| Konu: | Türkiye Cumhuriyeti ile Birleşmiş Milletler Arasında İstanbul'da OCHA Ofisi Kurulmasına Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 53 |
| Tarih: | 15.02.2022 |
CHP GRUBU ADINA ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime başlamadan önce Bayburt Milletvekili Fetani Battal Bey'e Genel Kuruldan geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, acil şifalar diliyorum.
Değerli arkadaşlar, uluslararası anlaşmaları konuşuyoruz. Önemli ama toplumun beklentisi, toplumun bizden beklentisi, Meclis anlamında, daha yüksek. Mesela, geçen hafta Meclis tatil oldu, gelen tepkileri gördünüz mü bilmiyorum. İnsanların bizden çok farklı beklentileri var; ekonomide, hukukta, enerjide, yolsuzluklarda, devlet-mafya-siyaset üçgeninin araştırılmasında büyük beklentileri var ama geçen hafta kanun gelmediği için saraydan biz çalışmadık. Oysa komisyonlar kurulsa, komisyonlar çalışsa, o raporlar bu Mecliste tartışılsa, topluma bilgi versek yanlış mı olur? Maalesef bu dönemki Parlamento, toplumun beklentilerini karşılamaktan çok uzak. Ülkenin temel sorunlarını ilgilendiren kanunları, olayları, maalesef, burada tartışamıyoruz; yolsuzluğu, basın özgürlüğünü, hukuku, enerji sıkıntılarını, geçim sıkıntılarını maalesef konuşamıyoruz; muhalefetin getirmiş olduğu tüm önergeler reddediliyor.
Arkadaşlar, temel bir sıkıntı: Türkiye'de hukuk. Evet, dünyadaki birçok yönetimde hukuk, topluma huzur verir, güven verir, orada insanlar bilir ki yargı bağımsızdır, yargıya birileri, yürütme, vakıflar, cemaatler hiçbir şekilde müdahale etmez; olaylara göre, vakalara göre, aynı kararı, aynı refleksi verir ama maalesef, benim ülkemde yargı, topluma güven vermediği gibi bir de tehdit unsuru. Bakın, çağdaş demokrasiyle yönetilen bu ülkelerde, gazeteci ve sanatçı tutuklanmaz, milletvekili fezleke tehdidi altında görev yapmaz. Yargı, bağımsız olarak görevini yapar yani iktidarı da yargılayabilir, muhalefeti de yargılayabilir, herkesi yargılayabilir ama maalesef, Türkiye'de hukuk güvenliği, hukuk devleti, yasa gücü öne çıkmamakta. Hele hele bağımsız yargının ölçütlerini son dönemlerde görmüyoruz. Bakın, Dünya Adalet Projesinin her yıl yayımlamış olduğu Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde Türkiye, 139 ülke arasında 117'nci sırada. Bence yirmi yıldır bu ülkeyi yöneten iktidar, bundan utanç duymalıdır.
Değerli arkadaşlar, ben Hukukun Üstünlüğü Endeksi'ne baktığım zaman, bizim üzerimizde olan bazı ülkelere bakacağım; o ülkelere saygı duyuyorum ama Türkiye Cumhuriyeti'nden bahsediyorum ben. Bakın, Mali, Benin, Vietnam, Bahama Adaları, Botsvana, Nepal, Sri Lanka -daha sayayım mı- Kırgızistan, Tanzanya, Özbekistan, Sudan. Bu ülkelerin hukuk sistemi, maalesef Türkiye'den daha iyi görünüyor. Bu, bir utanç meselesidir.
Peki, neden biz bu hâldeyiz, niçin biz bu hâle geldik; düşündünüz mü? Eğer ki bir ülkede bir yüksek yargı başkanı, yerel mahkemede görev yaparken dönemin Belediye Başkanının AKBİL davasında beraat kararı veriyorsa, o kişi daha sonra Başbakan oluyorsa, o hâkimi Yargıtay Başkanı yapıyorsa, bir de o Başkan, yüksek hâkim, Cumhurbaşkanıyla çay topluyorsa biz bu hâle geliriz. Bakın, yine bir yüksek mahkemenin başkanı, Danıştay Başkanı, Cumhurbaşkanının karşısında düğme ve ilik arıyorsa biz bu hâle geliriz. Sınavlarda 1'inci olanlar mülakatlarda sonuncu oluyorsa, eğer bir ülkede sınavlar değil, alın teri değil; referanslar yarışıyorsa biz bu hâle geliriz. Hâkimlik, savcılık sınavlarından tam puan alan pırıl pırıl çocuklar elenirken partinizin gençlik kolları, kadın kolları, il, ilçe yöneticileri avukatlıktan hâkimliğe geçiriliyorsa, sulh ceza hâkimi yapılıyorsa ve bunlar gazetecileri tutukluyorsa biz bu hâle geliriz. Bakın, ülkeyi, Anayasa, yönetmelik, yasalar, sınavları bu maddeler şekillendirmiyorsa TÜGVA gibi ne olduğu belirsiz bir vakıf şekillendiriyorsa biz bu hâle geliriz. Ülkenin pırıl pırıl gençlerine güvenmeyip paralel yapılar oluşturulup buradan gelen listeleri kadro hâline getiriyorsanız, biz bu hâle geliriz. Eğer FETÖ bu ülkede 3 bin hâkim atıyorsa daha sonra hâkimler terörist sıfatıyla yargılanıyorsa biz bu hâle geliriz. Kara paracılar aklanıyorsa kara paracıları aklayan, yurt dışına çıkartan, bu kararları veren başsavcı vekili ve başsavcı, birisi Anayasa Mahkemesi Başkanı, birisi Adalet Bakan Yardımcısı oluyorsa biz bu hâle geliriz. Yargıtayın binasında bile -Sayıştay raporunda var- yolsuzluk yapılmış, 2020 raporunda, bakabilirsiniz. En acısını söyleyeyim: Bakın, memurlara "Yasaya, yönetmeliğe, Anayasa'ya uyun." diyen ana muhalefet lideri suçlanıyorsa onun bu dileği tehdit olarak algılanıyorsa biz bu hâle geliriz.
