GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Çanakkale Kara Savaşı Zaferi'nin 107'nci yıl dönümüne, Pençe-Kilit Operasyonu'nda şehit olan askerlerimiz Doğukan Korkmaz, Fırat Canlı ile Yunus Kalkan'a Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilediğine; Gezi davasında verilen karara ve mahkemelerin muhalefeti sindirmek için kullanılmaması gerektiğine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:5
Birleşim:86
Tarih:26.04.2022

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Zatıalinizi ve yüce Genel Kurulu saygıya selamlıyorum.

Sayın Başkan, Çanakkale, inandığı yoldan geri dönmeyenlerin yoludur, inanmışlığın ve adanmışlığın adıdır. Yüz yedi yıl önce 25 Nisanda Çanakkale kara savaşlarında destan yazan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Çanakkale'de gerek deniz gerek kara savaşlarında Anadolu coğrafyasının bütün etnik unsurlarına mensup insanlar el ele, koyun koyuna, omuz omuza düşmana karşı amansız bir mücadele vermişlerdir. Anadolu kardeşliğinin en güzel örneği Çanakkale savaşlarında bütün dünyaya gösterilmiştir. Hâl böyleyken günümüzde etnik tartışmaları yeniden şu veya bu şekilde ateşlemenin, buradan siyaset üretmenin doğru olmadığı kanaatindeyiz.

Sayın Başkan, Maraş'a, Zonguldak'a ve Hatay'a ateş düştü. Sayın Akçay konuşmasını yaparken "Pençe-Kilit Operasyonu'nda 2 şehidimiz var." dedi. Konuşma sırası Akçay'dan bana gelene kadar maalesef şehit sayımızın 3'e çıktığını öğrendik.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - 3 dedim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Siz de mi 3 dediniz? Özür dilerim.

Doğukan Korkmaz, Yunus Kalkan ve Fırat Canlı; 3 filizimizi kaybettik. Allah'ımdan, bugün kaybettiğimiz şehitlere ve bütün şehitlerimize rahmet diliyorum ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizin burnu kanamasın, ayağına taş değmesin istiyoruz ve yeni şehit haberleri almayalım inşallah diyoruz.

Sayın Başkan, devletin bir ciddiyeti olur, devletin bir adabı olur, devlette herkes üstlendiği görevin gerektirdiği niteliklere sahip olur; bunu da icraatlarıyla gösterir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Şimdi, bir Gaziantep Valisi çıkıyor, İstanbul'da görülen ve henüz kesinleşmemiş bir mahkeme kararı için -yani Gezi davası için- şunu diyebiliyor: "Devlet yarına bırakır ama yanına bırakmaz." "Tweet" atıyor Beyefendi, Vali hazretleri. Böyle liyakatsiz ve hadsiz valiler bilmeliler ki devleti soyanların da devleti soyanlara yalakalık yapanların da hesabı yarına bırakılmıştır ama yanlarına bırakılmayacaktır. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, bana ait bir söz vardır: Mahkeme kararlarının meşruiyeti kamu vicdanındaki karşılığı kadardır. Yargı eliyle muhalefeti sindirmek isteyenler görecek ki muhalefet yılmayacak, susmayacak ve sinmeyecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - İnanın, Erdoğan dâhil herkes bilmeli ki bu baskılar, yargı eliyle muhalefeti sindirmeye yönelik bu baskılar muhalefeti sadece ve sadece daha da büyütecek, daha da güçlendirecektir. Arkadaşlarım müteaddit defalar söylediler, ben de söylüyorum: Gezi özgürlüktür, Gezi doğa ve çevreye saygıdır, Gezi bir adalet mücadelesidir, Gezi bir dayanışmadır. Ancak dün verilen bir karar Türkiye'de yargının içine düştüğü, içinde bulunduğu hâl açısından bizi dünyaya utandıracak bir karardır. Daha önce beraat verilen bir karar nasıl olur da ağırlaştırılmış müebbede çevrilir?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Şöyle olur: Bir mahkeme emir komuta zinciri içinde karar alıyorsa beraat verilmiş bir dava ağırlaştırılmış müebbede döner. Mahkemeler tek adam yönetiminin giyotinine dönmüştür. Biraz önce söylediğim söz gibi, bu mahkeme kararı kamu vicdanında meşru bir karşılık bulmamıştır, bulmayacaktır. Bunun en güzel örneği de Ergenekon, Balyoz kumpas davalarıdır. O davalarda da bir sürü insan ağırlaştırılmış müebbet aldı, şimdi hepsi dışarıda ama komutla ağırlaştırılmış müebbet veren hâkimler, savcılar ya kaçak ya cezaevinde. (CHP sıralarından alkışlar) Umarım, dün Gezi kararını veren hâkimler, savcılar da Ergenekon, Balyoz'un müebbet kararını veren hâkimler, savcılar gibi bir gün kaçak ya da mahkûm durumuna düşmezler; hoş, düşerlerse de çok da üzülmem.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Son olarak şunu söyleyeyim Sayın Başkanım...

BAŞKAN - Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Başkanım, tekrar altını çiziyorum; sınırlarımızı yol geçen hanına çevirip 5 milyon sığınmacıyı, mülteciyi, göçmeni -adına ne derseniz deyin- mahallelerimize, sokaklarımıza salıp bu sokağın, mahallenin huzurunu bozanlar, çocuklarımızı etten, sütten mahrum edenler, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını üç kuruşa satanlar muhalefeti sindirmek için mahkemeleri kullanmasınlar, mahkemeleri giyotin gibi kullanmasınlar.

Geldiğimiz günün özeti şudur: Türkiye'de artık namuslular için cesaret vaktidir, namussuzlar için de hesap vaktidir.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)