| Konu: | 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin İlk Görüşmesi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 28 |
| Tarih: | 06.12.2021 |
CHP GRUBU ADINA KEMAL KILIÇDAROĞLU (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, bizleri televizyonları başında izleyen, radyolarından dinleyen, sosyal medya hesaplarından dinleyen saygıdeğer vatandaşlarım; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak hepinize en içten sevgilerimizi, saygılarımızı gönderiyoruz.
Bütçe konusunda konuşacağız. Değerli milletvekilleri, "bütçe" dediğiniz -benden önceki arkadaşlar da anlattılar- Türkiye'nin temel yasalarından bir tanesidir ve Anayasa'da bütçenin kabulüyle ilgili, görüşülmesiyle ilgili özel düzenlemeler vardır. Dolayısıyla, bütçe yasaları Parlamentoda görüşülürken bütün milletvekillerinin -hangi partiden olursa olsun- sağlıklı ve tutarlı bilgiler edinmeleri gerekiyor. Sağlıklı ve tutarlı bilgiler Parlamentoya gelmiyorsa o bütçe görüşmeleri doğru görüşme değildir.
Bakın, değerli arkadaşlar, Sayıştay raporları, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetim yapan Sayıştay... Sayıştay raporları değiştiriliyorsa ve değişen Sayıştay raporları Türkiye Büyük Millet Meclisine geliyorsa o zaman yürütme organının korktuğu bir şey vardır, gerçeklerin görülmesini istemiyor. Burada görev kime düşüyor? Eğer Sayıştay, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına görev yapıyorsa o zaman Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının değiştirilen Sayıştay raporlarıyla ilgili süratle bilgi alması lazım ve Parlamentoyu bilgilendirmesi lazım.
Ben size bir örnek vereceğim: Rapor 100 küsur sayfalık bir rapor, Meclise gelen rapor 11 sayfa, aynı şey ama burada dünyanın yolsuzluğu var; burada hiçbir şey yok. Plan ve Bütçe Komisyonunda soruldu Bakana "Neden siz Sayıştaya istediği bilgileri vermediniz?" diye. "Biz bütün bilgileri verdik." dedi Sayın Bakan. Onun üzerine Sayıştay söz istedi, Sayıştayın Plan ve Bütçe Komisyonundaki temsilcisi söz istedi ama söz vermediler. Niçin? Yazıyı gösterecekti, diyecekti ki: "Şu şu şu yazılarla biz bilgi istedik ama maalesef kurum bize bilgi vermedi." Eğer kurum yani denetlenen kurum eğer Sayıştay denetçisine bilgi vermiyorsa, belge vermiyorsa, doküman vermiyorsa yürütme organı Türkiye Büyük Millet Meclisine hesap vermiyor demektir. (CHP sıralarından alkışlar) Şuradakilere sesleniyorum, şuradakilere sesleniyorum ve sizlere sesleniyorum: Sayıştaya müdahale eden kim?
Değerli arkadaşlarım, başka önemli bir konu, elbette ki bakanlar Plan ve Bütçe Komisyonuna gelecekler, elbette ki milletvekillerinin sorularına cevap verecekler. Cevaplanmayan sorular var, cevap vermiyorlar. Peki, bunlar nasıl bakan? Nasıl bakan? Geçen yıl bütçe görüşmeleri sırasında demiştim ki "Bunların günahı yok, zaten bunlar devlet memuru." alınmışlardı. Devlet memurları ile şimdi sayın bakanların görevleri arasında hiçbir fark yok, kamu görevi, ikisinin de aşağı yukarı dokunulmazlığı aynı dokunulmazlık. Beni üzen nokta nedir? Türkiye Büyük Millet Meclisine seçimle gelen birisinin yani kendi imzasıyla bütçeyi Meclise gönderen birisinin gelip burada bütçeyi anlatmaması, yerine atadığı bir kişiyi görevlendirmesidir. Bu, doğru değildir; bu, Parlamentonun saygınlığına gölge düşürür. Eğer bu Anayasa'da bütçenin yapımıyla ilgili özel bir düzenleme yapılmışsa, Plan ve Bütçe Komisyonunda bütçeler ayrıca görüşülüyorsa ve özel bir süreç içinde görüşülüyorsa o zaman bir kişi gelecek diyecek ki: "Benim bütçem bu." ve bütçesinin arkasında kapı gibi duracak. (CHP sıralarından alkışlar) Durmuyor, göndermiş memurlarını buraya, "Efendim, siz bütçeyi anlatın..." Allah aşkına, gelip anlattılar, ne anladınız siz? Pembe bir tablo, Türkiye'de hiçbir sorun yok çünkü öyle talimat almışlar. Neden "Sorumluluk bunlarda değil." diyorum? Çünkü yangında bile "Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla yangını söndürmeye başladık." diye cümle kuruyorlar. Ya, yangın için talimat mı beklenir Allah aşkına? O nedenle, bunların hiçbir suçu günahı yok. Sayın Mehmet Uçum ne diyordu? "Tek kişilik Hükûmet." diyordu. Tek kişilik Hükûmette bütçeyi gelip Parlamentoya sunacak olan o tek kişi, gelip burada sunmalı, bütçesinin arkasında durmalı, hangi gerekçeyle yaptığını bilmeli -biz de bilmeliyiz- artı, bizim sorularımıza da açık ve net cevaplar vermeli; kaçarak bu iş olmaz, Meclise gelmeyerek de bu iş olmaz. Bu, Meclisin saygınlığına gölge düşürmek demektir.
Değerli arkadaşlarım, her bütçe görüşmesinde ifade ederim: Milletvekillerinin soruları var. Ya, zaten bir şey bırakmadınız Mecliste, bir şey bırakmadınız. Meclisin itibarı, itibarı, itibarı... Ne itibarı var Allah aşkına ya, ne itibarı var? Bir tek şey var: Soru soracaklar, yazılı soru. Bakın, 27'nci Dönem bitmeden 27.323 soruya bakanlar cevap vermiyor. Yani bunlar, bu beyefendiler cevap vermiyorlar, "Gerek yok." diyorlar. Bu ne demektir? Her biriniz tek tek milletvekilisiniz. Eğer bir bakan veya bakanlar milletvekillerinin sorularına cevap vermiyorlarsa, kimse kusura bakmasın, Meclis bizim için sıradan bir kurum demektir bu. Sayın Başkana da söylüyorum, sizin sahip çıkmanız lazım. Sayın Başkan, arada şunu yapar: Milletvekilleri soru önergesi verirler, bakar, "Şu cümleyi değiştir, şunu şöyle yap, bunu böyle yap." diye geri gönderir. Hadi anladım, haklı haksız geri gönderdi, peki, verilen cevap? Soru başka bir şey, cevap başka bir şey. Milletvekili soruyor "A nerede?" diye; o, z'den bahsediyor. O zaman, Sayın Başkan, sen o cevabı da göndereceksin oraya. Trafik polisinin bile bir yetkisi var, sizin şu anda soru önergeleri konusunda hiçbir yetkiniz yok. Cevap bile verilmiyor. "E, Anayasa'ya yazmışlar, on beş gün içinde cevap verilir." Verilmiyor. Bu ne demektir? "Ne demek Anayasa ya, ne demek Anayasa? Anayasa'yı mı uygulayacağız? Bir kişi karar verir, Türkiye'de her şey olur." Türkiye'de geldiğimiz nokta budur. Bu konuda bütün milletvekillerinin samimi olması lazım; bu Meclis sadece benim Meclisim değil, 600 kişinin Meclisi, 600 kişi toplumun nezdinde itibarsız kişi olarak algılanıyor şu anda. Sorularına bile cevap verilmeyen bir Meclis, bir milletvekili. Evet, sorularına bile cevap verilmiyor.
Değerli arkadaşlarım, başka bir şey daha... Eğer bunlar olmazsa yani dediklerimiz olmazsa, bu süreç böyle devam ederse bunun bilinen tek cümlesi vardır: Türkiye Büyük Millet Meclisi bir vesayet altındadır. Bir daha ifade edeyim: Milletvekilinin sorularına dahi cevap verilmezse, Sayıştayın raporlarına müdahale edilirse ve o raporlardaki bazı bilgiler çıkarılıp tozpembe raporlar bu Meclise gelirse ve bunları yürütme organı yaparsa o zaman o Parlamento yürütmenin vesayeti altındadır. Gerçek mi? Evet, gerçek. Bu Parlamentoya, Millî Kurtuluş Savaşı'nı veren Gazi Meclis diyoruz, hangi gaziliği kaldı Allah aşkına? Hangi gaziliği kaldı? Hangi yetkiniz var? Meclisi el kaldıran el indiren milletvekilleri grubuna döndürdüler. Bir kişi kalkıp cesaretle "Benim görüşüm şudur." diyemiyor, dediği andan itibaren "Seni bir daha milletvekili listelerinde göstermeyeceğiz..." Ne demektir bu? "Milletvekilliğini de vesayet altına alıyorum." demektir. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Siz öyle mi yapıyorsunuz?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Hiç meraklanmayın, ben gerçekleri söylüyorum, gerçekler acıdır, katlanacaksınız gerçeklere. (CHP sıralarından alkışlar) Siz kalkıp da bir konuda, herhangi bir konuda çıkıp da enflasyonu eleştirdiniz mi, Hükûmeti eleştirdiniz mi? Eleştiremezsiniz, cesaretiniz yoktur sizin. Kimse kusura bakmasın. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Muharrem İnce'ye ne yaptın?
