| Konu: | Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı'yı rahmet ve minnetle andıklarına, 21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü'ne, Merkez Bankasının emir komutayla faiz indirmesi sonucu dövizdeki tırmanışla devletin borç yükünün arttığına ve milletin Erdoğan'ı ve ekibini ilk fırsatta sandıkla indireceğine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 10 |
| Tarih: | 21.10.2021 |
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sizi ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Profesör Doktor Ahmet Taner Kışlalı'yı 21 Ekim 1999 tarihinde Ankara'daki evinin önünde uğradığı bombalı hain bir saldırı sonucunda kaybettik. Demokrasi şehidi ve akademisyen olarak da binlerce öğrenci yetiştiren Kışlalı'yı saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz.
Sayın Başkan, bugün 21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü. Ayrım yapmadan tüm gazetecilere -yandaş medya dâhil, havuz medyası dâhil- patronundan muhabirine, editöründen köşe yazarına kadar özgürce yazabildikleri, özgürce konuşabildikleri bir çalışma yaşamını da temenni ediyoruz.
Merkez Bankası kararıyla birlikte dövizde hızlı bir tırmanış var. Merkez Bankası 23 Eylül gününde de politika faizinde yüzde 19'dan 18'e bir düşürme gerçekleştirmişti. Yalnız, hazine 21 Eylül günü yüzde 19,69 faiz oranıyla borçlandı, aynı tahville 19 Ekimde yüzde 20,27 faizle borçlandı. Ağustos sonunda yüzde 19,9 olan bankaların ticari kredi faizi, ekim ayı başında yüzde 20'ye çıktı. Yani Merkez Bankasının bu kararlarının bir yansımasını, hayatın gerçeğinde zaten insanlar, tüketiciler göremiyor. Merkez Bankası emir komutayla faiz indirmesine rağmen hazinenin borçlanmasının, bankaların kredi faizlerinin yükselmesinin gerçek nedeni devletin içinde bulunduğu hâldir, borç sarmalıdır; yükümüz ağır, işimiz zor. Sayın Fuat Oktay da borçluluk oranı düşükken yüksek faizle borçlanmak noktasında diyor ki: "Bizim, dünyanın diğer ülkelerine göre borçlanma kapasitemizin gayrisafi yurt içi hasılaya oranı gelişmiş ülkelerden daha düşük."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Yani diyor ki: "Türkiye için yüzde 40, gelişmiş ülkeler için 65." Ama bu aslında övünülecek bir durum değil, şöyle değil: Sayın Başkan, Amerika Birleşik Devletleri'nin de borcu var, Amerika on yıllık borç aldığı zaman yıllık yüzde 1,65 faiz ödüyor. Mesela, Almanya on yıllık borç alırsa yüzde 1,48'le alıyor bu borcu. Türkiye on yıllık vadeyle borç alırsa yüzde 20 civarında faizle alıyor. Buna kerizlik derler, kusura bakmayın. Bununla övünmek de ucube ve garip bir tablodur. İşin gerçeği şudur: Bütçenin Meclise geldiği bugünlerde Türkiye'nin içinde bulunduğu hâlde 240 milyar faiz ödeyeceğiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Devletin 2 trilyon 181 milyar borcu var, bu borcun yüzde 56'sı da döviz cinsinden yani bu 137 milyar demek. Bugünkü karardan sonra dövizdeki tırmanışla sadece bu son iki saatte, son iki saatte -hesap yaptım- devletin borcu 45 milyar TL arttı. Borcun yüzde 56'sı dövizle olduğu için Sayın Elitaş, siz bunları çok daha iyi bilirsiniz, bu dolardaki 30 kuruşluk artış hepimize 46 milyar TL yük getirdi, hayırlı olsun(!)
Şunu da söylemek lazım: Bu bütçede 104 milyar TL sosyal yardım ayırmış yürütme, 6 milyon 630 bin aileye 104 milyar TL sosyal yardım koymuş ama 5 müteahhide 42,5 milyar TL koymuş. 6 milyona 104; 5 kişiye 40 milyar TL ve bir avuç tefeciye de 240 milyar faiz var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bu kabul edilebilir değil, bu sürdürülebilir değil. Dün de söyledim, G20'den düştük; 1970'li yıllarda Türkiye G20'deydi ve 17'nci sıradaydı, şimdi 20'nin altına düştük, küme düştük. Takımını küme düşüren teknik direktörü kimse takımın başında tutmaz, millet de Sayın Erdoğan'ı ve ekibini takımın başından ilk fırsatta, tabii ki sandıkla indirecektir.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)