GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Tümü münasebetiyle
Yasama Yılı:6
Birleşim:40
Tarih:16.12.2022

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkan. Sizi ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bugün sabaha karşı Diyarbakır'da meydana gelen hain saldırıyı şiddetle ve nefretle kınıyoruz, yaralı kahraman polislerimize acil şifalar diliyoruz. Bütün terör örgütleri bilmelidir ki kahraman polisimizin terörle mücadelesindeki azim ve kararlılığı bu tür kirli, pis, hain saldırılarla asla azaltılamaz; bu, sadece polisimizin göreviyle ilgili bilincini ve mücadele azmini artırır. (CHP, AK PARTİ ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Mahkeme kararlarına uyma zorunluluğundan bahsetti Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı ama Sayın Cumhurbaşkanı da "Ben bu mahkeme kararını tanımıyorum." diyebildi.

Bir hakkı teslim etmeniz lazım, bazen ayıp ediliyor. Biz Togg için emeği geçen herkese teşekkür ettik, bir kere daha altını çizerek ediyoruz ama "Yok, Togg'u istemediniz. Togg, işte..." Buradan ekmek çıkmaz. Evet, Togg, Türkiye için güzel, olumlu bir şeydir; emeği geçen herkesten Allah razı olsun. (CHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Ayrıca, şunu da yapmamanız lazım: Yani, dediniz ya işte "Muhalefet bizi desteklemiyor." Hatta İsmet Paşa'dan örnek verdi Sayın Yılmaz, İnönü "Hükûmetlere yardım etmek lazım." demiş. E, etmedik mi? Terörle mücadelede 6 maddelik kanun teklifi getirdiniz "Ancak böyle çözülür." dediniz, "evet" demedik mi? Ticaret Kanunu 1.572 madde, üç günde çıkmadı mı? Allah'tan korkun! İyiye iyi, kötüye kötü diyeceğiz. Savunma sanayisiyle ilgili o gelişmeleri de dikkatle ve olumlu bir şekilde gözlediğimizi, izlediğimizi burada yüz kere söyledik ya! O konuda emeği geçen herkese de teşekkür ediyorum. Oldu mu? Hah... (CHP sıralarından alkışlar)

Ortada bir adaylık kavgası yok Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, o sizin arzunuz; ortada millî irade hırsızlığına teşebbüs var ama ortada bir 6'lı masa sendromu, 6'lı masa paranoyası genel olarak bütün AK PARTİ'de var görülüyor. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

"Cumhurbaşkanı siyaseti meydanda yapar, efendim, desteği alır; millet ister, neticeyi sandıkta alır." vesair söylediniz; özetle "Neticeyi sandıkta alır." dediniz. İstanbul seçimlerinde neticeyi sandıkta alamayınca yargıya tasallut ederek almaya çalışıp seçimi iptal ettirdiğini de bilmeyen yok. Bunu da söyleyelim. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın İsmet Yılmaz "1930'da, 1940'ta, 1949'da durum çok kötüydü, et alınamıyordu." dedi.

İSMET YILMAZ (Sivas) - 1960, 1970, 1980...

ENGİN ALTAY (Devamla) - Doğru, doğru; yalan söylemedi, yanlış söylemedi, doğru söyledi. Ama yani 1930 dediğiniz yıl Türkiye... Bu genç cumhuriyet 1923'te kurulduğunda, 14 numara lamba camı yapamayan bir Türkiye'den bugünlere geldik. Bugün İYİ Parti Grup Başkanı sizden önce yapılan köprüleri gösterdi; sizden önce yapılan ve sizin sattıklarınızı ruloyla arkadaşlarımız buraya doğru serdi. (CHP sıralarından alkışlar) Didişmek istemiyoruz ama hamasetle, muhalefetin ve milletin feryadını engelleyemezsiniz.

Şimdi konuşmama geçiyorum, buraya kadarki kısmı sataşmalara cevaptı.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Sizinki kürsüden masaya, bizimki Edirne'den Kars'a...

