GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 1'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:27
Tarih:09.12.2025

CHP GRUBU ADINA CAVİT ARI (Antalya) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarımız; bugün, Adalet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı bütçesini görüşüyoruz.

Ülkemizde hukukun üstünlüğü ne kadar yüksek olursa dış dünyadaki itibarımız da o kadar yüksek olur. Bugün, ülkede, maalesef, hukukun üstünlüğüyle ve yargının bağımsızlığıyla ilgili sorunlarımız arttığı için, maalesef, gençlerimiz vize randevusu alamıyor, aldıkları randevunun gereği yapılmıyor ve vize verilmiyor. İşte, bu nedenle de son on yılda gençlerimiz ve vatandaşlarımız 511 milyon euro ücret ödemiş ve yanmış durumda. Bunun sebebi de ülkemizdeki hukukun üstünlüğüyle ilgili yaşanan sorunlar.

Değerli arkadaşlar, Sayın Adalet Bakanına seslenmek istiyorum: Birçok davada yaşanan örnekler var ama özellikle Ekrem İmamoğlu dosyalarıyla ilgili birkaç örnek vermek istiyorum. Daha dün görülen davasında 59. Asliye Ceza Mahkemesinde diploma davasındaki hâkim değiştirildi ve Kahramanmaraş'a sürgün edildi ve yine, İstanbul 5. İdare Mahkemesi Başkanı ve üyeleri yazdıkları müzekkerelerin cevaplarını dahi göremeden bölge idare mahkemelerine tayin edildi. Yine, Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi hâkimi 5'inci duruşmasından sonra Samsun'a gönderildi. İstanbul BAM 24. Ceza Dairesi Başkan ve üyeleri karar veremeden diğer dairelere gönderildi. İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesinde kararda beraat isteyen hâkim İstanbul iş mahkemesine gönderildi. Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesinde beraat kararı veren hâkim Kahramanmaraş'a gönderildi. Yani yapmak istediğinizi de milletin gözüne soka soka yapmaya devam ediyorsunuz. Buradan size soruyorum: Siz bağımsız hareket etmek isteyen hâkim mi arıyorsunuz yoksa sizin talimatınıza uygun karar verecek, mahkûmiyet kararı verecek hâkim mi arıyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar) Size soruyorum.

Şimdi, modern hukuk sistemlerinde delilden şüpheliye gidilir ancak bugün görüyoruz ki önce şüpheliler gözaltına alınıyor, hatta tutuklanıyor ve onlardan delil yaratmaya çalışıyorsunuz. İşte, belediyelerimiz üzerine yapılan baskılar ve operasyonlar da bu yöntemle devam etmekte. Örneğin, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanımız Muhittin Böcek haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklu bulunmakta ancak Antalya'daki yürütülen soruşturma ne zaman ki AKP'yle bağlantısı olan ve AKP içinde siyaset yapmış olan kişilere dayandığında o soruşturmanın orada kaldığını gördük. İşte, bu uygulama da tabii ki vicdanları yaralamıştır çünkü yapılan bu işlemlerde AK PARTİ'li ve AK PARTİ'ye yakın kişiler olduğunu herkesin bildiği o kişilere dokunulmaması bu soruşturmalardaki samimiyeti ve tarafsızlığı maalesef ki yok etmiş durumdadır. Bu vesileyle, Büyükşehir Belediye Başkanımız Muhittin Böcek sağlık sorunları yaşamaktadır, 14 ilaçla girdiği cezaevinde şu an 21 ilaç kullanma durumuna gelmiştir, geri dönülmesi mümkün olmayan bir sağlık sorunu yaşıyor. O nedenle, öncelikle tahliyesine, hiç olmazsa ev hapsiyle bu sürecin devam etmesini talep ediyoruz.

