| Konu: | İstanbul Finans Merkezi Kanunu Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 106 |
| Tarih: | 22.06.2022 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
"24'ünde siz bu kardeşinize yetkiyi verin, ondan sonra bu faizle, şununla, bununla nasıl uğraşılır göreceksiniz." Değerli arkadaşlar, tam dört yıl önce Sayın Cumhurbaşkanı bu sözleri söylediğinde dolar kuru 4,80 TL idi, bugün 17,33 TL. Mazotun litresi 5,75 TL idi, bugün 30,10 TL. Enflasyon yüzde 15,39 idi, bugün resmî olarak yüzde 73,50. Yılın ilk beş ayında bütçeden yani vergilerimizden faize 121 milyar, kur korumalı mevduata ise 21 milyar TL ödenirken, tarımsal desteklemeye 10,1 milyar, hayvancılık desteklemesine 4,1 milyar TL ödenmiştir. Domates neden pahalı, ekmek niye zamlanıyor? Aldı yetkiyi, gösterdi etkiyi.
Bir ülkenin itibarı, üreten çiftçisi, tarlalarda ekili ürünü, fabrikalarında dönen çarkları, ekonomik bağımsızlığıdır. Yirmi yıldır topladığınız vergileri betona gömdünüz, "itibar" dediniz, saraylara gömdünüz, lüks ve şatafatla itibar olur sandınız. Şu an uluslararası arenada Türkiye'yi dilenci hâline getirdiniz, yazık ettiniz ülkeye.
Yirmi yılın özeti; evlek evlek sattık, böyle böyle battık. Ancak siz değil, vatandaş battı. Adaleti bitirdiniz, eğitimi bitirdiniz, tarımı bitirdiniz, üretimi bitirdiniz, ekonomiyi bitirdiniz. Sonuçta yönetemiyorsunuz, yönetemiyorsunuz, yönetemiyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, Gezi eylemlerine katılan yurttaşlara hakaret eden bir Cumhurbaşkanının ülkesine, finans merkezi yasası çıkarıldı diye yabancı sermaye gelir mi? Türk lirasının değerini koruyamayan bir iktidarın olduğu, Merkez Bankasının özerk olmadığı, arka kapıdan 128 milyar dolarlık Merkez Bankası rezervinin satıldığı, TÜİK'in ekonomiyle rakamları makyajladığı, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı, kara para aklama konusunda gri listeye alınan, CDS risk primine göre uluslararası finans çevrelerince aldığı borcu neredeyse "geri ödeyemez" kategorisinde olan bir ülkeye, gençlerin göçünü engelleyemeyen bir ülkeye finans merkezi yasası çıkarıldı diye yabancı sermaye gelir mi?
İktidar, ekonomideki döviz krizini tıpkı varlık barışında da olduğu gibi gelsin de nereden gelirse gelsin mantığıyla aşmayı düşünmektedir. Yüksek vergi teşviki, ulusal mevzuattan muaf tutulma gibi ülke egemenliğini tehdit eden ve bir anlamda küresel zenginlere transfer amacını taşıyan bu teklifi, seçim öncesi kaynak ihtiyacını gidermek için kullanma amacındadır. Tek adam rejiminin siyasi ve ekonomik kararları, İstanbul'un finans merkezi olmasının önündeki en önemli engeldir.
Değerli milletvekilleri, iktidar bunca zamandır sorunun vergi avantajı olmadığını anlayamamış, hukuki güven ortamı olmadan tek bir sentin bile gelmeyeceğini bir türlü görememiştir. Konser yasaklayan, "Twitter'a kilit vuracağım." diyen, talimatla özel bankaları yönetmeye çalışan iktidar, dünyanın en zengini finans kurumlarını vergi istisnasıyla çekmeye çalışıyor. Finans Merkezi'ndeki faiz lobisi on yıl vergi ödemeyecek ama esnaftan, işçiden, çiftçiden, memurdan vergi tam olarak tahsil edilecek. Diğer yandan, Hazine ve Maliye Bakanı ne diyor? "Enflasyonu düşürmek için çok sert tedbirler alabilirdik, biz büyümeyi tercih ettik. Bu sistemde dar gelirliler hariç, üretici firmalar, ihracatçılar kâr ediyorlar, çarklar dönüyor." Yani, zengini daha zengin yapmak için fakiri enflasyona ezdiriyoruz diyor. Sarayın politikaları, zenginin faizini fakire açlıkla ödetiyor ancak mazlumun ahı indirir şahı, her şeyin vardır bir vakti. (CHP sıralarından alkışlar) Bunun adı yoksullaştıran büyümedir, kortizonla ekonomiyi şişirmektir, sürdürülebilir değildir. Zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapan bir tercihtir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) - Tamamlıyorum Başkanım.
Değerli milletvekilleri, iktidar ek bütçe getiriyor. Eğer bir bütçenin nefesi daha yılın ilk altı ayında tükeniyor ve yüzde 86 oranında ilave ödenek ve vergi artışı getiriliyorsa bütçe, bütçe olma vasfını çoktan kaybetmiştir.
Kur korumalı mevduatlar için de ek bütçeye 40 milyar lira ödenek koymuşsunuz. Bu para ne demek biliyor musunuz? 2.500 liradan 1 milyon 334 bin emeklinin bir yıllık emekli aylığı demektir. Zenginin parasının garantisi yoksulun cebi olmuş, bir avuç zengin için kapıları arsızca ardına kadar açan iktidar, sıra emekçiye, emekliye, işçiye, memura gelince kapıları kapatıyor. "Kâr etmeyen." dediğiniz, âdeta dalga geçtiğiniz o dar gelirliler iktidarınızı en kısa zamanda götürecek; bizden söylemesi.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)