GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır ile Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan'ın dokunulmazlık dosyalarına ve Komisyon Başkanı Yusuf Beyazıt'a, iktidarın muhalefete karşı başarı elde etmek için yargı silahını kullanmasına ve gündem değiştirme çabasına, Anayasa Mahkemesi kararıyla HDP'nin hazine yardımına bloke konulmasına, millî irade gasbına karşı Cumhuriyet Halk Partisinden kimsenin normali beklememesi gerektiğine ve bu yaşananları demokrasinin doğum sancısı olarak gördüğüne ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:6
Birleşim:46
Tarih:05.01.2023

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Zatıalinizi ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Ben genelde bu girizgâhta şöyle derim: "Zatıalinizi ve yüce Genel Kurulu..." Fakat düşünüyorum, Genel Kurul, komisyonlar, maalesef, milletten aldığı yetkiyi bir başka merkeze devretmiş bir hâl içindeler; bunu üzülerek söylüyorum. Şunun için söylüyorum: Bu sabah İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubumuza mensup Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır'la ilgili dosyaları Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu gündeme aldı. Düşündüm, yarım saat düşündüm: Buradan ne murat ediliyor olabilir? Yani Yusuf Beyazıt gece rüyasında mı gördü yoksa İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun son duruşması olan 14 Aralıktan bir gün önce sarayda 13 Aralıkta yapıldığı gibi bir toplantı yapılıp böyle bir talimat mı geldi? Yusuf Beyazıt'a buradan hakaret ediyorum, sataşıyorum: Talimatla görev yapan bir Komisyon Başkanı, Meclisin şan ve şerefini lekelemekten başka hiçbir işe yaramaz. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Yaşananlar neyle izah edilebilir iktidar bakımından? Bu bir tükenmişlik alametidir ve muhalefete karşı iktidarın tek silahının tepesine çöktükleri yargı olduğu çok açık. Bize karşı, muhalefete karşı başarı elde etmek için yargı silahıyla muhalefeti sindirmek, muhalefete bel bağlayanların umudunu kırmak murat ediliyor olabilir ama Erdoğan'ın şunu bilmesi lazım: Milletin gözü açıldı. Millet artık senin hamasetini, vatan millet edebiyatını, din iman edebiyatını yemiyor. Ne yaptığını herkes görüyor; devletin nasıl soyulduğunu da herkes görüyor, zenginin nasıl zenginliğini katlarken fakirin daha çok nasıl fakirleştiğini de herkes görüyor. Bunları tartışırız.

Aslında, buradan bir murat edilen de bize, muhalefete ekonomiyi konuşturmamak, batmış ekonomiyi konuşmak yerine bu tür gündemlerle gündemi oyalamak; enteresan, bu zamanlama da enteresan.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bu 2 fezlekenin gündeme alınması, Ankara'nın meydanında yapılan ve Türkiye'yi ürperten bir cinayetin akabinde -yetkililerden de doğru dürüst bir açıklama yapılmamışken- bunun konuşulmasını engellemek için yapılmış da olabilir ya da seçim kararını alma arifesinde gündemi meşgul etmek için de olabilir ama Erdoğan bilmelidir ki ikisi de Erdoğan'a yaramayacaktır.

Üstüne üstlük bugün bir şey daha oluyor: Meclisin 3'üncü büyük partisi olan HDP'nin, Anayasa Mahkemesi kararıyla hazine yardımına da bloke koyuluyor; hay maşallah!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Mevla'm verdikçe veriyor ama bugünlerde hep bir ucubelik, hep bir garabet, hep bir şüphe, hep bir şaibe veriliyor. Mevla'm bunları yapmaz, yapsa yapsa Erdoğan yapar, yapsa yapsa Erdoğan yapar. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, Erdoğan'ın şunu bilmesi lazım... "İstediğim belediye başkanını alaşağı ederim." Edemeyeceksin Erdoğan, edemeyeceksin! "İstediğim milletvekilini kulağından tutup Meclisten atarım, attırırım." Atamayacaksın, attıramayacaksın! "İstediğim siyasetçiye istediğim kadar ceza verdiririm." Veremeyeceksin, verdiremeyeceksin! Altını çizerek söylüyorum: Millî irade gasbına karşı -gerek İBB bakımından, gerek milletvekillerimiz bakımından- Cumhuriyet Halk Partisinden kimse normali beklemesin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Hiç şüphesiz demokratik, yasal sınırlar içerisinde o gök kubbe o Erdoğan'ın başına ya yıkılacak, ya yıkılacak; bunu da herkes böyle bilsin. (CHP sıralarından alkışlar)

Cumhuriyet Halk Partisi yüz yıllık bir partidir, kendi iktidarını düşünmemiştir ama cumhuriyetin bekasını herkesten ve her şeyden daha çok düşünmüştür. Cumhuriyet Halk Partisi yüz yıllık bir partidir, kendi iktidarını düşünmemiş ama Türkiye'yi demokrasiyle tanıştırmayı, cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmayı her şeyden ve herkesten çok düşünmüştür. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Ben bu yaşananları aslında demokrasimizin doğum sancısı olarak görüyorum. Ve herkes bilsin, buradan ilan ediyorum: Demokrasi hasreti bitiyor, demokrasi vuslatı başlıyor; kutlu olsun, hayırlı olsun.

Hodri meydan! (CHP sıralarından alkışlar)