| Konu: | Milletvekili Seçimi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 73 |
| Tarih: | 30.03.2022 |
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Doğrusu, MHP'li Grup Başkan Vekilini ve kimi hatipleri dinlediğimde hayrete düşmemekte güçlük çekiyorum çünkü daha dün buraya gelip "İttifaktan, artık oydan kaç milletvekili çıkardınız? Onu söyleyin." diyerek sanki biz suç işlemişiz, yanlış bir şey yapmışız gibi ifadelerde bulunuyorlar, şaşırtıcı. Sayın Akbaşoğlu tanıktır, 2018'de Komisyonda birlikte çalıştık, buraya getirdiğiniz o yasayı geçirdiniz bizim bütün ısrarlarımıza ve yanlış yapıyorsunuz dememize rağmen ve bugün geldiniz, o gün ne diyorsanız tersini yapıyorsunuz. Bakın, şunu anlayın: Siz tuzak kurarsınız, biz bozarız, biz bu tuzakları bozarız ve biz bozduk diye de bir sonraki dönem gelip bize sataşmayın, bizim işimiz bu ama siz tuzak kurmaktan vazgeçin, sandığa el uzatmaktan vazgeçin, seçimlerin namusuna el uzatmaktan vazgeçin, millet iradesine saygı göstermeyi öğrenin.
Bakın, Komisyon çalışmalarının sonunda AKP'li milletvekilleri bizim ittifak yapamayacağımızı varsayarak "Siz ittifak yapabilir misiniz?" dediklerinde -tutanaklardan bakın- ben şunu söylemiştim: "Eski bir Kızılderili sözü şöyle söyler: 'Müzik nasıl çalarsa öyle dans edersiniz.'" Bakın, siz müziği nasıl çalarsanız -çünkü burada eller kalkacak, inecek, biliyorum- biz ona göre tedbir alırız çünkü bizim demokrasiye bağlılığımız, milletin iradesine saygımız sizin oyun bozma kapasitenizin çok üstündedir ve biz bunları aşarız ama bu teklifte gerçekten sandığın namusuna dokunan kimi maddeler var. Birincisi, il ve ilçe seçim kurulu başkanlarının değiştirilmesi. Arkadaşlar, bunu yapmayın. 1950'den beri kırık dökük bir demokrasi mücadelemiz var, demokrasiyle taçlandıramadık cumhuriyeti istediğimiz gibi ama Türkiye'de bir şeyi başardık, hep birlikte başardık; o da sandığın namusudur. Bütün iktidarlar sandığa saygı duydu, sandıktan çıkana saygı duydu ve sandığın kendisi tartışılmadı ama siz bu yaptığınızla sandığı tartışmaya açıyorsunuz. Buna değmez, buradan zaten bir şey elde edemezsiniz.
Şimdi, bir şekilde il ve ilçe seçim kurulu başkanlarına çarptınız, onları yönlendiremediniz; hele İstanbul'da yediğiniz şamardan sonra "Değiştirelim; değiştirelim ama nasıl? Değiştirmiş gibi de olmasın çünkü Anayasa Mahkemesi iptal edebilir." dediniz. Hâlâ edecek, hâlâ Anayasa'ya aykırı. "Ne yapalım? Kura çekelim." Kuradan on yıllık, on iki yıllık hâkimler çıktığı zaman, onlar sizin siyasi baskınıza nasıl direnecek? Bakın, görüyorum tabloyu, ciddi olun; seçimlerden sonra birçok seçim bölgesinde itirazlar olacak, yeniden sayımlar olacak, 2-3 bin oyla kaybettiğiniz seçimler için baskı yapacaksınız hâkimlere; bunu görüyoruz ama silah ters dönebilir. O yüzden, sandıkla uğraşmayın, oradan çıkın, millete gidin.
Bakın, ülkeyi mahvettiniz, perişan ettiniz. Sokağa çıkın, işsizleri görün, açları görün, çocuğuna et yediremeyen, süt alamayan anneleri görün ve onların derdine çözüm üretmek üzere buraya yasa getirin, biz de yanınızda duralım. Milletin ağır sorunları var ama siz "Nasıl ederiz de seçimleri kaçırırız." diyorsunuz. Sonra da beceremeyince bizi suçluyorsunuz, oysa kendinizi suçlamanız lazım.
Bize göre diğer kabul edilemez madde, arkadaşlar -çünkü ittifak, milletvekili sayısı falan sorun değil, biz onların hepsini geçeceğiz- Cumhurbaşkanının seçim yasaklarına tabi olmaması. Her yerde "Başbakan"ı kaldırdınız, orada kaldırmıyorsunuz "Cumhurbaşkanı" yazmıyorsunuz. Bakın, şunu tarif etmiştiniz -yine, 27'nci Dönemde görev yapan arkadaşlar hatırlayacaktır- bu kürsüden: "Bu 'Başbakan' bu da 'Cumhurbaşkanı' hop, biz bunları birleştiriyoruz." dediniz ve nerede "Başbakan" görürseniz "Cumhurbaşkanı" yazdınız; e, burada niye yazmıyorsunuz? Bu, aslında, Cumhurbaşkanının -eğer adayınız olursa tabii- bizim adayımızla, Millet İttifakı'nın adayıyla yarışamayacağının zımni kabulüdür aslında. Diyorsunuz ki: "Eşit yarışamaz. Ne yapalım? Ya, devlet olanakları da olsun elinde, uçaklar olsun, kamu görevlileri olsun, bol keseden harcasın, açılış görüntüsü altında parti propagandası yapsın, kendi propagandasını yapsın ancak bu şekilde kazanabilir."
ALİ MUHİTTİN TAŞDOĞAN (Gaziantep) - Adayınız kim Sayın Milletvekili?
MURAT EMİR (Devamla) - Dolayısıyla, bu, arkadaşlar, adil olmadığı gibi, haksız, vicdansız ve hukuk devletini ayaklar altına alan bir uygulamadır. Sayın Cumhurbaşkanına güveniyorsanız, yüreğiniz yetiyorsa gelsin, bizim adayımızla eşit koşullarda...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
ALİ MUHİTTİN TAŞDOĞAN (Gaziantep) - Adayınız kimdi, onu merak ettik, söyler misiniz?
MURAT EMİR (Devamla) - Zamanı gelince hepsini öğreneceksiniz.
Ha, bir de şunu söyleyeyim: Sizin lideriniz, biliyorsunuz, meraklılardan çok hoşlanmıyor, sizden de hoşlanmayabilir; meraktan hiç hoşlanmıyor, o yüzden fazla meraklı olmayın. (CHP sıralarından alkışlar)
ALİ MUHİTTİN TAŞDOĞAN (Gaziantep) - Sen işine bak, konuşmana bak. Konuşmana bak sen, konuşmana bak!
MURAT EMİR (Devamla) - Değerli arkadaşlar, güveniyorsanız adayınıza, gelin, oraya yazın, deyin ki: "Yarıştığı aday hangi kurallara tabiyse o da aynı kurallara tabi olacaktır." Kürsüye çıkana kadar Cumhurbaşkanı, kürsüye çıkıp bize hakaret edince de parti Genel Başkanı gibi davranıyor; bu kabul edilemez. Bu 2 madde demokrasiyi sakatlayan, sandığın namusunu haleldar eden, sandığın güvenliğine zarar verebilecek tehlikeli hükümlerdir. Bunun altında kalırsınız, "Demedi." demeyin. Biz yine geliriz, o yeni gelenler gelirler ve "Bunu da değiştirelim." derler ama iş işten geçmiş olur.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)