GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:6
Birleşim:82
Tarih:30.03.2023

CHP GRUBU ADINA SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

İki Türkiye var arkadaşlar: Bir tarafta seçim dönemi gelince halkın sofrasına lütfeden ama onun dışında, ucu bucağı olmayan bir savruklukla vatandaşın vergilerini savuran şahsım rejimi; diğer tarafta, kıymayı ancak 100 gram alabilen sokaktaki vatandaş var ve iktidar kaşığın ucuyla verince sandığı garantileyeceğini düşünen bir körlük içinde; bu teklif de bu körlüğün bir ürünü.

Üç aydan bu yana ne değişti? Daha yılbaşında en düşük emekli aylığını 5.500 TL yapmadınız mı? O zaman dediniz ki: "Hem geçmişin kayıplarını karşılıyoruz hem satın alma gücünü yükseltiyoruz, emeklilerin makûs talihini güldürüyoruz." Hani enflasyon kontrol altına alınmıştı, hani dar gelirli vatandaşların satın alma gücü yükselmişti? Son üç ayda çarşı pazardaki fiyat artışları ortada. Enflasyonu kontrol altına almadıkça vermiş gibi yaptığınız zamlar ertesi gün pul oluyor, pul! 2008 yılında getirdiğiniz ucube sistemle emeklileri yoksulluğa siz düşürdünüz. Aylık bağlama oranını düşürdünüz, güncelleme katsayısını düşürdünüz, büyümeden pay vermeyi bıraktınız. Ücretli, çalıştıkça daha az emekli maaşı alır oldu sizin yüzünüzden. SGK'nin nimet külfet dengesini bozdunuz, çalışanların yarısından fazlası asgari ücretin altında emekli maaşı alır oldu. İddia ettiğiniz gibi, en düşük emekli aylığı 7.500 TL olmuyor. 7.500 liranın altındaki maaşlar hazine tarafından 7.500 TL'ye tamamlanıyor. Denilebilir ki ha zam yapılmış ha hazine tamamlamış, ne fark eder? Maalesef, kazın ayağı öyle değil arkadaşlar. Burada da ince hesaplanmış bir ayak oyunuyla yüz yüzeyiz. Emeklinin kök ücreti değişmiyor. Temmuzdaki zam değişmeyen kök ücret üzerinde yapılacak, böylece emekli birkaç yıl 7.500 TL'ye mahkûm olacak. En iyi bildiğiniz işi yapıyorsunuz, yoklukta herkesi bir araya getiriyorsunuz. Tüm siyasi hayatınız aldatmaca üzerine. Şu tabloya bakalım: Mevcut aylığı 6 bin TL olan vatandaş 1.500 lira fark alacak, 7 bin TL olan vatandaş 500 TL fark alacak, 7.501 TL ve üzeri ne alacak? Sıfır çekecek arkadaşlar, sıfır. "Tüm emeklilere 2 bin lira artış sağlansın." diye verdiğimiz önergeyi niye reddettiniz?

Öte yandan, emekli aylıklarının 7.500 TL'ye tamamlanması sadece emeklilerin kendileri için geçerli olacak, dul ve yetimler kendi hisseleri oranında fark alacak. Örneğin, ölüm aylığı alan emeklinin eşi 7.500 TL değil 5.625 TL ücret alacak. Biliyoruz, seçim olmasaydı emeklinin semtine bile uğramazdınız. "Seçim kaybetsem de EYT'lilere zırnık yok." diyenler nasıl ki eksik de olsa EYT'yi çıkarmak zorunda kaldıysa aynı korkuyla şimdi emeklinin kapısını çalıyorlar.

Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu'nun gündeme getirdiği, 2018 yılında 1.000 lira olarak ödenmeye başlanan emekli bayram ikramiyesi de bugün geldiğimiz noktada kuşa döndü. 2 bin lira bayram ikramiyesi emeklilere "Çalışmıyorsanız yaşamayın." demektir. Kuşanmışsınız adaletsizliğin kılıcını, kırmadığınız dal yok ama bizim de biz sözümüz var, bu ülkeye bahar gelecek. Kimse 15 Mayısta doğan güneşte karanlıkta kalmayacak.

Değerli milletvekilleri, şu belge 11 Ağustos 2021 tarihinde imzalanan 2021 yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü. Altında TÜRK-İŞ'in ve HAK-İŞ'in yanında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Vedat Bilgin'in de imzası var. Protokol'ün 8'inci maddesinde diyor ki "Kamu kurum ve kuruluşlarında çalıştırılan geçici işçiler için kanuni düzenleme yapılarak daimî işçi kadrolarına geçirilme çalışmaları başlatılacaktır." Üzerinden yirmi aya yakın süre geçti, bu teklif ise âdeta hani "ne yapsam da geçici işçilere kadro vermesem" şeklinde. Geçici işçilere kadro verilmiyor arkadaşlar, bunu net olarak ifade edelim; geçici işçilerin çalışma sürelerinin on bir ay yirmi dokuz güne uzatılması ve sürekli işçi kadrolarındaki boşlukların en çok çalışma süresi olan geçici işçilerle doldurulması düzenleniyor. Kamuda taşeron uygulamasını sonlandırmıştınız. Ne oldu? 100 bini aşan kamuda çalışan taşeron işçisi hâlâ daha istihdam edilmeyi bekliyor, kadro bekliyor.