ABDULLAH GÜLER (İstanbul) - Mehmet Sevigen ne oldu, Mehmet Sevigen? Mehmet Sevigen nerede?
METİN YAVUZ (Aydın) - Cevap yok.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bakın, değerli arkadaşlar, bu, Meclisle ilgili bölüm, gelelim ekonomiye... Ekonominin ne olduğunu biliyorsunuz. Şu sunulan bütçede ne var Allah aşkına ya! Bakın, bu ülke... Ben şahsen ve grubum ülkesini seven milletvekilleri olarak, 2018'in Ağustosundan beri "Yanlış gidiyor, ekonomik kriz gelecek." diyorduk. "Kriz geldi, önlem alın." dedik "Ekonomik buhran olacak." dedik ve her bir eleştiriye öneri getirdik "Şunu yapın, şunu yapın, şunu yapın, şunu yapın." diye. Yaparsınız yapmazsınız ama sorumlu bir muhalefet anlayışıyla bunu yaptık.
Bakın, değerli arkadaşlar, bir sorunu samimi olarak çözmek istiyorsanız önce sorunun muhataplarıyla oturup konuşmanız lazım, "Ya, arkadaş, senin derdin nedir?" diye soru sormanız lazım. Bunun yolu nedir, yöntemi nedir? Anayasa'da yazıyor, Ekonomik ve Sosyal Konsey. Toplandı mı? Toplanmadı.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, Ekonomik ve Sosyal Konsey toplansaydı ne olurdu? Öyle ya, bu da bir soru: Toplasak ne olur, toplamasak ne olur? En azından çiftçinin temsilcisinden çiftçinin derdini, esnafın temsilcisinden esnafın derdini, sanayicinin derdini, işçinin derdini, emeklinin derdini; hangi dertlerle karşılaştılar, en azından bunları öğrenirdin; artı, bakanları da karşına dizerdin, Sosyal Konseyin karşısına bakanlarını da dizerdin, "Beyler dinleyin, bakın, çiftçinin derdi var, emeklinin derdi var, işçinin derdi var, sendikalar var, kuruluşlar var, işverenler var; dinleyin bunları. Oturup istişare yapalım ve Türkiye'nin içinde bulunduğu bu sorunu birlikte çözelim." derdin. Ya, dilimizde tüy bitti. Yok. "Her şeyi ben bilirim." Ya, arkadaş, tamam, güzel de kimse kusura bakmasın ama bir kişi "Her şeyi ben bilirim." diyorsa dünyanın en cahil adamıdır, Türkçesi budur. (CHP sıralarından alkışlar)
Bir anayasal kurum aynı zamanda Ekonomik ve Sosyal Konsey. Az önce söyledim, zaten Anayasa askıda olduğu için, kimse de uymadığı için Anayasa'ya "Ne gerek var?" diyor. Anayasal kurumu çalıştırmıyorsunuz siz.
Bakınız, bir soru: Ekonomik ve Sosyal Konsey en son ne zaman toplandı -bir dönem üç ayda bir toplanıyordu- 5 Şubat 2009. Hiç sordunuz mu Allah aşkına şu beylere "Ya, bu Ekonomik ve Sosyal Konseyi niye toplamıyorsunuz?" diye? Sordunuz mu? Soramazsınız! Soramazsınız! Zaten sıkıntımız da o. Hadi biz soruyoruz ama sizin sormanız lazım, "Arkadaş, bu Ekonomik ve Sosyal Konseyi niye toplamıyorsun?" diye sormanız gerekiyor. Örgütler konuşamıyorlar, işçi örgütleri, işveren örgütleri, baskı var üstlerinde, cesaret edip bir şey söyleyemiyor. Açıyorlar telefonu "Allah aşkına şunu da söyle, Allah aşkına bunu da söyle..." Ee, siz konuşun. "Ee, siz biliyorsunuz Sayın Genel Başkan, biz konuşursak mahvederler bizi." Özel olarak, arzu ederseniz, arzu eden AK PARTİ'li milletvekili arkadaşım varsa ben o kişiyle de görüştürürüm onları. Böyle bir rezalet Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yaşanmamıştı.
Bir soru daha: Bu bütçe kimin sorununu çözüyor? Bana bir Allah'ın kulu çıksın desin ki: "Ya, şu sorununu çözüyoruz biz." Çiftçinin sorununu çözüyor mu mesela? Ya, sorun bunları Allah aşkına ya. Gübre fiyatlarından bunların haberi var mı ya? Kendilerini kapatmışlar saraya, sarayın içinde oturuyorlar, saraya bakıyorlar, herkesin durumu çok iyi, 1 maaş alan var, 3 maaş, 5 maaş alan var. Orası sanki Bizans sarayı, herkes birbirinin kuyusunu kazıyor aynı zamanda. Ya, arkadaş, sen çiftçinin mazotu, çiftçinin gübresi, çiftçinin ilacı... Ya, devlet kendi çiftçisiyle rekabet eder mi ya? Dışarıdan buğday getiriyorsun daha pahalıya, daha pahalı ödüyorsun oraya, kendi çiftçine ödemiyorsun.
Bakın, değerli arkadaşlar, diyorlar ya "Doğrudan gelir desteğini arttırdık." diye. Ziraat odalarından, ziraattan, çiftçilerden gelen bilgi: 2016 yılında bir düzenleme yaptılar "5 dönüme kadar olan küçük aile işletmelerine dönüm başına 100 lira doğrudan gelir desteği vereceğiz." dediler. 2016, hangi yıldayız? 2021. 5 dönüm için verdikleri doğrudan gelir desteği kaç lira? Hâlâ 100 lira, hâlâ. Bana gelmişler bütçeyi anlatıyorlar. Ya, ben çiftçiyi dinliyorum arkadaş, esnafı dinliyorum, sanayiciyi dinliyorum, turizmciyi dinliyorum. Siz kimi dinliyorsunuz? Siz birbirinizi dinliyorsunuz -saray için söylüyorum- birbirinizi dinliyorsunuz. Güllük gülistanlık orada, hiçbir şey yok. Allah bilir, efulileri içip keyiflerine bakıyorlar. Böyle bir düzen olmaz. (CHP sıralarından alkışlar)
Efendim "Faizi sıfırlayacağız, faizi şöyle yapacağız." Hangi faiz ya, hangi faiz? Çiftçinin faizini sıfırladınız mı siz? Sözüm var, ahdim var; Allah'ın izniyle iktidar olacağız, birinci haftada çiftçilerin bankalardan, Tarım Kredi Kooperatiflerinden aldıkları kredilerin faizlerini sıfırlayacağız. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar) Faiz sıfırlamak budur işte. Yüreğiniz yetiyor mu? Bunlara sorun. "Yüreğiniz yetiyor mu?" diye sorun bakalım. Yetmez, talimat gelmesi lazım faizi sıfırlamaları için.
Aylık enflasyon neymiş? 3,5'muş aylık enflasyon. Yıllık enflasyon, 21,31. Niçin? Saraydan talimat geldi. Bilmiyor muyuz biz talimat gittiğini? Rakamı düşük gösterdiğini bilmiyor muyuz? Ya, şu bile bizim açımızdan, Parlamento açısından yürütme organını sorgulamadığımız için ciddi bir ayıptır ya. "ENAG" diye bir grup; Enflasyonu Araştırma Grubu, akademisyenlerden. Bu işin uzmanları oturmuşlar "Aylık enflasyon 3,5 değil, 9,91; yıllık enflasyon yüzde 21 değil, yüzde 58,63." diyorlar. Hangisi doğru? TÜİK'in verdiği mi doğru? Gidin, Allah aşkına, herhangi bir bakkala gidin -vallahi billahi- bakkal desin ki "TÜİK'in söylediği doğrudur, yıllık enflasyon yüzde 21'dir." vallahi siyaseti bırakacağım.
İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Kaçıncı bırakış!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bakın, bu kadar net ve açık konuşuyorum. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Dünyadan haberiniz yok ya, vallahi dünyadan... Ya, ekmeğe gelen zam bile bundan fazla; ya, ekmeğe gelen zam... Siz gübreye yüzde 200 zam geldiğini biliyor musunuz? İlaca zam geldiğini biliyor musunuz? Sanayicinin, yatırımcının derdini biliyorlar mı bu beyefendiler? Bilmezler, bilmezler.
MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Orada hanımlar da var, hanımlar; hanımefendiler de var orada.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Efendim, bütçede istikrar, ekonomide istikrar olacakmış! Ben size soru soruyorum, AK PARTİ'nin saygıdeğer milletvekilleri olarak size bir soru soruyorum: Piyasada istikrarı sağlamak üzere görevlendirilen kurumun adı nedir? Kanunu siz çıkardınız, biz çıkardık; Merkez Bankası, Merkez Bankası. Fiyat istikrarını sağlamakla görevli olan kurumun adı Merkez Bankası; açın, 4'üncü maddesini okuyun. Merkez Bankasını ne yaptılar? İğdiş ettiler, iğdiş ettiler.
Erdoğan, çıktı, bir kararname çıkardı, dedi ki: "Fiyat İstikrar Komitesi kuruyorum." Evet, "Fiyat İstikrar Komitesi kuruyorum."
AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) - Millet Erdoğan'a görev verdi.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bakın, Parlamentonun vermiş olduğu yetkiyi Parlamentonun elinden alıp, Merkez Bankasından bu yetkiyi alıp kendi kurduğu kuruma verdi. Güzel, hadi, diyelim ki bunu yaptın; Fiyat İstikrar Komitesi kaç sefer toplandı bilen var mı? Hiç toplanmadı. (AK PARTİ sıralarından "Her gün toplantı hâlindeler." sesi) Peki, nasıl oluyor bu, bu devlet nasıl yönetiliyor Allah aşkına? Bir devleti, bir kişinin iki dudağına teslim edebilir misiniz ya? O zaman bu Meclisin görevi ne? Bunu söylüyoruz, üzülüyorsunuz; üzülmeyin, gerçekler böyledir, acıdır gerçekler. (CHP sıralarından alkışlar) Biz gerçekleri ifade etmek zorundayız.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Aday mısın? Onu söyle.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bir daha sorayım: Esnafın derdini çözüyor mu? Esnafın hangi derdini çözüyor? Esnafın derdini çözüyorsa gel şurada "Esnafın derdini şöyle çözdüm." diye anlat bakalım Allah aşkına. Anlatamazlar.
BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Sen gelmiyorsun ki Genel Kurula.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Esnaf, sattığı malın yerine yenisini alamıyor; 1 liraya sattığını -gittiği zaman- 2 lira olmuş, 2 liraya sattığını 4 lira olmuş, 4 liraya sattığını 8 lira olmuş diye görüyor. Bana inanmıyorsanız, 3 harfli bir sürü mağaza var değil mi -A101 var, BİM var- gidin oralara sorun, etiketlere bakın. Arkadaşlar, saygıdeğer milletvekilleri, AK PARTİ'nin saygıdeğer milletvekilleri; şu beyefendiler ülkeyi öyle bir hâle getirdiler ki artık marketlerde, etiket değiştiren elemanlar istihdam ediliyor, etiket değiştiren. (CHP sıralarından alkışlar) Saat başı etiket değiştiren elemanlar istihdam ediliyor. Ha, diyebilirsiniz ki: "Ey Kılıçdaroğlu, bu doğru değil." Dünya gazetesini açıp okudunuz mu? Türkiye'nin en önemli ekonomi gazetesi. Gidin, okuyun bakalım.
Değerli arkadaşlarım, Merkez Bankasını o hâle getirdiler ki 128 milyar dolar buharlaştı, 128 milyar dolar. Allah aşkına ya, dövizi satma konusunda yetkili olan banka Merkez Bankası. Alıyorsunuz 128 milyar doları, bir protokol yapıyorsunuz; bu beyler yapıyorlar, bir protokol yapıyorlar, damada teslim ediyorlar. Nereye gitti 128 milyar dolar? Damat ile kayınpeder ne yaptılar 128 milyar doları? (CHP sıralarından alkışlar)
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - İlhan Kesici'ye sor, İlhan Kesici'ye.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Tüyü bitmemiş yetimin hakkını sormak benim de görevim, sizin de göreviniz. 6-6,5 liradan sattılar, şimdi oldu 14 lira. Kime sattılar biliyor musunuz? Bilemezsiniz, söylemezler.
İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - İlhan Kesici'ye sorun, İlhan Kesici'ye. İlhan Kesici'ye sorun, size açıklar.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bilemezsiniz, sizin sormanız lazım değerli arkadaşlarım, sormanız lazım. Nereye gitti, kime sattın 128 milyar doları arka kapıdan?
NİLGÜN ÖK (Denizli) - Tarihinde 128 milyar dolar olmamış zaten.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bakın, birisi de ne diyor? "Tarihte 128 milyar dolar hiç olmadı." diyor. Dünyadan bu kadar habersiz. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
NİLGÜN ÖK (Denizli) - Hayır...
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Dünyadan bu kadar habersiz ve sizin sıralarınızda milletvekili olarak oturuyor. Bundan ne beklenir Allah aşkına! Vatandaşın hakkından, hukukundan bu mu sorumlu olacak? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Güven; güven, güven, güven.
Bu iktidar, tek kişilik Hükûmet, tek kişilik Hükûmet. Bu Hükûmet, vatandaşın nezdinde de partiler nezdinde de Parlamento nezdinde de uluslararası arenada da saygınlığı olmayan bir Hükûmettir, bir kişilik Hükümettir, saygınlığı olmayan bir kişilik Hükûmettir, hiç kimsenin itibar etmediği bir kişilik Hükûmettir. İkili var...
BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Siirt meydanını görmedin mi?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Vatandaşın da güveni kalmamıştır.
Şu soruyu sordunuz mu acaba kendinize, şu soruyu sordunuz mu Allah aşkına kendinize, şu soruyu sordunuz mu: "Ya arkadaş, ben kendi vatandaşımdan niye dolarla borçlanıyorum? Ben kendi vatandaşımdan niye avroyla borçlanıyorum? Ben kendi vatandaşımdan niye altınla borçlanıyorum? Ya, bu memleketin Türk lirası yok mu? Ya, hani, siz millîydiniz. Nasıl millî? Bunlar millî değil. Bir daha söylüyorum: Bunların hiçbirisi millî değil, oturan bakanların da hiçbirisi millî değil. (CHP sıralarından alkışlar) Kendi parasına değil de yabancı paraya güvenen birisi. Kendi parası için değer kazansın diye mücadele etmeyip de Türk lirasını pul hâline getiren birisi. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
SALİH CORA (Trabzon) - Biden'den medet uman...
İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Memleketini yabancılara şikâyet eden...
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Efendim, "Bunun kitabını yazdık." diyor. Kitabını yazmışlar... Evet, kitabını yazdılar; Türk lirası nasıl pul edilir, kitap o. Evet, Türk lirası nasıl pul hâline dönüşür. (CHP sıralarından alkışlar)
Başka bir şey daha -sadece söylediğim kişiyle- vatandaşın da güveni yok. Bankalardaki tasarruf mevduatının kaçı dolar, bilen var mı? Yüzde 63. Ne demektir bu ya, bana söyler misiniz ya? Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana, kendi ülkesinde, Türkiye Cumhuriyeti devletinde vatandaş güvenmiyor, topladığı parayı dolar olarak, avro olarak bankalarda tutuyor, mevduatın yüzde 63'ü. Kaçınızın haberi var? Kaçınızın haberi var?
MUSTAFA SAVAŞ (Aydın) - Hepsi değişecek.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Değişecekmiş, öyle diyor. Daha da artacak, göreceksiniz daha da artacak. Kredi açıyorsunuz değil mi; gidiyor, krediyi alıyor, doğru gidip, dolarını alıp bankaya yatırıyor, çünkü hiç önünü görmüyor. Ne olacak, nereye gidecek dolar; bunu görmüyor.
