| Konu: | Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile Devlet Memurları Kanununda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 66 |
| Tarih: | 15.03.2022 |
SUAT ÖZCAN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile Devlet Memurları Kanununda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 3'üncü maddesi hakkında söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, Anayasa'nın 136'ncı maddesinde "Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, lâiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasî görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir." denilmektedir. Mevcut hâliyle 7 bakanlık bütçesinden daha büyük bir bütçesi, çok ayrıntılı -başkan yardımcılıkları, genel müdürlükler, daire başkanlıkları- ve kapsamlı bir yapısı olan Diyanet İşleri Başkanlığının, ayrıca 5.138 imam-hatip lisesi, 3.535 imam-hatip ortaokulu, 105 ilahiyat fakültesi, 90 bine yaklaşan cami, sözleşmeli personel dâhil 150 bin personeli -60.808 imam, 12.280 müezzin ve 2.625 vaiz- ve toplamda 18.675 Kur'an kursuyla bu kadar büyük ve kapsamlı kurumun yönetiminde daha hassas olunması, ayrıca bütçenin bu düzenlemelerle ne kadar büyüyeceğinin de belirtilmesi gerekir.
Kanun teklifinin bu maddesiyle, Başkanlığın taşra teşkilatı, il ve ilçe müftülükleri dışında doğrudan merkeze bağlı yeni birimler eklenmektedir. Kanunun önceki hâlinde dinî yüksek ihtisas merkezleri ve eğitim merkezleri Başkanlığa bağlı taşra teşkilatlarıyken bu teklifle Kur'an eğitim merkezleri, dinî ihtisas merkezleri, yeni birimler eklenmektedir; buna bir de Diyanet Akademisini ekliyoruz.
Maddenin getirdiği bir diğer değişiklik ise kurs, staj, rotasyon, hizmet içi eğitim, terfi ve performans ölçütlerine ilişkin usul ve esaslar ile Kur'an eğitim merkezleri, dinî yüksek ihtisas, dinî ihtisas ve eğitim merkezleri, Kur'an kursları, yurt ve pansiyonların çalışma usul ve esaslarının yönetmelikle düzenlenmesidir.
Teklif metninde yer alan "dinî yüksek ihtisas merkezleri" "dinî ihtisas merkezleri" ve "eğitim merkezleri" terimleri tanımlanmamıştır. Kur'an eğitim merkezlerinin hâlihazırda Kur'an kurslarından ne açıdan farklı oldukları da meçhuldür.
Teklif metninde yer alan ve Diyanet İşleri Başkanlığının taşra teşkilatının unsurları olarak görülen söz konusu birimlerinin görevleri kanun düzeyinde tanımlanmamıştır. Anayasa'nın 136'ncı maddesi uyarınca genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşüncelerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek özel kanunda gösterilen görevleri yerine getirir. Anayasa'nın 136'ncı maddesi ile hukuk devleti ilkesini öngören 2'nci maddesi ve yine, Anayasa'nın 123'üncü maddesi uyarınca söz konusu merkezlerin görevlerinin kanun düzeyinde gösterilmesi ve tanımlanması gerekir. Bir başka deyişle, söz konusu merkezlerin Diyanet İşleri Başkanlığının özel kanunda gösterilen hangi görevleri yerine getireceği açık şekilde belirtilmeli ve söz konusu merkezlerin çalışma esas ve usulleri kanunla çerçevelenmeden teklif metninin (2)'nci fıkrasında öngörüldüğü şekliyle yönetmeliğe bırakılmamalıdır.
Yine, (2)'nci fıkrada terfi ölçütlerine ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceği öngörülmüştür. Bu düzenleme Anayasa'nın 128'inci maddesinin ikinci fıkrasına aykırıdır. Bu teklifle Diyanet İşleri Başkanlığında ikili bir eğitim modeli oluşmaktadır; bir tarafta Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğü, diğer tarafta Diyanet Akademisi olacaktır. Bu iki kurumun birbirinden neden ayrı olması gerektiğine ilişkin bu teklifte hiçbir hüküm yoktur; bu durum da yetki ve sorumluluk karmaşasını beraberinde getirecektir. Bu kanunun gerekçesinde Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün isteyip de başaramadığı ancak Diyanet Akademisinin kurulmasıyla başarılacak olanın ne olduğuna dair hiçbir bilgi ve hüküm bulunmamaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı uzun zamandır kendisini var eden ilkelerin ve görevlerin dışına çıkmak, başta laiklik ilkesine aykırı tutumlar sergilemek, ulusça bütünleşme ve dayanışmayı amaçlamak yerine; tersine, bütünleşme ve siyasi konularda taraf olmak gibi davranışlar sergilemektedir. Bu durumun ülkemiz bütünlüğüne ne kadar büyük derin yaralar açabileceğini gördük ve büyük toplumsal bedeller ödedik.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
SUAT ÖZCAN (Devamla) - Sonuç olarak bu belirsizlikler ve tereddütler, cumhuriyetin temel niteliği olan laiklik ilkesini daha çok aşındırmak ve kemirmek için kurumsal bir zemin yaratma riskini beraberinde getirebilir. Büyük Önder'imiz Mustafa Kemal Atatürk laiklik ilkesini toplumun temel direklerinden biri ve uzlaşı aracı olarak görmüştür, bu anlayışla da Diyanet İşleri Başkanlığını kurmuştur. Diyanet İşleri Başkanlığı farklı dinleri, mezhepleri ve değişik din yorumlarını, dünya görüşlerini bir arada tutmalı, eşit ve adil davranmalıdır. Böylelikle toplumun birliktelik ve bütünlüğü sağlanmalıdır diyerek teşekkür ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)