GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Nükleer Düzenleme Kanunu Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:63
Tarih:05.03.2022

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri, aynı zamanda, deprem tehlikesidir. Depreme karşı dirençli bir toplum oluşturmak ve toplumda afete hazırlık bilincinin oluşması amacıyla 1 ile 7 Mart tarihleri arası Deprem Haftası olarak ilan edilmiştir ama gelin görün ki haftanın son gününde olmamıza rağmen Hükûmetin bu konuyla ilgili herhangi bir gündemi yok. Hükûmet, kısır çekişmeler içerisinde, sorunları sanki bir başkası yaratmış gibi "Çözüm adresi biziz." söylemleriyle halkı uyutmaya devam ediyor. Hâlbuki, bizim gündemimizde vatandaş var, ekonomi var, savaş var, deprem var, zeytin var, ağaç var, toprak var; bizim gündemimizde atanmayan öğretmenler var, mimar, mühendis, şehir plancıları, teknisyen ve teknikerler var; bizim gündemimizde çiftçi var, esnaf var; hak ettikleri hâlde emekliliğini alamayan ve bugün sayıları 5 milyona yaklaşan yek ekmeğe muhtaç ettiğiniz EYT'liler var; bizim gündemimizde Türkiye'nin güvenliği var.

Değerli arkadaşlar, "insan kaynaklı afet" diyebileceğimiz bir Rus-Ukrayna savaşının 10'uncu gününde her iki tarafın da can kaybının 8 binlere ulaştığı yolunda bilgiler var. 1939 Erzincan depreminde 33 bin kişi, 1999 Kocaeli ve Düzce depremlerinde 17 bin kişi, Elâzığ, İzmir, Adana Ceyhan depremlerinde de binlerce vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Birkaç saniye süren, sadece birkaç saniye süren depremlerde savaşlar kadar insan kaybediyoruz arkadaşlar. Türkiye'de olası büyük bir deprem sonrasında depreme direnç göstermeyen yerler yerle bir olacak elbette. Bu doğa olayına karşı insanoğlunun savaşma olanağı yok ancak depremin vereceği zararları azaltmak için önlem alma şansı var. Bugün dünya ölçeğinde savunma harcamalarına ayrılan maddi kaynağın sadece milyonda biri doğal olayları azaltmak için harcanmış olsaydı herhâlde bugün hem insanlık barış içerisinde yaşamayı öğrenmek durumunda kalırdı hem de topluluklar, dünya toplulukları afete karşı daha dirençli bir toplum olma ve afete karşı her türlü uyarı sistemlerinin bilimsel olarak kurulması yolunda adımlar atabileceklerdi. Marmara Bölgesi'nde 7,6 büyüklüğünde bir depremle karşılaşabileceğimize ilişkin olarak bilim insanları sürekli bizi uyarıyorlar ve böyle bir durumda on binlerce insanın hayatını kaybedeceği konusunda sürekli uyarılar var. 99 depremi üzerinden otuz üç yıl geçti, hâlâ yeterli adımlar atılmadı arkadaşlar. Türkiye'nin yapı stokunun yüzde 70'e yakını kaçak, imarsız, güvensiz binalardan oluşuyor. Fay hatları üzerinde yapılaşma durdurulamadığı için, depremle mücadelede ulusal bir strateji izlemediğimiz ve finansal destekler öngörülerek hareket etmediğimiz için canımız çok yanacak büyük bir depremde.

İmar barışıyla fay "zone"larını, dere yataklarını ve heyelan alanlarını yapılaşmaya açan uygulamaları nedeniyle iktidar sınıfta kalmış durumda. Deprem ve afet güvenliği hep yok sayılmış iktidar tarafından. Çığ düşmesi, sel baskını, heyelan, kuraklık, müsilaj gibi doğa kaynaklı afetlere karşı hazırlıksız ve savunmasız bıraktı ülkeyi. Şimdi önümüzde bir de nükleer enerji aldatmacasıyla daha büyük sorunlar, daha büyük felaketler yaşanacak, daha büyük kayıplar yaşanacak.

Tüm Türkiye'de devletin sürdürülebilir bir afet ve deprem politikasına ihtiyacı var arkadaşlar. Önerilerimiz şunlar: Deprem odaklı kentsel dönüşüm derhâl yapılmalı, kent bilgi sistemi oluşturulmalı, afet risk ve yönetimi üzerinde ciddiyetle eğilmeli, vatandaşın deprem öncesi, deprem sırası ve sonrasında bilinçlendirilmesi, kentlerin imar planları hazırlanırken mikro bölgelendirme çalışmalarının yapılması, devlet yetkilileriyle yerel yönetimlerin eş güdüm içerisinde çalışması, deprem konusunda bilimsel gelişmeleri takip eden bilim insanları ve yetkin mühendislerin bu kurumlarda etkin çalışmaları gerekiyor.

Değerli milletvekilleri, buradan bir kere daha uyarıyorum: Güncel, bilimsel ve teknik gelişmeler, ihtiyaçlar ışığında her görüşten ve her kesimden insanın katılımıyla bir afet şûrası ivedilikle kurulmalıdır. İmar barışıyla fay "zone"larını, dere yataklarını, heyelanlı alanları yapılaşmaya açan uygulamalardan bir an önce vazgeçilmeli.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - 7269 sayılı Afet Yasası ihtiyaçları karşılayacak şekilde derhâl düzenlenmeli, bir fay yasası çıkarılmalıdır, afet ve iklim bakanlığı mutlaka kurulmalıdır. Ayrıca arkadaşlar, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yedi ay boyunca günlerce sabahlara kadar 97 kurum ve kuruluş ile tüm Komisyon üyelerinin çabalarıyla oluşturulmuştur bu rapor. Her depremle ilgili konuşmamda bunu gündeme getireceğim, yine bu rapor biblo olarak raflarda terk edildi. Yine Meclis çatısı altında gerekli yasal çalışmalar yapılmıyor. Unutmayalım, deprem öldürmez, alınmayan önlemler öldürür diyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)