha geçmişi anlayan, geçmişle empati yapan ama önüne bakan; aydınlık geleceğimizi, çocuklarımızın bir daha birinin dahi burnunun kanamayacağı bir Türkiye'yi nasıl kuracağımızı düşünmek zorundayız. İşte bu nedenle biz geçmişte ne diyorsak aynısını söylüyoruz.
FETİ YILDIZ (İstanbul) - Şimdi ne söylüyorsun Murat Bey?
MURAT EMİR (Ankara) - Biz bu adımları değerli buluyoruz; yanlış yapmışsınız, eksik yapmışsınız, demokratikleşmeyi rafa kaldırmışsınız, bir kişinin iradesine bağlamışsınız.
FETİ YILDIZ (İstanbul) - Murat Bey, şimdi ne diyorsun?
MURAT EMİR (Ankara) - Gelin, bunları tek tek düzeltelim Sayın Yıldız, var mısınız?
Teşekkür ederim.