GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: (10/4413, 10/4430, 10/4431, 10/4432, 10/4433, 10/4434, 10/4435, 10/4436, 10/4437, 10/4438) No.lu Başta Marmara Denizi Olmak Üzere Denizlerimizdeki Müsilaj Sorununun Sebeplerinin Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:87
Tarih:27.04.2022

CHP GRUBU ADINA MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ederim, sağ olun.

Değerli milletvekilleri, Kadir Gecenizin ve tüm ulusumuzun Kadir Gecesi'nin ve Ramazan Bayramı'nın ülkemize sağlık, barış, huzur ve esenlikler getirmesini diliyorum.

Kısa adıyla Müsilaj Araştırma Komisyonu Raporu üzerine söz almış bulunuyorum. Başta Sayın Mustafa Demir olmak üzere Komisyonda yer alan 19 milletvekilimize, bilim insanlarına, uzmanlara ve emek veren bütün çalışanlara buradan gönülden teşekkür etmeyi bir borç bilirim.

Değerli milletvekilleri, dünyada bütünüyle bir ülkeye ait olan tek deniz Marmara Denizi'dir. Gölden denize evrilen ve yedi bin yıl önce oluşmuş genç bir deniz ve jeolojik oluşumdur. Marmara Denizi'ne kıyısı olan 7 kent ve 25 milyon nüfus bulunmaktadır. İklim değişiklikleri, artan nüfus, kontrolsüz ve plansız kentleşme, talana ve ranta dayalı yerleşim, çevre duyarlılığından uzak yalnızca inşaat sektörünü büyütmeye dayalı bir ekonomik modelleme, kapitalist sistemin dayattığı aşırı tüketimden oluşan atıkların fazlalığı, sanayi ve evsel atıkların vahşice alıcı ortama bırakılması ülkemizi ekolojik felaketlere sürüklemiştir. Marmara Denizi, bu sistem içerisinde âdeta bir çöp kutusu ya da bir atık havuzuna dönüştürülmüştür. Müsilaj, yaşanan çevre felaketinin bir yansımasıdır ve sadece bir tanesidir. Müsilaj, bir sorun değil aslında bir sonuçtur. Müstakil bir sorun gibi görülmesi yerine bugüne dek yaşanan sanayileşme, kentleşme, tarım, doğal kaynakların hoyratça kullanımı, izlenen yanlış politikalar ve bu politikaların yarattığı çevresel etkileri bir bütün olarak ele almak ve çözüm önerileri getirmek gereklidir. Yirmi yıldır iktidarda olan Adalet ve Kalkınma Partisinin Çevre ve Şehircilik Bakanı, herkesin gözü önünde gerçekleşen bu eylemleri engellemesi ve denetlemesi gerekirken görevini yerine getirmemiş, seyirci kalmıştır. (CHP sıralarından alkışlar) AKP'nin her afete olan yaklaşımı... Müsilaj afetinin oluşmasından sonra akıl edilen 22 maddelik eylem planını -sözüm ona- gündeme getirmiştir ancak şunu söylemek gerekir: Öğleden sonra günaydın arkadaşlar, hakikaten yani. (CHP sıralarından alkışlar) Yirmi yıldır aklınız nerededir diye sormak gerekir. 22 maddelik sözde eylem planında izlenebilir ve denetlenebilir çözümlerin yeterli olmadığını -sevgili Ali kardeşim de gösterdi- şu anda yeniden gözlenen müsilajla ortaya koyuyoruz; demek ki yeterli önlemler alınamıyor ki bu müsilaj yeniden gündeme geliyor. Havanın da ısınmasıyla beraber daha fazla olacağını düşünmekteyiz arkadaşlar.

Yine, Adalar, özel çevre koruma bölgesi ilan edildi sözüm ona. Daha üzerinden bir yıl geçmeden ocak ayında bu karar delinmiş. Allah aşkınıza, bu olacak iş mi arkadaşlar? Yani bu kararlar delinmek üzere mi alınıyor, onu da buradan kamuoyunun dikkatine sunmak isterim.

Marmara Denizi'ne atık bırakan bütün işletmelerin kamuoyuyla paylaşılması gerekir. Kapatma kararı alınması, derin deşarjın kesinlikle yasaklanması gerekir arkadaşlar. Kısa vadeli kesin çözümler bu raporda ne yazık ki sunulmamıştır.

Arkadaşlar, Ergene Nehri Istranca Dağları'nda doğuyor, doğduğu noktada debisi 260 bin metreküp ve 283 kilometre yol katederek Saros Körfezi'ne dökülüyor. Tabii, bu katettiği yol boyunca 240 bin metreküp evsel atık yani kanalizasyon atığı dökülüyor arkadaşlar Ergene'ye ve günde 460 bin metreküp sanayi atığı deşarj ediliyor. Yani kendi kapasitesinin neredeyse 4 katı daha fazla atık suya maruz kalıyor, şu gördüğünüz renkte hatta çok daha kötü -fotoğrafta göstermek isterim- Ergene Nehri şöyle simsiyah bir akışta maalesef arkadaşlar.

