KOMİSYON KONUŞMASI

AŞKIN GENÇ (Kayseri) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli Komisyon üyeleri; bugün Türkiye'de sanayiyi konuşurken yalnızca açılan fabrikaları, verilen yatırım teşviklerini değil, üretimini durduran tesisleri ve kaybettiğimiz istihdamı da konuşmak durumundayız. TÜİK'in Ağustos 2026 verilerine göre imalat sanayisi üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,5 geriledi. İstanbul Sanayi Odasının Eylül Ayı İmalat Sanayi Satın Alma Yöneticileri Endeksi de 47,9 seviyesinde yani imalat sanayisinde faaliyet koşullarındaki daralma sürüyor. Peki, bu tablo fabrikalarımıza nasıl yansıyor? SGK verilerine göre tekstil ve hazır giyim sektörlerinde Aralık 2024'ten Haziran 2026'ya kadar 100.621 çalışan ve 5.548 işletme kaybedildi. Dikkatinizi çekiyorum, bunlar yalnızca istatistik değil, bu rakamların arkasında kapanan işletmeler, işini kaybeden insanlar, üretimden uzaklaşan aileler mevcut.

Sayın Bakan, Kayseri Türkiye'nin en önemli sanayi ve üretim merkezlerinden biridir. Eylül ayında Kayseri'nin ihracatı yüzde 10 artarak 355 milyon dolara ulaştı. Bu, Kayserili sanayicilerimizin yüksek çabasının bir sonucudur ancak aynı şehirde 1953 yılından bu yana üretim yapan Orta Anadolu Mensucat Fabrikaları ne yazık ki kapandı. Dünya markalarına kumaş üreten, 1.500'ün üzerinde çalışanının olduğu yetmiş üç yıllık üretim geçmişine sahip bir tesisten söz ediyoruz. Şirketin kendi açıklamasında küresel talep daralması, yükselen operasyonel ve finansman maliyetleri ile değişen ticaret koşulları sıralanıyor. Burada sorguladığım Türkiye'nin köklü üretim tesislerini ayakta tutabilecek sanayi politikalarına sahip olup olmadığımızdır çünkü bir fabrika kapandığında yalnızca makineler durmuyor, yılların üretim bilgisi, yetişmiş iş gücü, tedarik ilişkileri ve bölgenin ekonomik birikimi de zarar görmekte.

Sayın Bakan, bugün Türk tekstil ve hazır giyim üreticilerinin Mısır'da yeni yatırımlar yaptığını görüyoruz, Suriye'deki üretim imkânları da sektörün gündeminde. Elbette, Türk şirketlerinin yurt dışında büyümesine karşı değiliz ama şu soruya da cevap vermek durumundayız: Türkiye'de yetişen sermaye ve üretim tecrübesi neden yeni yatırımlar için başka ülkelerde daha elverişli koşullar aramakta? Sorun yalnızca işçilik maliyeti mi, enerji mi, finansman mı, ham madde mi, kur politikası mı? Bunların hepsini birlikte değerlendiren, istihdamı ve üretimi korumayı hedefleyen bir sanayi programınız var mı? 2027 bütçesinde sanayinin geliştirilmesi üretim ve yatırımların desteklenmesi programı için 246 milyar 700 milyon lira öngörülüyor. Peki, Sayın Bakan, bu kaynağın ne kadarı mevcut üretim tesislerinin rekabet gücünü artırmak, istihdamı korumak ve kapanma riski yaşayan işletmeleri desteklemek için kullanılacak? KOSGEB desteklerinden Kayseri'deki kaç sanayi işletmesi yararlandı? Bu desteklerle kaç işletmede üretim ve istihdam korundu? Özellikle tekstil ve hazır giyim gibi emek yoğun sektörlerde işletmelerin teknik tekstile ve yüksek katma değerli üretime geçişi için hangi somut hedefleri belirlediniz? Biz yalnızca verilen teşviklerin tutarını değil sonuçlarını da öğrenmek isteriz. Kaç yeni yatırım gerçekleşti, kaç işletme üretimini sürdürebildi, kaç çalışan işini koruyabildi? Çünkü sanayi politikasının başarısı yalnızca kaç fabrikaya teşvik verildiğiyle değil Türkiye'nin üretim gücünün ne ölçüde koruyabildiğiyle de ölçülür. Kayseri'nin, Türkiye'nin üretim kapasitesini ve yetişmiş insan gücünü kaybetmesini istemiyoruz. Sanayicimizin ürettiği, işçimizin çalıştığı, gençlerimizin geleceğini kendi ülkesinde kurabildiği bir sanayi yapısını da beraberinde istiyoruz.

Teşekkür ediyorum.