| Konu: | Milletvekili Seçimi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 73 |
| Tarih: | 30.03.2022 |
CHP GRUBU ADINA GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milletvekili Seçimi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin ikinci bölümü üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, kanunlar neden yapılır ya da neden değiştirilir? Toplumun ihtiyaçlarından, toplumun taleplerinden. Şimdi, 84 milyonluk nüfusun yüzde kaçı bu kanun teklifinden haberdar ya da yüzde kaçının sorununu bu kanun teklifi çözecek? Konuşma yapacağım diye sosyal medyada paylaşınca bir vatandaş mesaj atmış, diyor ki: "Sayın Milletvekilim, altı aydan beri ucuz olduğu için bayat ekmek yiyorum çünkü yüzde 50 daha ucuz. Ben, taze ekmeğinin kokusunu, tadını unuttum. Bunu da lütfen söyler misiniz." Şimdi soruyorum sizlere: Bu kanun teklifi altı aydan beri bayat ekmek yemek zorunda kalan, taze ekmeğin kokusunu unutan vatandaşımızın derdine derman olacak mı ya da onu ilgilendiriyor mu? Elbette ki ilgilendirmiyor. Buğdaya yüzde 22 zam geldi, tonu 2.650 liradan 3.250 liraya çıktı; vatandaş yine bayat ekmek yemeye mahkûm edilecek. Peki, bu kanun teklifi buğdayın fiyatını etkileyecek mi, vatandaşın derdine çare olacak mı? Elbette ki hayır.
Bu bölümde hangi maddelerde düzenleme var? Seçmen kütüklerini düzenliyorsunuz, seçim kurullarını düzenliyorsunuz, sandık görevlilerini düzenliyorsunuz ve en kıdemli hâkim uygulamasının yürürlüğünü hemen, üç ay içerisinde hayata geçiriyorsunuz. Oysa o sandık seçmen kütükleri dışında seçim kurullarındaki hâkimler daha 2022 Ocak ayında belirlendi, 2024'te görev süreleri dolacak; hemen bunu hayata geçirmek istiyorsunuz. Başka ne yapıyorsunuz? Başka, Cumhurbaşkanını seçim sathında toplumun kesesine ortak etmeye çalışıyorsunuz.
Değerli milletvekilleri, seçmen listelerinde oynama yaparak mükerrer oy ve çift oy kullanmayı mı meşru yapmaya ya da bunu mu devşirmeye çalışacaksınız? Düşen oylarınızı çift oy kullandırarak mı telafi etmeye çalışacaksınız? Bu sefer bunu başaramayacaksınız çünkü Cumhuriyet Halk Partisi 6 siyasi parti liderleriyle birlikte öyle bir çalışma yürütüyor ki inanın, sizlere nefes bile aldırmayacaklar.
Peki, bu seçim kanununda az önce Sayın Grup Başkan Vekili ısrarla Başbakanın çıkartılıp Cumhurbaşkanının yazılmasına neden gerek olmadığını anlatmaya çalıştı. Şimdi, bahsettiği kanun, 6271 sayılı Kanun...
Değerli milletvekili arkadaşlarım, sizlere anlatıyorum, dinlerseniz sevinirim.
VEDAT DEMİRÖZ (İstanbul) - Sen anlat, seni dinleyenler var.
GÜLİZAR BİÇER KARACA (Devamla) - 6271 sayılı Kanun, şunu öngörüyor: 2012 yılında çıkmış, 2012 yılında çıktığında parlamenter sistem vardı, 2012 yılında bu kanun çıktığında Başbakan vardı, bakanlar vardı ve hepsi burada, bu Parlamento çatısı altındaydı. Sistem 2012 yılında böyleydi. Bugün hangi durumda? 2018 yılındaki seçimler sonrasında o Anayasa değişikliği hayata geçince her şey tepetaklak oldu. Ne dediniz? "Başbakanı da Bakanları da Cumhurbaşkanında birleştiriyoruz." Mehmet Uçum dedi ki: "Tek kişilik hükûmettir." 2012 yılında yürürlüğe giren 6271 sayılı Kanun'un olduğu dönemdeki sistem ile bugünkü sistemin hiç alakası yok. O gün Başbakan seçime girecek, seçim yasağı vardı ama Cumhurbaşkanı o seçimlerde seçime girmiyordu, yarışmıyordu; milletvekilleriyle, parlamento seçimleriyle ve başka Cumhurbaşkanı adaylarıyla aynı seçimde yarışmıyordu arkadaşlar.
TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) - Demokrasi düşmanları!
GÜLİZAR BİÇER KARACA (Devamla) - Arkasından ne denildi? Bir Yüksek Seçim Kurulu kararını buraya örnek gösterdiniz. O Yüksek Seçim Kurulu kararı, her ne kadar içerik bununla uyuşmasa da siz bize şunu mu diyorsunuz: "İstanbul seçimlerinde 13 bin küsur oyla mazbatasını alan Ekrem İmamoğlu'nun mazbatasını iptal etmek için gittik Yüksek Seçim Kuruluna, uydurduk gerekçeleri, Yüksek Seçim Kurulu üyelerinin başında boza pişirdik ve seçimi iptal ettirdik." Bunu diyorsunuz ve bu Yüksek Seçim Kurulu kararına güvenerek bize "Bu kanunda Cumhurbaşkanına gerek yok." diyorsunuz.
Değerli arkadaşlar, şu anki Cumhurbaşkanı partili Cumhurbaşkanı. Bir siyasi partinin, Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı. Aynı zamanda başbakanlık görevini yürütüyor, aynı zamanda bakanların görevini yürütüyor ve çıkacak "Diğer Cumhurbaşkanı adaylarıyla ben yarışacağım." diyecek ve burada onun seçim yasaklarına dâhil edilmesini gerek görmeyeceksiniz.
Değerli arkadaşlar, yürütmenin başı Cumhurbaşkanıysa buradaki Başbakan çıkartılıyorsa Cumhurbaşkanı da buraya yazılmak zorundadır. 6271 sayılı bahsettiğiniz Kanun'un burada uygulanma imkânı yoktur. Yüksek Seçim Kuruluna zaten siz gereğini yaparsınız ve bu kanunda eğer buraya Cumhurbaşkanı yazılmazsa Cumhurbaşkanı forsuyla, Cumhurbaşkanı bütçesiyle, Cumhurbaşkanının korumalarıyla, Cumhurbaşkanı unvanıyla Adalet ve Kalkınma Partisi bayrakları altında seçim propagandası yapacak. Nerede seçimlerin adil, tarafsız ve eşitliği? Nerede kaldı? Bu mu sizin tarafsız hâkim ya da tarafsız seçim öngörünüz? Evet, sizin bir tek öngörünüz var, yol nereye çıkarsa çıksın biz iktidarda kalalım.
Evet, bu seçim kanununa baktık, parlamenter sistemden ayrıldıktan sonra Parlamento çoğunluğunu sağlamaya çalışıyorsunuz. Cumhurbaşkanlığından umudunuzu kesmişsiniz; "Parlamentoda ne yaparız da koltuk sayımızı koruruz ya da Parlamentoda büyük parti, 1'inci parti olabiliriz?" telaşına düşmüşsünüz. Ama millet bunu biliyor, gerçekten. Millet şunu diyor: 2018'de seçim kanununu değiştirdiler; bir siyasi partiye, İYİ Partiye tuzak kurdular, tuzağı Cumhuriyet Halk Partisi bozdu İYİ Partiyle birlikte. Ardından "İttifak olmaz." dediler, bunun için kanun getirdiler ama ittifak da oldu ve bu ülkenin geleceği için, bu ülkenin aydınlık yarınları için o 6'lı masadan çok korktunuz. 28 Şubatta güçlendirilmiş parlamenter sisteme ilişkin bir lansman yapıldı; apar topar seçim kanununu getirdiniz. Ve hedefiniz şuydu: 6'lı masayı dağıtırız, yeniden o koltuklara geçirdiğimiz tırnakları orada tutarız. Yok öyle yağma. Vatandaş sizin ayaklarınızdan tuttu, vatandaşın gönlündeki iktidarınız son buldu. O tırnaklarınızı seçimde söke söke o koltuklardan çıkartacak, buna emin olun. O nedenle bu, masabaşındaki siyaset mühendisliğiyle iktidarda tutunmanız mümkün değil. İktidar, milletin gönlünde bitmiştir. Millet gönlünde bitirdiği iktidarınızı gelecek ilk seçimde sandıkta bitirmek için heyecanla o günü bekliyor değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)