Sayın Adalet Bakanına tekrar sesleniyorum, her fırsatta "Ülkemiz bir hukuk devletidir." diyorsunuz; peki, ben size şunu soruyorum: Yargıda tarafsızlığı ve bağımsızlığı nasıl sergiliyorsunuz? Daha yakın tarihte bu Meclis Genel Kurulunda bir oylama yapıldı "İsmail Ergüneş" isimli bir şahsı HSK'ye aday gösterdiniz ancak bu şahıs seçilemedi; e, işsiz mi kalsın, boşta mı kalsın? Tabii ki kalmasın. O zaman ne yaptınız? Gaziosmanpaşa AKP İlçe Başkanı yaptınız. (CHP sıralarından alkışlar) Yahu, daha bir hafta önce bu vatandaş HSK'ye üye yapılacaktı, Gaziosmanpaşa'ya AK PARTİ İlçe Başkanı yaptınız. Böyle mi sağlıyorsunuz tarafsız ve bağımsız yargıyı, soruyorum size? (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Geçmiş dönemde de yine AKP içerisinde il başkanlığı, ilçe başkanlığı, belediye meclis üyeliği yapmış bine yakın kişi bugün kürsüde hâkim, savcı; siz bu yöntemle mi tarafsız yargıyı sağlayacaksınız? İşte bu nedenle size kimse inanmıyor, kimse güvenmiyor ve siz daha üç sene önceye kadar yüzde 85'lerde yargıya güven varken önce yüzde 37'lere, bugün de yüzde 20'lere düşürdünüz çünkü ülkede tarafsız ve bağımsız bir yargı bırakmadınız.

Değerli arkadaşlar, son günlerin en önemli konularından biri de MESEM konusu. Burada çocuklarımız gerçekten kontrolsüz bir şekilde "staj" adı altında denetimsiz bir şekilde çalıştırılmakta. Sanayide, inşaatta, hizmet sektöründe, fabrikada, organize sanayilerde bu çocuklarımız çalışıyor. Geçtiğimiz dönemde 16 çocuğumuzu kaybettik ve bu çocukların hakkını savunmak gerekirken, bu çocuklara sahip çıkmak gerekirken -çıkılmadığı bir tarafa- bu çocuklara sahip çıkan 16 gencimiz tutuklanmış durumda. Yani öldürülen bu çocuklara sahip çıkan çocukların suçu ne, ben soruyorum. Suçları bu çocuklara sahip çıkmaları mı? Ve gerçekten "Bu mu sizin adaletiniz?" diye bir kez daha size buradan soruyorum.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımızla ilgili bir iddianame var, biliyorsunuz, evlere şenlik bir iddianame. Bu iddianamenin gerçekten çok değişik, özel bölümleri var. Onlardan biri daha önce de gündeme geldi, ben de buradan tekrar etmek istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi kurultayında bir pankart asılmış, pankartta 'Özgür Gelecek' yazıyor. Diyor ki iddianame: "'Özgür Gelecek' pankartı açmak suretiyle bunu önceden planladıkları anlaşılıyor. Bu pankart açıldığında hep bir ağızdan 'Güzel günler göreceğiz, güneşli günler.' diyerek ülkede iktidarı devralacaklarını, yönetimi değiştireceklerini ve ülkeye örgütün belirlediği Ekrem İmamoğlu'nu Cumhurbaşkanı yapmayı planladıkları anlaşılıyor." Evet, bu iddianamede belki de tek doğru olan konu burası.

İlk yapılacak seçimde, biz iktidarı, aynı bu iddianamede yazdığı gibi, değiştireceğiz arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) Mevcut yönetimi değiştireceğiz ve Cumhuriyet Halk Partisi adayını Cumhurbaşkanı yapacağız arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) Eğer bu suçsa bütün Cumhuriyet Halk Partililer bu suça ortaktır. Hedefimiz iktidar olmaktır, bu suçu hep birlikte işleyeceğiz ve ilk seçimde iktidar olacağız arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Ve Nazım'ın dediği gibi "Eğer hak haksızlıktan yüce/Sevgi nefretten üstün/Aydınlık karanlıktan güçlüyse/Çaresi yok usta/Biz kazanacağız!" Biz kazanacağız, biz kazanacağız arkadaşlar! (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Son olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına seslenmek istiyorum: Bakın, toplumda milletin sorunlarıyla ilgili hak arayışında milletvekilleri olarak, muhalefet milletvekilleri olarak her zaman halkın yanındayız ve bu süreçte özellikle milletvekillerine yakın mesafeden, yarım metreden, 1 metreden milletvekillerine biber gazı sıkılmakta. Bakın, milletvekillerinin hakkını korumak, hukukunu korumak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının görevidir, Meclis Başkanını bu kötü uygulama ve diğer uygulamalar yönüyle göreve davet ediyorum. Milletin sorunlarını çözmekten uzak olan bu bütçeye de "ret" oyu kullanacağımızı buradan ifade ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)