Başka bir şey daha söyleyeyim size değerli arkadaşlarım: Altınla, dolarla, avroyla -kaç lira- kendi vatandaşınıza... Hani, yerliler ya bunlar, sözde millîler bunlar değil mi? Kendi vatandaşına... Tarih vereyim, 10 Aralık 2020'de dönemin bakanı dedi ki: "2021 yılında döviz cinsi iç borcu azaltacağız." Azalmadı, rakam vereyim, ocak ile temmuz arası 2 milyar 900 milyon avroluk borçlandılar. Kendi vatandaşımızdan 2,5 milyar dolar borçlandılar, kendi vatandaşımızdan. 130.200 kilo altın borçlandılar, kendi vatandaşımızdan. Türk lirasıyla borçlansalar kimse para vermeyecek. Bu ne demektir, güvensizlik değil mi? Türk lirasını yerlerde kim süründürüyor? Bunlar kaç yıldır iktidardalar ya Allah aşkına, kaç yıldır iktidardalar? Türk lirasını bu hâle nasıl getiriyorlar? Ben soruyorum, ben rahat soruyorum ama en azından siz, rahat soramıyorsanız bari kapalı kapılar ardında sorun ya "Böyle bir rezalet yaşanmaz." deyin ya.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Aday mısın?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bakın, değerli arkadaşlarım, tek kişilik hükûmet, bir devlet bir kişinin iki dudağına teslim edilmez. Mete Han'ı alın, bugüne kadar gelin; hiçbir zaman bu ülkenin insanlarının töresinde, hukukunda devlet bir kişiye teslim edilmemiştir. İlk kez 2018'den sonra devleti bir kişiye teslim ettik. Onu da sağ olsun, sizin Erdoğan'ın danışmanı vardı Sayın Mehmet Uçum "Biz buna 'tek kişilik hükûmet' diyoruz." dedi. Dolayısıyla buradakiler hükûmet zaten değiller, "hükûmet" demiyor zaten, "kabine" diyor. Ne kabinesi kardeşim? Bir araya geliyorsunuz, birisi talimat veriyor, siz de gereğini yapıyorsunuz; işin özeti budur.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Yüzde 52, yüzde 52.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Erdoğan diyor ki: "Ben hiçbir zaman faizci olmadım, hiçbir zaman faizci olmadım." Ya, şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Bütün faizcilerin, bütün tefecilerin tek umudu Erdoğan'dır. (CHP sıralarından alkışlar)
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Yapma ya!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bir daha söylüyorum: Bütün faizcilerin güvencesi de umudu da Erdoğan'dır. İnanmıyorsunuz değil mi buna? Peki, ispat edeceğim, ispat edeceğim.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Aday mısın?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bu yıl 180 milyar lira olan faiz ödemesi bu bütçede kaç lira oluyor? Siz el kaldıracaksınız, onaylayacaksınız; 240 milyar lira oluyor. Hani siz faize karşıydınız? 180 milyar, 240 milyar; nasıl oluyor bu? Ya, hiç sormuyor musunuz? Ya, arkadaş, sen "Faiz inecek." diyorsun, bütçeyi getiriyorsun; 180 milyar liralık faiz 240 milyara çıkıyor, 240 milyar 400 milyona çıkıyor. Peki, nasıl olacak bu?
SALİH CORA (Trabzon) - Bütçeye oranı ne? Bütçeye oranı nedir?
ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Cevap vermesene... Terbiyesiz adam!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Ya, bırak bütçeye oranını, ben sana rakamı söylüyorum. Bütçeye oranına da bak, bütçe mi kaldı ortada Allah aşkına ya? "Bütçe" diyorsun, bu bütçe imzalanıp Meclise geldiği günden itibaren bütün rakamları değişti, bütün rakamları. Dolar kuru kaç liraydı? Enflasyon yüzde kaçtı? Orta vadeli planda neydi biliyor musunuz; bilmezsiniz. Bu kardeşiniz hepsini bilir, hepsini bilir. (CHP sıralarından alkışlar) Yine söyleyeyim: AK PARTİ döneminde yani iktidar olduğu dönemde Londra'daki bir grup tefeciye...
METİN YAVUZ (Aydın) - Aday olacak mısınız? Aday olun bence.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Benim adaylığım niye seni bu kadar ilgilendiriyor, ha? Gel, gel, gel; geliyor gelmekte olan, unutma! Geliyor gelmekte olan, unutma sen! (CHP sıralarından alkışlar) 193 milyar dolar, bir daha söyleyeyim, not alın, 193 milyar dolar Londra'daki tefecilere faiz ödediler. Neden diyorum tefecilerin Erdoğan en büyük umutlarıdır, en büyük güvenceleridir? Bana söyler misiniz, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 193 milyar dolar Londra'daki tefecilere faiz ödeyen başka bir iktidar var mı? (CHP sıralarından alkışlar)
TURAN AYDOĞAN (İstanbul) - Yaparsa AK PARTİ yapar(!)
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bunlar ve sizin destek verdiğiniz bunlar.
Allah'ın her günü 74 milyon 571 bin 369 dolar faiz ödeniyor, her gün.
SALİH CORA (Trabzon) - Londra'daki altınlar kimin?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Her gün, her saat başı 3 milyon 107 bin 140 dolar faiz ödeniyor. Faizi düşürecekmiş... Hangi faiz düştü? Çiftçinin faizi mi düştü, emeklinin faizi mi düştü, bankalardan kredi kartı alıp da alışveriş yapan vatandaşın faizi mi düştü?
NEVZAT ŞATIROĞLU (İstanbul) - Evet.
YAVUZ SUBAŞI (Balıkesir) - Karşı çıktınız.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Efendim, Merkez Bankasının bankalara açacağı kredinin faizi 1 puan düşmüş, çiftçiye ne gerek?
YAVUZ SUBAŞI (Balıkesir) - Niye karşı çıktınız?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Çiftçi bundan yararlanmıyor, emekli bundan faydalanmıyor, sanayici bundan faydalanmıyor. Faiz düştü diye gaz veriyorlar. Hiçbir faiz düşmedi; tam tersine, dolar olarak aldığımız senetler vardı, onların tamamının faizi yükseldi, tamamının. Arkadaşlar, açıp ekonomiye bir bakmıyorsunuz ya, nereye gidiyor diye bir bakmıyorsunuz ya. Çiftçinin faizi, esnafın faizi, sanayicinin faizi, kredi kartı kullananların faizleri hiçbir zaman düşmedi. Nasıl çiftçinin faizini sıfırlayacaksak Allah'ın izniyle iktidar olduğumuzda esnafın da Esnaf Kefalet Kooperatifleri ve bankalardan aldıkları bütün kredilerin faizlerini sıfırlayacağız. O zaman bu faiz nasıl sıfırlanırmış, göreceksiniz. (CHP sıralarından alkışlar)
SALİH CORA (Trabzon) - Aday mısın?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Şimdi geleyim; bu bütçe ne bütçesi? Öyle ya, ne bütçesi? Çiftçi sorununu çözmüyor, esnaf çözmüyor, sanayici çözmüyor, turizmci çözmüyor, serbest meslek erbabı çözmüyor... Vatandaş güvenmiyor, birikimlerini almış, tamamını dolar olarak yatırmış, mevduatın yüzde 63'ü dolar. E, dışarıya dünyanın faizini ödüyorsun ve şimdi kapı kapı geziyorsun. Düne kadar sizin havuz medyasının -tanımlıyoruz öyle- "şerefsiz" diye tanımladığı -çok özür dilerim bu deyimi kullandığım için- gazetenin manşetiydi, Yeni Şafak'ın manşeti. Koşa koşa, Prens Veliaht geldi, acaba bize bir derman olabilir mi, yaramıza bir merhem sürebilir mi... Ya, düne kadar "15 Temmuz darbe girişimini destekleyen" dediğiniz "Paralar verdi." dediğiniz kişilerle kucaklaştınız. Ya, merak ediyorum yani nasıl bir mide var arkadaşlar, nasıl bir anlayış var ya? Nasıl olur böyle şey? (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, beyefendi Katar'a gitmiş -Mithat Hocam da söyledi- Katar Dışişleri Bakanı "Ekonomik gidişat nedeniyle Türkiye'de ortaya çıkacak fırsatları değerlendiriyoruz." Kimin ekonomik gidişatı? Bizim ekonomik gidişatımız. Kim fırsatı değerlendirecek? Katarlılar değerlendirecek. Niye gidiyoruz oraya? "Ya, bizde mallar çok ucuz, tapon malları, gel! Yağma Hasan'ın böreği, neyi varsa sana vereceğim, yeter ki beni kurtar!" Ya Türkiye? Ya Türkiye? (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, bu bütçe, milletin alın terini sömüren bir bütçedir. Bu bütçe, fakirden alıp zengine veren bir bütçedir. Bu bütçe, çiftçinin alın terini sömüren bir bütçedir. Bu bütçe, Türkiye Cumhuriyeti devletini fakirleştiren bütçedir. Bu bütçe, cumhuriyet tarihinin en büyük kaynak transferiyle fakirden alıp zengine veren bir bütçedir. O nedenle bu bütçe, açık ve net söylüyorum, Türkiye Cumhuriyeti devletine yapılmış bir kumpas bütçesidir. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Bu bütçeden kim faydalanacak, kim faydalanacak? Çiftçi faydalanmıyor, emekli faydalanmıyor, esnaf faydalanmıyor, hiçbirisi faydalanmıyor; faizleri aynen duruyor. Ya, çiftçinin traktörünü haczettiler. Çiftçinin traktörünü haczediyorlar beyler ama Ziraat Bankasından 750 milyon dolar alıp "Gazeteleri satın al, televizyonları satın al." dedikleri adam parayı ödemeyince önünde esas duruşta duruyorlar ya. Ya, nasıl bir anlayıştır bu? (CHP sıralarından alkışlar) Parayı aldınız mı kardeşim? Güçleri çiftçiye yetiyor, esnafa yetiyor, efendim, apartman görevlisine yetiyor, garibanlara yetiyor, fukaralara yetiyor, tehditler yapıyorlar ama sırtı kalınlara kimse dokunamıyor, kimse dokunamıyor.
HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Siz de tehdit ediyorsunuz, tehdit ediyorsunuz Sayın Genel Başkan.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Kimseyi tehdit etmem, hiç meraklanmayın. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Ha, şunu söylüyorum... Bir dakika... Bir dakika... Kim yasa dışı bir yazının altına imza atarsa, kim yolsuzluklara ortak olursa onların hiçbirisini devlette tutmayacağım. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, ayakta alkışlar) Bir daha söylüyorum: Hırsızlık yapanın, yolsuzluk yapanın, 10 bin dolar...
