GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:6
Birleşim:76
Tarih:21.03.2023

CHP GRUBU ADINA NİHAT YEŞİL (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bugün 21 Mart, Nevruz Bayramı. Tüm insanlığa, ülkemize barış, huzur, kardeşlik getirmesi dileğiyle Nevruz'u kutluyorum.

Ayrıca, değerli halk ozanı Âşık Veysel'in ölüm yıl dönümü, onu da rahmet ve saygıyla anıyorum.

Değerli arkadaşlar, maalesef, ülkemiz afetin -çarpık kentleşmenin, plansızlığın ortaya çıkardığı yıkımın, koordinasyonsuzluğun- verdiği acıyı yaşıyor.

Değerli arkadaşlar, hâlen bundan bir türlü ders çıkaramadık. Biraz önce değerli arkadaşıma, konuşmacı arkadaşıma baksan her şey tamamıyla halledilmiş durumda. Biz, hepimiz, deprem bölgelerine gittiğimizde tanık olduğumuz olayları bizzat canlı yaşadık ve o olayları gördükten sonra bu önergeyi vermiştik. Aramızda çok saygıdeğer bilim insanlarımız var, doktorlarımız var. Bu asbestle ilgili Dünya Sağlık Örgütünün, kanser araştırma örgütlerinin yapmış olduğu tespitte, birinci derece kanserojen madde taşıyan malzeme asbesttir. Bu asbestin olma noktasında, bununla ilgili önlem alınması lazım.

Biz, bölgelere gittiğimiz zaman, illere gittiğimiz zaman, yapılan enkaz çalışmalarında kamyonlarla, kepçelerle gelişigüzel, o adalarda insanların içerisinde yapmış olduğu olumsuzlukları görünce -ve bunda hepimiz acı yani yediğimiz yiyecekten, giydiğimiz giyecekten- her türlü olumsuzluklarla karşı karşıya kaldığımız bir süreci yaşadık, bu sürecin bize getirdiği olumsuzlukları yaşadık. Şimdi, siz, depremin başında, organize ederken plansızlığın... İlk üç gününde insanların gitmediğini Sayın Cumhurbaşkanı kendi ağzıyla söyledi; kendisi özür diledi, halktan kendi şeylerini affetmesini istedi.

AHMET KAYA (Trabzon) - "Affedin." dedi, helallik istedi.

NİHAT YEŞİL (Devamla) - Helallik istedi. Şimdi, bu helalliği her alanda isteme noktasında. Şimdi, dedik ki: Hani, yüz binlerce insanımız yaralı, elli bin civarında insanımız da ölü şeklinde ortaya kondu. Şimdi, bundan sonra insan yaşamı devam ediyor. İnsanın en kutsal hakkı yaşam hakkıdır. Bu yaşam hakkını ortaya koymanın tek yolu da gerçekten sağlıklı bir şekilde kentlerimizi yeniden yapmaktır. Bilim insanının, bilimin, aklın olmadığı, bilimin ortaya çıkardığı değerleri ortaya sunmadığımız sürece biz bu acıları daha çok yaşayacağız.

Arkadaşlar, bilim diyoruz, ders çıkarın diyoruz. İşte yanılıyor, diyor ki... Değerli arkadaşlar, İTÜ bunu anlatıyor; teknik üniversitenin verdiği rapor. Bu raporlar geldiyse kimin elinde? Odalarla, sivil toplum örgütleriyle, mimarlarla, mühendislerle, Türk Tabipleri Birliğiyle, bunları ortak bir anlayışıyla ortaya koyduğumuz zaman biz daha sağlıklı sonuç alıyoruz. Yani biz, sizi eleştirmek veya şey etmek için demiyoruz, insan sağlığına yararlı olmak için bunu söylüyoruz; bu önerilerimizi de bu anlamda getiriyoruz ve bakın, bu araştırma önergesini veriyoruz. Benden önce Halkların Demokratik Partisinden arkadaşlarımız önerge verdi, reddedildi. Ya neyi reddediyorsunuz? Biz gizli saklı herhangi bir şey yapmıyoruz ki. Diyoruz ki: Araştıralım, eğer doğru varsa, bilimsel olarak bir şey ortaya konursa canla, başla biz de sizi destekleyelim, sizin aldığınız o kararın yanında hep beraber olalım yani aklın yolu bir. Biz bu aklı ortaya koyamazsak, biz bu bilimi ortaya koyamazsak, biz bu yaşamı insanlara sunamazsak daha nereden bunları elde edeceğiz değerli arkadaşlar? Ve biz ondan sonra bunları söylediğimiz zaman da "Efendim, bunlar her şeye karşı..."

