GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 5'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:33
Tarih:11.12.2021

CHP GRUBU ADINA CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bu bütçe pandemi koşullarında yapılan ikinci bütçe. Yaptığınız ekonomik kriz ve iki yıldır süregiden salgının sonuçları nedeniyle beklerdik ki işsiz, aşsız kalanların derdi; şiddete uğrayan, salgının yükü omuzlarına yüklenen kadınların derdi; ihmal ve istismara uğrayan, çalışmak zorunda bırakılan ve iş cinayetlerine kurban giden çocukların derdi; pandemi koşullarında hayatları daha da zorlaşan engellilerin, emeklilerin, yaşlıların derdi ve 3600 ek göstergeyle umutlandırdığınız yüz binlerce kamu personelinin, EYT'lilerin derdi bu bütçenin derdi, sizlerin derdi olsun ama görüyoruz ki sizlerin derdi bu değil. Derdiniz iktidarınız, derdiniz şatafatınız, derdiniz beslemeye, yedirmeye doyamadığınız yandaş müteahhitleriniz, yandaş vakıflarınız. (CHP sıralarından alkışlar) Hâlâ vatandaştan aldığınız vergileri yandaşlara dağıtmaya, şatafat içinde yaşamaya devam ediyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, 2022 bütçesinden yandaş müteahhitlere 42 milyar lira ödenecek, garanti ödemesi yapılacak; bu bütçenin en az 240 milyarı faizcilere gidecek. İyi ki faize karşısınız, faize karşı olmasanız ne olacak acaba? Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bütçesi 66 milyar 131 milyon lira. Yani bu bütçenin yaklaşık 4 katı kadınlara, çocuklara, engellilere, sosyal hizmetlere değil, bir avuç tefeciye ayrılmış durumda. Biz "Bu bütçe yandaşın, faizcinin, sarayın bütçesi." derken boşuna demiyoruz. Hâl böyle iken, yapılan bu iken bütçe sunumunda, dalga geçer gibi, refahın toplumun tüm kesimlerine yaygınlaştırılmasına devam edileceği söyleniyor. Şimdi, sarayın elektrik faturasına, yalnızca elektrik faturasına harcanan para, kadın politikalarının geliştirilmesine ilişkin tek ulusal mekanizma olan Kadının Statüsü Genel Müdürlüğüne ayrılan 22 milyon liraya eş değer. Şimdi, sarayın sadece aydınlatmasına, şatafatına 42 milyon kadından daha fazla kaynak aktararak bu refahı nasıl yayacaksınız Allah aşkına? (CHP sıralarından alkışlar)

Bırakın diğer bakanlıkları, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bütçesi bile; dezavantajlı grupların, kadınların haklarını gözetmesi gereken Bakanlığın bütçesi bile cinsiyete duyarsız bir bütçe, vicdanı yoksun bir bütçe, adaletsiz bir bütçe.

Her gün binlerce kadın şiddete uğrarken, bir bir katledilirken, 3.624 kapasiteli 149 kadın konukevimiz var ve her yıl için sadece 1 tane arttırmayı hedefliyoruz. 81 ŞÖNİM var, arttırmayı düşünmüyoruz. 1.195 tane çocuk konukevimiz var, onu da arttırmayı düşünmüyoruz. Çocuklarımıza kreş, bakımevi yapmıyoruz; onları cemaatlerin, tarikatların kucağına terk ediyoruz. Aslında bu bütçede kadınlara, çocuklara, dezavantajlı bireylere verilen mesaj çok açık; diyorlar ki: "Biz sizi umursamıyoruz. Sizi korumaya da niyetimiz yok. Başınızın çaresine bakın."

Şimdi, "bal" deyince ağız tatlanmadığı gibi, "şiddete sıfır tolerans" deyince de şiddet son bulmuyor. Yatırım yapmadan, yasaları uygulamadan, ulusal mekanizmaları arttırmadan ayrımcılığı, kadına yönelik şiddeti nasıl önleyeceğiz? Koruma ve yargı kararlarına rağmen kadınlar katledilirken, el kadar çocuklar evlendirilirken bizler toplumsal cinsiyet eşitliğini kalkınma planlarından çıkararak, toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeyi yok sayarak ve kazanılmış hakları geriye götürüp bir gecede "Şiddet ve ayrımcılık olmasın." diyen İstanbul Sözleşmesi'nden çıkarak mı sağlayacağız bunu? (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, İstanbul Sözleşmesi tüm milletvekilleri tarafından övünülerek, gurur duyularak imzalandı, Sayın Bakan dâhil iktidarın tüm kadın milletvekilleri tarafından düne kadar en güçlü şekilde savunuldu ama bir gecede bir kişinin imzasıyla bu sözleşmeden çıkılırken herkes suspus oldu. Ne oldu, ne değişti? Ülkemizde şiddet mi bitti Allah aşkına? İdarecilerin idaresizliği, sessizliği ve uygulanmayan yasalar maalesef bu kara zihniyetleri, katilleri, tecavüzcüleri cesaretlendiriyor. Bunun örneğini geçtiğimiz hafta görülen İpek Er'in davasında bir kez daha gördük. İpek Er ölmeden önce yazdığı mektupta şöyle diyordu: "Musa Orhan tarafından tecavüze uğradım. Beni saçımdan çekti, yerde sürüdü ama bana dedi ki: 'Kimse sana inanmaz, bana bir şey olmaz, sen sahipsizsin.'"

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

CANDAN YÜCEER (Devamla) - Ve 3 Aralık günü mahkeme tecavüzcüyü haklı çıkardı, bu ülkenin kadınlarının yargı tarafından umursanmadığını gösterdi ve Orhan'a geleceği üzerinde olumsuz etki olacağı düşüncesiyle indirim yapıldı, iyi hâl indirimi yapıldı ve tutuklanmadı yani yargı, hayatı sona eren İpek Er için değil, tecavüzcünün geleceği için endişe duydu.

Değerli milletvekilleri, bu kararlar uygulanmadığı sürece, maalesef bu cezasızlık arttığı sürece kadınlara yönelik şiddet, tecavüz son bulmuyor. Aslında torba kanun diye bir icadınız var -hani çokça rant için, yandaşlarınız için kullandığınız- bir kez bir torbayı da bu kadınlar, bu kanunlar için kullansanıza. (CHP sıralarından alkışlar) Neden kullanmıyorsunuz?

İstanbul Sözleşmesi'nden çıkmak öyle kolay olmayacak çünkü milyonlarca kadının eşitlik mücadelesi var, hak mücadelesi var, adalet mücadelesi var. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CANDAN YÜCEER (Devamla) - Bu sözleşme yaşayacak ve yaşatacak! (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Süreniz tamamlandı Sayın Yüceer.

CANDAN YÜCEER (Devamla) - Ve bu bütçe, AKP iktidarının bu ülke vatandaşlarına eşitsizliği, yoksulluğu, adaletsizliği burada yaptığı son bütçe olarak kalacak.

SEMİHA EKİNCİ (Sivas) - On dokuz yıldır aynı şeyi söylüyorsunuz, on dokuz yıldır. Buyurun gelin!

BAŞKAN - Sayın Yüceer, süreniz tamamlandı.

CANDAN YÜCEER (Devamla) - Ve hak için, halk için geliyor gelmekte olan diyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)