GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Askeri Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:110
Tarih:30.06.2022

POLAT ŞAROĞLU (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkede fiilî olarak tek adam rejiminin başladığı 24 Haziran seçimleri üzerinden tam dört yıl geçti. Tek adam rejiminin cenderesinde geçen bu dört senelik süreçte ülkemiz sosyal, ekonomik ve adalet alanında resmen uçurumun eşiğine getirildi. "Verin bu kardeşinize yetkiyi, o zaman görün nasıl uğraşılır." denildiği günden bu yana saray etrafında öbeklenen bir grup ayrıcalıklı kesim servetine servet katarken, asgari ücretli, işçi, esnaf, emekli kendi kaderine terk edildi. AKP iktidarının yanlış ekonomi politikaları yüzünden 2022 yılı bütçesi şimdiden iflas ederek yeni getirilen ek bütçenin kaynağı için bir kez daha yoksul halkın cebine göz dikildi. Sene başı itibarıyla saray yönetimi tarafından "Vatandaşı enflasyona ezdirtmeyeceğiz." denilse de bugün milyonlarca insan açlık sınırı altında ezilmeye devam ediyor. Tek adam rejiminin yarattığı yeni ekonomi modeliyle yoksulluk sınırı 20.800 lira, 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı ise 6.391 lira oldu. Esnaf, işçi, emekli, öğrenciler yani ülkenin büyük bir çoğunluğu günü kurtarmanın, evine bir dilim ekmek götürmenin derdinde; gittikçe derinleşen ekonomik krize çözüm yaratması gereken saray hükûmetiyse dar boğazın pençesinde ayakta kalmaya çalışan yurttaşlarımızı şükür edebiyatıyla avutma telaşında.

Değerli milletvekilleri, bugün görüştüğümüz kanun teklifinin de hikmetinden sual olunmayan tek adam rejiminin sınırsız ve keyfî yetkilerinin izlerini taşıdığını görüyoruz. Yapılan düzenlemeyle Genelkurmay Başkanının yaş haddini Cumhurbaşkanının inisiyatifine bırakıyor olmak, bu garabet sistemin nasıl hukuku ve Anayasa'yı tanımadığını bir kez daha göz önüne seriyor. Aynı şekilde, kanun teklifi, TSK'de üstsubay olarak görev yapan ancak görev ve makam tazminatı hakkı verilmediği için bugün açlık sınırı altında maaş alan emekli binbaşılarımızın ihtiyaçlarını gideremiyor. Üstelik bu teklif, Millî Savunma Bakanlığı bünyesinde çalışan sivil memurların 926 sayılı Kanun'da yer alan tazminat hakkından yararlanmalarını sağlayacak düzenlemeleri de maalesef içermiyor.

Değerli milletvekilleri, yirmi yıllık AK PARTİ iktidarı süresince ülkenin dört bir yanında doğal yaşam alanları ranta ve talana açılarak bir grup yandaşa peşkeş çekildi ve doğal yaşam alanlarının üzerindeki geri dönüşü olmayan büyük bir tahribat yaratıldı; doğasını, toprağını savunan yaşam hakkı savunucuları ise hedef gösterilerek düşman ilan edildi. Bunun son örneğini Erzincan İliç'te on iki yıldır faaliyette olan ve etrafa resmen zehir saçan altın madeni sahasında gördük. Parti heyetimizle birlikte bir ay önce incelemelerde bulunduğumuz ölüm havuzunun yetkililerine seslenerek buranın bir an önce denetim altına alınması, hatta kapatılması gerektiği konusunda çağrıda bulundum. Ancak tüm uyarılarımıza rağmen 21 Haziran günü Çöpler Altın Madeninin siyanürlü solüsyon boruları patlayarak kimyasal sızıntı Fırat Nehri havzasına ve yaşam alanlarına karışmıştır. İlgili Bakanlığın tüm uyarılarımıza rağmen almadığı önlemler, uygulamadığı denetimler sebebiyle suyumuz, toprağımız, halk sağlığı büyük bir tehlike altına girmiştir. Telafisi güç olan faciadan sonra Bakanlığın "Dostlar çarşıda görsün." misali işletmeyi geçici olarak durdurması da bir anlam ifade etmemektedir. Şunu net bir biçimde ortaya koymak gerekiyor: Bu bir fıtrat değil, göz göre göre gelen bir doğa katliamıdır. Gelişen kamuoyu baskısı nedeniyle İliç'teki işletmenin faaliyetlerini geçici olarak durduran Bakanlık, konu gündemden düştükten sonra sessiz sedasız bu maden ocağının işlerine devam etmesine, çevreyi zehirlemesine göz yumacaktır. Bunun onlarca örneğini geçtiğimiz yirmi yıl içinde defalarca gördük ancak bu konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz; bu da böyle biline.

Değerli milletvekilleri, konuşmamı bitirirken Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçmişte verdiği bir sözü bir kez daha size hatırlatmak istiyorum: 2004 yılında dönemin Başbakanı Erdoğan'ın verdiği "Pertek Köprüsü'nü yapacağız." sözü aradan tam on sekiz yıl geçmesine rağmen yerine getirilmedi. AKP Hükûmeti yap-işlet-devret modeliyle araç geçiş garantili birçok köprü ve tünel için milyarlarca lira harcadı, bunların maliyetini halka fatura ederek bölgemizde yıllardır yaşanan ağır bir mağduriyeti görmezden gelmeye devam ediyor. Emin olun ki buradan geçecek araç sayısı döviz garantisi verdiğiniz Çanakkale Köprüsü'nden geçen araç sayısından daha fazla olacaktır. Her zaman dediğimiz gibi 5'li çeteye, yandaşa para var ancak halkın mağduriyetini ortadan kaldıracak, yurttaşın ihtiyacını karşılayacak Pertek Köprüsü'ne yok. Ülkemizin genelinde olduğu gibi ilimizde de birçok sorun var ancak çözüm yaratacak bir irade yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.

POLAT ŞAROĞLU (Devamla) - Neyse ki gidiyorsunuz. Ağır bir enkaz bıraktınız ancak büyük değişime, halkın iktidarına az kaldı. Hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği, ekonomik refahın sağlandığı, şiddet iklimi yerine barışın ve huzurun hâkim kılındığı aydınlık bir düzeni Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında kuracağız.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)