GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 655 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:92
Tarih:18.05.2022

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, Sayın milletvekilleri; sözlerime başlarken son günlerdeki yoğun yağış nedeniyle Konya'da ve diğer bazı illerimizde sel ve doludan etkilenen çiftçilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Ayrıca, önceki günden beri Konya Ereğli ilçemizde binlerce hemşehrimiz baş dönmesi, mide bulantısı ve ishal şikâyetleriyle hastanelere koşmuşlardır, sebebi henüz tespit edilememiştir. Tüm Ereğlili hemşehrilerimize geçmiş olsun dileklerimi buradan iletiyorum.

Değerli arkadaşlar, görüşmekte olduğumuz bu kanun teklifinin amacı ne? Sade bir şekilde anlatmaya çalışacağım. Bu kanunla mevcut iktidar işe yaramaz 4 hedef belirlemiştir, 21 maddelik bu kanunu özetlersek bütün maddeler bu 4 hedef etrafında toplanmaktadır. Nedir bu hedeflerin amacı? Mevcut Hükûmetin dövize ihtiyacı var, bütçe açıkları patlamış, sadece dövize değil, Türk lirasına da ihtiyacı var; döviz ve Türk lirası ihtiyacını karşılayabilmek amacıyla 4 alana göz dikmiş görünmektedir. Bunlardan birincisi, özel şirketlerin bilançolarındaki dövizlerdir. İkincisi, TMSF'nin el koyduğu şirketlerin satış bedelleri ve kârlarıdır. Üçüncüsü, büyükşehir belediyelerinin gelirleridir. Dördüncüsü de vergi muafiyeti sağlayıp satışa sunmayı düşündüğü Türkiye Varlık Fonu tarafından kurulmuş ve kurulacak olan şirketlerdir. Yani bir hükûmet düşünün, beş senedir memleket yanıyor, tutuşmuş; korkunç bir ekonomik buhran var, bu buhrandan çıkış için 21 maddelik bir kanun teklifi getiriyor ve bu 21 maddelik kanun teklifi içerisinde özel şirketlerdi, TMSF'nin el koyduğu şirketlerdi derken Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin Hükûmete desteğinden umutlanıyor, medet umuyor. Bu, büyük bir âcizliğin ifadesidir, düpedüz, bu, sinekten yağ çıkarma yasasıdır, beceriksizliğin ve çaresizliğin de ilanıdır. 2017'den beri ekonomik kriz içerisindedir, beş yıl boyunca ülkeyi krizin içerisinde, bir ekonomik buhranın içerisinde tutan tek cumhuriyet hükûmeti de mevcut Hükûmettir. Onun için bu içinde bulunduğumuz tablo, yaşadığımız sorun, millî bir sorundur değerli arkadaşlar. Yüz yıldır bu ülke beş yıldır ekonomik buhranın içerisindeki gibi inlemiyor. Artık insanlar günlük maişetlerini çıkaramaz olmuşlardır, yiyeceklerini, içeceklerini karşılayamaz hâle gelmişlerdir, ülkede çocuk sefaleti ayyuka çıkmıştır ve doğrudan doğruya ülkede millî bir sorun vardır. Bu millî sorunun çözümü için bu pakette de gördüğümüz gibi, bu kanun teklifinde de gördüğümüz gibi Hükûmetin hiçbir önerisi yoktur, hiçbir çaresi yoktur, hiçbir çözümü yoktur. Sorunlara çözüm bulamayan ama sürekli sorun üreten bir Hükûmetle karşı karşıyayız. Onun için bu millî soruna çözüm bulabilmek maksadıyla başta Türkiye Büyük Millet Meclisinde bulunan, grubu bulunan siyasi partilerimizin katılımı olmak üzere, Mecliste grubu bulunmayan diğer partilerin de katılımıyla birlikte bir araştırma önergesi veya en azından bir genel görüşme önergesi verilmesi lazım ortak olarak. Ve bu önergede şu anda ülkenin içinde bulunduğu ekonomik buhrana çözüm bulamayan, çözüm üretemeyen, kafasını bir taştan diğer taşa çalan, her "Çözüm paketidir." diye getirdiği, "Çözüm önerisidir." diye getirdiği, ülkeyi daha büyük bir felakete savuran bu iktidarın politikalarını gözden geçirmek olacaktır. Ama sadece bu değil Cumhuriyet Halk Partisi çözümün adresidir, çözüm partisidir. (CHP sıralarından alkışlar) Her probleminizde, ülkeyi her felakete sürükleyişinizde sürekli olarak Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı, Cumhuriyet Halk Partisinin çözüm önerilerini önünüze koymuştur, basın toplantısıyla millete duyurmuştur.

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) - Hadi oradan!

ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Ama başta Genel Başkanınız olmak üzere parti sözcüleri "Biz işimizi biliriz, sizin çözüm önerilerinize ihtiyacımız yok." demiş durmuştur ve beş senedir memleketi inim inim inletiyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

EROL KAVUNCU (Çorum) - Hiç yakışmıyor!

