| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 06 .11.2026 |
NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Teşekkürler.
Sayın Bakan, değerli Hazırun; hepinizi selamlıyorum.
Sözlerime Şırnak'ın, Botan'ın binlerce yıllık tarihini ve kültürel mirasını hatırlatarak başlamak istiyorum. Kasrik Kalesi, Medresa Sor, Mem û Zîn, Bırca Belek, Meryem Ana, Asuri ve Keldani, Nasturilere ait binlerce yıllık kilise ve yerleşim yerleri, Kasrı Aladino, Herbol'ün Nasturi mirası, Finik Kalesi, Geramon ve Halmun Kilisesi, Mela Hesenê Bateyî'nin mirası ve daha nicesi. Bakanlığınıza göre Şırnak'ta 264 tescilli taşınmaz kültür varlığı, 97 arkeolojik ve 1 kentsel sit alanı bulunuyor. Bu mirasın ne kadarı korunuyor? Yaşatma ve tanıtım yerine karşımıza askerî yasaklar, güvenlik barajları, kayyum eliyle kültürel mekânların devri ve tarihsel hafızanın tasfiyesi çıkıyor. En çarpıcı örneklerden biri Cizre'de birinci derecede arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen Çağlayan Kalesi yerleşim alanı. Coğrafyanın, tarihî mirasın Nerdüş Barajı tehdidi altında kalmaması için çabalıyorken bir de baktık ki 57 milyon metrekareyi aşan ormanlık alan kırk dokuz yıllığına askerî atış alanı olarak tahsis edilmiş. Bakanlığınızın adı Kültür ve Turizm Bakanlığı ama Botan'daki bu icraatlarınız devam ederse Bakanlığın adı kültürel mirası bulma ve yok etme bakanlığı olacak bizler için. Bakın, elimde Bakanlığınızın, 22 Temmuz 2024 tarihli Mardin Kültür Varlıkları Kurulunun bir yazısı var. Bu yazıda barajın terörle mücadele yani güvenlik barajı için stratejik önemine atıf yapmışsınız, demişsiniz ki: "Orası bir sit alanı ama sit alanının sınırlarını barajın yapımını engellemeyecek şekilde değiştirin." Sizin göreviniz sit alanını, tarihsel mekânları korumak mı, güvenlik barajının sınırlarını buna göre belirlemek mi? "Terörle mücadele" adı altında o coğrafyanın binlerce yıllık tarihine, kültürel mirasına ve yaşam alanına yönelik sistematik yok etme maalesef Nerdüş'le sınırlı değil. Krallar Geçidi olarak bilinen Kasrik Boğazı'nda da benzer bir durum var. Tarihî kaya kabartmaları ve doğal mirasıyla öne çıkan bu alan, bir bölümü kesin korunacak hassas yapı olarak tasdik edilmesine rağmen Cizre Barajı ve HES projesiyle yok olacak, aynı zamanda Irak'ta, Kürdistan bölge yönetimiyle uluslararası bir su krizinin de gündeminde olmasına rağmen.
Bir de tarihî ve kültürel mekânların nasıl kullandırıldığına bakalım. Cizre'de Medresa Sor, yandaş olan Hayrat Vakfına tahsis edilmiş durumda. Kürt alimlerinin kendi tarihî mekânlarının tanıtıldığı bu sergide bu mirasın adı Kürtçeye Kürt alimlerine değil, SİHA üreticisinin tanıtımına yer verildi. Yine Bırca Belek Müze Kompleksi için ayrılan yapı bölümünde yıllardır Şırnak AKP eski İlçe Kadın Kolları Başkanı Hatice Ata'nın derneğine tahsis edilmiş durumda. Sizin Mardin Kültür Koruma Kurulunun onlarca yazısı var belediyeyle ama o mekân hâlâ bir derneğin özel kurumu gibi kullanılıyor.
Cizre Dengbej Evi kayyum döneminde Millî Eğitim Müdürlüğüne devredildi. Bırca Belek Surları onlarca yıl askerî alan olarak kullanıldı, tahrip edildiği; tarihî İç Kale, kayyum döneminde restorasyon sürecinde belediyeden alınarak -tırnak içerisinde- Mardin Kültür Kuruluna verildi. Yıllardır bu restorasyon niye bekletiliyor? Tek bir açıklama dahi yapılmıyor.
İnsanlığın ikinci doğuşu olarak kabul edilen Hazreti Nuh gemisinin oturduğu Cudi Dağı Sefine bölgesi. Orada bir cami inşaatı sürüyor. Bakanım siz de geldiniz ağustos ayında, bununla ilgili bilgi aldık diye yerel haberler ha bire ajanslara yansıdı. Peki, insanlığın bu kadar evrensel olan ortak hafızasında yer alan tüm inançlara, tüm insanlığa, tüm kültürlere seslenmesi beklenecek bu evrensel miras neden sadece yalnızca bir camiyle sınırlandırılıyor? Neden bu kadar dar; bu kadar çok inançlı, çok dilli uluslararası kültür ve turizm programıyla buluşturmak varken bu şekilde kullandırılıyor? Şırnak'ın bütünlüklü bir kültür ve turizm politikaları neden ısrarla yerine getirilmiyor? Şırnak'ın kültürel zenginliğinden elde edilen turizm gelirleri ne kadar? Bu gelirlerin ne kadarı Şırnak halkına, gençlere, sanatçılara, "..."(*) yerel kültürel üretime dönüşüyor.
Bakın, Güçlükonak'ta Feqiye Teyran Medresesi bakımsızlıkla beraber tahrip oldu. İl Özel İdaremiz başvurdu, Mardin Kurulu defalarca karar aldı. 2026'da restorasyon sözü verildi ancak hâlâ yerine getirilmiş değil. Ne kadar ödenek ayrıldı? Cevap yok. Verilen sözün somut karşılığı nerede? Cevap yok. Yerel yönetimlerle, bu kurullarla bu restorasyonlarla ilgili neden gereğince gerekli iletişim kurulmuyor? Belediyelerimizin yazışmalarına neden geç cevap verilip kültürel varlıklar ve turizm meselesi neden bekletiliyor?