GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 24 Kasım Öğretmenler Günü'ne ve öğretmenlerin sorunlarına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:6
Birleşim:25
Tarih:24.11.2022

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sizi ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. Yani siz bana "Biraz kısa kesin." diyorsunuz.

BAŞKAN - Değil, değil, yok; o, herkese.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Efendim, bugün 24 Kasım, meslektaşlarımızın günü, benim günüm; Öğretmenler Günü kutlu olsun. Başöğretmenimiz Atatürk ve ebediyete irtihal etmiş tüm öğretmenlerimizi saygı, rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.

Hain terör örgütlerinin hain saldırılarında en son şehit verdiğimiz Ayşenur Alkan ve Aybüke Yalçın Öğretmenlerim nezdinde, bütün terör saldırılarında şehit olan öğretmenlerimizi de rahmet, minnet ve şükranla milletçe anıyoruz.

Tüm zorluklara, zor ekonomik şartlara rağmen gösterdikleri insanüstü gayret için, çocuklarımızı, gençlerimizi, geleceğe hazırlama konusunda hiçbir fedakârlığı esirgemedikleri için ücretli, sözleşmeli ya da kadrolu çalışan bütün öğretmenlerimizin önünde saygıyla eğilmeyi bir borç biliyorum.

Zor koşullarda geçinen emekli öğretmenlerimiz var; emekli öğretmenlerimizi saygıyla yâd ediyorum, onlara sağlık, sıhhat ve mutluluklar diliyorum. Atanamayan -atanmayan- öğretmenlerimiz var, 700 bini buldu sayıları. Onlara, maalesef -şimdilik- sadece "Sabredin, beş ay kaldı." demekten başka da elimden bir şey gelmiyor.

Sayın Başkan, eğitimin sorunları çok, öğretmenin sorunları ondan daha çok. Bugünkü grup önerimizle Ankara Milletvekilimiz Yıldırım Kaya öğretmenlerin sorunlarını ve çözüm önerilerimizi zaten konuşacak, buna girmek istemiyorum ama Sayın Cumhurbaşkanının bugün, galiba, saraya sembolik olarak bir grup öğretmeni davet ettiğini duydum. Sayın Cumhurbaşkanına şunu hatırlatmak isterim: Türkiye'nin bir ilinden gelen saygıdeğer öğretmenimiz, AŞTİ'de otobüsten indikten sonra Beştepe'ye gitmek için tutacağı taksiye vereceği parayı da kara kara düşünüyor Sayın Başkan.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Başkan, bugün, açlık sınırı 7.400 lira, yoksulluk sınırı 24 bin lira. Yani bu elimdeki bir öğretmen bordrosudur, otuz iki yıllık bir öğretmenden bahsediyoruz ve otuz iki yıllık öğretmenimize devletin reva gördüğü maaş 10.800 lira. Bu, Allah'tan revaysa mesele yok, bunu kabul edilebilirlik sınırları içinde görüyorsak mesele yok ama hakikaten yazıktır, hakikaten günahtır. Bizleri buralara taşıyan, insanları yetiştiren öğretmenlerimize bu reva değildir.

Hâkimler, savcılar benim için kıymetlidir, adalet dağıttıkları için saygıdeğer bir meslek grubundadırlar ama Sayın Başkan, hâkim, savcı adalet dağıtıyor adaletsizlikler noktasında vesaire, tamam.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Adalet duygusunu insanlarımıza, bizlere öğreten öğretmenlerimizdir ve dağıtana verdiğimiz parayı öğretene de vermek zorundayız Sayın Başkanım; bu kadar basit, bu kadar basit bir yaklaşım.

Ben öğretmenlerimizden -uzun süredir Parlamentoda olan biri olarak- yirmi yıldır Parlamentonun öğretmenlerimizin sorunlarına duyarsız kalmasından dolayı bana düşen bir kusur varsa özür diliyorum. Öğretmenlerin maaşı ile daha önce aldıkları maaşı arasında "İşte, önceki maaşla şu kadar altın alıyordu, şimdi bu kadar." diye bir mukayeseye bile girmiyoruz artık. Öğretmenler sefalet ücretinin altında Sayın Başkanım.

Yollarda görüyorsunuz, lüks okullar var, özel okullar, güzel camlı, güzel pencereli, çerçeveli, kapılı, girişlerinde böyle taklar var. A, ne güzel, özel okul; ne güzel yapmışlar, bahçesi de çok güzel. Bak, spor tesisi de var, arkasında çocuklar doğayla, yeşille ve çevreyle daha iç içe olsun diye alan kurulmuş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Başkanım, dıştan bu kadar güzel görünen bir okulda öğretmen asgari ücretin altında yani 5.500 lira maaşın altında parayla eğitim öğretim hizmeti sürdürüyor. Oturup hepimizin ağlaması lazım.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)