| Konu: | Antalya Diplomasi Forumu Vakfı Kanunu Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 45 |
| Tarih: | 04.01.2023 |
KADRİ ENİS BERBEROĞLU (İstanbul) - Değerli Başkan, kıymetli milletvekilleri; efendim, bu Antalya Diplomasi Forumu Vakfı Kanunu Teklifi esas itibarıyla diplomasi üzerine kurulu bir öneri olduğu için oradan başlamak isterim. Diplomasinin en basit tarifi: Anlaşamayan tarafları uzlaştırmak üzerine kurulu bir araç ki maalesef Adalet ve Kalkınma Partisi o konuda her türlü sınavdan kalmış durumda. Bir diğeri, mesela "kamu diplomasisi" adıyla tarif edilen bir işlevi var; o da halkı, idarenin icraatları konusunda aydınlatmak ve ikna çabası. Ee, burada da pek öyle bir faaliyet görmüyoruz. Dolayısıyla hayırlı olsun kanun ama ne işe yarayacağını anlayamadım çünkü tanıtacağı şey sonuç olarak bir ülkede yaşananlardan ibaret. Bu ülkede sadece hukuk alanına baktığımızda, 2022 yılında âdeta seri katiller gibi çalışan bir yargı teşkilatı ve eşit derecede acılı sonuçlanan hukuk davaları ve hukuk cinayetleri gördük. Bir tanesi, hemen aklıma gelen, Gezi davasıdır; 3 defa beraat etmiş insanları başka bir bahaneyle tekrar içeri atmaktır. Bir diğeri, Kobani'de yaşanan hukuksuzlukların devamıdır ama asıl üzerinde durmak istediğim, bir de özellikle İstanbul milletvekili olduğum için, Ekrem İmamoğlu davasıdır. Bakın, ben hapishaneye de kanunsuzluğa da hukuksuzluğa da alışık bir kardeşinizim; bundan dolayı da bu beş sene içinde bir kere bile şikâyet etmedim. Şikâyet etmememin sebebi: Hakikaten Adalet ve Kalkınma Partisinden farklı olarak demokrasinin üç işlevinin birbirinden ayrı olması gerektiğine, yürütme, yargı ve yasamanın birbirinden ayrı olması gerektiğine samimiyetle inanmamdı ama artık o umudu kaybettim hele Ekrem İmamoğlu davasında yapılanları gördükten sonra şuna emin oldum ki İstanbul'u tekrar kazanmaktan başka çaresi olmayan bir partinin her türlü hukuk dışı işleme başvurabileceği konusunda en ufak tereddüt yaşamamak lazım. Bakın, neden bahsettiğimi söylemek için sadece bir örnek vereyim. Biliyorsunuz, birinci derece mahkemeler 3 kişi, 3 hâkimden oluşur, istinaf yani temyiz, ara temyiz diyelim, yine 3 kişiden oluşur. Yani benim bütün bu dava süreçlerinde 6 hâkimle yargılanmam lazım idi. Tahmin edemeyeceğiniz için soru şeklinde formüle etmiyorum, kaç hâkimle yargılandım biliyor musunuz? 18. Benim lehime parmağını kaldıran hâkim değişti. İstinaf cezamı bozdu, aynı gece özel kararnameyle Kemal Kılıçdaroğlu'na ceza vermeyen hâkimler, benim istinaf hâkimlerim özel kararnameyle yılbaşı gecesi değiştirildi. Tanıdık geliyor mu? Gezi davası gibi. Tanıdık geliyor mu? Ekrem İmamoğlu davası gibi. Bakın, bunları şundan anlattım: Umurumda değil, ben niye yattığımı biliyorum, yattığım her günden de mutluyum, tekrar gerekirse tekrar yatarım, bu kadar basit. (CHP sıralarından alkışlar) Hiç kimsenin bu konuda tek bir tereddüde kapılmasını istemem, ne niyetim ne haddim zaten böyle bir şeyi söylemek amma velakin karşınızda konuşma yapıyorum, saygıdeğer milletvekilleri gibi ben de bu Meclisteyim. Anayasa Mahkemesine uymayan bir birinci derece mahkemeye rağmen ve onun hâkimini bakan yardımcısı yapan bir zihniyete rağmen.
O yüzden, ben, burada kendi konuşmamı kesiyorum ve müsaadenizle sözü Ekrem İmamoğlu'na bırakıyorum çünkü bugün eski mesleğimden herhâlde ilham alarak o basın toplantısında söylenen bazı cümleleri şimdi kayyumdan falan bahseden, millet iradesini ayaklar altına almaya çalışan artık hangi siyasi parti üzerine alınırsa onlar için söyleyeceğim: "Ben, vatandaş Ekrem İmamoğlu olarak sokak sokak gezeceğim. Adalet arayışına çıkmış milyonlarca insanla meydanlarda buluşarak gök kubbeyi başınıza yıkacağız. Milletimiz Saraçhane'den yükselen 'adalet' 'hukuk' ve 'demokrasi' sesini duymuş, bu sebeple de bu buluşmalarda bir araya geleceğiz." Bakın, "hak" "hukuk" "adalet" diye bir şeyi herhâlde siz bile duydunuz. Yani Adalet ve Kalkınma...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
KADRİ ENİS BERBEROĞLU (Devamla) - Son bir cümle efendim, müsaadenizle selamlama...
BAŞKAN - Buyurun.
KADRİ ENİS BERBEROĞLU (Devamla) - O, benim içeri girdiğim gün başlayan adalet yürüyüşünün simgesiydi; iki defa iptal ettiniz, birinde yenildiniz, birinde hezimete uğradınız; tekrar hezimete meraklıysanız buyurun gelin, İstanbul'a el koyun. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)