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) - Hadi oradan!

ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Yok çözümünüz, yapacağınız bir şey yok.

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) - Hadi oradan! Yazıklar olsun ya! Sana gerçekten yazıklar olsun!

ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Çözümünüz yok, çareniz yok çünkü otoriter rejimin etrafında, Sayın Cumhurbaşkanının sağında solunda kim vardır diye bakıyorsunuz; siyasetçisinden bürokratına kadar hepsi "Evet efendim." diyen, liyakatli kimse kalmamış. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Kamuda, siyasette liyakatli kim varsa etrafında hepsi tasfiye edilmiş, hepsi dışarıda bırakılmış ve çözüm önerisi getiremeyecek, yeteneği olmayan insanlar başta bürokraside olmak üzere etrafını doldurmuş vaziyettedir.

Değerli arkadaşlar, bu hâlinizle memleketi batırırsınız, memleketi batırırsınız. Bir önerge verilmesi lazım bütün partilerin imzasıyla, Cumhuriyet Halk Partisi de bu önerge tartışılırken önünüze, Türkiye'nin sorunlarını, ürettiğiniz sorunları nasıl çözeriz koyacaktır. (CHP sıralarından alkışlar) Onu yerine getirdiğiniz takdirde seçimden önce bu ülkenin tüm sorunları çözülür.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - İnanıyor musun?

ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Eskiden Meclis farklıydı değerli arkadaşlar, ben hatırlıyorum 90'lı yılları, bir millî sorun olduğu zaman bütün partilerin Grup Başkan Vekilleri toplanırlardı, derlerdi ki: "Bu konuyu birlikte tartışalım, birlikte konuşalım, birlikte tavır sergileyelim." Bütün grupların imzasıyla ortak önergeler verilirdi ve birlikte konuşulur, tartışılır ve millî bir çözüm ortaya çıkardı.

Şimdi, siz Meclisi yok sayıyorsunuz. Kendinizin dışındaki partileri yok sayıyorsunuz. Bilim insanlarını yok sayıyorsunuz. İlmi yok sayıyorsunuz, iktisadın evrensel kurallarını yok sayıyorsunuz. Türkiye'nin özel koşullarını yok sayıyorsunuz. Kendi kendinize bir şey yapmaya çalışıyorsunuz ama bunları çözecek kadronuz da yok, kurumlarınız da yok, kurallarınız da yok değerli arkadaşlar. Onun için şu anda beş yıldır sürmekte olan ekonomik buhranın çözümü için bütün partilerin iş birliği hâlinde konuya eğilmesine ihtiyaç vardır. Bakın, bu, acil ihtiyaçtır. Bütün göstergeleri berbat ettiniz ya! Ne yapıyorsanız daha kötüsü ortaya çıkıyor. Hani kuru düşürmüştünüz, 16'yı aştı, 17'ye doğru gidiyor, bu nasıl çözümdür? Bu nasıl çözümdür değerli arkadaşlar?

Bakın, bu çözümsüzlük nedeniyle maalesef, ülke kan gölüne dönmüştür ve vatandaş perişandır, tüketici perişandır, pazara giden yanıyor, markete giden yanıyor. Onun için millî bir çözüme ihtiyaç vardır ve piyasayı tükettiğiniz, tüketiciyi bitirdiğiniz yetmiyor gibi üreticiyi de perişan ettiniz. Ne tarımsal üretimde ne de sanayi üretiminde girdileri düşüremiyorsunuz, düşüremiyorsunuz arkadaşlar. Sürekli fiyatlar artıyor, sürekli kur artıyor. Esnaf perişan. Ya, TÜFE ile ÜFE arasında 52 puan fark var. Ne demek? Satıyor esnaf malını, sattığı fiyata aynı malı rafa geri koyamıyor çünkü yüzde 122 üretici enflasyonu var bu ülkede. "TÜFE yüzde 70" diyorsunuz. Aradaki 52 puanlık fark esnafı perişan ediyor. Şu paketin içine hiç değilse bir enflasyon muhasebesi koysaydınız da enflasyon nedeniyle ortaya çıkan, esnafın, tüccarın fiktif gelirlerini vergilendirmekten vazgeçseydiniz. Bunu dahi yapmıyorsunuz ya, bunu dahi yapmıyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Emekliler, asgari ücretliler, tüm çalışanlar reel gelirlerinin erimiş olmasından dolayı yoksullaşmaktadır değerli arkadaşlar. İşsizlik can yakıyor. Her hanede bir işsiz var. Genç nüfusun yüzde 30'u işsiz. Böyle bir Türkiye olur mu, böyle bir ülke olur mu? Enflasyon rakamınız da, işsizlik rakamınız da 2002 düzeyinin çok üzerinde. 2002'de kaçtı devraldığında AK PARTİ? Enflasyon yüzde 29'du. Şimdi siz diyorsunuz ki: "Tüketici enflasyonu yüzde 70, üretici enflasyonu yüzde 122." Onun için sorun millî bir sorundur ve Meclisin el koyması gerekir diyorum.

Hepinize saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)