GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:46
Tarih:13.01.2022

CHP GRUBU ADINA VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, konumuz emekli maaşları. Türkiye'de iki emekli var; biri, AKP'nin yaratmış olduğu şanslı emekliler, bir de bizim sürünen emekliler. Değerli arkadaşlar, kim bu şanslı emekliler? Milletvekilliğinden emekli olduktan sonra 3-5 maaş alan tuzu kurular. Emekliler 2.500 TL maaş almış, açlık sınırının altında yaşıyor; birileri "saray danışmanlığı" adı altında milletvekili maaşına ilaveten 50-60 bin TL para almaya devam ediyor. AKP'den milletvekili yapılmayıp saraya danışman olan onlarca eski milletvekili var. O nedenle, AKP milletvekillerinin de sesi çıkmıyor yönetime karşı, "Ne olur olmaz, yarın biz de danışman olabilir miyiz?" diye o hayalle yaşıyorlar.

Değerli arkadaşlar, saray âdeta çiftlik olmuş durumda; vekil olamazsan saray danışmanı oluyorsun, saray danışmanı olamazsan banka yönetim kurulu üyesi oluyorsun, o da olmazsa "tekmeci" gibi büyükelçilikte görev alıyorsun, o da olmazsa devletin yönetim kurullarına, arpalıklara yönetim kurulu üyesi atanıyorsun. Devletin kurumları, kooperatifleri âdeta arpalık olmuş durumda. Hele, bu, Tarım Kredi Kooperatifleri var ki vicdanı olan herkesin ses çıkarması lazım. Çiftçi, 10 bin lira için icraya girerken o arpalıkta görev alan tosuncuklar üçer beşer maaş almaya, çiftçiyi sömürmeye devam ediyor. (CHP sıralarından alkışlar) Bunlar kim? Bunların tamamı ya eski AK PARTİ milletvekilleri ya da AK PARTİ'de görev almış insanlar.

Değerli arkadaşlar, memlekette utanma kalmamış, memlekette ar kalmamış, özellikle bu arpalıklarda görev alanlarda maalesef bu yok. Vekil olmazsan ne oluyorsun? Vekil olamazsan ne oluyorsun? Bakan yardımcısı. O olmazsa ne yapıyorsun? AKP, Allah var, yetenekli bir parti, o olmazsa ne oluyor? Örneğin, Zehra Zümrüt Selçuk'u, demirci yaptılar, demirci! Karabük'te Karabük Demir-Çelik Fabrikasında 39 bin TL maaşla demircilik yapıyor. Başka? Pehlivanı bankacı yapıyorlar.

Değerli arkadaşlar, şu Ziraat Bankasının, Halk Bankasının, Vakıflar Bankasının yönetim kurulu üyelerine bakın, ömründe para çekme, yatırma dışında bankayla ilişkisi olmayan insanlar banka yönetim kurulu üyesi. Yahu, insan vallahi utanıyor. Memlekette üniversite bitirenler işsiz, 90 puan alanlar trafo boyarken ölüyor, AKP yandaşları işe girmeye devam ediyor.

Değerli arkadaşlar, bu hukuksuz düzeni yok edeceğimizi bilmeniz lazım. Devlette liyakat yok olmuş, devletin çivisi çıkmış durumda. Ya, vallahi alaverede dalaverede üstünüze yok. Yaptığınız atamalara bakınca inlikte cinlikte dünya markası oldunuz, dünyaya örnek bir siyasi parti oldunuz bu konuda.

Değerli arkadaşlar, elinizi vicdanınıza koyun, bir dinleyin. Kimler büyükelçi olmuş bir bakalım. Ben, liyakat sahibi büyükelçilere bir şey demiyorum, Dışişlerine girip yetişmiş büyükelçilere bir şey demiyorum. ASALA'nın kurşununda boynunu eğmemiş, vücudunu siper etmiş, bu memleketin bayrağını canı pahasına korumuş büyükelçilere bir şey demiyorum ama sizin atadığınız büyükelçilere bakınca "Ya, yazıktır, ayıptır, günahtır!" demekten kendimizi alamıyoruz. Bırakın büyükelçi olmayı, insanın utanacağı işleri yapıyorsunuz.

Bakın, değerli arkadaşlar; memleket çok şey gördü ama rüşvet alan birinin dünyada büyükelçi yapıldığı görülmedi. Bizi yeni şeylerle tanıştırdı bu büyükelçi; elbise kılıflarında sadece elbise taşınmadığını, çikolata kutularında çikolata taşınmadığını bu adam bize öğretti. Elbise kılıflarıyla, çikolata kutularıyla rüşvet alan birisini Avrupa'nın bir kentine büyükelçi yaptınız. Değerli arkadaşlar, bakın, yerli ve millîlere söylüyorum: Ya Türkiye'nin itibarını yerle bir ettiniz, Türkiye'ye düşman olsa birisi bu itibarsızlığı yapamaz.

