| Konu: | 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 8'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 37 |
| Tarih: | 13.12.2022 |
CHP GRUBU ADINA KADRİ ENİS BERBEROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; bugün 2023 bütçesinin maalesef, ismiyle müsemma olmayan, "İletişim Başkanlığı" diye anılmakla birlikte iletişimden başka her konuya musallat olan, muhatap olduğu medyayla kanlı bıçaklı, baskı kurmaya çalışan, soğuk savaş aktörlerinin bile parmak ısıracağı kadar kara propaganda üreten bir kurumun üzerine söz aldım. Ben de pişmanım aslında bu sözü aldığıma; açık, baştan söyleyeyim çünkü yıllardır kişiye özel yaratılan bu İletişim Başkanlığının icraatlarını genel anlamda, hukuk çerçevesinde, eski mesleğimle alakalı tecrübeler ışığında anlatmaya çalıştım. Misal, muhalif medyaya kesilen haksız, yersiz, hukuksuz cezalar. Misal, aralarında benim de bulunduğum keyfî basın kartı uygulamaları mağduriyetleri. Bunlara -defalarca anlatmama rağmen- gördüğüm kadarıyla, sessiz kalarak bu suçlara âdeta onay verdiniz, ortak oldunuz. Bu sefer, artık bu son veda bütçesinde başka bir konuya değinmek istiyorum; İletişim Başkanının, küçük başkanın icraatlarını anlatmayı deneyeceğim. Bakalım, bu sefer ilginizi çekebilecek miyim.
Önce görev tarifiyle başlayalım küçük başkanın. İletişim Başkanlığı bu ülkedeki Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin tanıtımını amaçlar; burada hiçbir problem yok. Yani Cumhurbaşkanının ve Kabinesinin icraatlarını, fikirlerini hiçbir ayrım gözetmeden Türkiye'nin 85 milyonuna anlatmakla mükelleftir, aydınlatmakla mükelleftir. Peki, böyle mi yapıyor? Matbuatın yarısı yasaklı. Özellikle, benim okuduğum gazetelerin, izlediğim televizyon kanallarının Cumhurbaşkanına -bırakın izlemeyi- soru sorma hakkı yok. E, bu nasıl iletişim? (CHP sıralarından alkışlar)
İkinci bir husus: Aynı şekilde, aynı İletişim Başkanlığının Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanının yönetimiyle mutabık olmayan, eleştiren insanların, yazan, çizenlerin görüşlerini de Cumhurbaşkanına -çünkü hepimizin Cumhurbaşkanı- iletmesi gerekiyor. Peki, böyle mi yapıyor? Hayır, bunu da yapmıyor; kendi çalıyor, kendi oynuyor, propaganda yapıyor.
Hadi, buraları geçtik, gelelim mesleki ehliyetine. Yani ne diyeyim, ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. (CHP sıralarından alkışlar) Küçük başkanın tıpkı ağabeyi gibi konuşması çok süslü, belagati kuvvetli ama icraata gelince bir felaket. Bakın, bir örnekle geçeceğim çünkü malum, süre sınırlı. Elimde tuttuğum dokuz haftadır çıkan Dezenformasyon Bülteni. Çok üstüne vazifeymiş gibi bu memlekette ne kadar çok yalan yanlış haber var, aslında Dezenformasyon Yasası -"sansür yasası" diyoruz tabii biz ona- ne kadar gerekliymiş bunu ispatlamak için dokuz haftadır böyle bir bülten çıkarıyor. Bültene baktığınızda şöyle bir mantık hatası var: Bu ülkede Hükûmeti destekleyen gazetelerin sayısı -herhangi bir gazete bayiliğine gittiğinizde göreceksiniz- ve bu gazetelerin sayfaları muhalif medyanın kat kat üstünde, dolayısıyla çok daha fazla haber veriyorlar. Ekranlar da öyle, Hükûmete destek veren, Cumhurbaşkanına destek veren sürelerle dolu. Peki, bu bültene bakıyorum, "Bu medyadan bir tane yalan yanlış haber var mı?" diye bakıyorum, bulamıyorum, varsa Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı bu konuda bana yardımcı olsun. Peki, akıl var, mantık var arkadaşlar, Hükûmeti destekleyen medya hiç yalan yanlış, hatalı bir iş yapmamış mı?
VELİ AĞBABA (Malatya) - Doğru yazmıyor, doğru!
KADRİ ENİS BERBEROĞLU (Devamla) - Niye doğru? Katılıyorum size Sayın Ağbaba, şu sebeple doğru: Zaten Hükûmet medyasının tek bir kaynağı var, o da küçük başkan.(CHP sıralarından alkışlar) Sabah kalkıyor, o gazetelere hangi manşetin atılacağını saptıyor, akşam yayına giden sözde habercilere ne anlatacağını, nasıl saçmalayacağını fısıldıyor. Tabii ki o haberlerle ilgili hiçbir sorunu yok ama eğer bu formatın dışına çıkarsanız mukadderdir ki sizin haberler hep yalan olacak çünkü kendi bildiğinden başkasının zaten yayınlanmasına karşı kişilik olarak. (CHP sıralarından alkışlar) Ha, yalnız, -işin şakasını bir yana bırakalım- eğer bu küçük başkan bu yöntemlerle muhalif medya siner, sinmekle kalmaz, kapısında beslenenlere döner zannediyorsa maalesef çok yanılıyor. Bak, baştan söylüyorum, tekrar söylüyorum; çok yanılıyor, avucunu yalar, bu kadar açık. (CHP sıralarından alkışlar)
Son olarak -tabii, her zamanki gibi süremi tam tasarruflu kullanamadım- bakın, kıymetli Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerine gayet içtenlikle sesleniyorum: Bir devlet memurunun, Twitter hesabında "Türkiye devlet görevlisi" yazan bir devlet memurun siyasete ayar vermesi yanlıştır. (CHP sıralarından alkışlar) Örnekleri getirmedim buraya. Genel Başkanımız hakkında, muhalefet milletvekilleri hakkında kullandığı ifadeler kırıcıdır ve bu, Adalet ve Kalkınma Partisinin vesayet hakkındaki haklı bir dolu eleştirisine de aykırıdır. Bakın...
Sayın Başkan, müsaade ederseniz son cümlelerim, selamlama amaçlı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
KADRİ ENİS BERBEROĞLU (Devamla) - Teşekkür ederim Başkanım.
Anadolu'da benim çok sevdiğim, güzel bir laf vardır. Anadolu'da şöyle derler efendim: "Kağnı gölgesinde yürüyenler, o merakta olanlar, gölgelerini kağnıyla karıştırırlar, kağnı gölgesi sanırlarmış." Tek bir tavsiyem var küçük başkana: Kağnı yoldan çıktı, devriliyor, gölge de ortadan kalkıyor, eh, hesap zamanı yaklaşıyor. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
Sabırla dinlediğiniz için teşekkür ederim efendim.