| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 03 .11.2026 |
BURCUGÜL ÇUBUK (İzmir) - Teşekkürler.
Sözlerime MESEM'deki ilk gününde Antep'te filesiz şantiyede baretsiz çalıştırılan ve 6'ıncı kattan düşerek katledilen Halil İbrahim Yağız'ın ailesine ve kendisi gibi işçileştirilmiş çocuklara başsağlığı dileyerek başlamak istiyorum.
MESEM bir katliam projesidir ve Halil İbrahim Yağız da bu projenin kurbanlarından birisidir. Ülkedeki yurttaşın ekonomik durumdan bağımsız işçileştirilmiş çocuklarının hâlini anlamamız mümkün değildir. Haneler yoksulken çocuklarını zorunlu olarak MESEM projelerine yöneltiyorlar, yönlendiriyorlar. Çocukların bu ülkede geleceksizlikle, yoksullukla kuşatıldığının farkındalar. Bu sebeple, çocukların ya da ailelerin sanki isteyerek çok gönüllü bir şekilde bu projeye dâhil olduğunu iddia etmek, açıkça sorumluluğu mağdura yüklemektir ve çözümsüzlük üretmektir. Bu ülkenin yurttaşları gıdaya, yaşanılabilir güvenli bir eve erişemiyor ve çocukları da iş cinayetlerinde katlediliyor. Bakanlığınız da bu katliamları sermayeyle kurduğu iş birlikle teşvik ediyor. Bir noktada şunu söylemek isterim: Resmî verilere göre ailesi yanında ihtiyaçları karşılanmayan çocuk sayısı 2026'nın ilk yarısında 193.601'e ulaştı. Haziran ayından itibaren 11,2 milyon hane aşırı yoksul durumda. Bu çocuklar evde, okulda aç; hadi MESEM'lere projesi sağlıksız beslenen, düpedüz aç bırakılan çocukların aslında daha çocukluklarından köleleşmeye hazırlanması projesi. Çocuk yoksulluğu 0-17 yaş aralığında yüzde 42,7 yani iki çocuktan biri aşırı yoksul ve ihtiyaçları karşılanmıyor. Ailelerin yüzde 19'u çocuklarını okulların düzenlediği gezilere gönderemiyor. Çocukların yüzde 11'inin ise ders çalışacak ortamı kesinlikle yok. Bakanlığınızın Millî Eğitim Bakanlığıyla ortak projesi olan MESEM çocukların emeğinin sömürülmesinin, iş cinayetlerinde katledilmesinin bir sebebiyken "Yarınlara nitelikli işçi yetiştiriyoruz." demek bir çocuğun geleceğini savunmaktan başka hiçbir anlam ifade etmiyor. Yasallaşmış çocuk sömürüsü 509.085 çocuğun saatlerce çalıştırılması, iş kazası geçirmesi ve katledilmesinden başka ne yapıyor? Sermaye için ucuz iş gücü üretiyor. Bizim çocuklarımız sermayenin öldüreceği ucuz iş gücü. İSİG Meclisinin verilerine göre 2024-2025 arası en az 15 çocuk bu projelerde katledildi. Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin 2025-26 öğretim dönemi için MESEM'e kayıtlı 9.950 öğrencinin iş kazası geçirdiğini, 37 öğrencinin öldüğünü itiraf etti. Pardon, işçileştirilmiş çocuğun. 2026 yılının ilk dokuz ayında iş cinayetlerinde katledilen çocuk sayısı 69'a ulaşmış oldu, resmî rakamlar bunlar. Burada bunu vurgulamak istiyorum. İşçi cinayetlerinde, işçileştirilmiş çocuk cinayetlerinde bir resmî rakama takılıyoruz ama yaşamlar bu resmî rakamlardan daha fazlası, hayatları, hayalleri olan insanlar ve onların çocukları çalıştırıldıkları yerlerde katlediliyorlar. 2013-2026 arasında bu rakam en az 852 çünkü resmî ile gerçek arasında da hâlen fark var. Bu projelerde yoksul çocuklar ölüyor, durumu iyi olan haneler -görece iyi olan haneler en azından- meslek liselerinden çocuklarını uzak tutuyor. Yoksul çocuklar geleceksizliğe, ölüme gönderilmekten vazgeçilmeli, MESEM projesi iptal edilmelidir. İşçileştirilmiş çocukların katledildiği ülkenin hakikati işçi cinayetleridir. Ülkenin her karış toprağı bir işçinin ihmalden, patronun daha fazla para kazanma hırsıyla, uzun mesailerle, gerekli önlemlerin alınmamasıyla işçi kanlarıyla sulanıyor artık. Bu gerçeklik Bakanlığınızın sorumluluk alanında ama yokmuşçasına davranıyorsunuz. Şurada bununla ilgili bir tek şey göremedik, göreceğimizi de sanmıyoruz. Bu ülkede işçiler güvencesiz çalışıyor, asgari ücretle dahi yatırılan maaşların bir kısmı elden geri alınıyor, yoksa işten atılıyor işçiler. Taşeronluğa uzun süreli çalışmayla, esneklikle işçi cinayetlerine davetiye çıkarılıyor. İşçiler "iş kazası" denilen şeyle katledilmese dahi engelli hâle getiriliyor. Ayrıca bu politikalar sonucunda yaşanan her türlü olumsuz durum ve meslek hastalıklarıyla birlikte işçiler daha kötü şartlara da sürükleniyor. Binlerce işçi katledildi, bunların tamamı Bakanlığın denetlemesiyle sorumlu olduğu iş yerlerinde. Biz artık size denetleyin demiyoruz. Bu iktidarı bırakın, biz daha yaşanılabilir ülkeyi birlikte inşa ederiz, size gerek yok diyoruz.
Teşekkürler.