| Komisyon Adı | : | AVRUPA BİRLİĞİ UYUM KOMİSYONU |
| Konu | : | Dışişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Kemal Bozay'ın, Türkiye-AB ilişkilerinin son durumu ve güncel dış politika olayları hakkında sunumu |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 13 .10.2026 |
OSMAN CENGİZ ÇANDAR (Diyarbakır) - Ben çok kısa ve basit bir şey söyleyeceğim, Dışişleri Bakan Yardımcımızdan hassaten rica ederek söyleyeceğim. Az önce -Meclis konuşmalarında da çok tanık olduk buna- Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına uyum bakımından yüzde 90 isabet kaydettiği...
Şimdi, ondan önce bir şey söyleyeyim; Avrupa Birliğinin, Avrupalıların çifte standardı, bunları biz biliyoruz ve Avrupa Birliğine tam üyelik başvurusundan önce de söyledik, tam üyelik başvurusu sırasında da söyledik, o gün bugündür de ve özellikle Gazze savaşından sonra Avrupa'nın ortaya koyduğu manzara bir infial konusudur ve utanç vesilesidir ama biz, Avrupa Birliğinin çifte standartlı olduğunu birbirimize söyleyerek çok anlamlı bir vakit harcamış olmayız burada. Onu zaten paylaşıyoruz, biliyoruz ve âdeta iman tazeleme gibi bir yola da girmemizin bir manası yok, kimseye bir faydası yok, o hepimizin zaten ortak noktası.
Şimdi, dönmek istediğim konu ve bu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla ilgili Mecliste de tanık oluyoruz dediğimde... Bizim Anayasa'mızın 90'ıncı maddesinin beşinci fıkrasına göre Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gereği bizim iç hukuk konumuz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uymak ve siz Dışişleri mensupları gayet iyi bilirsiniz ki birtakım simge davalar vardır yani çıkıp "Yüzde 90'ına biz zaten uyuyoruz, bizim kadar uyan kim var?" demenizin çok fazla bir manası yok çünkü adını bile bilmediğimiz bir sürü davada uyuyor olabiliriz, işte tazminat edinmiş olabiliriz, tazminat hakkı sahibi olmuş bulunabiliriz; önemli olan, simge davalardır. Tarihte -benden daha iyi bildiğinizden eminim- Dreyfus davası diye bir şey var Fransa'da. Fransız yargısı binlerce isabetli karar vermiştir, hiç kimse istatistik dökümü yapmaz, Dreyfus davası çıktığı zaman "Şu kadar usturuplu, uygun, hukuka uygun kararlar vermiştir." demez Fransız yargısı. Dreyfus davası bir simge davadır, bizde de simge davalar var AİHM bakımından; biri Osman Kavala, daha yeni Büyük Daire kararı var ve Türkiye'nin yeniden yargılamaya gitmesi mecburiyeti var; kendi Anayasa gereği var, Avrupalılar dediği için değil. Keza Selahattin Demirtaş davası var. Bu davalar simge davalardır, bütün dünya bunları biliyor ve çifte standartlı olduğunu bizim hepimizin bildiği ve paylaştığı Avrupa Birliği de icabı hâlinde bize karşı bunları kullanıyor ve bunları kullanırken biz aslında kendi Anayasa'mızın gereğini yerine getirmemiş olduğumuz bakımdan sıkıntılıyız ama siz Dışişleri olarak yürütmeye bilgi verirken "Vallahi, en çok uyan biziz, yüzde 90 oranında uyuyoruz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına." derseniz, bu Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu konudaki önergelerde falan bir polemik konusu olarak kalkıp deniliyor ki: "Kardeşim, siz ne diyorsunuz; biz yüzde 90'ına uyuyoruz, bizim gibi kim var zaten?" Sorun yüzde 90'ına uymamızda değil, bu simge davalarda kendi Anayasa'mızın gereğini yerine getirmememizde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne uyan bir taraf olduğumuzun kendimizce ispatında. O yüzden, lütfen, bir uzman kuruluş olarak diyeyim, kötü yola sevk etmeyin yürütmeyi; onu söyleyeceğim ben.
BAŞKAN BURHAN KAYATÜRK - Buyurun Sayın Bakanım.