Yine, değerli arkadaşlar, say say bitmez, bakın, bankalara, KİT'lere yönetim kurulu üyesi yaptınız; hadi bunlar devletin parası, milletin parası ama burada elçi yaptıklarınızla memleketin itibarı yok oluyor. Bakın, eski vekillere Cakarta'da, Pekin'de, Bakü'de, Kuala Lumpur'da, Lahey'de hepsi. Hani, biraz önce Cahit Özkan "FETÖ, FETÖ" diyordu ya "FETÖ, FETÖ" yahu cebinden 1 dolar çıkan adamı cezaevine attılar; kardeşi Meclisi bombaladı, adamı büyükelçi yaptılar. Niye? Çünkü onun da -içlerinde- bildikleri var, onun da bildikleri var. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bir adam var ki Yusuf Yerkel isminde, bu adam bir işçiye, kendi yakınlarını kaybeden bir fakir, yoksul Somalı işçiye tekme atmıştı, bunu da Frankfurt'a gönderdiler. Bunlar Frankfurt'u çok iyi bilir. Nereden bilir? Daha önce hizmet pasaportuyla oraya çok adam gönderdiler. (CHP sıralarından alkışlar) Bunlar çok yetenekli adamlar. (CHP sıralarından alkışlar) Bakın, çok yetenekli adamlar bunlar. Bunlar var ya, 60 yaşındaki adamları boksör yaptılar. Kandıra Belediyesi boksör takımı oluşturuyor, boks takımının yaş ortalaması 60. Bir de bu mehter var ya, mehter; çok severler, iki ileri bir geri... Onu ne yapmışlar? Mehter takımı oluşturmuşlar, iki ileri bir geri; iki gidenden biri de gelmemiş, hepsi Almanya'da kalmış, Frankfurt'ta. (CHP sıralarından alkışlar)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - Sen de 60 yaşına geleceksin bir gün. 60 yaşındaki vatandaşlarımıza hakaret ediyorsun.

VELİ AĞBABA (Devamlı) - Değerli arkadaşlar, düşman olsa bu ülkenin itibarıyla bu kadar oynamaz. Bu Yusuf Yerkel var ya, Yusuf Yerkel sayesinde Avrupa'nın bütün gazetelerinde manşet oldunuz, manşet; Avrupa'nın bütün gazetelerine manşet oldunuz. Yazıktır günahtır. Frankfurt'ta sivil toplum örgütleri eylem yapıyor, Almanya -iddia odur ki- bunu istemiyor. Bu rezilliği Türkiye'de yaptınız, bu kepazelikleri Türkiye'de yaptınız, yandaşları devletin kurumlarına getirdiniz ama rezilliklerinizi, kepazeliklerinizi resmen ihraç ettiniz değerli arkadaşlar; bu, kabul edilebilecek bir şey değil.

Ha, aklınıza gelmiştir ama ben size söyleyeyim, havuzda daha çok büyükelçi adayı var, örneğin, diplomasiyi bilen bir gazeteci var. Bu Sedat Peker'in videoları çıkmıştı ya, hani Sedat Peker'in videosu çıktıktan sonra Hadi Özışık, Sedat Peker'e demişti ya "Gel, Soylu'yla seni barıştıralım." Diplomasiyi biliyor, bunu da büyükelçi yapın ya da SBK Holdingten bir bakan adına 10 milyon rüşvet isteyen, neydi o genel yayın yönetmeninin ismi Doğan Kubat, Veyis Ateş; onu da büyükelçi yapın. Nereye? Bakın, başka bir şey, bir Aliye Uzun var ya, bir Aliye Uzun. Ben söyleyince, HDP'liler kızıyor, bir Aliye Uzun var. Aliye Uzun da pazarlıkta uzman; o nereyi biliyor, kimi biliyor? Zindaşti'yi. Onu da İran'a büyükelçi yapın. Başka? Ha, sizin çok sevdiğiniz eş başbakan. Onun ismi ne? Rıza Sarraf. ABD'yle ilişkileri iyi, at çiftliği var, koşuyor, geziyor; onu da Amerika'ya büyükelçi yapın değerli arkadaşlar. Türkiye'nin geldiği nokta bu.

Şimdi, işsizlik 10 milyonu bulmuş, emekli açlık sınırının altında yaşıyor, fakir fukara, yoksul... Her gün kaçak yurtlarda çocuklarımız ölüyor, öldürülüyor; birisi de İçişleri Bakanı, o çocukların güvenliğinden sorumlu İçişleri Bakanı ya o, çıkıyor televizyonda "FETÖ..." "FETÖ..." diyor. Ben buradan söyleyeyim Soylu'ya: FETÖ arıyorsan önce aynaya bak, o koltuğa, o eski siyasi partide Genel Başkanlığa nasıl geldiğini bir araştır Soylu ya da daha da uzağa gitme; Meclise gel, Sayın Cahit Özkan'a sor; en çok o biliyor bu FETÖ'cüleri, Cahit Özkan'a sor. Cahit Özkan gelir sana, kim FETÖ'cü, kim değil anlatır. Şükürler olsun, biz el sıkmamışız; şükürler olsun, Balyoz'da, Ergenekon'da kapıları kırarken birileri mahkeme önlerinde açıklama yapıyordu.