Gelelim yolsuzluğa. Türkiye, bu endekste 180 ülke arasında yolsuzlukla mücadelede 96'ncı sırada. Neden? Çünkü biz, kara para, ihaleye fesat, yolsuzluk olaylarıyla ilgilenmiyoruz. Eğer bu ülkede bir bakan kendi şirketinden bakanlığına mal ve hizmet alıyorsa hâlâ onu yargılamıyorsanız, bu endekste biz bu hâle geliriz. Eğer bu ülkede bir medya patronu, Ziraat Bankasından milyarca lira, Vakıfbanktan milyarlarca lira kredi çekip dört yılda 1 kuruşunu ödemiyorsa, suç duyurusunda bulunduktan sonra otoparka gitmeden takipsizlik kararı yazılıyorsa biz bu hâle geliriz. Sonra da o medya patronu, ticari itibarı zedelendiği için bana 100 bin liralık tazminat davası açar. Niye? O cesareti sizden buluyor çünkü.
Değerli arkadaşlar, bakın, gelelim basın özgürlüğüne. Ne durumdayız? 2021 Türkiyesinde 180 ülke arasında 153'üncü sıradayız. Bugün 5 gazeteci gözaltına alındı, bir kısmı tutuklandı, bir kısmı serbest bırakıldı. Maalesef benim ülkemde Cumhurbaşkanının uçağına binen, ona yağlı kalemlerle yazılar yazan, ona bir şekilde destek veren insanlar desteklenirken sizleri eleştirenler Silivri'de bu gece. Olmaz! Çalık grubu, ATV'yi hangi şartlarda aldı? Yıldırım Demirören, Doğan Grubunu hangi şartlarda aldı? Kamu bankasıyla aldı. Medyayı bu hâle getirdiniz, şu anda sizin davulunuzu çalıyor. Dolarla; 2 milyar dolar para. Vakıfbank ve Ziraat Bankası, şu anda, bir tek işlem yapmıyor.
Değerli arkadaşlar, eğer içinizden 3 milletvekili -artık, verilen cevaplar öyle gülünç durumda ki- İstanbul Büyükşehir Belediyesinden milyonlarca lira burs alıyorsa, o bursun koşullarını yerine getirmiyorsa, bugün İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinde sizin başkan vekiliniz "3 arkadaşımızın başı örtülü diye bunlar yapılıyor." diyorsa çok ayıptır bu. Bunu başı açık da yapsa, başı örtülü vatandaş da yapsa bu; yolsuzluktur, hırsızlıktır, haksızlıktır. Biz bunları konuşmak zorundayız.
Şimdi, öyle ilginç cevaplar veriyorsunuz ki gerçekten... Sözlerimin başında söyledim, Türkiye'de basın özgürlüğü yok, Türkiye'de hukuk güvenliği yok, Türkiye bir yasa devleti değil; bir saraydan tek kişinin imzasıyla yönetilen bir ülke hâline gelmiş.
Bakın, verdiğiniz cevaplar bile çok komik. Nasılsa, ülkede bir enerji sorunu var, bunu burada konuşamıyoruz? Yerin altında milyonlarca yılda oluşan doğal gazın mucidi olduğunuzu kabul ediyorsunuz ama elektrik zamlarında CHP'yi suçlayabiliyorsunuz! Ben bu anlayışı gerçekten anlamıyorum. Bir milletvekiliniz, ya, doğal gazda Cumhuriyet Halk Partisini suçluyor, elektrikte Cumhuriyet Halk Partisini suçluyor! Yani yirmi yıldır ülkeyi biz mi yönetiyoruz, siz mi yönetiyorsunuz? Teflon tava gibisiniz, size hiçbir şey yapışmıyor, hiçbir şey.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Sana her şey yakışıyor, ona göre; her şey yakışıyor. Yalan yakışıyor, iftira yakışıyor, hepsi yakışıyor.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Söylediklerimde, Sayın Başkan, bir tek yalan varsa konuşursun.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Söyleyeceğim.
EROL KAVUNCU (Çorum) - Tam bir tiyatro sanatçısı.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Eğer Yıldırım Demirören bu ülkede Ziraat Bankasından bu krediyi çekmemişse, ben yalan söylüyorsam Sayıştay raporu söylemiyor. Oku Sayın Başkan, oku; Sayıştay raporlarını oku.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Ödeyecek, herkes gibi ödeyecek.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Vakıfbanktan 6 milyar kredi çekmemişse, ben yalan söylüyorsam Sayıştay mı yalan söylüyor? Lütfen bunu söyleyin. (CHP sıralarından "Bravo!" sesi, alkışlar)
Ya, 3 tane arkadaşınız ne hakla Büyükşehir Belediyesinden bu bursu alıyor? 6 milyon para yapıyor.
TAMER DAĞLI (Adana) - Bağırma, ne bağırıyorsun!
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Eğer bir başörtülü vatandaşın hakkını savunacaksanız Mersin'de "Ucuza bir şey kalmamış." diyen o kız çocuğunun hakkını savunun, çöplükten sebze toplayan o kadınların hakkını savunun. Onların neyinin hakkını savunuyorsunuz ki? 6 milyon lira burs... Bu ülkede 500 lira kredi bulamadığı için okula gitmeyen çocuklar var. Yazık, yazık, yazık! (CHP sıralarından alkışlar)