DIŞİŞLERİ BAKAN YARDIMCISI MEHMET KEMAL BOZAY - Yürütmenin bir önemli unsuru da herkesin sorumlu olduğu alanlar var; bu konuları... Tabii, hani bu davalarda benim diplomat olarak pozisyonumuzu olduğu gibi söylememden daha doğal bir şey olamaz. Davaların sürecinde de o davalar konusunda yorum yapmak da benim haddim değil, yargıda olan bir konu ve ondan dolayı mesela, biz bunu işte Adalet Bakanlığımızla, diğer Bakanlıklarımızla birlikte de konuşuyoruz yürütmenin mensubu olarak. Sayın Çandar'ın yorumlarını da alıyorum, ben hani simge davalar kısmında bizim de hani beklentimiz olduğunu vurgulamak istedim yani Kıbrıs konusundaki davalarda da müthiş bir haksız yaklaşımlar oluyor. Şimdi, orada hani haksızlıkları Sayın Vekilim de vurguladı yani kötü örnek bir şeyi teşkil etmez.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Suimisal emsal olmaz.
DIŞİŞLERİ BAKAN YARDIMCISI MEHMET KEMAL BOZAY - Suimisal emsal olmaz, çok doğru bir şey ama ben burada biraz da kendi görevim icabı reel politik üzerinden giderek bir anlatım sunmaya çalışıyorum yani dünyanın şu anda geldiği durumda tabii ki insan hakları, hukukun üstünlüğü, demokrasi ana hedefler ama şu anda böyle bir karışıklıkta Avrupa Birliğinin verdiği önceliklerde bizim yerimizi anlatmaya çalışıyorum ve öbür konuları da ayrı bir şeyde de... Yani uyum derken, mesela, bir şey olduğu zaman, ben kendim orada Büyükelçiyken gidip Venedik Komisyonu, diğer şeyler hep çalışıyoruz, buradaki sayın vekillerimizle de birlikte çalışmalarımız var.
Şimdi, hani AİHM ve diğer kurumların tamamen böyle bir siyaset dışı, objektif bir hukuk temelinde yorumlar yapmadığı zamanlar olduğunu dile getirmeye çalışıyorum. Ondan dolayı bu notları da tabii ki alıyoruz, biz bunları da yukarılara arz edeceğiz, Sayın Bakanımıza bu tartışmaları, sayın vekillerimizin nelerin üzerinde durduğunu. Ondan sonrası bizi de aşıyor biraz ama benim hani bilgilendirme kısmındaki kendi tecrübelerimden gördüğüm, siz muhterem vekillerimiz de görüyorsunuz, o çifte standardı gördüğünüz zaman "Ya, acaba burada da niye bu kadar üzerimize geliniyor?" diye düşünmüyor değiliz.
İşte, yine bizim şu anda geldiğimiz aşamada daha önce pek telaffuz dahi edemediğimiz yeni açılımlar içindeyiz; "Terörsüz Türkiye" çok büyük bir değişim getirecek ve bu değişimleri de iyi değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Bazen bu toplantılarda yani hakiki dostlarımızın Avrupa Birliğinden bizim bunu cesaretlendirecek şekilde yanımızda olduğunu görüyoruz, bir kısmında da "Aman bakalım, burada ne olacak da ona göre nasıl bir pozisyon almamız gerekir."i görüyoruz. Ben, tabii, işin daha reel politik tarafında olduğum için belki bazen biraz daha dar görüşle baktığımdan dolayı ya da kendi yönergemin, kendi görevimin çerçevesinde konuştuğumdan dolayı bazı konularda yeterince yorum ve değerlendirme yapamayabilirim.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Sanki bu daha doğru Sayın Bakanım, kendi göreviniz gereği konuştuğunuzdan dolayı; ben öyle anlıyorum.
DIŞİŞLERİ BAKAN YARDIMCISI MEHMET KEMAL BOZAY - Nasıl?
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Sanki o daha doğru.
DIŞİŞLERİ BAKAN YARDIMCISI MEHMET KEMAL BOZAY - Evet, görevimiz ve bir de hani dediğim gibi... Ama benim sizlere samimi olarak aktarmak istediğim, hani böyle burada ideal bir dünya var, onlar onları yapıyorlar, bizden bazı davaları seçiyorlar, biz bunları değil, aynısının tersinin de yapıldığını görüyoruz yani bize yönelik. Bu, tabii, yine bizim kendi... Bütün bu davaları ve diğer konuları biz Avrupa Birliğine, sırf Avrupa Birliğine üye olalım diye değil, kendi refahımız, kendi vatandaşımızın daha ileri standartlarda olması için de yapıyoruz. Bunu o yüzden hani beni aşan bir konu olarak nitelendiriyorum, dış politikaüstü bir konu da aynı zamanda bu yapılan çalışmalar.
Çok teşekkür ederim.