GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:89
Tarih:11.05.2022

MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Maalesef, kadına karşı şiddet ve sağlıkçıya karşı şiddet son derece yakıcı sorunlar ve yirmi yıllık iktidarınızda bu sorunun çözümüne dönük doğru dürüst bir öneride bulunamadınız. Bu sorunları çözemediğiniz gibi bu sorunları artırdınız, özellikle kadına şiddet ve hekime şiddet konusunda rekorlar kırmaya devam ediyoruz maalesef.

Şimdi, Meclisimize iktidar grubu bir yasa teklifiyle geldi ve yasa teklifi, kadına karşı şiddet ve sağlıkçıya karşı şiddet işleyenlerin tutuklanmasının kolaylaştırılmasını öngören bir düzenleme getiriyor. Aslına bakarsanız geç, eksik ama gelmiş olması dolayısıyla da olumlu bir yaklaşım ama şunu bilin -daha önce de burada söyledik, daha önceki yasalarda da söyledik, yine söylüyoruz- bu, yaraya merhem olmaya yetmez, ne kadına karşı şiddet ne sağlıkçıya karşı şiddet bu yasa değişiklikleriyle çözülemez; bu, bir anlayış değişikliği gerektirir, yaklaşım değişikliği gerektirir ve ciddiyet gerektirir; sizde de bu yok.

Değerli arkadaşlar, bakın, özellikle bir Mesleki Sorumluluk Kurulu kuruyorsunuz. Söylüyorum Komisyona, Komisyonda söyledik dinlemediler, siz dinleyin bari: Büyük bir kaosa yol açacaksınız, ateşle oynuyorsunuz; uyarıyorum ve sizi, bizi dinleyen 200 bine yakın hekime şikâyet ediyorum. Mesleki Sorumluluk Kurulu ne yapacak? Gerektiğinde soruşturma açılsın mı açılmasın mı kararı verecek, soruşturma izni verecek, delilleri takdir edecek yani eğer bir tıbbi hata var ise, tıbbi hata iddiası var ise delilleri değerlendirecek, ilgili hekimin "Acaba görevi kötüye kullanmış mı kullanmamış mı?" diye değerlendirmesini yapacak, kusur tespiti yapacak. Peki, nasıl yapacak bunu? Bu, mahkemelerin işi değil mi? İçinizde hukukçular var, Adalet Komisyonu burada, 1 kişi var gerçi de neyse... Yani bir yargısal işlemi idari bürokratik bir kurul yapabilir mi? Delil takdiri yapacak, soruşturma izni verecek, kusur tespit edecek ve gerektiğinde "Ödesin." "Ödemesin." "Rücu edelim." "Rücu etmeyelim." kararı verecek; böyle bir şey hukuk devletinde düşünülemez. Kaosa yol açacaksınız, çılgınca işler yapıyorsunuz, demedi demeyin. Açıkça söylüyorum, bu kabul edilebilir bir şey değil. İdari bürokratik bir kurula mahkeme yetkisi veriyorsunuz ve bunu da bu Meclisten birazdan geçireceksiniz, eliniz yanacak, haberiniz olsun.

Peki, bu Kurul nasıl bir kurul, içinde kimler var? Bakıyorsunuz, Bakan atıyor; atanmış Bakan bir kurul atayacak. Kimler var bu Kurulda? Zannedersiniz her branştan doktorlar, hekimler var; hayır efendim, alakası yok. Bir bakan yardımcısı, atanmış yine; 4 genel müdür, atanmış yine; 2 de doktor, 1'i cerrahi, 1'i dâhilî branştan olacak. Ya, çılgınlığa bakar mısınız arkadaşlar, dilimde tüy bitti, yapmayın böyle bir yanlışlık! 5 bürokrat -doktor bile değil, sağlıkçı bile değil- 1 cerrah, 1 dâhilî bilim uzmanı oturacaklar, 200 bin doktorun "Tıbbi hatası var mı?" "Soruşturulsun mu?" "Kusuru ne ölçüde?" "Görevi kötüye kullanmış mı?" "Tazminatı ödesin mi yoksa devlet mi ödesin?" diye karar verecekler. 2 doktor karar verecek buna; bakın, dikkat edin; 2 doktora bu yetkiyi veriyorsunuz ve gerektiğinde bu kişilerin hakkında soruşturma açılabilir mi? Hayır, o da mümkün değil. Bu kişilerin yani bu Kuruldakilerin sorumluluğu yok ancak ve ancak görevi kötüye kullanma durumunda sorumlu olacaklar. Peki, bunların görevi kötüye kullandığına kim karar verecek? Mahkeme. Nasıl gideceksiniz mahkemeye? Bakandan soruşturma izni... Yani gülünç durumdasınız, kediye ha bire kuyruğunu tutturuyorsunuz. Bakanın atadığı Kurulu soruşturmak için Bakana soracaklar. Yani bu ne demektir, biliyor musunuz? Sorumsuzluktur. Bir kurula yetki vereceksiniz, onlar bütün hekimlerin yaptığı iş ve işlemlerden sorumlu olacaklar, takdir edecekler, onların iki dudağının arasına vereceksiniz ve buna da "hukuk devleti" diyeceksiniz, buna da "yasa" diyeceksiniz ve elinizdeki bütün yetkilerinizi böylelikle idarecilere bırakıyorsunuz, atanmışlara bırakıyorsunuz.

Sayın Ramazan Can, şaşkınlıkla dinliyorsunuz ama gerçek bunlar; istiyorsanız ara verin, kanunu okuyun, birazdan "evet" diyeceğiniz kanunu okumanızı tavsiye ederim. (CHP sıralarından alkışlar) Böylesine çılgınlıkla karşı karşıyayız, bir kaosla karşı karşıyayız; yapmayın bunu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MURAT EMİR (Devamla) - Sayın Başkan, bitiriyorum.

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

MURAT EMİR (Devamla) - Bakın, elinizi attığınız her şeyi çürüttünüz. Yüksek Sağlık Şûrası vardı. Yüksek Sağlık Şûrası toplanır, karar verirdi, uzmandı, gerektiğinde uzmanlardan ayrıca görüş alırdı; Yüksek Sağlık Şûrasını kaldırdınız. Niye? Çünkü Adli Tıp Kurumunu gönlünüzce değiştirmiştiniz. Adli Tıbbı da çürüttünüz, Adli Tıp Kurumunda sürekli yolsuzluk iddialarıyla karşı karşıya kalıyoruz. Şu anda, bakın, burada bir kaos var, büyük bir yanlış var ve bu yanlışı çok daha büyük bir yanlışla örtme gayretindesiniz. Ama bir derdiniz var sizin: "Oğlan bizim, kız bizim." diyordunuz ya "Nasılsa bu 2 bürokratı biz atarız, biz ne dersek onu yapar." diyorsunuz. Size yakın olan doktorları koruyacaksınız; size karşı olanları, tabipler odasında görev yapanları, size biat etmeyenleri de böylesine süründüreceksiniz; sizin niyetiniz bu. Samimi değilsiniz. Bu gidişle de ne defansif tıbbı düzeltebilirsiniz ne malpraktis davalarının altından kalkabilirsiniz ne de sağlıkçıya karşı şiddeti çözebilirsiniz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)