Evet, yine, Cumhurbaşkanlığı meselesine gelelim. Şimdi, bir şahıs, Cumhurbaşkanı, Parlamento çatısı altına geliyor; Adalet ve Kalkınma Partisinin grup toplantısında Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı olarak konuşma yapıyor. Çıkıyor, saraya gidiyor "Ben, yürütmenin başıyım ve yürütmenin aldığı, imzaladığı bir kararı yürütme olarak tek başıma ortadan kaldırabilirim. İstanbul Sözleşmesi'ni yürütme imzalamıştı ve tek başıma yürütme bensem İstanbul Sözleşmesi'nden tek başıma çıkabilirim." diyor. Arkasından meydanlara çıkıyor: "Ben Cumhurbaşkanıyım, seçim yasakları bana işlemez, yarışsam da yasaklar bana dokunmaz. Ben milletin parasını, milletin çoluğunun çocuğunun ekmek parasını çatır çatır harcar, seçim meydanlarında tekrar oy istemek için milletin karşısına çıkarım." diyor. "Ben kendi partimin bütçesinden para harcayacak kadar enayi değilim." diyor, "Nasıl olsa Cumhurbaşkanlığı bütçesi var, nasıl olsa devletin hazinesi var, bu paralarla istediğim şekilde propaganda yaparım." diyor.
Evet, değerli arkadaşlar, Başbakan gitmişse, "Başbakan" kelimesi oradan unvan olarak çıkacaksa "Cumhurbaşkanı" yazılmalıdır. Gerekçenizde diyorsunuz ki: "Biz Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine uyum için..." Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde Başbakan yürütmenin başı değil, Cumhurbaşkanı yürütmenin başıysa o zaman neden çekiniyorsunuz? Hâlâ burada "Cumhurbaşkanı" eklemeye gerek olmadığını, zaten bu kanunun Cumhurbaşkanını kapsadığı savunmasını yapıyorsunuz. Kendinizi bu kadar hırpalamayın, milleti ikna etmeye de bu kadar çalışmayın. "Başbakan"ı çıkarıp getirin "Cumhurbaşkanı"nı seçim yasaklarına dâhil etmeye, bu iş olsun bitsin. Peki, Cumhurbaşkanı Yardımcısı ne olacak? Cumhurbaşkanı Yardımcısına ilişkin ne bahsettiğiniz kanunda ne de burada bir düzenleme yok.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
KADİM DURMAZ (Tokat) - İletişim Başkanı ne olacak?
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
GÜLİZAR BİÇER KARACA (Devamla) - Şunu mu yapacaksınız: Cumhurbaşkanının 13 uçağından birini Cumhurbaşkanı kullanacak, birini Cumhurbaşkanı Yardımcısı kullanacak. Evet, birini de İletişim Başkanı kullanabilir yani onlar da kullanabilirler. Yurdun dört bir yanında milletin kesesinden yeniden iktidar olmaya çalışıyorsunuz; olamayacaksınız. 2018'de seçim kanununu değiştirdiniz, yapamadınız, beceremediniz ve millet size o seçim kanunundan hedeflediğiniz amacı gördüğü için gereken dersi verdi; emin olun, burada da verecek. O nedenle seçim kanunuyla oynamayı bir kenara bırakın, oynamayın. Milletin derdiyle, milletin sorunlarıyla, milletin sefaletiyle, yoksulluğuyla ilgilenin ama onunla ilgilenmek işinize gelmez çünkü millete verecek sokakta bir yanıtınız yok, başka çareniz yok. O yüzden değerli arkadaşlar, bu seçim kanunu artık sizin yazboz tahtasına çevirdiğiniz seçim kanunlarınızın sonuncusu olacak, emin olun bu kanun sizi iktidardan edecek diyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)