| Konu: | 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 37 |
| Tarih: | 15.12.2021 |
CHP GRUBU ADINA VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu, biraz önce kürsünün önüne koyduğum resim, aslında, Türkiye'nin resmi, Türkiye'nin fotoğrafı; bir tarafta şatafat, bir tarafta sefalet.
Değerli milletvekilleri, "Türkiye'yi dünya devi yapacağız." diyenler, "Bu milletin hizmetkârı olacağız." diyenler, maalesef, "Dünya lideriyiz." diye caka satanlar, maalesef Türkiye emekçilerini dünyanın hizmetkârı yapmak için hızla yol almakta, "Dünyaya ucuz iş gücü cennetiyiz." diye ilan veriyorlar, işçimizin alın terini dünyanın en ucuz alın teri yapmakla övünüyorlar, işçilerimizi köle gibi karın tokluğuna çalıştıracaklarını duyuruyorlar.
Bakın, karşılaştıralım değerli arkadaşlar: Bugünkü kurla, Türkiye'de asgari ücretle çalışan bir işçimiz bir saat çalışmasının karşılığında sadece ve sadece 88 sent alıyor. Eskiden, çalışanların köleleştiğini göstermek için örnekler verilirdi, "Çin'de bir işçi 1 dolara çalışıyor." denilirdi. Eskiden Çin ayıplanırdı. "Çin malları niye ucuz?" denildiğinde "Çin'de iş gücü ucuz." denilirdi ama on dokuz yılın sonunda geldiğimiz yer Çin'den daha aşağıda, işçimiz Çinli işçiden daha az yemek yiyebiliyor, daha az kazanabiliyor.
Değerli arkadaşlar, bir de bizi kıskanan Almanya'ya bakalım: Almanya, asgari ücretlisine bir saatlik çalışması karşılığında yaklaşık 11 dolar veriyor yani bizimkinin tam 12 katı; İngiltere, işçisine 12,5 dolar veriyor, bizimkinin 14 katı yani sizin anlayacağınız deyimle söyleyeyim: Almanya'daki Hans'ın alın teri, Türkiye'deki Hasan'ın tam 12 katı; İngiltere'deki Mary'nin alın teri, Meryem'in tam 14 katı. İşte, sizin övündüğünüz, anlattığınız düzen bu. (CHP sıralarından alkışlar) Türk işçisini köleye dönüştürdünüz, Türk işçisini dünyanın kölesine dönüştürdünüz. Kim dönüştürdü? En millî ve en yerli olanlar.
Değerli arkadaşlar, daha başka, beter bir şey söyleyeyim: Eskiden pazarlarda hamallık yapan, kol gücüyle, sırt gücüyle çalışan insanlar vardı, onlar bile işsiz kaldı, hamallar bile işsiz kaldı. Daha da acı bir şey söyleyeyim: Bu şartlarda bile hâlâ iş arayan yaklaşık 10 milyon geniş tanımlı işsizimiz var. Niye? Çünkü bu şartların yarısına güvencesiz çalışacak on binlerce göçmen işçi var.
Değerli arkadaşlar, Türkiye'nin düştüğü durumu asgari ücretli bakımından gördük, bir de emekliler bakımından görelim.
Değerli arkadaşlar, şu tabloya bakın. Türkiye'de en düşük emekli maaşı 1.500, Almanya'da 19.200, Hollanda'da 16.700, Yunanistan'da 14.112; emeklinin durumu bu. Emeklinin durumu, iflas eden Yunanistan'daki emekliden daha kötü durumda.
Değerli arkadaşlar, bir de bir resim daha göstereyim size, bir fotoğraf daha göstereyim: Bu, Almanya'daki emekliler, bu da Türkiye'deki emekliler; bir tarafta gülenler, bir tarafta sürünenler. (CHP sıralarından alkışlar) Sizin getirmiş olduğunuz düzen, on dokuz yılın sonunda emekliye reva gördüğünüz bu. Bu gerçekle her zaman yüzleşeceksiniz. Burada hikâye okuyorsunuz, nutuk atıyorsunuz ama Türkiye'de yaşadığımız gerçekler sizin anlattığınız gibi değil.