FEHMİ ALPAY ÖZALAN (İzmir) - Aday mısın, aday mısın?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Tutmayacağım, tutmayacağım emin olun.
Hırsızların bu devlette işi yoktur. Sadece orayı değil, Türkiye Büyük Millet Meclisini de kirlilikten arındıracağım. Siyasi ahlak kanunu çıkaracağız, siyasi ahlak kanunu. İş takipçisinin Mecliste ne işi var? (CHP sıralarından alkışlar)
SALİH CORA (Trabzon) - İstanbul Belediyesi 3 bin kişiyi işten çıkardı.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Sonra söyleyecektim, şimdi söyleyeyim: Bu ülkenin İçişleri Bakanı yani sizin İçişleri Bakanınız yani gelip burada oturacak olan Bakan çıktı devletin televizyonuna ne dedin? "Bir siyasetçi her ay 10 bin dolar alıyor." dedi. Ya, hiç biriniz merak etmediniz mi, kim bu arkadaş? Hadi siz merak etmediniz... (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Aslında biliyorsunuz kim olduğunu, biliyorsunuz, ben de biliyorum kim olduğunu. Peki, arkadaş...
SALİH CORA (Trabzon) - Külliye'den para alan siyasetçiyi niye açıklamıyorsun?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - ...yukarıdaki arkadaş niye çağırıp...
SALİH CORA (Trabzon) - Külliye'den para alan siyasetçiyi niye açıklamıyorsun?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - ..."Ya, bu 10 bin doları ne yaptın?" diye sormuyor? (CHP sıralarından alkışlar)
SALİH CORA (Trabzon) - Külliye'den para alan siyasetçi vardı, onu niye açıklamıyorsun?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Niye yapmıyor? Çünkü haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır. (CHP sıralarından alkışlar) Bir daha söylüyorum: Haksızlık karşısında, yolsuzluklar karşısında susan, dilsiz şeytandır. Bu kadar açık ve net. Gelecek buraya, soracağız, soracağız, her ay gidip, 10 bin dolar para alan o kişi kim?
OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Söyle, biliyorsun.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Hepsini biliyoruz, meraklanmayın. Ha, kim bundan faydalanıyor, kim malı götürüyor onu da söyleyeyim. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bu bütçe, bu beylerin yaptığı ekonomik programlar, çalışmalar, kim götürüyor? Dolarla ihale alanlar.
OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - 10 bin doları kim aldı, hadi söyle?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Ya arkadaş, ya arkadaşlar, bana sormuyorsanız, vallahi billahi, eve gittiğinizde ilkokula giden çocuğunuza sorun; ya arkadaş "Türkiye Cumhuriyeti devletinde bir ihale dolarla verilir mi?" diye sorun ya. Ya, Türk lirası kardeşim. Niye dolarla ihale yapıyorsun? Şimdi dolar 7 liradan 14 liraya çıkıyor...
OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - İstanbul Belediyesi dolarla borçlandı, ne olacak şimdi?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Kim kazandı; çiftçi mi kazandı, emekli mi kazandı, esnaf mı kazandı, kim kazandı? Dolarla ihale alan kazandı. Parayı kim ödeyecek? 84 milyon ödeyecek?
OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Ekrem İmamoğlu da...
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Para nereden nereye gidiyor? Fakir fukaradan 5'li çeteye gidiyor. Fakir fukaradan, oradan alacaksınız, buraya ödeyeceksiniz. Allah aşkına, bunu sizin vicdanınız kabul ediyor mu ya, vicdanınız kabul ediyor mu?
SALİH CORA (Trabzon) - İmamoğlu da dolarla borç aldı. (CHP sıralarından gürültüler)
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Şimdi, bu dolarla ihale aldın, hadi diyelim dolarla ihale aldın, eyvallah.
SALİH CORA (Trabzon) - Ya kendi belediyeniz...
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Ya arkadaş, ya insaf, güvenceyi de dolarla veriyorsun.
SALİH CORA (Trabzon) - İmamoğlu da dolarla borç aldı.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Köprüyü yap, yolu yap, şunu yap, bunu yap; nasıl olsa bu kadar yolcu olmaz, üstüne ben sana para vereceğim. Türk lirası yok, kabul etmem. Neyle? Bana dolarla vereceksin.
SALİH CORA (Trabzon) - Belediyeleriniz de aynısını yapıyor.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bırak arkadaş, sen belediyeleri bilmezsin.
OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - İstanbul Belediyesi...
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Belediyeleri öğrenmek istiyorsan, git, İçişleri Bakanının el koyduğu 30'a yakın yolsuzluk dosyasını aç oku. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Bir daha söyleyeyim: Senin İçişleri Bakanın, Büyükşehrin ortaya çıkardığı 25'e yakın yolsuzluk dosyasına el koydu "Araştırmayın, ben araştıracağım." dedi. Vicdan varsa, ahlak varsa, bu Parlamentoya saygılıysan, gidip diyeceksin ki: "Ne oldu bu dosyalara arkadaş? Ne oldu bu dosyalara?" (CHP sıralarından alkışlar) Diyemezsin, diyemezsin. Parlamentonun da kirlilikten arınması lazım. Siyasi ahlak kanunu gelecek, herkes oturacak, doğru iş yapacak; bu işin kuralı budur. Efendim, ihaleyi alanlar, söyledik dolarla; garanti verdiniz, o da dolarla. Ya, benim torunumu, sizin torununuzu niye borçlandırıyorlar?
OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - İstanbul Belediyesi borçlandı...
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Vergi veriyorsun, tamam, eyvallah; vergiyle yap, eyvallah, itirazımız yok. Ya, beni borçlandırıyorsun, torunları da borçlandırıyorsun. Üstelik dolar bazında borçlandırıyorsun. Ya, bunun ahlakla -laf aramızda- bunun milliyetçilikle ne ilgisi var, milliyetçilikle ne ilgisi var? (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Bakın, neden söyledim? Bu bütçe, fakirden fukaradan alıp, garibanlardan alıp, bir avuç zengine, bir avuç tefeciye, bir avuç dolar baronuna para aktaran bütçedir dedim. Kanıt mı? İşte kanıtı bu, daha neyi anlatayım ben size?
Başka bir şey daha: Bakınız...(AK PARTİ sıralarından "Aday mısın?" sesi)
İshal sorunu var galiba, öyle mi, ishal sorunu var galiba? (CHP sıralarından gülüşmeler)
SALİH CORA (Trabzon) - Kendi tarafına...
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Merkez Bankasının verilerini söylüyorum, Merkez Bankasının verilerini. 31 Aralık 2020-24 Kasım 2021, dolardaki artış 5 lira 20 kuruş. 5 lira 20 kuruş arttı. Bu ne demek? Türkiye'nin dış borçları 2 trilyon lira arttı. Bana inanmıyorsanız sizin inandığınız bir iktisatçı var ona sorun.
AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) - Ona kimse inanmıyor ki.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - 2 trilyon lira arttı. Peki, bu bütçede 2022'de toplayacağımız vergiler ne kadar? 1 trilyon 258 milyar lira. Bakınız, 2 trilyon lira dış borçlarda artış var, toplayacağımız vergilerden çok daha fazla. Bu 2 trilyonluk artışı kime vereceğiz? Londra'daki tefecilere, burada dolarla ihale alanlara. Garantili yollardan, köprülerden dolarla garanti verdiğimiz, ödeyeceğimiz paraları kim ödeyecek? 83 milyon ödeyecek. Ne demektir bu?
SALİH CORA (Trabzon) - Maastricht Kriterlerine bak.
AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) - Az kaldı Londra'daki...
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Cumhuriyet tarihinin, fakir fukara, garip gurebasından alınan paraların bir avuç tefeciye, bir avuç dolar baronuna gitmesi demektir. Bunların yatacak yeri yoktur, bir daha söylüyorum, bunların yatacak yeri yoktur. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri alkışlar) Ha, sizin sorumluluğunuz el kaldırmaktır.
Bakın, değerli arkadaşlar, dolarla ihaleyi anladık, dolarla gelir garantisini de anladık; bir şey daha yaptılar, belki onu hiç bilmiyorsunuzdur çünkü araştırmıyorsunuz, göreviniz el kaldırmak ve indirmek. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) - Sizinkiler ne yapıyor? Onlar ne yaptı?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bakın, aynı zamanda ne yaptılar biliyor musunuz, ne yaptılar biliyor musunuz aynı zamanda? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Dolarla borçlandılarsa Amerika'daki enflasyonu, avroyla borçlandılarsa Avrupa Birliğindeki enflasyonu da sırtımıza yıkıyorlar. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
SALİH CORA (Trabzon) - Bu ne biçim bir hareket ya! Şu hareket nedir ya?