Değerli arkadaşlar, bakın, eskiden bir laf vardı "Kendimiz içeride, fikrimiz iktidarda." diye. Şimdi, Fetullah Gülen Pensilvanya'da sizi izliyorsa, TÜGVA'yı görüyorsa, yurtlardaki çocukları görüyorsa, rezillikleri görüyorsa, kadrolaşmayı görüyorsa, kaymakam yapılanları, polis yapılanları görüyorsa diyordur ki: "Biz Amerika'dayız, fikrimiz iktidarda. Sözcümüz var, arkadaşlarımız var." (CHP sıralarından alkışlar) Sizinle gurur duyuyordur. Yapılan uygulamalara bakınca boynuz kulağı geçmiş durumda.

Bir başka konu, değerli arkadaşlar... Ha, bir şey daha söyleyeceğim: Zaman zaman sıkışınca kendileri konuşmuyor, sözcüleri çıkıyor ortaya; bazen Akit köşe yazarı, bazen eski belediye başkanı diyor ki: "Fetullah'a af da getirilebilir." Bakın, bunu bir yere yazın, yakında eğer anketlerde düşerse bunlar; böyle cebinden 1 dolar çıkanlara eziyet ederler, Bank Asyaya para yatıranlara eziyet ederler ama elebaşılarına, Fetullah'ın elebaşılarına af getirirlerse şaşmayın, "Veli Ağbaba demişti." dersiniz, göreceksiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, yine, yerli ve millîlere sesleniyorum: Ya, arkadaş, eskiden İstanbul'da inşaatlarda yazardı "Satılık daire, yanında bedava pasaport." diye. Şimdi ne oluyor? Bir ev alana pasaport veriliyordu, şimdi 500 bin dolar getirenlere, üç yıl yatıranlara pasaport verilecek. Bakın, Türkiye, dünyada ne kadar namussuz varsa, ne kadar kaçakçı varsa hepsine vatandaşlık verdi. Bunlardan birinin örneği Rıza Sarraf, diğerinin örneği Zindaşti -o engellendi- daha bir çok örneği var. Şimdi 500 bin doları olan Türk pasaportunu cebine koyabiliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz.

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Vatan satılık, vatandaşlık satılık.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Evet, vatan da satılık, vatandaşlık da satılık.

Değerli arkadaşlar, bakın, Katar Osmanlı döneminde bir köyken Katar Türkiye'nin tapusunu aldı ya, Türkiye'nin tapusunu aldı. Olacak iş değil değerli arkadaşlar, olacak iş değil.

Bir başka konu... Divanda oturuyor Abdurrahman Tutdere. Değerli arkadaşlar, bu, AKP'nin turnusol kâğıdı, Cumhur İttifakı'nın turnusol kâğıdı. Bakın, 2017 yılında tütün yasaklandı. Başta Cumhuriyet Halk Partisi olmak üzere, başta Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, o dönemki Tütün Platformu Başkanı Abdurrahman Tutdere olmak üzere ve Adıyamanlı, Doğanşehirli, Malatyalı tütüncüler ayağa kalktı; o yasaklar, hapis cezası 2021 yılına kadar ertelendi. Ya, tütün üreticisi mağdur, tütün üreticisi aç, tütün üreticisi ekmeğe muhtaç. Sen gelmişsin... Adıyamanlı, Çelikhanlı, Malatyalı tütüncüden ne istiyorsun ya? Gelmiş, tütünü yasaklamışsın. Bakın, oylarınıza bakıyor. Biz hazırız, siz önergeyi verin biz evet verelim, biz önergeyi verelim siz evet...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Başkanım, hemen bitiriyorum.

BAŞKAN - Tütün konusunu tamamlayın.

VELİ AĞBABA (Devamla) -Tütün konusu tamamlayayım.

Ya, yasağı... Bak, herkes duysun, Adıyamanlılar, Malatyalılar duysun: Yasağı Cumhur İttifakı getirdi, siz getirdiniz, bu işi çözün. Bakalım "Turnusol kâğıdı." diyoruz. Ya, daha geçen hafta Katarlılara limanların kiralanmasını elli yıl uzatmadınız mı, yandaş üç beş iş adamına elli yıl uzatmadınız mı ya? Ayıptır, günahtır, sizin hepinizi vicdana davet ediyorum. Bırakın bunları, ya Adıyamanlı Abuzer dayının yanında yer alın ya da Amerikalı Coni'nin yanında yer alın. Sizi vicdana davet ediyorum ve Malatyalı, Adıyamanlı tütün üreticilerinin de vicdanına bırakıyorum. Siz bunlara tepki göstermediğiniz sürece, siz bunlara oy verdiğiniz sürece ey hemşehrilerim, daha çok çekeceğiniz var.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Kayısı, kayısı!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VELİ AĞBABA (Devamla) - O nedenle, bakın, buradan bir daha söylüyorum: Hodri meydan! Biz hazırız, biz hazırız. Verin önergeyi, ne olacak? Katarlıları uzatıyorsun, yandaşları uzatıyordun, gel bunu da uzat. (CHP sıralarından alkışlar)