| Konu: | 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 38 |
| Tarih: | 14.12.2022 |
CHP GRUBU ADINA GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin 7'nci maddesinde grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, dokuz gün boyunca bütçe görüşmeleri sırasında, bu tek kişilik hükûmet sisteminin ne kadar çürüdüğüne, kendisinin çürümekle kalmayıp devletin kurumlarına, devletin kurallarına kadar bu çürümüşlüğün ne kadar sirayet ettiğine hep birlikte tanıklık ettik. Bütçe görüşmelerinde, buraya çıkan atanmış memur bakanlar, milletin ödediği vergilerin nasıl ve nereye harcandığının hesabını vermek yerine çıktılar, milletvekillerine ve millete parmak sallayarak had bildirmeye kalktılar. Oysaki bütçe görüşmelerinde milletin vergilerinin her kuruşunun hesabının verilmesi ve bu hesabı verirken de şeffaf bir şekilde millete "Ödediğiniz her vergi güvence altında, gereği gibi harcandı." güvencesinin verilmesi gerekir. Peki, öyle mi oldu? Öyle olmadı. Buraya çıkan atanmış memur bakanlar âdeta millete parmak sallayarak "Siz parayı ödeyeceksiniz. Hesap vermek mi? O da nereden çıkmış? Biz hesabı bir tek kişiye veririz. Millete hesap vermek bu sistemde yok. Biz ancak size had bildiririz." demeye getirdiler.
Değerli arkadaşlar, neden böyle oldu, gücü kimden aldılar? Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminden aldılar çünkü bu sistemde memur bakanları halk seçmiyor, bir kişi atıyor ve atanmış bakanlar da kendisini seçmeyen millete hesap vermeye gerek dahi duymuyorlar. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
Hiç merak etmeyin, az kaldı. Sevgili milletimiz, 85 milyon yurttaşımız; sakın moralinizi bozmayın, umutlarınızı yükseltin; ödediğiniz her kuruşun hesabını bu kürsülerde verecek şeffaf bir iktidarı biz kuracağız. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
Değerli milletvekilleri, son on gündür, vicdanı olan herkesin içini kanatan, gözyaşlarıyla takip ettiği ve olanca insani duygularla şok yaşadığı bir olaya hep birlikte tanıklık etmek zorunda kaldık. 6 yaşındaki bir kız çocuğunun zorla evlendirildiğini ve zorla evlendirildikten sonra, sistematik bir şekilde, yıllarca tecavüze uğradığını maalesef hep birlikte öğrendik. Biz öğrendik ama iktidar yeni öğrenmemiş, iktidar öğreneli iki yıl olmuş. Ancak iki yıldan beri ne Adalet Bakanı ne Aile Bakanı ne de İçişleri Bakanı kılını dahi kıpırdatmamış ve susmuşlar arkadaşlar, her biri susmuşlar. Biz bu rezalet ortaya çıktığı günden beri bu organize kötülüğün ortaklarından bir açıklama bekledik, onurluca istifa bekledik, olmadı, ne saraydan ses çıktı ne de bakanlardan, organize kötülüğün ortağı olan bakanlardan ses çıktı. (CHP sıralarından alkışlar) Bunun üzerine Genel Başkanımızla, hep birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisinden Adalet Bakanlığının önüne gittik ve oradan Sayın Genel Başkanımız "Ey saray hükûmeti, bunu yapanların, buna neden olanların dünyayı başlarına dar etmek için daha ne bekliyorsunuz?" dedi, birdenbire o günlerdir susanlar, iki yıldır örtbas edenler konuşmaya başladı. Başta saray konuştu ama fecaat bir konuşmaydı. "Çocuk" ile "evliliği" aynı cümle içinde kurdu; yetmedi, sistematik tecavüze uğradığı gerçeğini de pas geçti. Arkasından Adalet Bakanı çıktı "randevu" dedi. Ne randevusu? İki yıldır susan senden randevu alacak değiliz. (CHP sıralarından alkışlar) Biz, ancak, gidip millete hesabını vereceğiniz gün sizinle randevulaşırız. Ardından ne oldu? Birdenbire, Adalet Bakanı açıklama yaptıktan, saray konuştuktan sonra, organize kötülüğün beş ay daha sürmesi için mayıs ayına ertelenen duruşmayı Cumhurbaşkanının, Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanının "Duruşma günü öne alınabilir." talimatıyla 30 Ocağa aldılar. Adalet Bakanlığı buna iki yıldır neden sustu, neden illa talimat bekledi? (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, bu da yetmedi; Aile Bakanı tutuklama talep etmiş. Peki, Sayın Aile Bakanı iki yıldır davaya neden müdahil olmadın, iki yıldır neden tutuklama talep etmedin?