Yine, yoğun tarım yapılan ve gıda güvenliğini de olumsuz etkileyen bu kirlilik âdeta yok sayılmakta ve dünyanın en kirli nehirlerinden biri olarak nitelendirilen Ergene Nehri 50 kilometre yol katettirilerek arıtma, Tekirdağ'ın 4,5 kilometre açıklarında 47 metre derinliğe deşarj edilmektedir; bu işlem derhâl durdurulmalıdır arkadaşlar. Aksi takdirde, Orta Asya'da Aral Gölü'nün kuruması gibi bir çevre faciasıyla yani Marmara Denizi'nin kurumasıyla karşı karşıya kalacağız arkadaşlar. AKP iktidarlarının yıllardır temizlemediği, yarattığı çevre felaketini ve sağlık problemlerini yok gördüğü bu ortamda Ergene Nehri'nin Marmara'ya verilmesinden derhâl vazgeçilmesi gerekiyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, bölgede hava kirliliğinin öncelikli olduğunu ifade etmiştir. Ancak ne yazık ki hava kirliliğinden önce suların kirliliği burada önem taşımaktadır, bu da Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ne kadar ciddiyetten uzak ve ne kadar bilimden uzak olduğunu gösteren bir durumdur.

Değerli milletvekilleri, her nehre, tıpkı Ergene gibi ülkemizdeki her nehre, göle, denizimize verilen atıkların, ağır metallerin, boyaların, organik maddelerin birbiriyle karıştırılmadan, ayrı ayrı yöntemlerle arıtılarak ortama verilmesi sağlanmalıdır. Rapordaki eksiklerden biri de jeolojik oluşum olan Marmara Denizi havzasının jeolojik bütünlüğünden bahsedilmemesidir. Bölgenin jeolojik, morfolojik yapısı ve özellikleri, yer altı suyu, yüzey suları, biyokimyasal döngüyle birlikte bir bütün olarak mutlaka incelenmeliydi. Muhalefet şerhimizde elbette yapılması gerekenleri aktardık ama bu eksikliğe de buradan dikkat çekmek isterim.

Marmara Denizi'nin bir kıyı dolgusu alanına geldiği ortamda, ÇED raporları uygulanmamakta. Yine, balıkçılık -Ali kardeşim bahsetti- 19 su ürünü olan balık türünün soyu tamamen tükenmiş, 150 civarında balık da yok olma noktasına gelmiştir; sürdürülebilir bir balıkçılık yapılmalıdır.

Kanal İstanbul uçuk projesinin müsilaja olumsuz etkilerinden raporda hiç bahsedilmemiştir, bundan mutlaka söz edilmesi gerekirdi. Yine, Marmara Deniz'inde sadece müsilaj oluşumunun değil, kirliliğin önlenmesine yönelik adımlar atılmalıdır. İllere merkezî bütçeden mutlaka bir kaynak aktarılmalıdır arkadaşlar. En önemli önerilerden biri olarak da millî gelirin yüzde 42'sinin Marmara'da üretildiği ve buradaki nüfus yoğunluğu göz önünde bulundurulduğunda...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Hemen bitiriyorum Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Şevkin.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - ...bu yoğunluğun azaltılması için bizim de Cumhuriyet Halk Partisi olarak 2015'ten beri Merkez Türkiye Projesi'nde sunduğumuz, Marmara'nın yüksek teknoloji bölgesi olarak sunulması ama raylı sistemle sanayinin ülkenin güneyine doğru kaydırıldığı ve İskenderun ile Mersin Limanlarını bağlayacak altyapıyı oluşturarak buradaki nüfus yoğunluğunun azaltılması, bana göre en önemli önermelerden biridir ve mutlaka yapılmalıdır.

Madencilikten şehir planlamaya, tarımdan sanayiye her alanda rantı ve talanı değil, çevreyi sahici bir biçimde, "amasız", "fakatsız" korumanın önünde bir milat oluşturmak gerekiyor arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) Unutmayın, Falih Rıfkı Atay diyor ki: "Her yıkıntı onarılabilir ama doğanın ki asla." Mahatma Gandhi diyor ki: "Dünya herkesin ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek kadarını sağlar fakat herkesin hırsını karşılamaya yetecek kadarını değil." Kirletici unsurlar ortadan kalkmalı, nüfus yoğunluğu azaltılmalı, denetim gerçekçi olmalı, bu rapor da tozlu raflarda çürümemeli arkadaşlar.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)