Bir başka acı durumu sizlerle paylaşmak istiyorum: Değerli arkadaşlar, Türkiye'de gençlerin durumu perişan. TÜİK'in verilerine göre her 3 gençten 1'i, bizim sokakta gördüğümüz verilere göre her 2 gençten 1'i işsiz durumda. Raporlara göre, bu insanların yüzde 74'ü sadece yol ve yemek karşılığında çalışabileceklerini söylüyorlar.
Değerli arkadaşlar, hepimizin bildiği gibi, Türkiye dünyanın en güzel ülkesi. Şimdi, şu soruyu sormak lazım: Dış güçlerin gözü bizim üzerimizde, bizim gençlerin gözü niye başka ülkelerde? Onu görmemiz lazım. Bakın, Türkiye'de yaşayan, muhtemelen, varsa Akbaşoğlu'nun oğlu, çocuğu; AKP'lilerin, MHP'lilerin, CHP'lilerin çocukları geleceklerini yurt dışında arıyorlar. Her 100 gençten 76'sı yaşamını yurt dışında sürdürmek istiyor, anasının-babasının doğduğu toprakları bırakarak başka ülkelerde, gurbet elde ekmek arıyor. Bunu kim yaptı? On dokuz yılın sonunda AKP Hükûmeti yaptı. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, bakın, Recep Tayyip Erdoğan, her kürsüye çıktığında "3" işareti yapıp "3 çocuk yapın." diyor. Recep Tayyip Erdoğan'a güvenip 3 çocuk yapanlar şimdi yolda kaldı. Bakın, atalım, 3 isim olsun; birisi Rabia olsun, birisi Miraç olsun, birisi Talha olsun. Şimdi, Miraç ile Talha yurt dışına gitmek için uğraşıyor; maalesef, çocuklarımızın geleceği ülkemizde değil, yurt dışında. Gençler ne istiyor? Yurt sorunu yaşamak istemiyor, "tweet" attığı için tutuklanmak istemiyor, üniversite bitince karın tokluğuna çalışmak istemiyor, mülakat istemiyor, yazılı sınavda yüksek alıp mülakatta elenmek istemiyor; gençler "liyakat" "liyakat" "liyakat" diyor, AKP'li ya da MHP'li dayıları olmadan iş bulmak istiyor değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Şimdi, zaman zaman kullanıyorsunuz "beka" "beka" "beka" diye; ben size söyleyeyim, Türkiye'nin en büyük beka meselesi gençlerimizin geleceğini yurt dışında aramasıdır. Tekrar söylüyorum: Her 100 gençten 76'sı geleceğini yurt dışında arıyor.
Değerli arkadaşlar, bakın, gelişmiş ülkelerden bir örnek daha vereyim esnafımızla ilgili; bakın, bu esnafımızla ilgili bir tablo. Gelişmiş ülkeler ortalama yüzde 11,7 hibe yapmış, gelişmekte olan ülkeler 5,67; gelişmemiş ülkeler 3,20; Türkiye'nin yaptığı oran ise maalesef 3,51. Bakın, daha iyi anlayabilmek için başka ülkelerle karşılaştıralım; Guatemala 3,6'sını, Hindistan 4,07'sini, Kolombiya 4,62'sini, Gürcistan 7,12'sini esnafına doğrudan gelir desteği olarak vermiş, Türkiye 3,51; maalesef, Türkiye, Afrika ülkelerinin bile altında. Elin esnafları süper ligde oynarken Türk esnafını maalesef amatör kümede top koşturmaya zorluyorsunuz.