AHMET KAYA (Trabzon) - Ağzına sağlık Nihat ağabey, ya ne güzel konuşuyorsun.

NİHAT YEŞİL (Devamla) - Biz karşı falan değiliz, tam aksine bizim hepimizin bu insanlarımıza, toplumumuza bir sorumluluğu var. Türkiye Cumhuriyeti Meclisinde bu insanlar ne için bunu yapıyor? Bu duyarlılığı gösteren arkadaşlarımızın hepsi -hiçbirini ayırmaksızın- her arkadaşımız bu duyarlılığı gösterdi. Biz bölgelerimize gittiğimizde insanlar... Allah kimseyi o acıyla baş başa bırakmasın, biz çok büyük acılar yaşadık değerli arkadaşlar hem maddi hem manevi olarak. Bundan sonra da daha sonra... İşte, bir Çernobil olayı çıkmıştı 1986 yılında, bir bakan kalkmıştı, diyordu ki: "İşte bakın, Çernobil'de herhangi bir şey yok." Çay içiyordu milletin karşısında ve sonunda binlerce insanımız... O acıyı hep beraber yıllarca çekiyoruz, hâlen daha çekiyoruz; kanserin girmediği hiçbir alan yok, girmediği hiçbir ev yok. Bu zaman bunun bedelini tabii, önlemsiz ve...

AHMET KAYA (Trabzon) - Karadeniz'de.

NİHAT YEŞİL (Devamla) - Karadeniz Bölgesi'nde olduğu gibi, bırakın Karadeniz'i Türkiye'nin hemen hemen her tarafında bu var değerli arkadaşlar. Biz bunlara karşı bu önergeleri verirken diyoruz ki: Araştırma önergeleri verelim, gerçekten bilimsel olarak yapılacak bir şey varsa biz de sizin yanınızda olalım ve el birliğiyle bunu yapalım. Biz bu zorlukları ancak böyle aşabiliriz, dayanışmayla aşabiliriz, dostlukla aşabiliriz. Ama maalesef muhalefetten kim veriyorsa, ne geliyorsa, doğruyu da söylesek yani en güzel kanunları da getirsek her şeye siz ret kararı veriyorsunuz, olmaz böyle bir şey. Yani siz mademki kendinize bu kadar güveniyorsunuz, gelin -o bilim insanları dediğiniz- sahte raporlarla değil gerçek raporlarla hepimizin karşısında yapalım, hep birlikte bunlara gidip önerilerimizi verelim ve birlikte, sizlerle beraber, bilim insanlarıyla beraber araştıralım. Yani aklın yolu bir; biz, akılla, bilimle, bilinçle bunları yaparsak bunları yenmiş oluruz ve zorlukları da aşmış oluruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

NİHAT YEŞİL (Devamla) - Ama ne garip, şimdi, değerli arkadaşlarım, tüm önergeler muhalefetten geliyorsa, doğru da olsa, bilim de olsa, bilimsel de olsa bunlar reddediliyor. Aramızda doktor arkadaşlarımız var, çok saygıdeğer insanlar var, teknik konuda, bilimsel anlamda bunu araştıracak insanlarımız var; bunu o insanlarımıza sunmak... Ve yediğimiz yiyecekten, içtiğimiz sudan, her türlü alanda -sadece orada yaşayan insanlarımız değil ki- hepimiz etkileniyoruz. O anlamda bu araştırma önergesini vermiştik. Yani bu araştırma önergesi inşallah tüm arkadaşlarımızın oylarıyla kabul edilir ve biz de oraya gittiğimizde, gönül rahatlığıyla insanlara... Ve bunlara ne kadar sağlıklı, huzurlu bir şekilde sahip çıktığımıza tanık oluruz ama AK PARTİ'li arkadaşlarımızın her zaman yaptığı gibi, kimden ne gelirse, muhalefetten ne gelirse mutlaka biz bunu reddederiz ve... O ret konumunda benden önceki önergeyi reddettiler, herhâlde bizim de önergemizi reddetmezler.

Genel kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sağ olun.