GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Nükleer Düzenleme Kanunu Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:60
Tarih:02.03.2022

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Nükleer Düzenleme Kanunu Teklifi üzerine parti grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Ülkemiz açısından son derece önemli ve olası nükleer kazanın meydana geldiği herhangi bir coğrafyada yüzyıllarca bu etkinin kalacağı böyle bir yasal düzenleme ne yazık ki herhangi bir bilim insanının, daha doğrusu bilim insanlarının, sivil toplum örgütlerinin, demokratik kitle örgütlerinin, meslek örgütlerinin görüşü alınmaksızın alelacele Meclisin gündemine alınmıştır. Nükleer Düzenleme Kurumunun 2/7/2018 tarihli ve 702 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamesi, Cumhuriyet Halk Partisi tarafından Anayasa Mahkemesine taşınması sonucunda 30/12/2020 tarihinde iptal edilmiş ve Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra, 9/3/2022 tarihinde yürürlüğe girmesi hüküm altına alınmıştır. Yani geriye yaklaşık altı gün gibi bir süre kala bu yasa dayatılarak önümüze getiriliyor arkadaşlar. Sürenin dolmasına sadece on gün kala Komisyona haber geliyor, ülke için bu kadar önemli olan bir kanun teklifi apar topar komisyonlara gönderiliyor, iki ayak âdeta bir pabuca sığdırılıyor. Yasal sürenin bitimine bir hafta kala, biz bu Mecliste bu düzenlemeyle ilgili, telafisi imkânsız, belki de etkileri yüzyıllar boyu sürecek olan bir felaketin yaşanmasına karşı kapı aralayacak bir yasa teklifini burada görüşüyoruz. Allah aşkına, bu ne aymazlıktır arkadaşlar? Bize bunu AK PARTİ'li dostlarımız bir açıklarsa çok mutlu olacağız.

Kanun teklifi tali komisyon olarak sevk edildiği Çevre Komisyonunda sabah görüşüldü, öğleden sonra ise ana komisyon olan Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda aynı günde ayrı ayrı görüşüldü; yine, tali komisyonlar olan Adalet ile Plan ve Bütçe Komisyonlarında görüşülmedi; Avrupa Birliği Uyum Komisyonunda da ele alınması gerekirken maalesef, bu Komisyona sevk dahi edilmedi.

Çevre Komisyonunun hazırladığı rapor Komisyon esnasında getirildiği için inceleme fırsatı bulunamadı maalesef. Dolayısıyla yine, bu süreçte, bizim bu kanun teklifinin alt komisyona sevk edilmesiyle ilgili vermiş olduğumuz bütün önergeler reddedildi süre kısıtlılığı bahane edilerek arkadaşlar. Pazartesi öğleden sonra 16.00'da başlayan görüşme salı günü sabah saat 05.00'e kadar kesintisiz devam etmiş ve yasama işlevi niteliğini kaybetmiş, teklif, üzerinde gerekli ve yeterli değerlendirmeler yapılamadan maalesef geçmiştir.

Yine, 29 maddelik kod kanun teklifinin içine sabaha karşı âdeta dayatılarak ve 27'nci maddeden sonra 3 fıkra hâlinde, sulama birliklerinin, belediyelerin ve il özel idarelerinin Devlet Su İşlerinden izin alarak hidrolik alanlar üzerine yenilenebilir enerji kaynağı kurmasına ilişkin 3 madde getirilmiştir. O saatte, herhangi bir inceleme fırsatımızın olmadığı ve bütün itirazlarımıza rağmen dayatılarak bu kod kanun maalesef kod kanun olmaktan çıkarılarak bir torba kanun hâline çevrilmiştir ne yazık ki.

Arkadaşlar, gerçekten çok merak ediyoruz, bu ne ciddiyetsizliktir ya, böyle bir şey olabilir mi? Yani iki yıl yatıp ve bundan on yıl önce Cumhuriyet Halk Partisi defalarca şerhlerinde mutlaka bunun, düzenlemenin yapılması gerektiğini söylemiş olmasına rağmen, şerhlerle bu tutanaklara geçmiş olmasına rağmen bu kadar bekleyip, sözleşmeler yapılıp, inşaat ihaleye çıkıp inşaat başladıktan sonra bu düzenlemenin getirilmesi tam bir AKP klasiğidir ve çok büyük bir ciddiyetsizliktir.

