GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:72
Tarih:29.03.2022

CHP GRUBU ADINA LALE KARABIYIK (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu anda ülkemizde 207 yükseköğretim kurumu var ve bunun 76'sı vakıf üniversitesi. 645.079 öğrenci öğrenim görüyor yani Türkiye'de öğrenim gören örgün öğrencilerin yüzde 16,9'u şu anda vakıf üniversitelerinde bulunuyor. Vakıf yükseköğretim kurumlarında 5.094 profesör, 2.390 doçent, 9.350 doktora öğretim görevlisi, 7.041 öğretim görevlisi ve 5.096 araştırma görevlisi var yani 28.971 akademik personel bulunuyor. Vakıf üniversitelerinin ise akademik personellerinin özlük hakları konusunda sorunlar vardı, farklı ücretler alıyorlardı ve birtakım durumlarda aralarında büyük mağduriyetler yaşayan akademisyenler ve araştırma görevlileri vardı.

Şimdi, lütfen hatırlayalım, Nisan 2020'de, Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifiyle 2547 sayılı Kanun'un ek 8'inci maddesine bir fıkra geldi. Nasıl geldi? Biz vakıf üniversitelerinin akademisyenlerinin, araştırma görevlilerinin farklı ücret aldıklarını, devlet üniversitesiyle eşit olmadığını, daha az aldıklarını öne sürdük ve sürekli bunu eleştirdik, siz de bununla ilgili bu yasa teklifini getirdiniz ve biz de destek verdik ve 8'inci maddeye şu fıkra eklendi: "Vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarına, unvanlarına göre Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen ücret tutarından az ücret verilemez. Bu fıkra kapsamında Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen emsal ücretin hesaplanmasında ilgili mevzuat uyarınca aylıklara ilişkin hükümlerin uygulandığı kadroya bağlı ödemeler dikkate alınır." Bu düzenlemenin hemen ardından YÖK bir uygulama tebliği yönetmeliği yayınladı ve yeni bir karar aldı ve vakıf üniversitelerinde maaş eşitlemesi yapılırken, kamu yükseköğretim kurumlarında ödenen emsal ücretin net veya brüt ücret miktarından bir tanesinin tercih edilebileceğini ifade etti. YÖK'ün bu kararının ardından bazı vakıf üniversiteleri -çoğunluğu- brüt ücreti baz aldı. Şimdi ise devlet üniversitelerinde çalışan akademisyenlerin ücretlerinin, içerisindeki bazı unsurlardan vergi veya sigorta primi alınmadan, net olarak ödendiğini biliyoruz yani devlet üniversitelerinde yapılmayan kesintiler aslında vakıf üniversitelerinde fazlasıyla yapılmakta. Bir fark buradan oluşuyor ama esas, diğer fark ise bu yasal düzenlemeyi -ki önemli olan da burası değerli milletvekilleri- vakıf üniversitelerinin çoğu dikkate almıyor ve düşük ücretler, düşük maaşlar ödüyorlar vakıf üniversitesinin akademik personeline. Oysa, bildiğimiz gibi, bu arada YÖK'ün 2021'de yayınladığı Vakıf Yükseköğretim Kurumları Raporu da incelendiğinde her üniversitenin akademisyeninin farklı farklı ücret aldığı da zaten net görülüyor; bunu YÖK net olarak görüyor ama hiçbir şey yapmıyor. Dolayısıyla, kanunun açık hükmüne rağmen bazı vakıf üniversiteleri tarafından keyfî uygulamaları izliyoruz.

Değerli milletvekilleri, diğer taraftan, bir yargı kararı var; bir öğretim üyesi tarafından bu konudaki eşitsizliğe karşı 23 Ekim 2020'de yargıya başvurulmuş, İstanbul 9. İdare Mahkemesinde görülen ve 28 Nisanda sonuçlanan bu davada öğretim üyesine tüm özlük ve parasal alacaklarının yasal faiziyle ödenmesine hükmedilmiştir.

Şimdi, özetle şunu ifade etmek isterim: Bu konuda bir kanun var, bu konuda bir yargı kararı var ve YÖK'ün bu kanunun uygulanmasına ilişkin yayınlanmış bir yönetmeliği var ama buna rağmen çoğu vakıf üniversitesi bunları göz ardı ediyor ve asgari ücretle bile öğretim üyesi ya da araştırma görevlisi çalıştırıyor; buna cüret ediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

LALE KARABIYIK (Devamla) - Teşekkürler.

Diğer taraftan, şöyle uygulamalar da var değerli milletvekilleri: Bazı profesörler, doçentler asgari ücretle veya cüzi bir miktarla sadece üniversiteye isimlerini veriyor ve sanki o üniversitenin kadrosundaymış gibi görünüyor, hatta tam zamanlı görünüyor ama orada ders vermiyor. Çoğu vakıf üniversitesinde bu konuların -gerçekten önemli- iş barışını ve sosyal adaleti bozduğunu ifade edebilirim, eğitimde kaliteye de zarar veriyor. Peki, neden YÖK göz yumuyor? Altı aylık ve yıllık denetimler var, bunlar nasıl yapılıyor? Denetimlerin vakıf üniversitelerinin rapor sunması şeklinde yapıldığını biliyoruz. Son olarak -sürem azaldı ama- şunu ifade edeyim: YÖK eğer bunlara göz yumuyorsa burada görevi ihmal suçu devreye girer, bu önemli bir suçtur, YÖK'ü uyarıyoruz, bunların peşine düşülmeli, bu denetimler sonrasında bu ücretlerin bu şekilde verilmesine engel getirilmeli. Nette birleşmeli yani brütte değil, net ücretler devlet üniversitesi akademisyenleriyle bir araya getirilmeli.

Teşekkür ediyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)