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Ama biz dinledik Muhammet Bey, biz dinledik.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Biz ağzımızı açmadık.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; devlet, yasama, yürütme ve yargı demektir. Bu üçü varsa, bu üçü birbirinden bağımsızsa orta yerde bir devlet vardır. Hükûmet edenler kendilerini devlet zanneder ise devlette çürüme başlar ve devlet, önce ahlakı, sonra liyakati, sonra da adaleti kaybeder. Ahlaktan, liyakatten ve adaletten mahrum bir devlet, devlet sayılmaz, devlet sayılmaz. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Değerli milletvekilleri, bu kadim devletimizi korumak, şan ve şerefini yüceltmek hepimizin en temel ve ortak görevidir. Devleti korumanın yolu da devleti bunlardan mahrum etmemektir. İnsanı bir devlet gibi düşünürsek sistemlerimiz var; solunum sistemimiz, dolaşım sistemimiz, sindirim sistemimiz, sinir sistemimiz. Bunlar arıza yapınca ölüyoruz. Solunum sistemini yargı olarak düşünelim, dolaşım sistemini yasama olarak düşünelim, sindirim sistemini yürütme olarak düşünelim ve sinir sistemini de dördüncü kuvvet olarak, medya olarak düşünelim ama Türkiye Cumhuriyeti devleti, geldiğimiz bu noktada, vallahi, bir çoklu organ yetmezliğiyle karşı karşıya. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Peygamber Efendimiz -hani ahlak, adalet, liyakat diyoruz- ne güzel söylemiş "İş ehli olmayana tevdi edildiği zaman kıyameti bekle." demiş. Liyakate yaptığı vurguya bakın. Mevlâna Celâlettin Rûmi hazretleri -yarın akşam şebiarus- bakın, o da adalet için çok kısa bir şey söylemiş: "Adalet nedir? Bir şeyi layık olduğu yere koymak. Zulüm nedir? Layık olmadığı yere koymak." Bu kadar, bu kadar. (CHP sıralarından alkışlar) Yani bu mealen şudur, Demirel'den de bir alıntı yapalım İlhan ağabey de buradayken: "Terzi dükkânında yemek pişirilmez." Sizin tam olarak yaptığınız budur. Ve Büyük Atatürk de ahlakla ilgili bir şey söylemiş. "Bir millette, özellikle bir milletin işbaşında bulunan yöneticilerinde özel istek ve çıkar duygusu vatanın yüce görevlerinin gerektirdiği duygulardan üstün olursa memleketin yıkılıp kaybolması kaçınılmaz bir sondur." demiş, bunu da Gazi Mustafa Kemal söylemiş. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, bütçe bitiyor. Yürütme bu bütçe boyunca ne yaptı? Bazı -çoğu değil- birkaç atanmış sayın bakan seçilmişlere parmak salladı, hadsiz hakaretlerde, küstah ifadelerde bulundular; onları Genel Kurulun, siz sayın milletvekillerinin vicdan ve takdirine havale ediyorum. Bazı bakanlar da Parlamentoya, dolayısıyla yüce milletimize gayet saygılı, gayet nazik bir tutum takındılar; onlara da teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, AK PARTİ ne yaptı bu bütçede? 6 şey söylediniz: "Hedef, vizyon" dediniz, "eski Türkiye, yeni Türkiye" dediniz, "Eser ve hizmet siyasetinde yarışalım." dediniz, "yerlilik, millîlik" dilinize pelesenk olmuş, "vesayet" dediniz ve hamaset yaptınız.

Hedeften başlayalım. "Hedef 2023" 2011'deki hedefinizdi, tutmayınca şimdi "2050 Vizyonu" diye konuşuyorsunuz. "Dünya ekonomisinde ilk 10" dediniz, 23'teyiz. "Millî gelir 2 trilyon" dediniz, 714 milyardayız. "Kişi başı gelir 25 bin dolar" dediniz, 8 bin dolardayız. "İhracat 500 milyar dolar" dediniz, 242 milyardayız. İşsizliği yüzde 5 hedeflediniz, yüzde 10. "Enflasyon tek haneli" dediniz, gıda enflasyonu yüzde 150. 2023 olmadı, 2050 verelim mi! Devam etsinler hedef diye! (CHP sıralarından alkışlar)

