| Konu: | KOCAELİ MİLLETVEKİLİ MEHMET HİLAL KAPLAN'IN, ANKARA-İSTANBUL YÜKSEK HIZLI TREN PROJESİ KAPSAMINDA KÖSEKÖY-GEBZE HATTININ TREN ULAŞIMINA KAPATILMASINA İLİŞKİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMASI DOLAYISIYLA |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 64 |
| Tarih: | 09.02.2012 |
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İzmir) - Sayın Başkan, yüce Meclisimizin değerli üyeleri; Sayın Milletvekilinin, Sayın Kaplan'ın gündem dışı konuşmasına cevap vermek üzere söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, ülkemizde demir yollarının cumhuriyetimizin kuruluşunun ilk yirmi yılından sonra ne kadar büyük ihmale, terk edilmişliğe uğradığını bilmeyenimiz yoktur. 1950-2002 yılları demir yollarımızın tarihinde kayıp yıllar olarak kayda geçmiştir. 2002'de AK PARTİ İktidarı olarak göreve geldiğimizde, demir yollarını tekrar devlet politikası hâline getirip "Demir yollarının bu durumu kader değildir. Demir yolları bu ülkenin yükünü taşımalıdır, bu ülke demir yollarının yükünü taşımamalıdır." düşüncesiyle Marmaray Projesi başta olmak üzere birçok yüksek hızlı tren projelerini başlattık. Bugün itibarıyla 3 bin kilometrelik hatta çalışma devam etmektedir.
Bitirilen demir yolu, yüksek hızlı tren uzunluğu 1.076 kilometredir, hâlen Ankara-İstanbul hattının Ankara-Eskişehir kısmı hizmete açılmıştır, Ankara-Konya yüksek hızlı tren hizmete açılmıştır ve bu iki hatta bugüne kadar 6 milyon vatandaşımız seyahat etmiştir konforlu, rahat, huzurlu bir şekilde.
Eskişehir-İstanbul hattında da çalışmalar yoğun bir şekilde devam etmektedir arazinin çok zor olmasına rağmen, 100 kilometrelik güzergâhtan Vezirhan-Köseköy arasında 52 kilometre tünel vardır, yarısı tüneldir. Diğer yandan, bu kesimin son kısmı Köseköy-İstanbul arası da, Gebze arası da çalışmalara başlamak üzere kapatılmıştır.
Hattın neden kapatıldığını Sayın Milletvekilimiz soruyor haklı olarak. Bildiğiniz gibi, İzmit, İstanbul, Sakarya'ya kadar fabrikalar, yoğun şehirleşme nedeniyle yeni bir demir yolu koridoru bulmak âdeta imkânsızdır, bulunabilse bile bunun istimlak maliyetleri yapım maliyetinin en az 3 katı mertebesindedir, o yüzden de teknik elemanlarca, proje müşavirlerince yapılan çalışmalar sonucunda yapılacak yüksek hızlı tren hattının mevcut hat üzerine oturması gerektiği konusunda tam bir mutabakat sağlanmıştır. Bu konular, teknik konulardır. Hattın nereden geçeceği, hangi standartlara sahip olacağı, yapım sırasında ne gibi tedbirler alınacağı konusu tamamen teknik bir konudur. Burada siyasi mülahazalarla karar verme imkânımız yoktur. Ancak hattın yapım süresinde kapatılacağını dikkate alarak alınması gereken tedbirler bizim işimizdir ve bu yönde de gerekli tedbirler hemen alınmış, İstanbul, Sakarya, Kocaeli valilikleri, belediye başkanlıklarıyla gerekli toplantılar yapılarak vatandaşlarımızın, özellikle o bölgede çalışan işçilerimizin, o bölgede okullarda okuyan öğrencilerimizin mağdur olmamaları bakımından yeni kara yolu hatları oluşturulmuştur. Mevcut toplu taşıma araç sayılarına ilaveten 100 adet yeni otobüs, minibüs, sefere konmuş ve günlük 12 bin ilave kapasite oluşturulmuştur. Bunun yıllık tutarı da 5 milyon yolcu demektir. Bu hatta günlük seyahat eden yolcu sayısı da 5 milyondur. Dolayısıyla, taşıma bakımından herhangi bir mağduriyet söz konusu değildir.
İkincisi de taşıma fiyatları da trenle aynı seviyede, hatta bazı hatlarda daha ucuz olarak gerçekleşmektedir. Özellikle D-100 kara yolu, TEM otoyolu ve E-5 gibi ana güzergâhlarda bu çalışma boyunca yani iki yıl süreyle hiçbir yol bakım çalışması yapılmayacaktır rutin bakımlar dışında. Böylece trafik akışkanlığı da sağlanmış olacaktır.