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Çok ayıp!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Evet, evet, dolarla borçlandıysanız Amerika'daki enflasyon, avroyla borçlandıysanız Avrupa Birliğindeki enflasyonu sırtımıza yıkıyorlar. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
FEHMİ ALPAY ÖZALAN (İzmir) - Bayanlar burada.
SALİH CORA (Trabzon) - Bayanlar var burada, bayanlar.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Bayanlar var.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Şimdi size bir soru... (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Temiz bir dil kullanın.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Şimdi size bir soru...
SALİH CORA (Trabzon) - Başkanım...
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Tamam.
SALİH CORA (Trabzon) - ...Başkanım, böyle yaptı. Burada bayanlar var, özür dilesin.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Başkanım, özür dilesin. Özür dile!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Şimdi size bir soru: Bu millet Amerika'daki enflasyonu niye çeksin? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
BAŞKAN - Arkadaşlar...
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Ayıp! Ayıp!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bu millet Avrupa Birliğindeki enflasyonu niye çeksin? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Dolar...
BAŞKAN - Arkadaşlar... Arkadaşlar...
Sayın Kılıçdaroğlu...
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Ayıp! Ayıp!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Dolar kimlere yarıyor?
BAŞKAN - Sayın Kılıçdaroğlu...
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Dolar kime yarıyor?
BAŞKAN - Sayın Kılıçdaroğlu...
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Ayıp! Ayıp!
SALİH CORA (Trabzon) - Sayın Başkan...
BAŞKAN - Bir dakika sessiz olur musunuz... Bir dakika... Arkadaşlar...
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Ayıp ya! Böyle bir konuşma olabilir mi?
BAŞKAN - Ee, siz konuşun o zaman, ben gideyim. Lütfen, bir dakika...
SALİH CORA (Trabzon) - CHP Genel Başkanına bu lisan yakışmıyor. CHP Genel Başkanının böyle hareketlerle...
BAŞKAN - Arkadaşlar, ben buradan bir şey göremiyorum. Fakat İç Tüzük'e göre...
SALİH CORA (Trabzon) - Böyle konuşması doğru değil, lütfen özür dileyin. Lütfen özür dileyin yani, bu doğru değil.
NİLGÜN ÖK (Denizli) - Yaptığınız hareketten dolayı özür dileyin!
BAŞKAN - Nezih bir dille konuşulması öngörülüyor İç Tüzük'te.
NİLGÜN ÖK (Denizli) - Kadınlardan özür dileyin!
SALİH CORA (Trabzon) - "Yanlışlıkla yaptım." deyin.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Ayıp ya! Böyle bir şey olabilir mi ya? Çok ayıp, çok!
BAŞKAN - Ben hatipleri buna davet ediyorum.
FATİH ŞAHİN (Ankara) - Görüntüleri izleyin! Ara verin, görüntüleri izleyin!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Ayıp! Ayıp! Ayıp!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bu doların yükselmesi kime yarıyor? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Ayıp! Ayıp!
NİLGÜN ÖK (Denizli) - Yaptığınız hareket iğrenç bir hareket.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Yaradıkları birisi daha var, bir grup daha var; dolarla rüşvet alanlar, 10 bin dolar rüşvet alanlar onlar da.
FATİH ŞAHİN (Ankara) - Sayın Başkan, böyle devam edemeyiz.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Rüşvet aldığı, yolsuzluk yaptığı kanıtlanan kişiler büyükelçi olarak atandı. Şunlara soruyorum, siz de sorun: Rüşvet alandan büyükelçi olur mu? Haksızlık yapanlardan, rüşvet alanlardan büyükelçi olur mu?
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Ayıp ayıp!
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Genel Başkan konuşuyor, Genel Başkan.
(Manisa Milletvekili Özgür Özel'in AK PARTİ sıralarına doğru yürümesi)
FATİH ŞAHİN (Ankara) - Nereye geliyorsun?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Arkadaşlar, durun, bir şey olmaz, bir şey olmaz arkadaşlar. Rahatsız oldular, biliyoruz.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Başkanım, özür dileyecek.
FATİH ŞAHİN (Ankara) - Sayın Başkan, ara verin, ara verin.
NİLGÜN ÖK (Denizli) - İğrenç bir hareket...
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Öyle bir noktaya getirdiler ki Türkiye'yi; yolsuzluk yapanları affettiler, uyuşturucu baronlarını mahkemelerden kurtardılar, uyuşturucu baronlarını hapishanelerden kurtardılar, bunları da gayet iyi biliyoruz.
FATİH ŞAHİN (Ankara) - Ara verin!
BAŞKAN - Arkadaşlar, bir dakika...
FATİH ŞAHİN (Ankara) - Sayın Başkan, ara verin, görüntüleri izleyin.
BAŞKAN - Bir dakika, arkadaşlar...
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Hiçbir cumhuriyet savcısı...
BAŞKAN - Sayın Kılıçdaroğlu...
FATİH ŞAHİN (Ankara) - Böyle devam edilmez!
BAŞKAN - Arkadaşlar, bir dakika, bir dakika...
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Edilir, edilir.
BAŞKAN - Arkadaşlar, konuşmadan sonra izleyeceğim, değerlendireceğiz.
NİLGÜN ÖK (Denizli) - Yaptığınız hareket iğrenç bir hareket, kadınlar olarak rahatsız olduk.
BAŞKAN - Sakin olun, tamamlansın.
NİLGÜN ÖK (Denizli) - Bir Genel Başkan olarak yakışıyor mu?
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Özür dilemesi lazım.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Amerika'daki enflasyonun, Avrupa Birliğindeki enflasyonun Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sırtına yıkılmasından rahatsız olmanızdan da memnun oldum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Ayıp ayıp!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Evet, memnun oldum. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler) Eğer siz bunun hesabını sorarsanız teşekkür ederim. Bana değil, oraya kızacaksınız; diyeceksiniz ki: "Ya, Amerika'daki enflasyon, efendim, Avrupa Birliğindeki enflasyon nasıl olur da bu milletin sırtına yıkılır?" (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Şeytanın aklına bile gelmez ama bunların aklına geliyor. Evet, şeytanın aklına gelmez, bunların aklına gelir. (CHP sıralarından alkışlar)
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Başkanım, özür dilemesi lazım.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bürokraside de güveni sıfırladılar, bürokraside de. Devlette liyakati bitirdiler. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) "Devlet" dediğiniz adaletle yönetilir, "devlet" dediğiniz liyakatle yönetilir, "devlet" dediğiniz kurumda, devlette insanlar belli görevleri, belli saygınlığı olan görevleri yaparlar.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Ayıp ya, ayıp, ayıp!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Devletin en önemli kurumlarını kapattılar, en önemli kurumlarını ve devlette paralel bir yapı oluşturdular. Siz paralel yapıdan şikâyet ediyordunuz, değil mi?
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Çok ayıp, çok.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bir Dışişleri Bakanı var, bir de sarayda dışişleri bakanı var; bir Merkez Bankasının görevi var, bir de sarayda bir başka kurumun görevi var; bir YÖK Başkanı var, bir de sarayda YÖK başkanı var. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Özür dile, özür dile!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bir Dışişleri Bakanının Sözcüsü var, bir de sarayda Dışişleri Bakanlığının sözcüsü var. Dolayısıyla, bu paralel yapı Türkiye'yi aydınlığa çıkarmaz; bu paralel yapının değişmesi lazım. (CHP sıralarından alkışlar)
MUSTAFA AÇIKGÖZ (Nevşehir) - Özür dilesin!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Uyuşturucu baronlarına destek çıktılar. Bir daha söylüyorum, ona da kızacaksınız: Uyuşturucu baronlarına arka çıktılar. (AK PARTİ sıralarından "Hadi oradan be!" sesleri)
SALİH CORA (Trabzon) - Uyuşturucuyla en büyük mücadeleyi AK PARTİ yaptı.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - O hareket ne olacak, o hareket?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bakınız, hangi mücadele yapılıyor? Okuyorum, Avrupa Uyuşturucu Raporu'ndan okuyorum...
SALİH CORA (Trabzon) - Avrupa kendi hatalarına baksın.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - "Türkiye, aşırı doz uyuşturucu nedeniyle 30 yaş altı ölümlerin en yüksek olduğu ülkedir."
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Geç onları!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bir daha okuyayım memleketin ne hâle geldiğinizi bilmeniz açısından. Siz acaba...
SALİH CORA (Trabzon) - Yalan yalan, sen yalan söylüyorsun!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Ya, dünyadan haberiniz yok zaten. (CHP sıralarından alkışlar)
Erdoğan ne diyordu? Tebdilikıyafet yapıp gezecekler, değil mi? Ya, Allah aşkına, tebdilikıyafet yapın, gidin şu İstanbul'u bir gezin, Anadolu'yu bir gezin ya. Uyuşturucu belasının hangi noktalara geldiğini gidin görün ya. Ben sizi buluşturayım onlarla, annelerle buluşturayım ben sizi; siz gitmediniz, görmediniz, oturmadınız, konuşmadınız.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Bir Genel Başkan öyle yapar mı, ayıp ya.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bir annenin en büyük korkusu ne biliyor musunuz? Bir annenin en büyük korkusu, akşam evladı geldiğinde cep telefonu yanında mı, değil mi; sattı mı, satmadı mı...