Değerli milletvekilleri, Nükleer Düzenleme Kurumunun kuruluşuna dair düzenlemeler içermesi gereken kanun teklifinde öncelikle Kurumun özerk bir yapıda olması gerekiyor. Personel rejimini belirleyecek nükleer enerji konusundaki düzenleme ve denetleme yetkilerini tanımlayacak maddeler yönünden eksiklikler mevcut olduğu gibi, kanun hükmünde kararnamesinde açıkça yer alan kadro cetveline teklifin ekinde yer verilmemiştir. Teşkilat, görev, yetki, sorumluluk ve personele ilişkin düzenlemelerin açıkça bu teklif metninde yazılması gerekirdi ancak bu konu, maalesef, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenme yoluna gidilmiştir. Böyle bir düzenleme olamaz ve Cumhurbaşkanına bu kadar sınırsız yetki verilemez.

Teklif, nükleer enerjinin çevreye zarar vermeyen, düşük maliyetli ve millî enerji projesi kapsamında önem taşıdığı iddiasıyla gündeme getirilmiştir ancak ülkemizde hâlihazırda inşaat hâlinde olan tek nükleer enerji santrali olan Akkuyu'nun sözleşmesi incelendiğinde, bu santralin yap-işlet-devret yöntemiyle değil, yap-işlet-sahip ol yöntemiyle Rus şirkete verildiği ve bu yönüyle Türkiye'nin santral üzerinde hiçbir mülkiyet hakkının olmadığı, tesisin işletme süresi dolduğunda Türkiye'ye devrolmayacağı yani tüm sistemi Rus firmanın yapacağı, bu yönüyle nükleer enerjinin millî enerji projesi olmadığı gayet açıktır. Soruyorum şimdi AKP'li milletvekillerine: Bu projenin neresi millî arkadaşlar, bana birisi çıkıp açıklayabilir mi? (CHP sıralarından alkışlar) Nükleer enerjiye dair teknik ve bilimsel bilgiye Türkiye'nin de sahip olması gerekirken Rus firma bu teknolojiyi ne yazık ki vermiyor. Bu yönüyle Akkuyu, egemen bir devletin sınırları içerisinde olup da bir başka devlete ait olan ve o devlet tarafından işletilen ilk ve tek nükleer enerji santrali özelliğini taşımaktadır. Ayrıca, arkadaşlar, buraya dikkatinizi çekmek isterim; bu bir millî güvenlik sorunudur. Güneyde sıcak denizlere ulaşmaya çalışan Ruslar, burada yapılan, Akkuyu'da yapılan nükleer santralle ve burada yapılan askerî limanla âdeta elini kolunu sallayarak egemenliğimizi tehdit eder noktaya gelmiştir. Bunu da buradan kamuoyunun dikkatlerine sunmak isterim.

Öte yandan, nükleer enerjinin en ekonomik enerji olduğuna dair hikâyeler anlatılıyor; bu böyle değil arkadaşlar, buraya çıkan her konuşmacı söyledi. YEKA'nın yarışmasında yenilenebilir enerji 2,5 ila 3,5 sent arasındayken Akkuyu Nükleer Enerji Santrali'nde 12,35 sentle rüzgâr ve güneş enerjisi gibi kaynakların 3-4 katı fazlasına mal edilmesi, bu işin ne kadar ciddiyetten uzak hazırlanmış olduğunu yine ortaya koymakta.

Bir yanda Rusya'nın Ukrayna'yı işgaline dair millî güvenliğimizle ilgili, ekonomimizi, ticaretimizi ve tüm turizmimizi ilgilendiren konular Mecliste tartışılması gerekirken, Rusya'nın lokomotifi olduğu nükleer enerjiye ilişkin bir düzenlemenin Türkiye Büyük Millet Meclisine böyle apar topar getirilerek görüşülmesi zamanlama açısından da manidardır arkadaşlar.