"Eski Türkiye, yeni Türkiye..." Bir kere, eski Türkiye, yeni Türkiye yok; bir tane Türkiye var, onun adı da Türkiye Cumhuriyeti ve Gazi Mustafa Kemal'in Türkiyesi. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar) Ama eski Türkiye'yi mukayese edelim. Mesela, 12 Cumhurbaşkanımızın hiçbiri mal varlığıyla tehdit edilmedi eski Türkiye'de ve eski Türkiye'de hiçbir devlet yetkilisi devletin en mahremine, kozmik odaya FETÖ terör örgütünü sokmadı, kozmik odayı terör örgütüne teslim etmedi. (CHP sıralarından alkışlar) Eski Türkiye'de hiçbir devlet yetkilisi Türkiye'de işlenen vahşi bir cinayetin soruşturmasını kapatmadı, üstelik dosyayı da Cumhurbaşkanımızca "katil" ilan edilenlere göndermedi. (CHP sıralarından alkışlar) Ve eski Türkiye'de 34 askerimizi İdlib'de şehit edenlerin kapısına gidilip orada dakikalarca beklenilmedi. (CHP sıralarından alkışlar) Ve eski Türkiye'de uyuşturucu kullanım yaşı 11 değildi, şimdi sizin "yeni Türkiye" dediğiniz Türkiye'de bu böyle. (CHP sıralarından alkışlar) Ve eski Türkiye'de Bakanlar tarafından devletin memuruna, devletin çalışanına "fakir fukara" denilmedi; ayıptır, ayıp! (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Eser siyaseti sizinle hiç yarışamayacağımız bir iştir ama... Biz sizinle, eser siyaseti falan, yarışamayız arkadaşlar; sizin eserleriniz ortada ya! Türkiye'yi gri listeye soktunuz, sizin en büyük eseriniz. (CHP sıralarından alkışlar) Cari açık her gün değişiyor, benim yazdığımda 39 milyar dolarmış. Enflasyon, yüzde 150 gıda enflasyonu sizin eseriniz; neyiyle yarışacağım ben bunun? (CHP sıralarından alkışlar) 4,75'ten aldığınız kuru 18,60 yapmak gibi bir marifeti göstermişsiniz; biz yarışamayız, yapamayız, yarışamayız. Ve Merkez Bankası tarihin hiçbir döneminde eksi 55 milyar dolar rezerv noktasına gelmedi; bu da sizin eseriniz, nasıl yarışacağız? Yarışamayız, istemiyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

"Yerli, millî; yerli, millî..."

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - Bir daha yapar mısınız?

ENGİN ALTAY (Devamla) - "Kurtuluş Savaşı'nı keşke Yunan kazansaydı." diyen bir meczubun hasta yatağının başına gitmek, cenazesine gitmek nasıl bir millîlik anlayışı? Birisi çıksın, bana bunu izah etsin. (CHP sıralarından alkışlar) Şeker Fabrikalarını satıp dışarıdan şeker getirmek, ithal etmek yerlilikse ben öyle yerliliği reddediyorum kardeşim! (CHP sıralarından alkışlar) 50 milyon dolar maliyeti var diye şanlı ordumuzun Tank Palet Fabrikasını Katar ordusuna peşkeş çekmek ne yerliliktir ne de millîliktir! (CHP sıralarından alkışlar)

BURHAN ÇAKIR (Erzincan) - KIZILELMA'dan bahset, KIZILELMA'dan!

ENGİN ALTAY (Devamla) - "15 Temmuz darbe girişiminin finansörü" dediğiniz, "şerefsizler" diye manşet attırdığınız Birleşik Arap Emirlikleri'ne üç beş kuruş için gidip el sıkmak nasıl bir yerlilik, nasıl bir millîlik, bir izaha muhtaç! (CHP sıralarından alkışlar) Türkiye'nin limanlarını kırk dokuz yıllığına yabancılara peşkeş çekmek ne yerliliktir ne millîliktir! (CHP sıralarından alkışlar)

"Vesayet..." Şikâyetçisiniz: "Vesayet, vesayet, vesayet!" Evet, maalesef, Türkiye'de geçmişte hükûmetlerin üzerinde farklı vesayet odakları oldu; oldu, olmasa iyiydi. Şimdi durum daha vahim! Ben bir iki vesayet örneği vereyim. Şimdi yürütmenin hem yargı hem yasama üzerinde vesayeti var yahu; bu, daha kötüdür, daha kötüdür! (CHP sıralarından alkışlar) Eskiden yasamaya vesayet yoktu. Evet, şurada, tam şurada, askerler geldi üniformalarıyla, Cumhurbaşkanı seçtirmeye kalktılar; reddediyoruz, şiddetle reddediyoruz! Askerin yeri bellidir, kışlasıdır; bir tek 30 Ağustosta çıkar sokağa, bir de savaşa çıkar! (CHP sıralarından alkışlar) Ama şimdi ne oluyor? Meclisteki vesayete basit, kısa bir örnek: Ya, kanunlara uymak önce Hükûmetin işi. 2022'de borçlanılmış, yasal dayanaktan yoksun; şimdi, dün Komisyonda 1 Ocak 2022'den geçerli kanun getirdiniz ya! Meclis sizin emir eriniz mi? Hükûmetin Meclisin onayını almadan bir parayı harcamayacağı Anayasa'da, kanunda yazarken Meclisten onay almadan o parayı nasıl harcarsınız ya, nasıl harcarsınız! (CHP sıralarından alkışlar)