Değerli milletvekilleri, bu kürsüye çıkıp diyorsunuz ki: "Çocuklara istismarı, tecavüzü katalog suç hâline getirdik." Evet, katalog suç hâline getirdiniz. Bu, katalog suçtur ve tutuklama gerektirir. İki yıldır tek bir tutuklama yok ve hâlâ tek bir kişi tutuklu değil. (CHP sıralarından alkışlar) Sizlerin vicdanları sızlamıyor mu? Bu sizin çocuğunuz olsaydı susar mıydınız, dünyayı başlarına dar etmez miydiniz değerli milletvekilleri? Ama herkes sustu; İçişleri Bakanı sustu, Adalet Bakanı sustu, Aile Bakanı sustu. Sonra ne oldu? Tek bir kişi konuştu değerli arkadaşlar "6 yaşında zorla evlendirildim, benim hakkımı arayın." diyerek mahkemeye gitti çocuk. "Bana bu sistematik tecavüzü uygulayanlardan gereken hesabı sorun." dedi ama iki yıldır sustunuz. Çocuk susmadı, bir kişi daha susmadı; milletin doğru habere erişmesinin önündeki engelleri kabul etmeyen ve korkmayan, vicdanlı gazeteci Timur Soykan susmadı ve buradan Timur Soykan'a bu rezaleti ortaya çıkardığı için, susmadığı için de teşekkür ediyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, biz de susmayacağız. İki yıl boyunca susanlar bu kürsülere bir daha çıkamayacak hâle gelinceye kadar biz de susmayacağız. Erken yaşta zorla evlendirenlerden, çocuklara sistematik tecavüzü görmezden gelenlerden, bunlardan en ağır hesabın sorulduğu güne kadar biz de susmayacağız. "Aile kavramını koruma" gibi süslü lafları ağızlarında pelesenk edenler "Ama bir kereden bir şey olmaz." deyip "Bu, insanidir." diyenler bu ülkenin, bu milletin sırtından düşünceye kadar biz de susmayacağız. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, devletin işleyişine engel olanları, devletin kurum ve kurullarının önüne takoz koyanları ve yetmedi, 2020 yılında, 15 yaşın altında 117 çocuk doğum yaparken, çocuk dünyaya getirirken görevinin gereğini yapmayarak suçlularla fotoğraf çektirenleri bu ülkenin başından gönderinceye kadar bizler susmayacağız. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, bu olayda organize bir kötülüğe şahitlik ettik. Bu organize kötülük maalesef saraydan başladı, bakanlarla devam etti. Değerli arkadaşlar, madem Aile Bakanı davaya müdahil olabiliyordu, peki, neden iki yıldır müdahil olmadı? Neden sustu? Adalet Bakanı iki yıldır açılmayan davanın hesabını neden sormadı? Evet, bu elimde o küçüğün ilk mahkemeye gittiğindeki ifadesi var, diyor ki: "Beni anneme teslim edin." Bu ne demektir biliyor musunuz arkadaşlar? "Ben tecavüze uğruyorum, gerçekleri söyleyemiyorum, o nedenle 'Beni anneme teslim edin.' diyerek feryadımı duyun." demektir ama duymadılar. Sahte raporlarla takipsizlik kararı verip dosyayı kapattılar ve bu çocuğu tekrar tecavüzcüsüne teslim ettiler. Bu evraklar da bu dosyanın içinde. Adalet Bakanı neden iki yıl boyunca sustu? İki yıl boyunca neden bunlar hakkında bir soruşturma açılmadı? Millî Eğitim Bakanı, bu çocuğun okulda olması gerekiyordu, senin sorumluluğunda, okula gidip gitmediğinin takip edilmesi gerekiyordu; o da sustu. Sağlık Bakanının bu sahte raporu verenler hakkında işlem yapması gerekiyordu ama yapmadı, o da sustu. İşte, bu nedenle organize bir kötülük var; bu organize kötülüğe hep birlikte tanıklık etmenin vicdani muhasebesiyle sizleri baş başa bırakıyorum.
Değerli arkadaşlar, biz susmayacağız; bugün de susmayacağız, yarın da susmayacağız. Bu ülkede çocuklar, kadınlar kendini güvende hissedinceye kadar, sokaklarda, parklarda, okullarda özgürce, korkmadan oyun oynayacak, eylem yapacak; işte o güne kadar bizler susmayacağız.
Hiç merak etmeyin, o günleri biz kuracağız diyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)