| Konu: | Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 4 |
| Tarih: | 06.10.2022 |
TUFAN KÖSE (Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
27'nci Dönemin son yasama yılındayız, 6'ncı ve son yasama yılındayız; açlık var, yoksulluk var. Hakikaten bizim yakıcı sorunlarımız; gelir adaleti çok bozulmuş, cezaevlerinde hak ihlalleri var, insan hakları ihlalleri var, intiharlar var, birçok olay var ama maalesef Meclisimiz son yasama yılını talihsizliğe bakın ki bir sansür kanunuyla açıyor. Birçok iddia var, sadece bize benzeyen insanların ya da gazetecilerin iddiası değil, ideolojik olarak bakmayan, hakikaten ortadan konuşan insanların iddiaları; bu teklif yasalaşırsa tutuklu gazetecilerin sayısının çok artacağı söyleniyor, ben de öyle söylüyorum. Yerel gazetelerin ana yaşam kaynağı olan resmî ilanlar gelirlerinin yüzde 75'inin buharlaşacağı ve yerel gazetelerin yaşama şansının çok azalacağı, matbaaların kapanacağı ve matbaa çalışanlarının işsiz kalacağı söyleniyor, ben de böyle söylüyorum, doğru söylüyorlar. "Bağımsız televizyon ve radyoların üzerinde bir adaletsiz kılıç gibi gezinen RTÜK'ün yerine şimdi dijital mecralar ve yazılı basının üzerinde de gaddarca ve adaletsizce davranacak bir kurum daha yaratılıyor." deniyor. "Basın İlan Kurumu" adı. Ben de böyle söylüyorum. Gerçekten Basın İlan Kurumu da şu andaki RTÜK'ün pozisyonuna düşecek. Tabii, değerli arkadaşlarım, bu sadece basın için mi sansür uygulayan bir kanun yani yalnızca basın mı bundan etkilenecek? Elbette ki değil, bu sadece basını değil sıradan vatandaşları da susturmaya dönük çok ağır bir sansür kanunu. Teklifin resmi adı: "Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi" İktidar buna "dezenformasyonla mücadele kanunu" diyor, "İfade özgürlüğünü garanti altına alacağız." diyor, espri yapar gibi yani komiklik yapar gibi, "Hapis cezasını yalan habere getiriyoruz." diyor. Bizim Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan geçen konuşmasında çok güzel bir şey söyledi, o da şöyle diyor: "Bu dezenformasyonla mücadele değil, enformasyonu engelleme kanunu." Bülent Tezcan çok da doğru söylüyor. Gazetecilik örgütleri de net olarak "sansür kanunu" diyor. Önce, iktidarın iddiasından başlayalım. Dezenformasyon yani doğruluğu kanıtlanmamış bilgi için hapis cezalarına hükmedileceğini iddia ediyorlar, doğruluğu kanıtlanmamış. Neyin dezenformasyon olduğuna kim karar verecek? Birçok konuşmacı söyledi, hakikaten belli değil. Yani bence, bir kurul olacaksa, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan mutlaka olmalı çünkü çok adaletli davranıyor; bir partinin Genel Başkanlığı şapkası var, diğer şapkası Cumhurbaşkanlığı. Fahrettin Altun mutlaka olur, belki, Mahir Ünal da buradaydı, o da olsun bu şeyde. Değerli arkadaşlar, yarın iktidar değiştiğinde de böyle bir kurul oluşacaktır, bunu da göz ardı etmemenizi buradan diliyorum, değişince mutlaka yeni ekip gelecektir. Yanlış bilgi olduğu kanıtlanmış haberler için ceza verilecek mi? Çok konuşuldu ama bakın "Faiz sebep, enflasyon sonuç." deniyor, faizler çok düştü, yüzde 12'lere indi ama enflasyon hâlâ durduğu yerde, "Yüzde 180'lerde." deniyor enflasyon için. Biz bu durumda Cumhurbaşkanına ceza verecek miyiz?
Değerli arkadaşlarım, ben, tabii, vatandaşlara da seslenmek istiyorum: Az evvel söyledim, bu yasa yalnızca basına dönük çıkartılmış bir sansür yasası değil, vatandaşlara yönelik de çıkartılan bir sansür yasası. Örneğin bir vatandaşımız çıksa "Bu sene yağışlar az oldu, barajlar dolmadı. Elektrik kesintileri artacak." dese, yarın, Allah saklasın, bir savcı bunun hakkında dava açıp hapishaneye gönderebilir. Adalet Bakanına da buradan -burada yok ama- seslenmek istiyorum: Daha çok cezaevi yapsın bu yasa eğer buradan geçerse, daha çok cezaevine ihtiyacı olacak bu memleketin. Yine, benzer şekilde "Kuraklık oldu, buğday fiyatları artacak. Buğday üretimi azaldı, ekmek fiyatları artacak." dese bir vatandaş cezaevi yolu ona da görünüyor arkadaşlar. Sevgili yurttaşlarım, bu kanun sadece basına dönük bir kanun değil, bu, doğrudan vatandaşı da susturmaya dönük bir kanun.
Peki, memleketin birçok çözülmesi gereken yakıcı sorunu varken böyle bir teklife niye ihtiyaç duyuyor iktidar? Eğitimde, adalette, gelir dağılımında çok çok büyük sorunlarımız var. Bakın, antidepresan kullanımı dünyada en çok olan ülkelerden biri hâline gelmişiz. Uyuşturucu kullanımı ilkokullara kadar inmiş, bizim bunlarla mücadele etmemiz, bunlara dönük yasal düzenlemeler yapmamız gerekirken 27'nci Dönemin son yasama yılı olan altıncı döneminde bir sansür kanununa başlıyoruz. Tabii, sebepleri var, memleket, tarihinin en kritik, bir iktidar açısından ölüm kalım, varlık yokluk meselesine dönüşmüş bir seçime gidiyor. İktidar bu seçimde, vatandaşların ağzını açarken bin kere düşünmesini, söyleyeceğimiz sözlerin nelere mal olacağını iyi hesap edelim istiyor yani sonunda cezaevine gitmek de var ki bunun anlamı mahpushane.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayınız sözlerinizi.
TUFAN KÖSE (Devamla) - Teşekkür ediyorum.
Korkalım, susalım; bilinçli vatandaş değil uyumlu birer seçmen olalım istiyor iktidar. Uyumlu birer seçmen olalım ki bu adaletsiz ve zalim düzenleri bir süre daha devam edebilsin.
Buradan yurttaşlarımıza söz veriyoruz, erken ya da zamanında yapılacak ilk seçimde bu adaletsiz ve zalim düzene son vereceğiz.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)