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - O nasıl hareket ya!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Evet, bunların hepsini araştırıyoruz. Siz yapamazsınız, bunlar hele hiç yapamazlar, sırtlarını baronlara dayamışlar ama biz yaparız; Allah'ın izniyle yapacağız, göreceksiniz. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler) Yapacağız, tutacağız; Türkiye'yi bu badireden çekip çıkaracağız tereyağından kıl çeker gibi. Kavga etmeyeceğiz ve bunu dostlarımızla beraber yapacağız. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
SALİH CORA (Trabzon) - Dostların kim?
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Aynı hareketi yaparsın sen.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Zindaşti'yi kim çıkardı? Kim çıkardı hapisten Zindaşti'yi? Söyler misiniz bana, kim çıkardı? Ya, tonlarca, kilolarca kokain yakalanıyor, savcı cesaret edip soruşturma açamıyor ya, soruşturma açamıyor.
SALİH CORA (Trabzon) - Nerede yakalandı?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Haberiniz yok mu? Allah aşkına, öğretmediniz mi, söylemediniz mi? (CHP sıralarından alkışlar) Ya arkadaş, sen şeyi bilmiyor musun; Kocaeli'yi bilmiyor musun, Dilovası'nı?
SALİH CORA (Trabzon) - Nerede yakalandı?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Mersin Limanı'nı bilmiyor musun sen?
SALİH CORA (Trabzon) - Söyle, kim yakaladı, nerede yakaladı?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Ne yakalanması kardeşim ya, zaten yakalanmadı, sorunumuz orada!
SALİH CORA (Trabzon) - Gelmedi ki nerede yakalanacak?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - "Uyuşturucu gelmedi." diyor. Ya, arkadaş, konteyner numaraları bile yayınlandı, dünyadan bu kadar habersiz misin sen? (CHP sıralarından alkışlar)
SALİH CORA (Trabzon) - Kolombiya yetkilisi açıklama yaptı.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Buz sandıkları içinde geldi arkadaş ya, bu kadar mı habersizsin sen?
SALİH CORA (Trabzon) - Onun arkasından CHP çıkacak, bakarsınız. CHP çıkacak o işin arkasından, o işin arkasından CHP çıkacak.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Ve dolayısıyla, asla ve asla... Bu desteği verdiğiniz sürece Türkiye'yi uyuşturucu bataklığına sürüklersiniz.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Harekete ne olacak? O hareket ne olacak?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bakın, bir şey daha söyleyeyim.
NİLGÜN ÖK (Denizli) - Yaptığınız hareket doğru mu, size yakıştı mı?
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Ayıp ya! Öyle bir hareket olur mu ya!
NİLGÜN ÖK (Denizli) - Yaptığınız hareket size yakıştı mı?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Değerli arkadaşlar, saygıdeğer milletvekilleri; uyuşturucu konusu hepimizin ortak sorunu olmak zorundadır.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - O hareket ne olacak, o hareket?
NİLGÜN ÖK (Denizli) - Bir kadın Vekil olarak sizi kınıyorum, yaptığınızı kabul etmiyorum.
SALİH CORA (Trabzon) - En büyük mücadeleyi biz veriyoruz.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Uyuşturucu baronlarının milyar dolarlarını Türkiye'ye getirmeleri için, kara parayı aklamak için özel yasalar çıkarırsanız Türkiye Cumhuriyeti'nin itibarına ciddi bir darbe vurursunuz. Bunu defalarca yaptılar, buradan geçti yasalar. (CHP sıralarından alkışlar)
Diyorlar ki: "Sen uyuşturucu kaçakçılığı yap, zaten yol şimdi Türkiye üzerinden..." Güney Amerika, buradaki limanlar... Neden bu limanlar için büyük kavgalar var biliyor musunuz, hiç sordunuz mu? Neden birbirlerini yiyorlar? Neden "Bu limana ben çökeceğim, bu limana ben çökeceğim." diyorlar? Çünkü bu uyuşturucu nereye gelecek? Limana gelecek arkadaşlar. Hiç bu konuda bir araştırma... Ya, hadi biz yapmıyoruz da bari siz bir araştırma yapın.
SALİH CORA (Trabzon) - Geldi de yakalanmadı mı?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Yok efendim, ne yakalanması Allah aşkına ya! Ne yakalanması ya!
SALİH CORA (Trabzon) - Sayın Kılıçdaroğlu...
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Gidin, fakir fukaranın evlatlarına bakın ya, hepsine bakın. O fakir ailelerin çocuklarını önce alıştırıyorlar, ondan sonra torbacı yapıyorlar. Siz bu konuda Emniyetle konuştunuz mu hiç? Biz konuştuk, konuştuk.
SALİH CORA (Trabzon) - Cezayı on yıla çıkardık.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Ne on yılı arkadaş ya, verdiğin ceza... Üç gün sonra adamı dışarı çıkarıyorsun ya.
SALİH CORA (Trabzon) - Hiç alakası yok.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Zindaşti'yi çıkardılar, vicdanınız hiç sızlamadı mı ya? Bu bölgenin en büyük uyuşturucu baronuydu.
SALİH CORA (Trabzon) - İnfaz Yasası'nda...
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Ne İnfaz Yasası kardeşim ya, ne İnfaz Yasası? Dünyadan haberin yok ya. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bu adama telefon ettiler, hâkim bıraktı. Hâkimin ifadesini de mi okumadın ya? Hayret ediyorum ya, gerçekten hayret ediyorum ya. Dünyadan bu kadar bihaber bir insan nasıl olur da bir de uyuşturucu konusunda konuşur? Ya, sana uzman vereyim, uzman vereyim. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar; AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Bakın, o kadar büyük dejenerasyona yol açtılar ki adaleti de bitirdiler, adaleti de bitirdiler. Ya, düşünebiliyor musunuz...
NİLGÜN ÖK (Denizli) - Yaptığınız hareket için özür dileyecek misiniz?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - ...bir adamın önce mal varlığına el koyuyorsunuz.
NİLGÜN ÖK (Denizli) - Yaptığınız hareket için özür dilemediniz.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Önce el koyuyorsunuz, arkasından adamı serbest bırakıyorsunuz, arkasından mal varlığındaki bütün hacizleri kaldırıyorsunuz, arkasından yurt dışına çıkma yasağını kaldırıyorsunuz, adam kaçıp gidiyor. Amerika, Avusturya'ya "Bu adamı bana ver." diyor ve biz de diyoruz ki: "Ona değil, bana ver."
SALİH CORA (Trabzon) - Hangi CHP'lilerle görüşmüş?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Ve değerli arkadaşlarım...
NİLGÜN ÖK (Denizli) - Yaptığınız hareket size yakıştı mı?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, burada önemli olan nokta şu...
SALİH CORA (Trabzon) - Hangi CHP'li olduğunu...
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bu kişinin uçağına İçişleri Bakanı da bindi. Bu kişinin uçağına bunlardan çok adam bindi.
SALİH CORA (Trabzon) - Hangi CHP'lilerin...
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bunlardan çok adam bindi, bunları koruyorlar. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bunları koruyorlar, ben gayet iyi biliyorum bunları koruduklarını, ne yaptıklarını da gayet iyi biliyorum. Siz sanıyor musunuz ki biz hiçbir şeyi araştırmıyoruz?
SALİH CORA (Trabzon) - Hangi CHP'lilerle görüştü?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Sizin ulaşamadığınız yerlere bu kardeşiniz ulaşıyor. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar; AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bu devlette namuslu insanlar var, bu devlette dürüst insanlar var, bu devlette vatansever insanlar var, bu devlette bayrağını ve vatanını seven bürokratlar var. Bir köşeye atsanız da onlar düşüncelerini açıklıyorlar. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Bakın, değerli arkadaşlar, yargıyı da berbat ettiniz; bunlar ettiler. Ya, evinize gidin, vallahi billahi ya, üniversiteye giden oğlunuza bir sorun ya. Kişiyi alıyorsunuz, getiriyorsunuz, efendim, diyorsunuz ki...
NİLGÜN ÖK (Denizli) - Yaptığınız hareketin...
SALİH CORA (Trabzon) - Devam edin, devam edin.
AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) - Yolda kalan öğrenciler...
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Arkadaşlar, "Yeliz" konuşuyor. (CHP sıralarından gülüşmeler, alkışlar)
Alıp getiriyorsunuz kişiyi, arkasından diyorsunuz ki bu kişiye: "Sen mademki verdiğim bütün talimatları yerine getirdin, seni önce Yargıtay üyesi yapacağım, sonra Anayasa Mahkemesine üye yapacağım." Bir tek Yargıtay kararının altında bile, bir tek Yargıtay kararının altında bile imzası olmayan birisi jet hızıyla Anayasa Mahkemesine üye oluyor.
NİLGÜN ÖK (Denizli) - Yaptığınız hareketten utandınız mı?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamayanlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararını uygulamayanlar, hepsi terfi etti.