Tabii, demir yollarının eskiden faaliyeti olmadığı için kapanması ile kapanmaması arasında fazla bir şey fark edilmiyordu, demir yolu kapalı olmuş, açık olmuş hiç kimseyi ilgilendirmiyordu değil mi ki şimdi, artık demir yolları gittikçe yapılan çalışmalar nedeniyle milletimizin ilgisini çekmeye başladı. Bu yüzden de tabii, kapatılınca da fark ediliyor ve neden kapatıldığı sorusu gündeme geliyor, bu iyi bir şey, sevindirici bir şey. Demir yollarına artan bu ilginin devam etmesi bizi de demir yollarına daha fazla yatırım yapmaya teşvik ediyor.
Demir yolları Büyük Atatürk'ün dediği gibi refah ve ümran tevlit eder, bir ülkenin kalkınması ve refahı için olmazsa olmaz ulaşım altyapılarının başında gelir. O yüzden de demir yollarını bir millî politika olarak tekrar ele aldık ve yıllardır halkımızın, milletimizin özlemini duyduğu yüksek hızlı tren projesini adım adım hayata geçiriyoruz.
2003-2009 yılları arasında demir yollarına toplam yaptığımız yatırım miktarı 22 katrilyon liradır, devam eden projelerin toplam tutarı 40 katrilyonun üzerindedir. Önümüzdeki dönem içerisinde 2013'ün sonunda Ankara-İstanbul yüksek hızlı treni tamamen bitmiş, sefere girmiş olacaktır.
Ayrıca, 2013'te asrın projesi Marmaray da hizmet vermeye başlayacak, İstanbullulara, günlük 1,5 milyon İstanbulluya iki kıta arasında hizmet verecektir. Ayrıca, Uzak Doğu'dan Batı Avrupa'ya olan güzergâh boyunca da bu hatla tarihi İpek Yolu tekrar hayata geçirilmiş olacaktır.
Diğer yandan, Ankara-Yozgat-Sivas hattında inşaat çalışmaları süratle devam etmektedir.
Diğer bir projemiz de Bursa-Bilecik-Eskişehir-Konya bağlantısını, hatta İstanbul bağlantısını sağlayacak yüksek hızlı demir yolu projesidir. Bursa-Yenişehir etabı ihalesi tamamlanmış, çalışmalar başlama aşamasına gelmiştir.
Bugün daha buraya gelmeden Ankara metrolarının da sözleşmesini imzaladık. Sincan, Batıkent, Çayyolu, Kızılay ve Keçiören, Tandoğan metroları, toplam 44 kilometre iki yılda tamamlanacak ve Ankaralıların toplu taşımayla rahat, konforlu, huzurlu seyahat yapmaları sağlanmış olacaktır.
Bütün bunları yaparken gözden kaçırmadığımız ve önemle üzerinde durduğumuz bir konu da, değerli milletvekilleri, şudur: Sadece demir yolu altyapısını yenilemek, sinyal olmayan hatlara sinyal yapmak, emniyetsiz hemzemin geçitleri kapatmak değil, aynı zamanda yerli demir yolu sanayisini de oluşturmak için gereken adımları yaptık. 2003'te rayını yapamayan, makasını yapamayan, boji tekerlek takımını yapamayan, ray bağlantı elemanları dahi yapamayan bir Türkiye, bugün ray da yapıyor, hızlı trenini de yapıyor, traversini de yapıyor, ray bağlantı elemanlarını da yapıyor, Marmaray araçlarını da yapıyor, İzmir İZBAN Metrosuna tren setleri de yapıyor, İstanbul Belediyesinin metro araçlarını da yapıyor ve şimdi inşallah, Ankara Metrosunun 324 aracını da? İhaleye çıktık, tek şartımız var, yüzde 51 yerli olacak. Bu şu demektir: Artık gövde dâhil demir yolu çeken, çekilen araçlarının tamamı Türkiye'de yapılacak. Böylece, sadece unutulan, ihmal edilen demir yollarını ayağa kaldırmıyoruz aynı zamanda insanımıza iş, aş sağlayacak, ülkemize döviz tasarrufu sağlayacak demir yolu sanayisini de harekete geçirmiş oluyoruz.
Haydarpaşa Garı'yla ilgili Sayın Konuşmacının ifadesine de burada bir açıklama yapma ihtiyacı duydum.
Haydarpaşa Garı bir asırlık, Anadolu'ya açılan, demir yollarımızın sembolü olmuş bir yapıdır, bir tarihî yapımızdır.