Değerli arkadaşlar, bir kere, kamuda geçici işçi-taşeron işçi ayıbına son vermemiz gerekiyor. Oysa bu düzenleme kamunun geçici işçi çalıştırma ayıbını devam ettiriyor. Geçici işçiler geçici işçiliği kalıcılaştıran bu düzenlemeyi değil, iş güvenceli kıdem tazminatı hakkına sahip oldukları, bakanın ya da idarenin bir kelimesiyle işsiz kalmadıkları kadrolu bir çalışma düzeni istiyor. İşçi geçim derdini mi düşünsün, çocuklarının okul masrafını mı düşünsün yoksa yarın işten çıkarılacağını mı düşünsün? Ayrıca, il özel idareleri, belediyeler, bunların kurdukları veya üye oldukları mahallî idare birlikleri ile müessese ve işletmelerinde ve belediyelerin bağlı kuruluşlarında çalışan geçici işçiler de bu teklifin içinde yok. Bizi aradıkları gibi iktidar vekilleri olarak sizleri de arıyor bu işçi kardeşlerimiz. "Sözleşmeli değiliz, kamu personeli değiliz, taşeron işçi değiliz, kadrolu değiliz; biz neyiz?" diyen işçi kardeşlerimiz niçin bu kanun teklifiyle kadroya alınmıyor? Verdiğimiz önergeyi niçin reddediyorsunuz? Ayrıca, bu kardeşlerimiz günü dolduğu anda zorunlu emekli ediliyor; özelleştirilen iş yerlerinden 4/C'ye, sonra da 4/B'ye geçen işçiler de zorunlu emekliliğe tabi tutuluyor. Sözümüzdür: Kamu taşeron ve geçici işçi çalıştırmayacak, zorunlu emeklilik olmayacak; çalışma hakkına saygı duyulacak.

Değerli milletvekilleri, 6 Şubat günü ve devamında meydana gelen deprem nedeniyle acımız büyüktür. El birliğiyle, dayanışma içinde yaramızı sarmaya çalışıyoruz; toparlanacağız, halkımızın ferasetiyle ayağa kalkacağız; insanlarımızı yeniden hayata bağlayacağız; şehirlerimizi, evlerimizi yeniden inşa edeceğiz; aklın, bilimin ışığında planlama yapacağız; bilimsel raporlarla, "Geliyorum." diyen felaketlere karşı tedbir alacağız.

Asrın felaketi değil, asrın beceriksizliğiyle maalesef karşı karşıya kaldık, eksiklikler ortaya çıktı. Liyakatsiz kişilerin yönetiminde kurumların ne hâle geldiğini tüm dünya gördü ve hâlâ Türk Silahlı Kuvvetlerinin niçin anında müdahale etmediğini öğrenemedik. Sormak istiyorum: 1999 Gölcük depreminde anında deprem bölgesine intikal eden ve saatler içinde çadırları, sahra hastanesini ve sahra mutfağını kuran, ilk saatlerden itibaren deprem bölgesindeki yaralıları ambulans uçaklarla Ankara'ya taşıyan TSK, Kahramanmaraş merkezli bu depremde neden yardım faaliyetlerine geç müdahil oldu? Bu zafiyetin nedeni nedir? Aynı zamanda, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde bulunan ve her yıl yapılan tatbikatlar ve verilen eğitimlerle sürekli hazır durumda bulunan İnsani Yardım Tugayı neden kullanılmamıştır? Bu birlik hâlâ faal midir yoksa lağvedilmiş midir? Hatay Havalimanı pistinin onarılması için İncirlik Hava Üssü'nde bulunan ve savaş durumunda bombalanan pistleri özel teçhizatlarıyla dört saat içinde tamir etme yeteneğine sahip olan Pist Çabuk Onarım Ekibi neden kullanılmamıştır?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) - Tamamlıyorum Başkanım.

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) - Neden insanlar çaresizlik içinde enkaz altında "Sesimi duyan var mı?" derken bu ülkenin en donanımlı kurumu anında devreye girmemiştir, neden?

Değerli milletvekilleri, düzenlemeyle, afet ve tehlikeli salgınlara karşı başarı gösterenlere madalya verilmesi öngörülüyor. Bence madalyayla ödüllendirilmesi gereken öncelikli kesim insanüstü gayret gösteren maden işçileridir; AFAD ve Kızılayın tüccar yöneticileri değil, emektarlarıdır; görevini layıkıyla yapan sivil toplum kuruluşlarıdır, sendikalardır, gönüllülerdir, tarafsız haber yapan medya çalışanlarıdır, sağlık görevlileridir, hayat kurtaran herkestir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.