| Konu: | Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 41 |
| Tarih: | 22.12.2021 |
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'nin makroekonomik yapısını etkileyecek bir yasa üzerine konuşuyoruz, ben de kürsüye yüce heyetinizi Türkiye'nin makroekonomik yapısı ve son alınan kararlarla ilgili bilgilendirmek üzere çıktım.
Değerli arkadaşlar, Türkiye iktisat tarihinde en son kırk yıl önce görülmüş ve ağır bedeller ödediğimiz bir düzenlemeyle karşı karşıyayız; dövize çevrilebilir mevduat meselesi. Gördüğüm kadarıyla AK PARTİ Grubu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grubu bu sistemin çalışacağını düşünüyor ancak bu sistemin çalışmasında büyük riskler olduğu için sizleri bilgilendirmeye çalışacağım.
Değerli arkadaşlar, aynı hayaller, hatırlıyorsanız, pandemi sonrasında döviz kurunu bastırarak, faizi düşürerek sağlanmaya çalışılmıştı. Cumhurbaşkanının damadı Berat Albayrak, Ekonomi Bakanıydı, faizler bir taraftan düşürülür ve KGF kredileri dağıtılırken diğer taraftan döviz üzerine baskı kurularak bir ekonomik denge kurulmaya çalışılıyordu. O zaman bu kürsüden "imkânsız üçlüyü" anlattık. "İmkansız üçlü" iktisadın temel prensibidir. Dışa açık bir ekonomide kur ve faizi aynı anda tutamazsınız. Berat Bey bunu yapabilmek için ne yapmak zorundaydı? Rezervleri satmak zorundaydı, 128 milyar dolar rezervimiz ortalama 6 liradan satıldı -bugün geldiğimiz yerde 12,5 lira- rezervimiz elden gitti. Şimdi, başka bir yanlışlığı deniyorsunuz. Eminim umudunuz var ama ben sizi uyarayım, bu işin sonunda başarı olasılığı çok düşük ve çok ağır faturalar çıkabilir. Şu an yapmak istediğiniz şey ne? Politika faizini yüzde 14 olarak belirlediniz, diyorsunuz ki: "Bu faizin üzerine, eğer kur çıkarsa biz kur farkını size vereceğiz.
SALİH CORA (Trabzon) - Çıkmazsa?
AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Arkadaşlar, ya, çıkmazsa da şöyle bir şey: "Enflasyon" denen bir şey var. Mesela enflasyon-kur-faiz arasındaki ilişki hakkında bir bilgin var mı? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
SALİH CORA (Trabzon) - Yok.
AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - O zaman bozma, anlatayım yani faydalı olalım birbirimize.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Cora'nın hangi konuda bilgisi var ki?
AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Bir ülkede kuru ve faizi belirleyen temel makroekonomik değişken ağırlıklı enflasyondur. "Ağırlıklı" diyorum, başka şeyler de vardır. Siz enflasyonu bu oranın altına düşüremezseniz faizi yüzde 14'te tutmak için, kuru yüzde 14'te tutmak için ne yapmak zorundasınız? Hadi, faizi, politika faizini belirlediniz, kuru tutabilmek için piyasanın talebine karşılık döviz satmanız gerekiyor. Çünkü yüzde 14 reel... Düşünsenize yani enflasyonunuz 50'yi geçecek, siz yüzde 14 faiz koyacaksınız; insanlar da ahmakça parası erirken gelip bunda tutacak. Bunu yapabilmenizin yolu, tekrar rezerv satmak zorunda kalacaksınız. Şu an elinizde rezerv var mı? Şu an elinizde rezerv yok. Eksi 40 milyar dolar, net olarak ekside bizim rezervimiz. Kur düştükçe aynı zamanda biriktirmek zorunda mısınız? Ee, biriktirir... Aldıkça da rezervinizin fiyatı çıkacak.
Peki, Türkiye'nin bir yıllık finansman ihtiyacı ne kadar? Kabaca, 180 milyar dolar. Hadi, 20 milyar dolar cari açıktan fazla aldınız, 160 milyar doları döndürmek zorundayız. Siz bu işlemleri yaptıkça ne oluyor? Bizim CDS'imiz -yani "credit default swap" ülkenin batma riski, ödememe, temerrüt riski- şu an 600 puan. Eğer bu yolda giderseniz... İnşallah 600'de kalır. Bütün bu 160 milyar dolar finansmanı ağırlıklı bir şekilde 600 baz puan CDS üzerinden yapmak zorundayız.
Değerli arkadaşlar, bu, sürdürülebilir mi? Bu, sürdürülemediği için kurlar üzerindeki baskı devam edecek. Peki, kurlar üzerinde baskı devam etti ve kur yüzde 14'ün üzerinde oynadı. Ne yapıyorsunuz? Kura garanti veriyorsunuz. Peki, bu kura kim garanti veriyor? Hazine garanti veriyor. Şimdi, ben asgari ücreti yeni artırılmış bir işçiyim, param da yok, borcum da yok, gelecekte, bana diyorsunuz ki siz: "1 milyon dolarını TL'ye dönmüş bir adamın kurunu garanti edeceksin." Ya, böyle bir hakkınız var mı? Bakın, çok acı tablolarla karşı karşıya kalacaksınız. Milyonlarca dolar, ki bunlar da bu ülkenin insanı kızmıyorum, siz veriyorsunuz bu garantiyi. Milyonlarca doları TL'ye döner, hiçbir riski almaz diyelim ve buradan bir kur farkı doğarsa işte o garip gureba, o yetim, o asgari ücretli bunu ödemek zorunda kalır. Biz, sizi bu kürsüden, daha önce yap-işlet-devretler konusunda uyardık mı? "Bu kadar olmayacak, bu kadar araç geçmeyecek, bu kadar garanti işlemez." dedik mi? Dedik, hepsi gerçekleşti mi? Gerçekleşti. Şimdi, tek tek yeniden...
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Hayır.
AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Ya, "Hayır." diyorsunuz arkadaşlar. Bütçeyi beraber yaptık, gözünüzü seveyim, koymadık mı garantileri, geçmedi mi?
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Kâra geçiyor.
AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - 6,5 milyar dolarlık garanti bütçede yok mu? Ya, niye itiraz ediyorsun? Hani oradan bir şey söylemekle olmuyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Sayın Başkanım...
BAŞKAN - Buyurun.
AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Ben elimden geldiğince kürsüde muhatap olmamaya çalışıyorum, muhatap derken, insicamı şey yapma, yani saygısızlık etmek istemem.
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Söylemeyelim mi?
BAŞKAN - Sayın Kırkpınar, rica ediyorum.
AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Ama şunu anlatmaya çalışıyorum: Kur garantisi, aynı bu hazine garantileri gibi. Ben beş sene önce bu kürsüden anlattım bu hazine garantileri geleceğimizi borçlandırıyor diye. Artarak devam edecek arkadaşlar, artarak devam edecek. Çünkü Türkiye'nin her yıl yüzde 7 büyüyeceği varsayılıyordu, büyüyemedik, bu kadar müşteri gelmedi, bu kadar uçak inmedi, yarın öbür gün bu kadar hasta da gelmeyecek ama şimdi bütün bu garantileri aşacak bir boyutta hazineyi, torunlarımızı borçlandıracak bir külfet altına sokuyorsunuz, yarın öbür gün buna çok üzülürsünüz, hatta bunun belki hukuki hesabı da olur ama en önemli hesap, vicdani hesaptır. Ben yine vicdanlarınıza bırakıyorum. Bu iş, yanlış bir iş.
Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)