Bir başka şey değerli arkadaşlar, esnafın asmış olduğu bir başka şey: "Namuslu bir şekilde battık." Bakın, ibretiâlem için bu fotoğrafı görün. Bu fotoğraf, esnafın özetidir. Esnaf bir taraftan 3 harfli marketlerde, diğer taraftan sizin yaptığınız politikalarla ezilmekte. Esnaf diyor ki: "Ben 1.055 liralık BAĞ-KUR primini mi ödeyeyim, elektriği mi ödeyeyim, doğal gazı mı ödeyeyim, kirayı mı ödeyeyim?" Esnaf batmak üzere. Buradan sizleri uyarıyorum: Eğer böyle devam ederse, maalesef, esnafımız batacak. Esnaf diyor ki: "Birileri gibi çalıp çırpmadık, üç beş yerden maaş almadık, lüks ve şatafata düşmedik, kırk yıl bu ülkeye vergi verdik, şimdi geldik, gıda paketine muhtacız." Esnafına, komşusuna, sağına soluna, fakirine fukarasına gıda paketi veren esnaf, maalesef, sizin kötü ve sorumsuz yönetiminizin sonucunda ekmeğe muhtaç olmuş durumda. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, bu Türkiye'de sizin sayenizde neler gördük? Askıda ekmeği, bayat ekmek kuyruklarını, yağ almak için Kızılaya kan verenleri gördük, yağ almak için, 1 kilo yağ almak için kanını verenleri gördük; ucuz ekmek için yağmurda ekmek kuyruklarını, indirimli yağ kuyruklarını gördük; ucuz benzin kuyruklarını gördük. Bu memlekette, Türkiye'de -belki duymamışsınızdır, sizin tuzunuz kuru- ikinci el eşya satan pazarlar var. İkinci el araba değil -siz ikinci el araba sanırsınız- ikinci el ceket satıyor, ikinci el pantolon satıyor, ikinci el ayakkabı satıyor. (CHP sıralarından alkışlar) Değerli arkadaşlar, bu insanları bu duruma düşürenlere yazıklar olsun! Bununla ilgili son sözümü de emeklimizi, işçimizi, yoksulumuzu ikinci el eşya pazarlarına mahkûm edenlere söylüyorum: Yazıktır, ayıptır, günahtır! (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, keşke kaybettiğimiz sadece Türk lirası olsa, keşke pula çevrilen sadece Türk liramız olsa, kaybolan sadece asgari ücretlimiz olsa; kaybolan sadece emeklinin aylığı değil, asgari ücret değil. Değerli arkadaşlar, bu memlekette ahlak kayboldu ahlak, ar kayboldu, utanma kayboldu. (CHP sıralarından alkışlar)
ÜMİT YILMAZ (Düzce) - Doğru, sende yok!
VELİ AĞBABA (Devamla) - Bakın, birkaç örnek vereceğim, memleketi uyuşturucu zulası yapanlara birkaç örnek vereceğim: Çocuklarımızı korumakla görevli Aile ve Sosyal Hizmetler il müdürlüğünde uyuşturucu bulunuyor, Aile ve Sosyal Hizmetler il müdürünün aracı âdeta uyuşturucu servisi yapıyor. Bir başka örnek, AKP Genel Merkezinde bulundu, sonradan zengin olan Kürşat... Neydi onun ismi? Pudra çekerken yakalandı, çıt yok.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
VELİ AĞBABA (Devamla) - Merkez ilçe başkanı sızmış "Ben içmedim." diyor. Değerli arkadaşlar, bunlar kurtulmak için var ya "Ben satıcı değilim, içiciyim." diyor. Vallahi bunlar hem satıcı hem içici. Kokain âdeta millî içkiniz hâline geldi. (CHP sıralarından alkışlar)
İBRAHİM YURDUNUSEVEN (Afyonkarahisar) - Ceren Güneş'ten bahset.
VELİ AĞBABA (Devamla) - Değerli arkadaşlar, başka bir şey söyleyeyim: Bakın, son bir yılda yaşadığımız şeyleri başkası yaşasaydı biraz utanırdı, biraz yüzü kızarırdı. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bakın, mafya var, mafyaya koruma var, efendime söyleyeyim, 10 milyon euro var, Zindaşti var, Aliye Uzun var, Aliye Uzun, Aliye Uzun; fuhuş var, servis var, genel yayın yönetmeni var. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler) Değerli arkadaşlar, bakın, pasaport var ya pasaport, birilerinin pasosu hâline gelmiş, pasosu, insan kaçakçılarının pasosu hâline gelmiş. Ama ne yok? Bunların hepsi var, ne yok? Sayın Akbaşoğlu, savunuyordunuz ya, size söylüyorum: Ahlak yok, utanma yok, ar yok. (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)