Haydarpaşa Garı'nın ortadan kaldırılacağı, artık kullanılmayacağı, başka amaçlara yönelik bir hazırlık içinde olunduğu gibi son zamanlarda kamuoyunda bazı dedikodular, bazı spekülasyonlar yapılmaktadır. İşin aslı şudur: Yapılan Marmaray Projesi'yle birlikte Ankara'dan, Sivas'tan, Konya'dan, Bursa'dan gelen demir yolu hatları Haydarpaşa'da son bulmayıp, denizle kesintiye uğramayıp, Marmaray'la birlikte Üsküdar altından, denizin, boğazın 60 metre altından geçerek Yenikapı'ya, Yedikule'ye, Ayrılıkçeşme'ye doğru devam edecektir. Dolayısıyla Haydarpaşa, tren garı olarak muhafaza edilecek ve etrafı da bir yaşam alanına dönüştürülecektir.
Ayrıca buradan, mevcut hatlardan nostaljik tren seferleri de yapılmaya devam edecektir. Onun için, böyle aslı astarı olmayan spekülasyonlara, dedikodulara kimse itibar etmesin. Çünkü Haydarpaşa, biliyorsunuz ilk yapılırken, 1900'lü yılların başında İstanbul-Bağdat, İstanbul-Hicaz demir yolunun başlangıcını teşkil eden abidedir. Böyle bir abideyi tarihimizin, kültürümüzün bize emanet ettiği, ecdadımızın bize emanet ettiği böyle bir yapıtı ortadan kaldırmaya hiç kimsenin gücü yetmez; hakkı da yoktur, haddi de yoktur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Biz geçmişin izlerini silmek için yarış yapan, Mekke İstasyonu, Bağdat İstasyonu ve Orta Doğu coğrafyasındaki Abdülhamit'in o mükemmel eserlerinden rahatsız olan bir millet değiliz. Onlar bizim gururumuzdur ve dolayısıyla bu eserlere gözümüz gibi bakmak, yaşatmak da en önemli görevlerimiz arasındadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son olarak, sayın konuşmacı 2004 yılı 22 Temmuz da meydana gelen Pamukova tren kazasıyla ilgili bir değerlendirme yaptı. Ben bu konunun detayına girecek değilim. Bu kazayla ilgili her şey söylendi, her şey yazıldı, her türlü yasal ve idari işlemler de yerine getirildi. Kısaca şöyle hafızanızı tazelemek için şunu ifade etmek istiyorum: Kazadan hemen sonra genel müdür görevden alındı ve dokuz ay sekiz gün sonra mahkeme genel müdürü bu olayla ilgili suçsuz bularak göreve iade etti ve yargı süreci devam etti.
İZZET ÇETİN (Ankara) - Suçlu kim?
ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Nihayet, 1 Şubat 2008 günü Sakarya Ağır Ceza Mahkemesi son kararını açıkladı. Bu karar 2 kez Yargıtayda bozuldu. Birinci bozulma tarihi 15 Ekim 2008, ikinci bozulma tarihi 12 Temmuz 2010 ve dolayısıyla o günden bu güne yargı sürecinin seyri de böyledir. Bu kazayla ilgili yapılan bilirkişi raporlarında olsun, kaza yerinde yapılan tespit çok açıktır ve konuda da herkes ittifak hâlindedir. Kaza mahallindeki tanımlı hız 80 kilometredir, o anda ölçülen hız 132 kilometredir. Normal şartlarda bu trenin dray olması fiziken mümkün değildir. Çünkü merkez kaç kuvvet hesabına göre 126 kilometre/saate kadar rayda kalabiliyor, 126 kilometrenin üzerinde artık hiçbir şekilde treni rayda tutma şansı yok. 80 kilometrelik hattan 132 kilometreyle geçerseniz bu kazanın olmamasına imkân yok. Her şeye rağmen, bununla ilgili yargıya yardımcı olmak, her türlü araştırmaya, soruşturmaya yardımcı olmak bakımından bizim tarafımızdan her türlü işlem, her türlü tasarruf vakitlice yerine getirilmiş ama hepimizin şikâyet ettiği yargının ağır işlemesi, kararların gecikmesi; o olay burada da yaşanmıştır. Karar verilmesine rağmen, 2 kez bozulması ve kararın uygulanabilir hâle gelmemesi böyle bir sonucu ortaya çıkarmıştır.
Kısacası, sayın milletvekilleri, kalıcı rahatlık için geçici rahatsızlıklarımız vardır. Bunun için özür diliyoruz. İki sene sonra Ankara'dan İstanbul'a, İzmit'ten Köseköy'e yüksek hızlı trenle seyahat etmek üzere, oradan da Marmaray'la Boğaz'ın altından Asya'dan Avrupa'ya geçmek üzere hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Bakan.