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Özür, özür...
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Sözüm söz, tamamını temizleyeceğim; sözüm söz. (CHP sıralarından alkışlar) Bu memlekete adalet ya gelecek ya gelecek. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını sonuna kadar savunacağız. Sizler savunamazsınız, sizler savunamazsınız, sizler milletin arasına giremezsiniz, sizler vatandaşla konuşamazsınız; o nedenle size diyorlar ki: "Tebdilikıyafet yapın." Ne tebdilikıyafeti ya, ne tebdilikıyafeti ya. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bir tek Yargıtay kararının altında imzası olmayan sözde Yargıtay üyesinin Anayasa Mahkemesine üye olarak atanmasını Türkiye Cumhuriyeti devletinin şanıyla, şerefiyle, vakarıyla bağdaştırmıyorum; bu kadar açık, bu kadar net. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - CHP Genel Merkezinin avukatı olsaydı...
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Yargıtaydaki üyelere de söylüyorum, buna oy veren üyelere de buna oy veren üyelere de sesleniyorum: Yargıtayın tarihine kara bir leke bıraktınız. "Ya arkadaş, bu adam daha yeni geldi ya, yıllardır burada; Yargıtayda çalışan insanlar var, düzgün insanlar var, bunlardan birisinin Anayasa Mahkemesine üye olması lazım." demediler, diyemediler büyük bir kısmı. Talimat aldılar saraydan, gereğini yaptılar. Yargı talimatla çalışırsa orada adalet olmaz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
METİN YAVUZ (Aydın) - Özür dile, özür!
İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Milletten özür dile.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Siz bekliyorsunuz, Katarlılar buraya gelecek, veliaht prens buraya gelecek. ASELSAN'ı mı satacaksınız? ROKETSAN'ı mı satacaksınız? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Sattırmayacağız, sattırmayacağız. Hiç endişe etmeyin, sattırmayacağız. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Tank Paleti sattınız değil mi Katarlılara?
SALİH CORA (Trabzon) - Savunma sanayisi...
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Nerede bu tank? "2018'de tank üretiliyor, hayırlı olsun." diye "tweet" attılar. Hangi yıldayız? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
SALİH CORA (Trabzon) - İHA, SİHA satacağız.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Nerede bu tank? Ethem Sancak'a mı güvendiniz? Ethem Sancak mı tank yapacaktı?
İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Milletten özür dile!
SALİH CORA (Trabzon) - Yüzde 80...
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Biz bu bütçeye "hayır" diyeceğiz, bu bütçeye "hayır" diyeceğiz. Kumpas bütçesine, bu millete, 83 milyona kumpas kuran bu bütçeye "hayır" diyeceğiz çünkü bu bütçe fakirden fukaradan, garipten gurebadan parayı toplayıp bir avuç tefeciye, Londra'daki tefecilere, dolar baronlarına ve uyuşturucu baronlarına hizmet eden bir bütçedir, asla kabul etmiyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)
SALİH CORA (Trabzon) - Ya, sen her şeye "hayır" diyorsun ya, tezkereye de "hayır" dedin.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bakın, bir şey daha söyleyeyim size...
SALİH CORA (Trabzon) - Tezkereye niye "hayır" dedin?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Tezkereyi de konuşuruz, tezkereyi de konuşuruz. Yahu, senin Genel Başkanın 33 askerimiz şehit olduğu zaman hesabını sordu mu? Soramaz. Nereye gitti? Putin'in kapısına gitti, yalvardı yakardı Putin'e. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Milletten özür dileyeceksin.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Yahu, Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı kapının önünde bekletiliyor, kronometre çalışıyor, kaç dakika beklettiklerini gösteriyor, bütün dünya seyrediyor. Yahu, sizin vicdanınız sızlamadı mı ya? Ya, ben rahatsız oldum ya. Siz rahatsız olmadınız mı? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
SALİH CORA (Trabzon) - Tezkereye niye "hayır" dediniz?
İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Bu uygunsuz hareket için milletten özür dileyeceksin!
NİLGÜN ÖK (Denizli) - Yaptığınız hareketten rahatsız olmadınız mı?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bu bütçeye "hayır" diyeceğiz ve Allah'ın izniyle bunları göndereceğiz. (CHP sıralarından ayakta alkışlar) Beraber göndereceğiz; esnafla beraber, çiftçiyle beraber, emekliyle beraber, sanayiciyle beraber, kadınıyla, kızıyla, yaşlısıyla, genciyle, garip gurebasıyla göndereceğiz bunları, göreceksiniz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
FEHMİ ALPAY ÖZALAN (İzmir) - Aday mısın?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Sandığı getirmiyorlar, getiremezler efendim, getiremezler.
FEHMİ ALPAY ÖZALAN (İzmir) - Aday mısın?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Patlama, patlama!
FEHMİ ALPAY ÖZALAN (İzmir) - Aday mısın?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Patlama!
Bir şey daha söyleyeyim: Bakın, gideceklerini bunlar da çok iyi biliyor.
FATİH ŞAHİN (Ankara) - Eline koluna dikkat et!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Niye bağırıyorsunuz? Niye bağırıyorsunuz? Söylediklerimde yanlış mı var? Yok, hepsi doğru, hepsi doğru.
FATİH ŞAHİN (Ankara) - El hareketi yapma! Eline koluna sahip çık!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bakın, bir şey söyleyeyim: Eve gidince aklı baliğ olmuş çocuğunuza sorun.
FEHMİ ALPAY ÖZALAN (İzmir) - Aday mısın?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - İlkokuldan da vazgeçtim, aklı baliğ olmuş çocuğunuza sorun. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
METİN YAVUZ (Aydın) - Çocuklardan utan sen!
SALİH CORA (Trabzon) - Çocuklar seni izleyemez, izleyemez seni. O hareketi çocuklar nasıl izlesin? Ben izletmem.
FEHMİ ALPAY ÖZALAN (İzmir) - Aday mısın?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Ya, Allah aşkına, bakın...
FATİH ŞAHİN (Ankara) - Eline koluna sahip çık! O eline sahip çık!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Başkan, güzel konuşuyorlar.
FATİH ŞAHİN (Ankara) - Eline sahip çık!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Geleceksin, burada konuşacaksın, burada, burada, burada konuşacaksın! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
FATİH ŞAHİN (Ankara) - Eline koluna sahip çık, eline koluna!
ATİLA SERTEL (İzmir) - Yerine otur terbiyesiz!
FEHMİ ALPAY ÖZALAN (İzmir) - Demirtaş izin vermeden aday olamazsın sen!
FATİH ŞAHİN (Ankara) - Eline koluna sahip çık!
BAŞKAN - Sakin olun.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bunlar gideceklerini gayet iyi biliyorlar. "Neden?" diyeceksiniz, siz de sorun, "Neden?" diyeceksiniz.
FEHMİ ALPAY ÖZALAN (İzmir) - Demirtaş izin vermeden aday olamazsın!
FATİH ŞAHİN (Ankara) - Eline koluna sahip çık!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Ya, Antalya Dış Hatlar Terminali'nin ihalesi beş yıl sonra yapılacak, şimdi yapıyorsunuz.
FATİH ŞAHİN (Ankara) - Eline koluna sahip çık, eline koluna! (CHP sıralarından gürültüler)
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Niye şimdi yapıyorsunuz, neden şimdi yapıyorsunuz? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
FEHMİ ALPAY ÖZALAN (İzmir) - Aday mısın?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - O terminal ihalesini alanın burnundan fitil fitil getireceğim, o terminal binasını alanın. Beş yılın sonunda ihale yaparsın, neden şimdi ihale yapıyorsun? Hangi gerekçeyle şimdi ihale yapılıyor?
FEHMİ ALPAY ÖZALAN (İzmir) - Aday mısın?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Siz, tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruyamazsınız, siz dolar baronlarının yanındasınız, siz tefecilerin yanındasınız.
FEHMİ ALPAY ÖZALAN (İzmir) - Aday mısın?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bu kardeşiniz fakirin fukaranın, garibanın...
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Hadi oradan be!
FEHMİ ALPAY ÖZALAN (İzmir) - Aday mısın?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - ...apartman görevlisinin, işsizin, memurun...
SALİH CORA (Trabzon) - Hadi oradan be!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - ...emeklinin, herkesin dostudur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
(CHP sıralarından ayakta alkışlar, İYİ Parti sıralarından alkışlar; AK PARTİ sıralarından gürültüler)
FEHMİ ALPAY ÖZALAN (İzmir) - Aday mısın?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bu bütçenin size vereceği bir şey yok. Bu bütçe kabul edilsin, göreceksiniz; ne olacağını göreceksiniz.
FEHMİ ALPAY ÖZALAN (İzmir) - Demirtaş izin vermeden aday olamazsın!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Sayın Başkan, çok teşekkür ederim.
Arkadaşlar konuşmaya devam edebilirler. (CHP sıralarından ayakta alkışlar, İYİ Parti sıralarından alkışlar)