Yürütmenin üzerindeki vesayetten 4 örnek: Ekrem İmamoğlu kararı, Rahip Brunson kararı, Cemal Kaşıkçı dosyasının iadesi; Sezgin Baran Korkmaz'ın tepeden tırnağa bir devlet operasyonuyla, iki mahkeme kararıyla, attâ, yurt dışına postalanması! Bunlar yargıya vesayetin en son ve somut örnekleri. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Altay, üç dakika vermiştim.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Kaç?

BAŞKAN - Artı üç vermiştim.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Hadi, son olsun.

BAŞKAN - Verdim. Zaman çabuk geçiyor...

ENGİN ALTAY (Devamla) - Son Başkanım, selamlama.

BAŞKAN - Buyurun.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Bir "ahmaklık" tartışması gidiyor. Ahmaklık, asıl ahmaklık, rüşvetçi büyükelçi atamak, devletin itibarını yerle bir etmektir. (CHP sıralarından alkışlar) Asıl ahmaklık, 5 yaşındaki çocuğu, çocukları sabahın köründe, zifirî karanlıkta yollara düşürmektir. Neymiş? "Elektrik tasarrufu..." (CHP sıralarından alkışlar) Asıl ahmaklık, Türkiye'yi döviz krizine sokup "kur korumalı mevduat" adı altında 200 milyar TL'yi fakirden alıp zengine vermektir. (CHP sıralarından alkışlar) Asıl ahmaklık, uydurma teorileri ispatlamak için Merkez Bankasının kasasını boşaltıp 128 milyar doları arka kapıdan eşe dosta göndermektir. (CHP sıralarından alkışlar) Asıl ahmaklık, Boğaziçi Üniversitesinin öğrencileriyle cebelleşmektir; gençlerden elinizi çekin! (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ALTAY (Devamla) - Sayın Başkanım...

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Sayın Başkan, tamam, çok teşekkür ederim toleransınıza.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Baştan söyle Boğaziçini.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Şunu söylemek mümkün: Siyasette elbette münakaşa ederiz, müzakere ederiz; hükûmetler de elbette hep pembe tablo çizecek, muhalefet de olmayanı, eksiği gediği söyleyecek ama değerli arkadaşlar, ortada bir tablo var; millet fakruzaruret içerisindeyken devlet yetkilileri ve onların yandaşları zevküsefada, bunu görün. Kimi rakamları gösterip de "Türkiye'nin durumu iyi." derseniz millet size iyi söylemez. Milletin aklıyla ve hâliyle daha fazla dalga geçmeyin, bu milletle alay etmeyin. Pazarda çürük domates topluyor insanlar. Tarımda üreten tarladaki köylü şikâyetçi, pazardaki satıcı şikâyetçi, pazarda elindeki filesi boş olan vatandaş şikâyetçi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ALTAY (Devamla) - Dolayısıyla, üreticinin, satıcının ve tüketicinin şikâyetçi olduğu bir bütçeye, bir yönetime bizim kabul oyu vermemiz mümkün değil.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Kaç saat oldu Sayın Başkan?

ENGİN ALTAY (Devamla) - Hükûmeti de bu ahmak politikalardan bir an önce vazgeçmeye çağırıyorum.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Ayıp bir ifade ya!

ENGİN ALTAY (Devamla) - Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Sayın Başkan...

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Evet, Sayın Akbaşoğlu...

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Sayın Başkanım, tartışma uzamasın diye bir tek cümle söylüyorum: Kendi sıfatlarını kimseye yansıtmasınlar; bir. İkinci olarak da asıl ahmaklık, bunların hepsine cevap verildiği hâlde hâlâ anlamamaktır. [AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar; CHP sıralarından alkışlar(!)]

Teşekkür ederim.