GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Pençe-Kilit Operasyonu'nda yaralanan ve tedavi gördüğü hastanede vefat eden şehit Piyade Sözleşmeli Er Adem Avunan'a, Cumhurbaşkanının deprem sonrası muhalefetin eleştirilerine tepkisine ve Adıyaman'da yaptığı açıklamaya, Kızılayın ve AFAD'ın yöneticilerine, depremin şiddet ve büyüklüğünden ziyade öncesi ihmal, sonrası beceriksizlikten dolayı daha çok insanın canını kaybettiğine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:6
Birleşim:69
Tarih:07.03.2023

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan, zatıalinizi ve yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce gene hepimizi kahreden, üzücü bir haber aldık. Pençe-Kilit Operasyonu'nda yaralanan ve tedavi gördüğü hastanede vefat eden şehidimiz Piyade Sözleşmeli Er Adem Avunan kardeşimize Allah'tan rahmet diliyorum; kederli ailesine, yakınlarına, sevenlerine, Türk Silahlı Kuvvetlerimize ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum.

Sayın Başkan, bir ay bir gün önce Türkiye, 85 milyon büyük bir acıyla sarsıldı, malum depremi yaşadık. Şüphesiz, kimse bunu istemez; şüphesiz, ne yönetenler ne muhalefet böyle bir şey olsun zaten istemez ama yönetenlerin sorumluluk noktasında işi Cenab-ı Allah'a havale etmelerini de anlamak mümkün değil. Sonuçların yıkıcılığı ve ağırlığı depremin şiddet ve büyüklüğünden değildir. Sonuçların yıkıcılığı ve ağırlığı deprem öncesi ihmal, deprem sonrası maalesef beceriksizliktir; bunu bir siyasi mülahazayla, bir siyasi polemik olsun, buradan bir şey üretelim, alalım diye söyleyen namerttir. Cumhuriyet Halk Partisi böyle konularda, devletiyle güç ve iş birliği, hatta iktidarla güç ve iş birliği yapma konusunda her zaman samimi olmuştur.

Tabii, üzüntümüz şu: Sonra Sayın Cumhurbaşkanının da kabul ettiği gibi, bizim ilk iki günle ilgili, özellikle ilk iki günle ilgili -vatandaşlardan bize gelen, benim de bizzat 2'nci gün oraya gittiğimde- yaşadıklarımızdan, gördüklerimizden kaynaklı feryadımızdır...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bizim feryadımız vatandaşın sesiydi ama Sayın Cumhurbaşkanı bize hakaretamiz laflar ederek bizim gördüğümüz gerçekleri kamuoyuyla paylaşmamızı yadırgadı. Ama enteresan, sonra, devletin valisi gitti, vatandaşa "İlk üç gün gelemedik, özür diliyoruz." dedi. Sayın Cumhurbaşkanı çıktı "İlk günlerde gereğini yapamadık." dedi, helallik istedi. Demek ki neymiş? Muhalefetin sesine ilk baştan kulak vermek lazımmış. Sayın Cumhurbaşkanı, biz söyleyince bize hakaret ettin, sonra Adıyaman'da niye bizim söylediğimizi tekrar ettin? Bu, doğru değil.

Şimdi, ne dedik mesela? "Vinç vardı, operatör yoktu." dedik, "Çadır vardı, kurulamadı." dedik, "Erzak vardı, depoda çürüdü." dedik, "Battaniye vardı ama herkes üşüdü." dedik; bunların hepsi doğru Sayın Başkan.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Nitekim biz orada çadır feryatlarını bağlandığımız televizyonlara söylerken hakikaten öyle çok yoğun bir ihtiyaç var idi; hâlâ bence biraz var. A, aradan belli bir süre geçti, Kızılay çadır satışına başladı. Ya "Kızılay" deyince akla 3 şey gelir Sayın Başkan: Kan stoku, çadır stoku, erzak stoku. Efendim, işte, bunlar şimdi AFAD'ın falan filan... Ya, AFAD'ın da yoktu, 3'üncü gün devlet kendini gösterebildi. "Devlet hiç yoktu." demiyorum Sayın Elitaş, sizin de çok üzgün olduğunuzu biliyorum ama gerçek, Sayın Cumhurbaşkanının da bilahare altını çizdiği ama Cumhuriyet Halk Partisinin ilk gün söylediği gerçek, maalesef bir vebal; dolayısıyla her vebalin bir bedeli var. Ben demedim ki: "Erdoğan istifa etsin." Ama komşumuz Yunanistan'da tren kazası oldu -Allah kimseye, hiçbir ülkeye de bir daha göstermesin- Ulaştırma Bakanı istifa etti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Yani Kızılay çadır kurmada, AFAD çadır kurmada yetersiz kalmış, geç kalmış, sonra Kızılay çadır satmış millet orada titrerken; e, şimdi "Efendim, seçimle geldi." Neyle gelirsen gel kardeşim, o adamın orada oturması abesle iştigaldir. AFAD yöneticileri aynı şekilde. Ben orada dokuz günümü geçirdim, bir ay içinde dokuz günüm orada geçti 3 defa gidip gelmek suretiyle. AFAD, Kızılay dâhil, belediyeler dâhil, gönüllüler dâhil, sivil toplum dâhil, ilk günden bugüne kadar cansiparane çalışan AFAD, Kızılay, belediyeler başta olmak üzere çalışanlarından ve gönüllerinden Allah razı olsun, herkes görevini yaptı; görevini yapmayanlar, Kızılay ve AFAD başta olmak üzere, ilgili bakanlar olmak üzere bu yöneticiler. Yani 50 bini aşkın insan ölmüş, bir valiniz de dedi ki: "Ölü sayısı bu açıklananın 3 katı." Bu da doğru değil, milletten gerçekleri de gizlememek lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Velhasıl, deprem öncesi ihmaller, sonrası beceriksizlik ve izansızlık ve özensizlikten dolayı ölü sayımız depremin vurduğundan fazla olmuştur. Yani depremin şiddet ve büyüklüğünden ziyade öncesi ihmal, sonrası beceriksizlikten dolayı daha çok insanımız canını kaybetti. Ben inanıyorum, ilk gün Türk Silahlı Kuvvetleri, ilk gün madenciler oraya yetiştirilebilseydi bugün, şimdi, ölmüş olan en az 10 bin kişi hayatta olacaktı. Bunun bir bedeli olmamalı mı Sayın Başkan, Sayın Genel Kurul? Aziz milletimizin takdirine arz ediyorum.