Nükleer enerjiden elektrik elde edilen ilk santral 1957 yılında kuruldu. Tabii, barışçıl bir enerji olduğu iddia ediliyordu ama 1979'da meydana gelen Three Mile Island, 1986'da Çernobil, 1997'de Tokaimura ve 2011'de Fukuşima'da yaşanan facialar sonrası binlerce, yüz binlerce insan hayatını kaybetti, radyasyona maruz kaldı ve hâlâ yaşamları boyunca hastalıkla mücadele etmek durumunda kaldılar. Bu kazalardan sonra pek çok Avrupa ülkesi nükleerden uzaklaşırken bizim eski teknolojiyi ya da hiç kullanılmamış teknolojiyi getirip ülkemize ısrarla dayatmamız anlaşılabilir bir durum değildir arkadaşlar. Yenilenebilir enerji kaynaklarının tamamı tüketilmeden, ısrarla nükleer enerjiye geçiliyor olması gerçekten ülkemiz adına bir handikaptır. İsveç, Norveç, İrlanda, Danimarka, Almanya gibi ülkeler hızla nükleer enerjiden ayrılıyorlar. Bakın, Siemens firması 400 tane reaktörle ilgili, Rosatom'la yapmış olduğu anlaşmayı, yaşanan bu nükleer kazalar sonrası tamamen feshetmiş ve "Bundan böyle asrın projesi bizim için yenilenebilir enerjiye dönüştür." demiştir.

Evet, değerli milletvekilleri, yenilenebilir enerji kaynaklarına ağırlık vermek bu ülkenin en hayrına olan bir yaklaşım olur. Dolayısıyla konuya depremsellik açısından da aslında bakılması gerekiyor. Akkuyu Nükleer Santrali'nin yakınında bulunduğu Ecemiş Fay Hattı'nda ocak ayında, Kıbrıs açıklarında 6,4 büyüklüğünde bir deprem yaşandığını da buradan dikkatlerinize sunmak isterim. 2022 yılı Ocak ayında yaşanmıştır bu deprem. Dolayısıyla bunu da benzer kazaların olmaması için önemli bir uyarı olarak buradan söylemek isterim.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, Komisyonumuzda yine, radyoaktif atıkların transit geçişi ve radyoaktif maddelerin bulaşmış olduğu malzemelerin ithalatının teklif metninden çıkarılarak (1)'inci fıkraya uyum sağlanmasını ve kullanılmış yakıtların işletme süresi boyunca depolanmasının oluşturacağı riskin azaltılmasını önerdik. İnsanın, doğanın geleceği açısından hayati öneme sahip bu konunun yani radyoaktif atıkların yönetimi ve bertarafı konularının yeterli ölçüde hukuki belirlilik oluşturmadan ve güvence oluşturmadan bu teklifte geçiyor olması yine kabul edilemez bir durumdur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Şevkin.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Tüm bu süreçlere bakıldığında, kanun teklifinde yer seçiminden etüt proje çalışmalarına, yapıların inşaatından kontrol ve denetim süreçlerine kadar her bir ayrıntının ele alınması; kanunda boşluk bırakılmadan, kaza ve risklere davetiye çıkaracak yaklaşımlardan uzak durulması gerektiği düşünülmektedir. Bu açıdan bakıldığında, kanun teklifini, toplumun ilgili kesimleri tarafından değerlendirilmeden Türkiye Büyük Millet Meclisine taşımanın yanlışlığını bir kere daha burada ifade etmek istiyorum.

Evet, değerli milletvekilleri, Rusya, coğrafyamızda fazla mali ve iklimsel risk almadan yüksek kârlı bir yatırıma kalkarken iktidarın bu olaya bu kadar kör bakışı bu ülkenin şanssızlığıdır. Ayrıca, Cumhurbaşkanına bu kadar yetki verilmesi yanlıştır. Kamu kurumlarının meslek kuruluşlarında, denetim mekanizmasında olması gerekir ama hiç merak etmeyin; Türkiye'nin sigortası Cumhuriyet Halk Partisidir, etkin mücadelesine her zaman olduğu gibi bugün de devam edecektir. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Dünün değil, bugünün değil, yarının Türkiyesi için biz hazırız diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)